Merkezi ABD’de bulunan ve 40 yılı aşkın bir süredir 67 ülkede 1 milyonun üzerinde kişiye “liderlik” eğitimi sağlayan “Leadership Management International” (LMI) Türkiye Genel Müdürü Jack Jacob, krizde liderlik hakkında kurumlar için önemli ipuçları verdi.
Haftalardır tüm dünyada ve ülkemizde en önemli gündem konusu ekonomik kriz. Ekonominin gidişatı tarihin sürekli olarak tekrar ettiğini kanıtlıyor. Kriz döneminde liderlerin ve yöneticilerin, kendilerinin ve çalışanların yaşamakta olduğu hayatta kalma sendromunun ve moral düşüklüğünün performans azalmasına yol açmamasını sağlamaları gerekiyor.
LMI Türkiye Genel Müdürü Jack Jacob, kriz dönemi yaşayan bir kuruluşun çalışanlarına yardımcı olacak çeşitli faktörler bulunduğuna işaret etti. Jacob, bunların ancak iyi bir liderlik ile sağlanabileceğine dikkat çekti:
İyi liderlerin ve yöneticilerin kendilerini krizde ispatlayabileceğini vurgulayan Jacob, kriz döneminde liderlerin “beklentilerin kontrol altına tutulmasına yardımcı olabileceğini, kişilerle temasa geçebileceğini ve onlara ilham verebileceğini” belirtti. Jacob, kriz dönemi için şu ipuçlarını sıraladı:
Vizyonunuza/hedeflerinize odaklanın: Piyasaya belirsizlik ve kaygı hakimdir. Bu dönemler, kesinlikle belirli hedeflere sahip olmanız gereken dönemlerdir. Kaygı odaklı kararlar ve eylemlerle olumlu bir sonuç elde etmek mümkün değildir.
Krizi bir yaratıcılık kaynağı olarak değerlendirin: Stres, ekonomik krizlerin kaçınılmaz bir getirisidir. Stres aynı zamanda yenilikçi atılımların ve benzersiz fikirlerin çıkış noktasıdır.
Getirisi yüksek alanlara odaklanın: İş döngülerinin yavaşlaması, getirisi yüksek aktivitelere odaklanabilmek ve iyi fikirler, profesyonel gelişim ve iş değerlendirmesi konularına daha fazla eğilebilmek için daha önce ihtiyaç duyduğunuz zamanı bulmanız açısından önemli bir fırsattır.
Çalışanlarınızın Yardımını Alın: Liderler gemilerini yalnız başlarına yürütemezler, buna kalkışmak büyük bir hatadır. Açık sözlü olunmadığı takdirde, çalışanlar şirketin gidişatı ve sonraki adımların ne olacağına ilişkin bilgilere sahip olmadıklarında kaygıya odaklı çıkarımlarda bulunurlar.
|