Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ekonomi bilimi, ekonominin bilinmezliği

BU kadar deprem uzmanı yerbilimci var, hálá deprem oluyor.

Bu kadar meteoroloji bilgini var, ama bir türlü yeterli yağmur yağmıyor. Bu kadar hekim var, ama hastalıkların kökü kazınamıyor. Bu kadar zayıflama uzmanı var, ama insanlar şişmanlamaya devam ediyor. Bu kadar iktisatçı var, ama iktisadi krizler çıkmaya devam ediyor. Bu kadar futbol uleması var, bizim takım yenilmekten kurtulamıyor. Şaka, şaka...

* * *

Fen bilimleri veya sadece bilim (science), doğada cereyan eden olayları tanımlayan, tasnif eden ve bunların aralarındaki sebep-sonuç ilişkisini saptamaya çalışan bilim insanlarının gözlemlerini, sözel ve sayısal dille kayıt altına almalarıyla oluşan bir bilgi birikimidir. Bilimin temel amacı, dün-bugün tablolarının ilişkilendirilmesinden kalkarak, bugünkü tablodan yarın ne gibi bir sonuç çıkacağını kestirebilmektir. Bilimin pragmatik amacı ise yarını şekillendirebilmektir. Ama istenilen tabloyu elde edebilmek için alet gerekir. Bu amaçla bilim, teknolojiyi doğurur. Teknoloji de doğanın kanunlarından yararlanarak, doğanın güçlerinin hem insana zarar vermesini engelleyecek hem de onlardan yararlanacak aletleri geliştirir.

* * *

Kapitalizm kelimesi, yaklaşık 150 yıl kadar önce filozof Karl Marx (18.18.1883) tarafından uydurulmuştur. Aslında iktisadi hayatın kendisi olan kapitalizm veya "serbest pazar sistemi" insanlık kadar eskidir. Marx’tan yüz yıl kadar önce yaşamış Adam Smith (17.23.1776), "Ahlak Felsefesi" profesörüydü. Onun zamanında "iktisat" (economics) bilim dalı yoktu. Hatta İngilizcede "economy" kelimesinin sonuna "s" konup bir bilim adına benzesin diye "economics" kelimesi bile türetilmemişti. Ama Adam Smith, hayatın içindeki iktisadi faaliyeti gözlemleyerek çok önemli nedensellik ilişkileri tespit etmiş ve adı kısaca "Milletlerin Zenginliği" olan dev eserini yazmıştır. Bu yüzden kendisine "Kapitalizmin Kurucusu" unvanı láyık görülür. Gerçekte kapitalizmi kimse kurmamıştır. Zaten kapitalizm diye düşünülmüş, taşınılmış ve bilinçli bir şekilde tasarlanmış bir sistemin varlığından bile söz edilemez. Ama Rusya’da 70 yıl süreyle uygulanan sosyalizm için böyle bir iddiada bulunulabilinir. O dahi su kaldırır. Sosyalizm bir bakıma "insan yapması" olduğu için çökmüş olabilir. Ustamız Hayek’in tanımıyla "İktisat, insan yapması değildir. Ama içinde insan vardır". (Economics is not man-made; but there is men in it.) Dolayısıyla kapitalizm denilen doğal sistemin çökmesi diye birşey olamaz. Ama kapitalizm de çöküntüler olur. Bu onun doğasından gelir.

* * *

Bir zamanlar ya tam sosyalist, yani tamamen devlet denetiminde olan ya tam kapitalist, yani devletin ekonomiye hiç karışmadığı sistemler kalıcıdır; karma ekonomi ise geçicidir denirdi. Uzun yıllar önce anlaşıldı ki, tek kalıcı sistem meğer "karma ekonomi" imiş. Ancak grinin ne kadar tonu varsa, karma ekonominin de o kadar türü vardır. Olmayan iki şey, mutlak siyah veya mutlak beyaz gibi, saf ’kapitalizm’ veya saf ’sosyalizim’dir.

Son Söz: Denizde dalga, ekonomide dalgalanma bitmez.

X