"Nuran Çakmakçı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nuran Çakmakçı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nuran Çakmakçı

Eğitime yabancı ortaklar

Önce İstanbul Bilgi'de başladı.

2006 yılında eğitim ve araştırma kalitesini arttırabilmek ve Türkiye'de dünya ile rekabet edebilecek bir üniversite olmayı hedefleyen İstanbul Bilgi Üniversitesi dünyanın en büyük uluslararası eğitim ağlarından Laureate Education ile uzun vadeli işbirliğine giderek, bu ağın bir parçası haline geldi.

Ardından geçtiğimiz nisan ayında Türk Ventures Advisory LTD (Turkven)'in danışmanlığını yaptığı uluslararası yatırımcılar Doğa'ya hissedar oldu. Bu ortaklık Doğa'da büyüme hedeflerini arttırdı. Okul hedefini 3-4 yıl içinde 80 kampus ve 100 bin öğrenciye çıkardı.

Eğitim sektörüne yatırım Türkiye'de cazip olsa gerek bu kez Amerikalı bir ortak Bahçeşehir'e geldi. Dünyanın en büyük yatırım fonlarından ABD'li Carlyle Group'la ortaklığın ardından Bahçeşehir'de hedefini yükseltti. Okul, 3 yıl içinde Türkiye'deki sayısını 70'den 150'ye çıkaracağını açıkladı. ABD ve Avrupa'da okul yatırımları düşünülüyor.

Baktığınızda her iki okul da zincir. İstanbul dışına taşmışlar. Türkiye'nin birçok ilinde şubeleri var. Şimdi de yurtdışına gözünü dikmiş durumdalar. Uluslararası ortaklıklar eğitimde globalleşmeyi de getirir düşüncesindeyim. Bütün bu birlikteliklerin Türk okullarına farklı bir vizyoner bakış getirmesini umuyorum.

Benim duyumlarım başka okulların da görüşmeler yaptığı yönünde. Yani bir üniversite ve iki kolejle bu ortaklık sınırlı kalmayacak. Türkiye'deki kolejler büyüme stratejisi çerçevesinde dünyanın farklı kuruluşlarıyla ortaklıklara devam edecek. Birkaç ay sonra başka bir eğitim kurumu daha yabancı bir ortak bulursa şaşırmayın.

 ***

Okullarda etüt

 Daha önce de yazdım, baktım yine devam ediyor, ben de yazmayı sürdüreceğim. Konumuz etüt. Devlet okullarında zoraki etüt.

Bir veli kızgın, üzgün, biraz da şaşkın yanıma geldi. Çocuğu birinci sınıfa başlamış. Bu süreç de zor geçmiş. Velimiz yakındaki değil, başka bir okulu tercih ettiği için bir güzel 600 TL'yi bayılmış. Bu da yetmemiş, ilk veli toplantısında dolap bakımı, okulun diğer ihtiyaçları için 300 TL daha vermiş. Durun daha bitmedi.

Sonrasında ilköğretim birinci sınıfa başlayan, yani henüz tam okuma yazma bilmeyen bir çocuğun zoraki etüte kalması istenmiş. Baba, gidip öğretmenle konuşmuş. Öğretmen, "Bütün sınıf kalıyor. Sadece Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan bir öğrenci bu etüte katılmıyor. Mutlaka gönderin" diye bir güzel baskı uygulamış. Baba da çocuğuma takılır diye gönderme kararı almış almasına ama, daha okulla yeni tanışan çocuğunun bütün gün orada olmasına da kıyamamış.

Çaresiz, doğru yolu bulma adına bana geldi. Soruyorum sayın eğitimciler, uzmanlar birinci sınıfa başlayan, yani okula alışmaya çalışan çocuğun nasıl bir takviyeye ihtiyacı olabilir? İhtiyaç varsa o takviye niye ders saatlerinde verilmez? Bütün sınıf destek için etüde katılıyorsa yani takviyeye ihtiyacı varsa o öğretmen ders saatlerinde ne yapıyor?

Bu sorularımı bir öğretmene sordum. Çünkü, okullarda etüt bir nevi okulun geliri gibi görülüyor. Yanlış anlamayın burada öğretmen çok para almıyor. Çok az kısmını öğretmen alabiliyor, büyük kısmı okula kalıyor. Okul da ihtiyaçlarını karşılıyor. Etüt istemeyen öğretmeni de okul yönetimi ve diğer meslektaşları pek de hoş karşılamıyor.

Bu arada çocukların üst sınıflarda desteğe ihtiyacı olabilir, özel hoca ya da dershane yerine öğretmenlerinden bu desteği alabilir. Bütün bunlar için yapılan etüte hiç itirazım yok. İtirazım birinci sınıf çocuğuna etüt yapılması ve velilere bu konuda baskıda bulunulmasına.

****

Çalıştıkları okula çocuğunu veremediler

Orhan Şentürk, İstanbul Borusan İlköğretim Okulu'nda öğretmen. Kendisi gibi iki arkadaşının da anaokulu çağında çocuğu var. Doğal olarak ilk akıllarına gelen görev yaptıkları okula çocuğunu vermek. Bu konuda kontenjan da olunca rahatlıkla başvurularını yapıyorlar. Ancak, 3 değil, 2 kişilik kontenjan olunca işler karışıyor. Boş olan 2 kontenjan da dışardan başka çocuklara verilince öğretmenler de haklarını aramak için İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün kapısını çalıyor. Müfettişler geliyor, fiziki şartların uygun olduğu gerekçesiyle personel çocuklarının kaydının yapılmasını istiyor. 20 kişilik bir ana sınıfı hakkı daha veriyor. Valilik onaylıyor.

Ancak, okul yönetimi bundan rahatsız oluyor. Okulun yapımına katkıda bulunan Borusan Vakfı'nın yöneticileriyle konuşarak ana sınıfı açılmasını istemiyorlar. Fiziki durumlarda yapılacak değişiklik konusunda onayı gereken vakıf, Valilik'le görüşerek yeni bir sınıf açılmasını  engelliyor. Bu arada öğretmen çocukları da geçici olarak okula devam ediyor. Ancak, sınıf açılmayınca misafir olarak okula devam eden çocuklar okuldan uzaklaştırıldılar. Öğretmen Orhan Şentürk de bütün bunlara itiraz ederek, "Okul idarecileri çözüm üretmek yerine mazeret ürettiler ve sanki ana sınıfının açılamamasının suçlusu bizim çocuklarımızmış gibi onları okuldan atıp cezalandırdılar" diyerek şikayet ediyor. Öğretmen Orhan Şentürk, şimdi hem okul yönetimi ile, hem de bürokrasi ile mücadele ediyor.

X