"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Eğlence hayatında domuz gribi

Önceki gece dört-beş kişi bir mekandayız. Her şey sakin, normal seyrinde. Gülüyoruz, şakalaşıyoruz. Bir arkadaşımızın arkadaşı da aramıza katılıyor.

Onlar aralarında ıspanya muhabbeti yapmaya başlıyorlar. “şurası güzeldir, burasına sen gittin mi?” filan diye.

Derken biri diyor ki, “ıstanbul’a döndüğümde domuz gribi kaptığımı öğrendim”.

O ana kadar çok da ilgimi çekmeyen bu ayaküstü sohbete aniden dahil oluyorum: “Nasıl yani? Peki noldu sonra?”

Ateşi çıkmamış, aslında o söylenen belirtilerin neredeyse hiçbirini yaşamamış.

Yine de dört-beş gün hastanede kalmış. Sonra grip geçmiş ve bir aydır da normal hayatına devam ediyormuş.

Önce gülerek “Galiba biz Türkler’in bünyeleri güçlü” dedi, sonra da ekledi: “Söylenildiği kadar abartılı bir şey değilmiş domuz gribi.”

Biz pek gülemedik tabii. şöyle bir kalakaldık karşısında.

Hatta ben daha da fena bir şey yaptım.

“Ya öyle mi?” deyip başka bir tarafa doğru uzaklaştım. Cidden ayıp ettim.

Tabii gecenin konusu domuz gribi oldu ister istemez.

Kimisi dedi ki, “Ben olsam herkese anlatmazdım”.

Bir başkası karşı çıktı, “ıyileşmiş yahu, saçmalama”.

En tedbirlimiz, “Eve bolca theraflu takviyesi yapmalı. O hemen geçiriyormuş. Beni dinleyin, valla yurtdışında bulunamıyormuş artık”.

Böyle işte. Çok uzaklarda değil, hayli yakınımızda cereyan ediyor domuz gribi vakaları.

Bakan’ın dikkatini çekmesin, ışıkları söndürün!

Boğaz hattındaki mekanlara ne zaman gitsem, konu ister istemez “gürültü” meselesine geliyor.

Geçenlerde yine öyle oldu ve çok acayip bir şey öğrendim.

Gecelerden bir gece. Popüler mekanlardan birine müziği kısmaları için uyarı gelmiş. Mekan yetkilileri şaşırmış, “ıyi de saat daha 23.00”.

“Biliyorum” demiş yetkili, “Ama bilmem ne bakanı karşıda bir evde kalıyor. Bari şu yanıp sönen ışıkları kapatın, dikkatini çekmesin”.

Buyrun işte, çoktan suyu çıkmış gürültü meselesinin.

Böyle şey olur mu? Ne demek, “Bakanın dikkatini çekmesin?”

Hem spot ışıklarından niye rahatsız oluyor ki? Gel de anla.

Mahalle düğünü gürültü sayılmaz mı

Gürültü kirliliğine dair bir okur maili geldi. Hayır, mekan sahiplerinden ya da o mekanların karşısında oturanlardan filan değil. Tamamen başka bir olay bu.
Lakin bakış açımızı özetliyor. Okuyunca anlayacaksınız, buyrun:

“Akşam saat 20.00 suları eve geldim. Daha sitenin yolunda nasıl bir müzik, ortalık çınlıyordu. Demdure demderdure diye bir Laz havası. Belli ki düğün yapıyorlardı. Saatler ilerledikçe müzik şiddetini artırarak devam etti.

Saat 22.00 sularında daha fazla dayanamayıp polisi aradım. Tarabya polisi Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’ne havale etti. Orayı aradığımda anladım ki, ilk şikayet eden ben değilim. Maalesef bir şey yapamazlarmış. Polis saat 24.00’e kadar izin vermiş. ‘Bir şey yapamayız, izinleri var. Kaç desibellik yayın yaptıklarını da bilemeyiz, bunun için zabıtayı arayın’ dediler.

Bu kez zabıtayı aradım. Sarıyer Zabıta Müdürlüğü’ndeki görevliyle konuşup onların da bir şey yapamayacağını öğrendim. ‘Bu iş polisin yetki alanında, izin veren
o, biz bir şey yapamayız’ diyordu yetkili.

‘Ne yani, ben de yarın doğum günü için izin alsam, bassam tüm Tarabya’ya rock müziği?’ dediğimde ise ‘Efendim haklısınız, o zaman siz Çevre Genel Müdürlüğü’nü arayın’ yanıtını aldım.

Sıra geldi Çevre Genel Müdürlüğü’ne...

Telefondaki zabıta görevlisi gayet anlayışlı... ‘Haklısınız olacak şey değil. Ama biz müdahale edemiyoruz. Emniyet izni veriyor, sonra da şikayet gelince zabıtaya yönlendiriyor. Biz desibel ölçümlerini ancak kapalı mekanlarda yapabiliyoruz. Mahalle düğünlerine müdahale edemiyoruz’ diyor.

Şaka gibi, 24.00’e kadar istedikleri kadar yüksek sesle müzik yapabilecekler! Çünkü taş gibi izinleri var ve bunu engelleyecek bir merci yok. Yok, yok!

Yani eğer Reina, Sortie filansanız desibeliniz ölçülüyor, ceza kesiliyor.

Ama emniyetten ben düğün yapıcam, ben doğum günü yapıcam diye izin alıp tüm bir semte sinir harbi yaşatırsanız size kimse bir şey yapamıyor!” (Aytaç)
X