Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ekmek bulamıyorsanız patates yiyin

Biz zaten patates yiyoruz demeyin. Bu patates başka patates. Pirinç ve buğday darlığında kıymete binmiş seksi patates. BM, 2008’i uluslararası patates yılı ilan etti; patatesin gizli bir hazine olduğunu keşfetti. Bir zamanlar Sovyetler Birliği’nde, lahananın yanına katık edilen başlıca gıda maddesi diye küçümsenen patates, şimdi dünyayı açlıktan kurtaracak sebze mertebesine yerleştiriliyor. Ayrıca geçen hafta, kebapçıların Urfa-Adana yanına püre garnilediği şeklinde ekonomi haberleri de çıktı.

Sovyetler Birliği’nin çöküş günlerinde Batı medyası, devlet marketlerindeki raflarda kalmış tek tük patates ve lahanaları görüntülemeye bayılırdı. Sovyet halkının patates ile besleniyor olması, 70 küsur yıllık sistem hatasının abidesiydi.

Patates rekoltesi mükemmeldi, ancak halk meretten bıkmıştı. Tarlalarda çürümeye yüz tutmuş tonlarca ürünü kaldırmak için Kızıl Ordu birliklerinin araziye sevkedilmesi, "Mekanize Patates Tugayları" diye alay konusu olmuştu.

Aradan 17 yıl geçti. Dünyanın topyekün geldiği nokta şu; buğday ve pirinç bulamıyorsanız, patatese yüklenin.

Bir zamanlar hımbıl bir yiyecek olan patates, aniden seksapel kazanmaya başladı. Reuters haber ajansı, geçen hafta enine boyuna bir patates dosyası hazırladı. İnsanı şişmanlatan, sıkıcı bir gıda gözüyle bakılan patatesin hiç de sanıldığı gibi bir nesne olmadığını anlatıyor dosya. Patatesin, ucuz ve besleyici bir kök olarak dünyadaki açlık sorununu çözebileceği ilan ediliyor. Çünkü her ortamda yetişiyor. And Dağları’nın buz gibi zirvelerinden Asya’nın tropik iklimlerine kadar her yerde. Sonra yetişirken az su istiyor ve 50 günde olgunlaşıyor. Ayrıca, buğday ve pirince göre, hektar başına iki-dört kat daha fazla gıda sağlıyor. Sanıldığı kadar yeknesak bir sebze de değil. Beş bin çeşidi var.

Patates bünyeye çok fazla kilo yükü de getirmiyor. Karbonhidrat açısından zengin olmakla birlikte, buğdayın beşte biri oranında yağ içeriyor. Tabii yağda kızartılmadığı, tereyağıyla çeşnilendirilmediği ve kumpir yapılmadığı sürece. Patates, ekmeğin dörtte biri kadar kaloriye sahip. Ayrıca haşlanmış hali, mısırdan daha fazla protein ve kalsiyum içeriyor. Bitmedi, patateste bol mikdarda C vitamini, demir, potasyum ve çinko da bulunuyor.

GİZLİ HAZİNE

Kuraklık, biyoyakıt üretimi ve spekülatörlerin katkısıyla gıda fiyatlarında meydana gelen artış, Haiti gibi ülkelerde ayaklanmalara yol açtığı için, BM de hemen önlemini aldı; 2008’i uluslararası patates yılı ilan etti. Sebzenin gizli kalmış bir hazine olduğunu da duyurdu.

Reuters’in patates dosyasına göre, ekmeği ille de buğday unundan yapmak gerekmiyor. Patates unu da gayet iyi ekmek veriyor. Ancak maalesef damaklar alışık değil. Bir de patates ununu üretecek değirmenler yeterli sayıda değil.

Patates ile iyi geçinmeye başlayan örnek ülke olarak da Peru gösteriliyor. Peru, patatesin anavatanı. İlk kez 8 bin yıl önce Titicaca Gölü yakınlarında üretilmiş. Perulular kendi öz sebzelerini yıllarca ihmal etmişler, ancak buğday sıkıntısı başlayınca patatese yönelmişler. Mesela okullar ile hapishane ve kışlalarda patates unundan yapılmış ekmek servis ediyorlarmış.

Buğday ve pirinçten sonra üçüncü önemli gıda maddesi olan patatesin kıymetini keşfedenler arasında Hindistan ve Çin de var.

Hindistan, önümüzdeki 10 yıl içinde patates üretimini iki katına çıkaracak. Çin ise şu anda dünyanın en büyük patates üreticisi. Sahra altı Afrikası’nda da patates üretimi bir numara.

SOVYET USULÜNE TALİM

Peki patates tüketimi ne durumda? Bazı toprakların kaderi kolay değişmiyor. Eski Sovyet toprakları da dahil. Dünyanın en fazla patates tüketen ülkesi hangisi biliyor musunuz? Beyaz Rusya. Yılda kişi başına 171 kilo patates tüketiyorlar. Sovyet usulü beslenmeye devam.

Hatta Avrupa Birliği üyesi olmak bile bazı ülkelerin şansını ters yüz etmiyor. Eski Sovyet cumhuriyeti, yeni AB üyesi Letonya yine patatese talim etmeye başlamış. Keskin fiyat artışları üzerine ekmek satışlarında yüzde 10-15 oranında düşüş yaşanırken, patates satışları yüzde 20 artmış.

Kişi başına yılda 50 kilo patates yiyoruz

Birleşmiş Milletler’in 2008 Uluslararası Patates Yılı için hazırladığı web sitesinde Türkiye’nin üretim ve tüketim değerleri, Asya ve Okyanusya grubu içinde yer alıyor. Dünyanın en büyük patates üreticisi Çin de bu grupta. Geçen yılki üretimi 72 milyon ton. Türkiye ise 4.3 milyon tonluk üretimiyle grubunda beşinci sırada. Türkiye’de 1872 yılından beri patates üretimi yapılıyor ve halen 158 bin hektarlık bir alanda ekiliyor. Türkiye’nin şu andaki patates üretimi 1990’daki seviyesinde ve 2000 yılındaki 5.4 milyon tonluk rekor üretim rakamının altında. Yılda kişi başına düşen patates tüketimi ise 1990 yılında 63 kilo kadarken, 2006 yılında 50 kiloya kadar düşmüş.

Üretimde top 10

1- Çin - 72 milyon ton

2- Rusya - 35.7 milyon ton

3- Hindistan - 26.3 milyon ton

4- Ukrayna - 19.1 milyon ton

5- ABD - 17.6 milyon ton

6- Almanya - 11.6 milyon ton

7- Polonya - 11.2 milyon ton

8- Beyaz Rusya - 8.5 milyon ton

9- Hollanda - 7.2 milyon ton

10 - Fransa - 6.3 milyon ton

Patates trajedileri

İlk kez 8 bin yıl önce bugünkü Peru topraklarında üretilen patatesin Güney Amerika’dan dünyaya yayılması bir trajediyle başlıyor. İspanyol fetihçiler 1532-1572 yılları arasında İnka uygarlığını büyük yıkıma uğratıyor. Savaş, hastalıklar ve umutsuzluk yerli nüfusun yarısını yok ediyor. Kıtaya altın aramaya gelen İspanyollar, başka bir hazine buluyorlar; patates. Avrupa’da patates ilk kez 1565 yılında İspanya’ya ait Kanarya Adaları’nda yetiştiriliyor, sonra kıtaya yayılıyor. Önceleri patatesin sadece çiçekleri makbul bulunuyor, kökü ise domuzlara veriliyor. Ancak 1770’lerin kıtlık günlerinde patatesin besleyici değeri keşfediliyor. Böylece Avrupalı çiftçiler, özellikle de patatese "şeytanın elması" diyen Ruslar, yaygın bir şekilde patates üretimine geçiyor. Napolyon savaşları döneminde patates Avrupa’nın bir numaralı gıda rezervini oluşturuyor. Ancak gen havuzu çok dar olduğu için bitkiye musallat olan hastalıklar çok çabuk yayılıyor. 1845’te bütün kıtayı saran mantar hastalığı kıtlığa yol açıyor ve en büyük felaket İrlanda’da yaşanıyor. Üç yıl içinde İrlanda’da bir milyon insan ölüyor. İrlanda’daki bu felaket sonrasında, patatesin hastalıklara dayanıklı türleri yetiştiriliyor.
X