Ekobi

Sadi ÖZDEMİR
29.08.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 28.08.2006 - 23:44

Vitrin süslemeyle büyüdü, mağaza açtı, 300 milyon YTL’yi buldu

AKYİĞİT Tekstil’in (Collezione) patronu Ekrem Akyiğit, Nuruosmaniye’deki çocukluğunda ve uzun yıllar icra ettiği ’vitrincilikte’ öğrendikleriyle, 230 mağazalık hazır giyim zinciri yarattı. Akyiğit Tekstil, 300 milyon YTL ciro yakaladı./images/100/0x0/55ea9bedf018fbb8f88b29b6

TEKSTİL ve hazır giyim sektörünün sıkıntılı olduğu şu günlerde bu sektörün geleceğine güvenle bakan ve yatırımlarını sürdüren girişimciler dikkat çekiyor. Akyiğit Tekstil Konfeksiyon ve Mağazacılık A.Ş.’nin CEO’su Ekrem Akyiğit, yeniden büyüme stratejisi belirlediklerini söylüyor ve Türkiye’nin en büyük hazır giyim mağaza zincirlerinden biri haline gelen Collezione’nin öyküsünü anlatmaya şöyle anlatıyor: "Elazığ’da doğdum. 5 yaşındayken İstanbul’a geldik. Dedem önce gelmiş, sonra babamı ve aileyi getirmiş. Dedem Sultanhamam’da bir handa odabaşıydı. Babam onun yanında işe başladı. O zamanlar İstanbul sadece Kaleiçi’nden ibaretti. Biz de Kapalıçarşı, Nuruosmaniye civarında oturuyorduk. Çocukluğum orada geçti ve küçük yaşlarda girişimci oldum. 5 yaşında Son Saat Gazetesi’ni dağıtıyordum. Daima etrafında dönen dünyayı anlamaya ve bir yerlere gelmeye çalışan bir yapıdaydım."

HER ŞEYİ ÖĞRENMEYE ÇALIŞTIM: Ekrem Akyiğit, o zamanlar herhangi bir mesleğe koşullanmadığını ama her şeyi öğrenmeye çalıştığını söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Ayakkabıcıda çalıştım, su sattım, gazete dağıttım, seyyar gazoz sattım. Okul sabah 08.00’de başlar öğlen biterdi. Aileden kimse ders sormuyordu. Çünkü, para getiriyorduk eve. Sultanhamam’da öğrendiklerim de asla satın alınamayacak kadar değerliydi."

BABAM ÖLDÜ, ÇAYCI OL DEDİLER: Gençlik çağı başladığında (13 yaşındayken) babası vefat eden Ekrem Akyiğit, "Yaşım 13-14 ve aile bana ’hanın çay ocağını sen işleteceksin’ dedi. Geçtik ocağın başına fakat işin keyfi yok. Gelişmeye müsait değil. Satacağın kahve, çay sayısı belli. Bu iş ruhuma uymadı. Sonra bırakmak ve başka iş yapmak istedim. Teyzem, dayım annemi ikna ettiler" diyor. Bir süre sonra da bir mağazada tezgahtarlık yapan ağabeyinin kendisine iş bulduğunu söyleyen Ekrem Akyiğit, "Ağabeyim, bir vitrincinin eleman aradığını söyledi ve gittim görüştüm. Akşamları, geceleri çalışılıyor, Gündüz iş yok; futbol oynamama da mani yok. (o zamanlar amatör kümede oynuyorum). Vitrinciliği çok sevdim. Çok keyifli, ekonomik getirisi yüksek, sanat, etrafında da genç kızlar oluyor. Bu yüzden bu mesleği 18 sene yaptım zaten."

AYRILIP ŞİRKET KURDUK: Ekrem Akyiğit, bir süre sonra birkaç arkadaşıyla Detay Dekorasyon’u kurduklarını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "En iyi firmalardan biri olduk ama ben askere gittim. Geldiğimde ortaklarım ’Köprünün altından çok sular geçti, istersen maaşla çalış’ dediler. En güvendiğim arkadaşlarımı para için kaybetmiş oldum ama çok iyi bir ders almıştım. Beraber çalışmayı kabul ettim, zaman geçti ve ’Ben ayrılıyorum’ dedim. Hesaplar yaptılar, gördüler ki firmaya en çok para kazandıran ben olmuşum. ’Hadi tekrar ortak olalım’ diye teklif getirdiler. Bu defa da ben ’Köprünün altında çok sular geçti’ dedim. Akademi Dekorasyon’u kurdum. Vitrin mankenleri de yapmaya başladım, marangozhane kurdum. Görsel, sanatsal boyutu geliştirdim. Artık komple ev mağaza dekorasyonu yapıyordum."

Etiketlere üretenin bayrağını koyacağız

EKREM Akyiğit, Collezione olarak son dönemde Türkiye’ye gelen dünya markalarına karşı yurtiçini asla boş bırakmayacaklarını söylüyor ve şöyle konuşuyor: "Çünkü yurtdışında rekabet ettiğinizle kendi vatanınızda da rekabet edebilmelisiniz. Biz sathı müdafaaya ağırlık vereceğiz. Ben ulusal markayım ve burası benim topraklarım. Kendimle ülkemi korumak zorundayım. Yoksa burada ürettiğini yurt dışında da satamam ki. Kış sezonundan itibaren Türkiye’de ürettiğimi ürünlerin etiketine Türk bayrağı koyacağız. Yurtdışından getirdiğimiz ürünlere de hangi ülkeden getiriyorsak o ülkenin bayrağını koyacağız ki tüketici Türkiye’de üretilenleri tercih etmek istiyorsa etsin."

Çok güzel mağaza yapıyorsun kendine de bir tane açsana

EKREM
Akyiğit, mağazaları dekore ederken sık sık kendisine, "Ne kadar güzel mağaza yapıyorsun, bir tane de kendine açsana’ denildiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Önceleri ’bu benim işim değil ki’ diyordum. Sonra ikna oldum. 1987 yılıydı, Bakırköy’de yeraltı çarşısı yapılıyordu. Bütün yollar kazılmış. Meydana yakın ama mağaza olmayan bir bölgede yer buldum. BMW otomobilimi, bir binamı, eşimin ziynetlerini sattım ve yıllık peşin kirayı yatırıp ilk adımı attım. Amacım Centilmen’den (kadın giyim) franchising almaktı. Bu mağazayı açmaya iki gün kala Uomo Bazar’ın sahibi (arkadaşımdı) ’madem bir mağaza açıyorsun gel benim mağazamdan aç’ dedi. Uomo Bazar’ı açtık çok da başarılı olduk. Fakat 1 yıl sonra verilen sözler tutulmayınca, ayrıldım ve 1988 Eylül’ünde kendi mağazamı açtım, 1989’da da Collezione adında karar kıldık. Politikamız; gençlere, çok güzel ve kaliteliyi çok uygun fiyata sunmak oldu. Bizim fiyatları gören ’pahalıcı’ mağazalar ’kaliteli ürünü ucuza satan batar’ demişlerdi. Mağaza açtıkça üretimimiz de artmaya başladı. Krizlerden büyüyerek çıktık. 2001 krizinde bankalar şube kapatmaya başlayınca caddelerde bize boşluklar açılmış oldu. Hava parası kalkmış, dükkan kiraları gerilemişti. Biz de bunu fırsat bilip, hızlı bir büyüme daha yaptık. Şu anda 80’i kendimizin, 150’si franchising 230 mağazamız var. Yurt dışında da 32 satış noktasındayız. Çalışan sayımız 2 bin 150. Grup ciromuz 300 milyon YTL’yi buluyor. Hedefimiz 2011’e geldiğimizde 750 milyon YTL ciro yapıyor olmak."

Benimle anlaşmadan Halkbank’ı satamazlar, esnaf ailesi aç kalır
/images/100/0x0/55ea9bedf018fbb8f88b29b8
TÜRKİYE
Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Başkanı Kadir Akgül, Halkbank’ın özelleştirilmesi konusunda, "Beni tanımadan alırlarsa, sadece bina alırlar. Benimle anlaşmadan Halkbank’ı satamazlar" dedi. Halkbank’ın müşteri portföyünün yüzde 85’ini, başkanlığını yaptığı Birlik üyelerinin oluşturduğunu söyleyen Akgül, "Diğer sivil toplum örgütleri, ortaklığa yanaşmak istemiyor. Ama tek başımıza da olsa, elimizden ne geliyorsa yapacağız. Kaldı ki benimle anlaşmadan bankayı mümkün değil satamazlar" diye konuştu. Halkbank’ın özelleştirilmesi süreciyle ilgili olarak, pek çok sivil toplum ve meslek kuruluşunun kendisi için "köşeye sıkıştı" dediğini aktaran TESKOMB Başkanı, "Yanılıyorlar, çünkü kükreyeceğim" dedi. Akgül, Halkbank’ın satılmasını neden istemediği sorusuna, "Bizim aracılığımızla, 1.5 milyon esnafa kredi sağlanıyor. Halkbank’ın satılması halinde esnaf ve ailesi aç kalır. Halkbank’ı alacak kurum beni tanımalı ve bilmeli, yoksa sadece bina alır. Satışı Özelleştirme İdaresi kontrol ederse zaten hiç satılmaz. Dikkat edilmeli; çünkü bu satış diğer satışlar gibi değil, hükümet çok sıkışır ve bu banka olmazsa eğer 1.5 milyon esnaf ve onların gerideki ailesi aç kaldı demektir" yanıtı verdi. "Ben başkalarına benzemem" diyen Akgül, "Çok açık ve net söylüyorum satamazlar. Bu ülke bizim, en azından devlet bir kısmını elinde tutmalı. Yapılayabiliyorsa eğer blok satış yapılmalı. Bu güne kadar benim esnafa verdiğim para hep geri döndü çünkü biz esnafla artık bir olmuş, kenetlenmişiz" diye konuştu. Akgül, bu konudaki kaygılarını anlatmak üzere, Devlet Bakanı Ali Babacan ile görüşeceğini de kaydetti. Okay İPEKÇİ / ANKARA

İşbir’in visco elastik ürünü, iki fabrika daha kurduruyor

TÜRKİYE
’nin en başarılı çok ortaklı işçi şirketlerinden İşbir’in 2004’te araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye’de ilk kez ürettiği ’visco elastik’ malzeme, bu konudaki yatak pazarını büyüttü. ABD’nin uzay çalışmaları sırasında astronotları rahat ettirmek için ürettiği malzemenin benzerini üreten İşbir, Viscostar markasıyla çıktığı pazarda /images/100/0x0/55ea9bedf018fbb8f88b29batüketiciden büyük talep gördü ve iki fabrika daha kurmak için düğmeye bastı. İşbir Sünger Genel Müdürü Metin Gültepe şöyle konuştu: "Visco elastik yataklar basınç indirgeyici özelliğe sahip, kan dolaşımını rahatlatan, uyku konforunu sağlayan ürünler olarak büyük ilgi gördü. Sektörün yatak üreticisi sanayicilerine de malzeme vermeye başladık. Şu anda kendimiz yılda 50 bin yatak üretiyoruz. Bir o kadarlık malzemeyi de diğer sanayicilere veriyoruz. İşbir’in sünger grubu içinde bu ürünümüzün cirosu yüzde 30’a ulaştı. İzmir’de bir fabrika kuruyoruz ve 2007 Haziran’ında açılacak. Bu, 10 milyon dolarlık bir yatırım oluyor ve şu andaki visco elastik yatak kapasitemizi yüzde 70 artıracak. 100 kişiyi daha işe alacağız. Bir sonraki yatırımımız da 2008’de başlayacak ve 2009’da bitecek. Onun da arazisini aldık. Hadımköy’de kurulacak ve daha çok ihracata üretim yapacak. Danimarka ve Norveç başta olmak üzere visco elastik ihracatına da başladık. İhracatın cirodaki payı yüzde 15’e ulaştı. Yatırımları tamamladığımızda kapasitemiz üç katına ulaşacak. Hedefimiz ’Uyku Merkezleri’ kurmak ve ürünlerimizin show room’larını yaygınlaştırmak."

Adil Bey’in Kartepe’si AKP’yle SP’yi geriyor

İZMİT
Kartepe’de The Green Park’ın patronu Adil Üstündağ tarafından Yap-İşlet-Devret modeli ile inşaatı tamamlanan ve iki yıldır hizmet veren Kartepe Tesisleri AKP’li ve Saadet Partili (SP) iki belediyeyi önce birbirlerine sonra da mahkemeye düşürmüş. Daha önce ’Formula 1 İstanbul Park Projesi’nde üç belediye arasında yaşanan "Burası benim" tartışması bu defa da Kartepe için yaşanıyor. Mahkeme bitse bile tartışma süreceğe benziyor. AKP’li Suadiye Belediye Başkanı Şükrü Kabalak ile Saadet Partili Maşukiye Belediye Başkanı Mustafa Er’in "Kartepe sınırlarım içindedir" tartışması Turizm Bakanlığı’nın bölgeyi ’turizm bölgesi’ ilan etme hazırlığı yüzünden daha da şiddetlenecek gibi görünüyor.

Kartepe Tesisleri, yaklaşık 29 yıl inşaat halinde kalmıştı ve Malatyalı işadamı Adil Üstündağ, hem buradaki oteli hem de kış turizmi için gerekli bazı önemli altyapı çalışmalarını 6.5 ayda tamamlayıp Kasım 2004’te hizmete açmıştı. 1700 metre zirvede, 25 kilometrelik 12 ayrı pisti olan tesisler halen yerli ve yabancı turistlere hizmet veriyor. Bölgedeki kamu kuruluşlarının görevi olan önemli altyapı hizmetleri uzun süre aksamıştı. Bu nedenle iki belediyenin "Burası benimdir" tartışması daha da dikkat çekici. Çünkü bir bölgenin sosyo-ekonomik yapısını pozitif etkileyen tesisler için hizmet üretmesi gereken kamu kuruluşlarının; bunun yerine, "bölgenin nimetlerinden daha çok yararlanma kavgasına" tutuşması büyük çelişki. İzmitliler iki belediye arasında her toplantıda "sözlü düellolarla" sürüp giden tartışmalardan bıkmış durumdalar. Türkiye’de herhangi bir yatırım aşamasında kamu görevlilerinin üzerlerine düşeni yapmak yerine yatırımcıyı sağılacak inek gibi gördüklerine çok sık tanık olduğum için bu tartışma da bana tuhaf gelmedi.

Tam, "Kasap et, koyun can derdinde" durumu söz konusu...

Avrupa, Türk baklavasını AB fonları ile tadacak

BAKLAVA
ve Tatlı Üreticileri Derneği (BAKTAD), Avrupa Birliği (AB) fonlarından hibe alarak finanse edeceği 1 milyon dolarlık projeyle Türk baklavasını Avrupa ülkelerinde tanıtacak. BAKTAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım, Türk milli tatlısı baklavanın tanıtımında ciddi bir eksiklik olduğunu belirterek, geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Rum kesiminin baklavayı sahiplenme girişiminde bulunduğuna dikkati çekti. Baklavanın Türk tatlısı olduğunu tüm dünyaya duyurmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortak proje yapılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Bakanlık ile bu konuyu konuştuğumuzda ’Esnaf olarak sizler bunu yapabilirsiniz’ dendi. Kültürümüze sahip çıkmalıyız" dedi.

Askere yelek ve pantolon üretecekler belli oldu

MİLLİ
Savunma Bakanlığı (MSB) Ankara İç Tedarik Bölge Başkanlığı 2 Numaralı İhale Komisyonu tarafından ihaleye çıkarılan, muhtelif cins ve miktarda yelek ve pantolon alımı ihalelerini kazanan firmalar belli oldu. Açık ihale usulü ile 21 Haziran 2006’da yapılan, 120 bin 700 adet mühimmat kamuflajlı muhtelif tip ve bedende yelek alımı ihalesi toplam 9 milyon 15 bin YTL bedelle sonuçlandı. İhalenin 1. grubunu 2 milyon 988 bir YTL, 3. grubunu 2 milyon 973 bin YTL bedelle Yakupoğlu Endüstriyel Ayakkabı ve Tekstil Sanayi kazandı. 2. grubu ise 3 milyon 54 bin YTL bedelle AVS Saraciye Tekstil Konfeksiyon Spor Malzemeleri aldı.

İtalyan üretici, üretimi İzmir’e taşıyabilir

İTALYA
’nın İzmir Konsolosu Michele Tommasi, İtalya’nın Ege Bölgesi’ndeki tarım sektörüyle ilgilendiğini belirterek, bazı şirketlerin tarımla ilgili makine üretimini İzmir’e taşımayı düşündüklerini söyledi. Tommasi, İzmir Kültür Park’ta 21-24 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek AGROEXPO EURASIA 2006, ’Uluslararası Tarım, Sera ve Hayvancılık Fuarı’na İtalya’nın geniş bir heyetle katılacağını belirtti.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı