Gündem Haberleri

    Ekmeği yenilmeyen adamın hediyesini kabul etmeyiz

    Hürriyet Haber
    14.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ayşe ARMAN

    Ben temiz giyiniyorum. Yurtdışına maçlara gittiğim zaman alışveriş yaparım.

    Bazen de arkadaşlarımız hediye getirirler. Bizim ölçülerimize göre hediyesini kabul edeceğimiz kişi toplumda genel kabul görmüş ve kazancı üzerinde hiçbir şaibe olmayan insandır.

    Görüşmeye, 7-40 bir BMW ile gelir, araba kimin diye sorarsan, bir arkadaşımın der, evini sorarsan yine bir arkadaşımın der, dediler. Çok zengin bir arkadaş çevreniz var galiba.

    - Bir kere devletin verdiği bir araba bu. Devlet bana bakıyor. Nereden çıkıyor bu dedikodular? Ankara'da kendi evim var. İstanbul'da yok, kirada oturuyorum. Evet bir arkadaşımın evinde ama masraflarını ben ödüyorum.

    Ne iyi arkadaşlarınız var. Benim yok.

    - Ne diyebilirim ki arkadaşıma.

    En iyi giyinen polislerden birisiniz. Bütçenizi nasıl ayarlıyorsunuz?

    - Ben temiz giyiniyorum. Yurtdışına maçlara gittiğim zaman alışveriş yaparım. Bazen de arkadaşlarımız hediye getirirler. Ama biz ekmeği yenilmeyen, suyu içilmeyen bir adamın hediyesini kabul etmeyiz. Bizim ölçülerimize göre bu da şudur: Toplumda genel kabul görmüş ve kazancı üzerinde hiçbir şaibe olmayan insanlar.

    İyi de bir dolu arkadaşınızın üzerine şaibeler yapışmış da akıyor durumda.

    - Benim ölçülerim sağlamdır. Dostluklarımdan bir zarar görmedim. Şüpheniz olmasın. Ayrıca bayılırım güzel giyinmeye. Hiç sıkıntı duymam. Hayatım boyunca da böyle giyinmek niyetindeyim.

    Kestiğim küpürlerden birinde ‘‘İktidarı hep sevdi’’ yazıyordu.

    - Ben iktidarı sevmedim de, iktidara gelenler hep beni sevdi.

    Neden?

    - İşimde başarılıyım. Bütün iktidarlarda birer kademe yükselerek mesleğime devam ettim. Askeri yönetimler dahil.

    SOLCU OLSAYDIM ROMANIM YAZILIRDI

    Çiller'den artık hiç hoşlanmıyorsunuz değil mi?

    - Hoşlanıp hoşlanmama gibi bir lüksüm olamaz.

    ‘‘Sizi harcadı’’ değil mi?

    - Onu kamuoyu daha iyi takdir eder. Ben değil. Harcanacak insan harcanır.

    Harcanması mümkün olmayan birini kimsenin harcamaya gücü yetmez ki. O günkü siyasi koşullar göz önüne alındığında ‘‘harcadı’’ şeklinde olayı yorumlayanlar oldu. Ama haklıysanız, direnirseniz, çıkarsınız ortaya bir gün yine. Bu son seçimlerde elde ettiğimiz başarıyı, bir başkası elde etmiş olsaydı, mesela solda bir politikacı, bugün hala gazeteler onun başarı hikayelerini yazmakla, filmlerini çevirmekle meşgul olurdu. Yine de ben kamplaşmanın bittiğine yürekten inanıyorum. Her türlü işbirliğine inanıyorum. Anayasının temel ilkeleri çerçevesinde sağ, sol diye bir ayrım kabul etmiyorum. Olabilir, insanlar sol düşüncede olur, sağ düşüncede olur, ama devleti devlet yapan temel düşüncelerde bir ayrılık yok ise, geri kalan her konuda konuşulur, uzlaşılır.

    Hain kim? Şerefsiz kim? Ayrımı anlamaya çalışıyorum da.

    - İhanet, benim için vatana karşı yapılandır. Türkiye'nin mevcut Anayasal rejimine, birliğine, kısacası aleyhine olacak her türlü faaliyete destek vermek ihanettir.

    Şerefsiz?

    - Değerlerini maddi çıkar veya başka bir çıkar için satana denir. Para için olur, makam için olur, şerefsiz budur.

    EN KOLAYI MİT RAPORU YAZMAK

    MİT raporlarında niye hep sizin isminiz geçiyor?

    - O MİT raporlarını MİT'e mal etmekten vaz geçin. Bunların sorumlusu bir kişi. Ayrıca istihbarat raporu yazmak çok kolaydır. İstersem bunlardan yüzlercesini herkes için yazdırtırım. Çağırırsın bir adamı ‘‘Şöyle şöyle bir rapor yaz’’ dersin. Yaz ki, dosyada kalsın. Sonunda resmi vesaik haline gelir.

    MİT niye doğru olmadığına dair açıklama yapmıyor öyleyse?

    - Başbakanlık soruşturma yaptı o dönemde. İstanbul Emniyet Müdür muaviniydim. Ankara Emniyet Müdürü oldum. İstanbul Emniyet Müdürü oldum. Vali oldum. Bakan oldum. Aleyhimize bir şey olsaydı, bizim böyle bir yükseliş içinde olabilmemiz mümkün müydü?

    Hani siz dostlarınızı çok seviyorsunuz ya, nasıl olur da Mehmet Eymür'le kuzu sarmasıyken bu kadar düşman olabildiniz?

    - Şimdi burada yok. Ayrı bir dünyada. Hiç girmek istemem o konuya. Kapattım o defteri ben.

    ADNAN HOCA AĞAR’A BULAŞTIĞI İÇİN Mİ YAKALANDI?

    Adnan Hoca'nın size bulaştığı için başına bunların geldiği söyleniyor.

    - Ne alakası var, kanunsuz işlere bulaştığı için başına bunlar geldi.

    Peki neden böyle deniyor, size dokunan yanarmış.

    - Ben de her vatandaş gibi şikayetçi oldum. Beni rahatsız etti. Rencide etti. Yasal haklarımı kullandım. Başvurdum.

    Ben başvurunca olmuyor.

    - Tamam. Arkadaşlarımız, bize karşı farklı bir hassasiyet göstermiş olabilirler.

    EN BÜYÜK ALÇAKLIK UYUŞTURUCU İFTİRASI

    Türkiye'de mafya, siyaset, ticaret arasında bir bağlantı yok mu?

    - Böyle gayretler içerisinde olanlar olmuştur. Olmaya da devam edecektir. Ama herkes bilmelidir ki, devlet bu tür bağlantıları çözecek kadar güçlüdür. Türkiye'de belirli noktalara kadar gelebilmişlerdir ama ötesi mümkün değil. Bunlara karşı gelecek irade her zaman vardır. Önemli olan, bunları yasal çerçeve içersinde hapsetmeyi bilmek. Şimdi Avrupa Birliği'yle ilgili her türlü standart herkesin diline pelesenk de, niye siyasi partiler yapılanmasının Avrupa Birliği standartlarına uydurulması için bir kampanyaya öncülük yok. Bizim dönemimizde başlayan ve bu dönemde kanunlaştırılan organize suç örgütleriyle mücadele yasası var. Bazı itirazlar var, ‘‘Temel hak ve hürriyetlere aykırı’’ diye.

    Ama devlet çıkarları için yasal olmayan şeyler yapabilir...

    - Bu işlerle alakası yok. Kimse bunu karıştırmasın. Ticaret başka, o başka. Hiçkimse devletteki etkisini ve görevini ticaret için kullanamaz.

    Ama kullanıyor..

    - Cezasını da görüyor. Bunu yapan siyasetçileri tasfiye etmemiz gerekiyor. Ediyoruz da.

    PKK'yla savaşın maaliyetini karşılamak için uyuşturucu kaçakçılığıyla ne kadar para girmiştir.

    - Bu dünyanın en büyük ve alçakça iftirası. Bu konuyla en ciddi şekilde mücadele edilen dönemlerden biriydi. Uyuşturucu kaçakçılığında temel unsur PKK idi. PKK, finans kaynağıydı. Fiilen yapamadığı her yerde en azından haraç almaya kalkıyordu. O dönemdeki mücadelenin büyüklüğü ortadadır. Balkan rotası denilen Avrupa giden uyuşturucunun yüzde 65'ini Türk güvenlik kuvvetleri yakalamıştır. Kalan 35'ini Avrupa'daki diğer ülkeler yakalamıştır.

    Yani herkes ‘‘pis’’, bir siz temizsiniz!

    - Bakın poliste bir racon vardır ve bu çok önemlidir. Yazılı olmayan kurallar vardır. Bu tür pis dediğiniz işlerin içine girip çıkanlar olabilir. Olacaktır da. Ama bu aşağılık bir şey. Lucky S, tarihin en büyük kaçakçılık olaylarından bir tanesi. Benim İstanbul Emniyet Müdürlüğü'mde bunun takibi başlamıştır, ayrıldım, Erzurum Valisi oldum. Necdet Menzir'e devrettim bu konudaki bilgileri ve o dönemde operasyon tamamlandı. Çok büyük bir operasyondu. Türkiye'nin, güvenlik makamlarının uluslararası platformlardaki itibarının en önemli nedeni budur. Ama bunu Türkiye'nin üzerine ihale etmeye çalışan ülkeler olmuştur. Kendi ülkelerinde kullanımı serbest bırakan ülkeler bu konuda bize dil uzatmaya kalkmışlardır. Uluslararası platformlarda bunların hepsine gerekli cevaplar verilmiştir. Kullanıcı seviyesi bugüne kadar hep asgarideydi, fırlıyor gibi geliyor.

    Elazığ mafyası seçtirdi diyenin dilini keserim

    Sizi Elazığ mafyasının seçtirdiği söyleniyor.

    - Bu Elazığ'a hakaret olur. Şiddetle nefret ederim. Bu yorumu kimse yapamaz. O zaman bazı huylarım depreşir: O dilleri keserim.

    Yani ‘‘sustururum’’ anlamında mı yoksa makasla mı?

    - Onu bilemeyiz. Bir türlü. 70 bin geçerli, 15 bin iptal oyu kimse görmezden gelemez. Ben ağa değilim, bey değilim. Aşiret reisi hiç değilim. Halkın içinden birisiyim. Millet bana oy veriyorsa, bu millet çok büyüktür. Milletin şuuraltı bu. Ve ben inanıyorum ki, buna benzer neticeler Türkiye'de yine alınabilir.

    Bu ne demek? Parti-marti hikayeleri. Mi?

    - Çok erken bunları söylemek için. Konuşmanın zamanı gelir. Ama görünen şu ki, mevcut siyasi yapının bu tarz gidişine milletin bir güveni olmadığı açık.

    Millet neye güveniyor ki? Medyaya mı?

    - Duruma göre değişiyor. Ama demokrasinin en önemli unsurlarından biri medya. Hür, bağımsız, objektif medya önemli bir unsur.

    Hep yalan söylüyor musunuz?

    - Zararsız olmak kaydıyla mı?

    JİTEM OLSA NE MAHZURU VAR?

    Yeşil sizce kim? Konuşursa yer yerinden oynayacak mı?

    - Bu lafları da bırakmak lazım. Kim konuşursa konuşsun, hiçbir yerde yer yerinden oynamaz.

    Ölmedi mi?

    - Bilemiyorum.

    Kim biliyor?

    - Onu kamu görevlilerine soracaksınız. Şu anda kamuda görev yapmıyorum.

    Jitem gerçekten var mı?

    - Bu sorunun muhatabı değilim.

    Her şeyi bilen adamsınız ya.

    - Değilim. Ama Jitem olsa, ne mahsuru var ki? Hem kanunda yasal çerçevesi de çizildi. Devlet zabıta görevi vermiş jandarmaya, her türlü yasal çerçeve içerisinde çalışın, istihbarat hizmeti de yapın demiş. Tenkit edilecek tarafı yok.

    İstihbaratla sınırlı kalmamış.

    - Yok sadece istihbarat.

    Acayip şeyleri bilen ama susan bir adamsınız. Di mi?

    - Çok şey konuşmak iyi değildir. İhtiyaç olan şeyleri konuşmak gerek.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı