Eker: Domates, biberle ne ilgisi var, cahiller ‘genetik’te kafaları bulandırıyor

Yeliz ÖZ
08.11.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, genetiği değiştirilmiş organizmalı (GDO) gıda tartışmasında ‘cahillerin zihin bulandırdığını’ söyledi. Bakan Eker, “GDO, dünyada sadece mısır, kanola, pamuk ve soyada kullanılıyor. Türkiye’de ise GDO’dan bahsedilince domates gösteriliyor. Üreticiye en büyük zulüm bu. Domatesin, biberin, patlıcanın, meyvenin GDO ile ne alakası var” diye sordu.

GENETİK değişikliğe uğramış ürünlerle ilgili Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın çıkardığı yönetmelik sonrası büyüyen GDO’lu gıda tartışmalarına domates, biber, patlıcan ve meyvelerin adı da karıştırıldı; ‘genetiği değiştirilmiş gıda uzmanı’ kesilenler demeçler verdi. GDO tartışması vatandaşın iştahını kaçırırken, Prof. Dr. Selim Çetiner, ‘Tüketime sunulan tüm GDO’lu gıdalar yıllarca süren gıda güvenliği testinden geçiriliyor ve tam güvenliyse satışa sunuluyor’ derken, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de GDO tartışmasında ilgili-ilgisiz herkesin görüş beyan etmesinin meyve-sebze üreticisinin canını yaktığını söyledi. Eker,  “Domates, biber, patlıcan, meyvenin GDO ile ne alakası var” diyerek, GDO’nun sadece mısır, kanola, pamuk ve soyayı ilgilendirdiğini söyledi.
Yönetmeliği anlayarak okusunlar, denetim getirdik
*   2005’te, yine GDO’larla ilgili tartışmada kendinizi “Türkiye’de GDO’lu ürünlerle ilgili herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı için bunlarla ilgili özel bir kontrol yapılamıyor’ diyerek savunmuştunuz. Bugün ise çıkarılan yönetmeliğin GDO’nun önünü açtığı söyleniyor. İronik değil mi?
- Mehdi Eker ‘Niye düzenleme getirdin’ diyorlar. ‘Bu yasaktı, sen serbest hale getiriyorsun’ diyorlar. Bu çılgınlık değil mi? Yönetmelikte ne diyor? Bunu anlayarak okuyan Türkiye’de bizim bu konuya bir düzenleme, denetim ve kontrol getirdiğimizi ve bundan sonra liste yönlendirmesi yapılacağını, insan, çevre, hayvan sağlığı konularında bilimsel bağımsız bir komite tarafından risk değerlendirmesi yapılacağını, işlemin buna göre yapılacağını görür. Ben bir devletim. Uluslararası ticaretle, uluslararası ticaretin kuralları ile uluslararası hukukla karşı karşıyayım. Ben öyle kendi kafama göre tutup da şu ürünü almıyorum, yasak koyuyorum diyemem ki.
Dalga geçer gibi örnek veriyorlar
*  Yaptığınız açıklamalarda ‘Ben GDO’lu ürünlere karşıyım, şüpheyle yaklaşıyorum’ dediniz. O halde tüketicinin de GDO’lu ürünlere şüpheyle yaklaşması doğal değil mi?
-  Tabii ki, GDO’lu ürün yemek istemem. GDO çok eski tarihi olan birşey değil. Dünyada 4 ürün var: Mısır, kanola, pamuk ve soya. Bunlar bizi daha çok yem açısından ilgilendiriyor. Televizyonlarda çok çılgınca GDO’dan bahsediliyor, arkasından domates gösteriliyor. Türk üreticisine yapılacak en büyük kötülük, zulüm budur. Domates üreticisinden ne istiyorsunuz? Domatesin, biberin, patlıcanın, meyvenin GDO ile ne alakası var. Bir de sonunda dalga geçer gibi, ‘Bu domatesin içinden bilmem ne balığı çıkacak’ deniliyor. Bu durum Türkiye’de üreticileri çok mağdur ediyor. Üreticiyi zarara götürüyor.
*   Artık ABD’den mısır ve soya fasülyesi ithal etmeyecek miyiz?
-  Biz üretimde ABD’ye karşı mücadele veriyoruz. Zaten 2005’ten bu yana Türkiye’de mısır üretimini 2 milyon tondan 5 milyon tona çıkardık. Belki ABD’li şimdi bizi mahkemeye verecek, yasak getirdiğimiz için. Ama içeride de kör bir cehaletle bu işe şiddetle karşı çıkılıyor, tenkit ediliyor.

11 kişilik komite ne yapacak

*  Avrupa’da 27 farklı üründe GDO’nun serbest olarak kullanıldığı belirtiliyor. Avrupa’daki sistem bizdekinden ne kadar farklı?
-  Evet, Avrupa’da 27 tane gen serbest olarak kullanılıyor. Orada da kuralı var. EFSA var Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi. Biz de bağımsız bir bilimsel komite getiriyoruz. Üniversitelerde bu konularda uzman olan akademisyenlerden teknoloji enstitülerindeki uzmanlardan, TÜBİTAK’taki uzmanlardan oluşan 91 kişilik liste oluşturduk. Bunlar arasından da 11 kişi geliyor, oturuyor, risk değerlendirmesi yapıyor. Uzmanlar 4 alanda risk değerlendirmesi yapacak:
İnsan sağlığı, çevre sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı bir de sosyoekonomik refah.

Dünyada hep ürünün içindekiler yazılır

*  Yetkililer ürün içeriğindeki GDO miktarı yazılacak, uzmanlar ise yazılmayacak diyor. Bu işin aslı nedir?
-  Oradaki espri şu: İçinde o genin bulunduğu bir ürün eğer bir gıda maddesinin içinde yüzde 0.9 kullanılmışsa o zaman onu gıdanın etiketine yazmak zorundasınız. Biz etiketleme kuralı getiriyoruz. Sayın Baykal’ın söylediği gibi içinde olmayanı yazamayız. Ben diyorum ki, bu basit bir mantık ve dünyanın her yerinde şöyle yapılır: Bir ürünün içindekiler yazılır.

Uzmanlar konuşmuyor herkes konuşuyor

*   Uzmanlar, hemen hemen tüm yiyeceklerde hatta şiş kebapta bile GDO olduğunu belirtiyor. Türkiye’de GDO’lu ürün üretimi söz konusu mu?
-  Türkiye’de GDO’lu ürün hiçbir şekilde üretilmiyor. Onu söyleyen profesör kim, bilmiyorum. Sıkıntı şurada: İşin uzmanı olmayan insanlar konuşuyor. Bugüne kadar bütün bu görüşmelerde bir tane genetik uzmanının konuştuğunu gördüm. Konuşanlar genetik uzmanı değil. Zaten çılgınlık burada. Konunun uzmanları konuşmuyor. Onun dışındaki herkes konuşuyor.
*   Çikolatada bile var deniliyor?
-  Çikolatada var, ama öyle değil. Çikolatada ne kullanılır; yüzde 0.01 oranında soyanın bilmem nesi kullanılır. GDO da binde orandadır. Ürün bu şekildedir. Ama bundan sonra biz diyoruz ki ‘Kardeşim bu ülkeye bir gen gelecekse ve bu ürün bileşiminde genetiği değiştirilmiş bir ürün olacaksa bunun prosedürü, kuralları budur. Denetimi bu şekilde yapılacak. Bunları gerçekleştire-bilecekseniz buyrun getirin.’

AB’den daha ilerideyiz

*  Hazırladığınız yönetmelik bu kadar tartışmaya yol açtı ama özünde ne içeriyor?
-  Ben diyorum ki, bu dünyanın getirdiği, AB’nin getirdiği standarttır. Bizim getirdiğimiz yönetmelik AB ile uyumlu. Hatta iki alanda biz AB’den ilerideyiz. AB, İngiltere dışında bebek mamaları ve devam mamaları ile ilgili bir sınırlama getirmiyor. Biz ilave tedbir olarak kesinlikle yasaklıyoruz. İkinci olarak da, antibiyotiklere direnç geliştiren genlerle ilgili de AB’nin uygulamasında sınırlama yok. Biz onu da getiriyoruz. Yani AB’den daha ilerideyiz.
*  Madem ilerideyiz, başvuru şartları da zorlayıcı özellikler taşıyor mu?
-  Başvuru şartlarında öyle maddeler var ki; başvurduğun genin, kaynak ülkede en az 3 yıldır kullanıldığına, serbest olarak üretildiğine ve ticaretinin yapıldığına dair resmi onaylı belge getireceksin. Ayrıca getirilmek istenen genin Türkiye’de yabani akrabalarının olmaması gerekiyor. Türkiye gibi zengin bioçeşitliliğe sahip bir ülkede akrabalarının bulunmaması mümkün değil.

Mevzuat olmadan ‘GDO var’ diye yasak getiremem

*  Geçmişte GDO’lu ürün yedik mi?
-  Onu bilmiyorum. Türkiye’deki mevzuat beyana tabii idi. Beyanla geldiğinden şikayet olduğunda takibe alıp yakalayıp geri gönderdiğimiz ürünler oldu. Ama sadece ve sadece ‘İçinde GDO var’ diye bir ürünü mevzuatım olmadan ticari olarak yasaklarsam Dünya Ticaret Örgütü’nün uluslararası kurum ve kuruluşlarını hukuken karşıma almış olurum. Bu kuruluşları karşıma alma imkanım yok.
*  İstanbul Hububatçılar Odası’ndan yapılan açıklamada limanlarda buğdayların da GDO testi için sırada beklediği söyleniyor. Buğdayda da GDO var mı?
-  GDO buğdayda yok ki. Onun başka bir sebebi olabilir.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı