Yalçın BAYER

ybayer@hurriyet.com.tr

Ekmekte sır ‘EKŞİ MAYA’dır

23 Ocak 2013

Almanya’dan ekmek makinesı getirttiğim tarih sanırım 1999 idi. Ekmek ağırlığı, içine konulan katı maddeler ile sıvıların toplamıdır. Pişirmede fazla kayıp olmaz, zira pişme sırasında yüksek ısı dışında koruyucu kabuk oluşturur. Genel oran şudur: 1000 gr. una 600-650 gr. arası sıvı konur. Bitmiş ürün de 50 gr’dan az ağırlık kaybı ancak olur. Bu durumda 200 gr’lık ekmekteki un oranı 125 gr’dır. Çavdar unu ve mısır unu klasik maya ile kabarmaz bu yüzden pratikte en fazla % 30-35 oranında kullanılır, gerisi buğday unudur. Ya da Türkiye’de bulunmayan, kendisinden elde edilmiş kuru ekşi maya veya taze hazırlanan yaş ekşi maya (1 haftada oluşur) ile hazırlanarak kabartılabilir. Endüstriyel üretimde zahmetli olduğundan ve ANAP hükümetleri döneminde zorunlu olarak hazır ekmek mayası kullanımı gıda tüzüğüne sokulmuş olduğundan (!) herkes katkıyla (genelde kavrulmuş arpa maltı) renklendirilmiş az çavdar unu içeren ekmek üretir. İnsan sağlığına ve lezzetine en uygun ekmek ekşi hamurla üretilen ekmektir, ayrıca bayatlamaz. Trabzon ekmeği ve orijinal Ayvalık tost ekmeğinin sırrı ekşi mayadır. Yani buğday ekmeğinde de en uygun ve sağlıklısıdır. Türkiye’deki en lezzetli ve kaliteli ekmek Edremit körfezinde üretilir. Farka ve nefasete inanamayacaksınız. Üstelik onlarca fırın benzer kaliteyi yakalamıştır rekabet ortamında.
Süha S. SOYSEV

Tercih tüketicinin olmalı

EKMEK Sanayi İşverenler Sendikası 2. Başkanı Çetin Keçeli, ekmekte zoraki uygulamanın
getirilmesini doğru bulmadıklarını, tüm gıda maddelerinde olduğu gibi beyaz ekmeğin de ölçülü yenildiğinde insan vücuduna faydası
olduğunu savundu.
- Bakkalların, fırınlara iade ettiği ekmekler galeta unu olarak yem sanayisine satılıyor.
- Halk Ekmek’ler iade ekmek almadığından zorunlu olarak artan ekmekler çöpe gidiyor.
- Vatandaş ister beyaz ekmek, ister francala ekmeği, isterse kepekli ekmek alabilir. Tercih hakkı tüketicinin olmalıdır.

Neredeymiş özgürlük

PROF. Dr. Toktamış Ateş’in cenaze törenine katılan Abdurrahman Dilipak, kendisine ne duyumsadığını soran bir gazeteciye, “Biz onunla barış ektik, çocuklarımız özgürlük biçecek” demiş.
Tarık Konal soruyor:
“Neredeymiş o özgürlük?
Yobaz olabilme, PKK bayrağı taşıyabilme, Atatürk devrimlerini yerden yere vurabilme, tekkelerin açılmasını savunma, Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir coğrafyadadır diyebilme özgürlüğünden başka ne gibi özgürlük var bugün?
(Bir de, suçsuz yere hapiste çürüme özgürlüğünü kullanan yiğit insanlar var!)”
Konal, 1994 Mart ayında bir anısını da aktarıyor:
“Üsküdar Meydanı’nda SHP’nin büyük bir mitingi var... Birkaç gün sonra da yerel seçim. Kalabalık (sanırım) Karayalçın’ı bekliyor. Yan sokaktaki Kanaat Lokantası’na girdim, meydanı da görecek biçimde camın kıyısındaki bir masaya oturdum.
Birkaç dakika geçmemişti, yan masaya A. Dilipak ve yanındaki iki kişi gelip oturdular. Tam o sırada SHP Üsküdar’ın seçim minibüsü lokantanın önünde durdu. Aracın hoparlöründe bir genç kız sesi.
“Üsküdarlılar... Laik bir Türkiye’den yanaysanız, Uğur Mumcular öldürülmesin istiyorsanız oylarınızı SHP’ye verin...” diyordu.
Bu üç kişi, bu duyuruya, bunu yapan genç kıza ve Uğur Bey’e (Mumcu) ağza alınmayacak sözler söylediler ve ardından da güldüler. Karşılık vermek istedim, veremedim...
Gelecekte, ülkemin çok daha kötü günler yaşayacağını duyumsayarak ayrıldım oradan...
Bu anımı sizinle neden paylaştım?
Ülkemizin çok zor ve ender yetişen yiğit evlatlarının katilleriyle (ve katillerin savunucularıyla) hiçbir nedenle bir araya gelmemeliyiz diye düşünüyorum.”

GÜNÜN SÖZÜ

“Gericilere hoşgörü göstermek, yüce bir terbiye göstergesi değil, bir ulusun mutluluğuna, şerefine göz dikenlere hoşgörüdür ki buna hiçbir zaman izin verilemez.”
(Mustafa Kemal Atatürk)

Avukatlar: Bedel ödemeye hazırız

AVUKATI ‘itibarsızlaştırma’ ve ona ‘gözdağı verme’ amacına yönelik bir operasyon mudur? Çağdaş Hukukçular Derneği’nin bazı üyelerine yapılan baskılar hukuk ve yargı dünyasını yaralıyor. İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, sıranın hukuk adına direnen savunmaya, yani avukatlara geldiğinin anlaşıldığını açıkça söylüyor ve diyor ki:
“Bunlar bizleri yıldıramaz, hukuk ve demokrasi mücadelemizden alıkoyamaz. Siyasal görüşleri
ne olursa olsun, tüm meslek-taşlarımızı meslek onurumuza yönelik her türlü saldırıya karşı birlik olmaya, birlikte direnmeye çağırıyoruz. İstanbul Barosu olarak savunmaya yönelik tüm saldırılara karşı demokratik sistem içinde kalarak meşru müdafaa hakkımızı kullanacağımızı, gerekirse vatandaşlarımızın hak ve hukukunu korumak adına her türlü bedeli ödemeye hazır olduğumuzu belirtmek isterim.”

Biliyor musunuz

SHP’nin eski Genel başkanlarından Prof. Dr.
Aydın Güven Gürkan’ın ölümünün 7. yılında bugün 12.00’de Tuzla’daki mezarı başında anılacağını...

Yazarlar Ana Sayfa
Haberleralmanyaacun ılıcalırusyaGalatasaraysurvivor 2016FenerbahçeBeşiktaş