Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu

    Gökhan YÜCEL - Eğitim Politikaları Uzmanı
    08 Eylül 2014 - 09:00Son Güncelleme : 08 Eylül 2014 - 17:39

    Uzun zamandır yazılarımda okullaşmanın ve eğitim harcamalarının öğrenme ile eş tutulamayacağı konusunu vurgulamaya gayret ediyorum. Sadece bu iki göstergeyi ve bunları çevreleyen yan verileri dikkate alarak sağlıklı analizler yapmak artık imkansız.

    Eğitimin tek boyutlu ve az değişkenli analizlerle sınırlandırılmaması gerektiğini savunmamız da işte tam bu sebeple ilişkilendirilebilinir. Bu açıdan bakıldığında günümüz dünyasında eğitim sadece eğitimcilere bırakılamayacak kadar geniş ölçekli bir uzmanlık demek sanırım yanlış değil. Bu söz öğretmenler tarafından genelde onları süreçlerin dışında bırakmaya, öğretmenlerin etkilerini ve rollerini yadsımaya niyetli olarak algılanmasına rağmen, öğretmenlerimizin bu alınganlıklarını aşmasını beklemekten başka çaremiz yok.

    Lakin aslında amacımızın öğretmenlerimizi sanılanın aksine ihmal etmek değil, sistemin en değerli parçaları olarak tam da merkezde ele alan daha etkili, verimli ve sürdürülebilir veri-temelli politikaları belirlemek olduğunu tekrar belirtmeliyim. Diğer bir ifadeyle eğitim sektörümüzün verimliliğini artırmak adına, yerleşik ve kemikleşmiş paydaşlarının dışındaki profesyonel alanların, eğitim politikalarının belirlenme ve uygulanma aşamalarına dahil edilmelerinin bugünün dünyasında olmazsa olmazlar arasında yer aldığını kavramamız şart. Eğitim öğretmensiz anlamını yitirir ancak eğitim dediğimiz karmaşık süreçler manzumesi sadece öğretmenlerden de ibaret değil.
    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu
    Milyon dolar cinsinden ülkelerin eğitim bütçeleri

    Yazılarımızda Türkiye’deki eğitim tartışmalarında kullanılan ‘folklorik kalıpların’ disiplinlerarası bakış açılarıyla harmanlanması zorunluluğunu ve ancak böylelikle gıptayla seyrettiğimiz dünyanın en iyi performans gösteren eğitim sistemleriyle yarışır hale gelebilecek hazırlık ve aksiyon düzeyine ulaşabileceğimizi unutmamalıyız. Neredeyse 4-5 yıldır kullandığım ‘ dünya eğitiminde altın oran’ yaklaşımı kendi adıma rahatlıkla ifade etmeliyim ki böyle bir çabanın ürünü biçiminde ülkelerin eğitim göstergeleriyle özellikle de teknoloji, girişimcilik, inovasyon, gelişmişlik parametreleri arasındaki mükemmel ilişkiyi verilerle ispatlamak için ortaya atıldı. Eğitimde başarı, etkililik, verimlilik ve kalite gibi ölçülebilir kategorilerin arasındaki akrabalık ilişkisini eğitim politikaları çalışmalarının kalbine yerleştirme amacı taşıyor.

    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu

    Bahsedilen türden bakış açsını benimseyen yüzlerce araştırmaya geçen hafta yeni bir tanesi eklendi. Hatırlarsanız, yaklaşık bir yıl önce Küresel Öğretmenlik Mesleğinin Durumu Endeksi Raporu’ndan söz etmiştik (http://www.hurriyet.com.tr/egitim/24906512.asp). Türkiye’deki öğretmenlerin durumunu da kapsayan bu çalışmayı gerçekleştiren Varkey Gems Vakfı’na bağlı çalışan Gems Eğitim Çözümleri bu sefer 30 ülkeyi kapsayan bir Verimlilik Endeksi çalışmasına imza attı (http://www.gemsedsolutions.com/efficiency-index).

    Rapor, Sussex Üniversitesi Ekonomi Profesörü ve London School of Economics, Ekonomik Performans Merkezi Kıdemli Araştırma Görevlisi Profesör Peter Dolton; Malaga Üniversitesi’nden Doç. Dr. Oscar Marcenaro Gutie´rrez ve GEMS Egitim Sistemleri Eğitim Finans ve Geliştirme Uzmanı Adam Still tarafından yazıldı. Ayrıca raporun giriş kısmında eski Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Andrew Adonis ve OECD Eğitim Bölümü Direktörü Andreas Schleicher de birer değerlendirmeyle katkıda bulundu. Bu iki ismin seçilmesi elbette tesadüf değil. Çünkü dünyada süren eğitim tartışmalarında Adonis eğitim politikaları, Schleicher ise inovasyon denince ilk akla gelen isimler.

    Peki bu rapor ne diyor? 30 ülke 5 kategoriye ayrılıyor: Seçkin uygulayıcılar, verimlik ve etkili, verimliden çok etkili, etkiliden çok verimli, hem etkisiz hem verimsiz. Türkiye çalışmada 30 ülke arasında 21’inci sırada yer alıyor. Ülkemiz Brezilya, Şili, Yunanistan, Endonezya ile birlikte hem etkisiz hem verimsiz başlıklı grupta sınıflanıyor.
    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu
    Verimlilik Endeksi’nde Beşli Sınıflandırma

    Verimlilik Endeksi Araştırması’nda göze çarpan önemli noktalar var: PISA değerlendirmesiyle tasdik edilen Finlandiya ve Güney Kore’nin dünyanın en iyi eğitim performansı gösteren ülkeleri arasında yer alması, bu başarıları abartısız bütçelerle başardıklarını da gözler önüne seriyor. Demek ki daha fazla para, personel ve emlak her zaman daha iyi eğitim performansı anlamına gelmiyor. Çek Cumhuriyeti ve Macaristan gibi öğretmen maaşlarının nispeten çok düşük seyrettiği iki ülke Verimlilik Endeksi’nde üçüncü ve dördüncü sıraya yerleşebiliyor. Ve yine mesela dünyanın en yüksek öğretmen maaşlarının ödendiği İsviçre ve Almanya gibi ülkelerde aşırı maaşların başarısızlığa sebep olduğu tartışması git gide hararetleniyor.
    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu
    Türkiye’nin Verimlilik Endeksi profili

    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu
    PISA Matematik başarısı ile eğitim bütçeleri arasındaki ilişki

    Eğitimde Verimlilik Tartışmaları ve Türkiye’nin Durumu
    Verimlilik niçin önemli?

    Raporda temel sorunsal şu: “Hangi eğitim kalemlerine, ne şekilde yatırım bugünün eğitim performansını temelden etkiliyor?” Dünyada 1,3 milyar ilk ve ortaöğretim çağında öğrenci olduğunu düşünürsek sanırım bu sorunun tek cevabının bulunmadığı ve aslında bir kombinasyonun ürünü sonucunda ortaya çıktığını anlamak kolaylaşır. Gems’in çalışmasında ise eğitimde verimlilik PISA sonuçları, eğitimin bütçedeki payı ve öğrenci/öğretmen oranı ile sayısallaştırılıyor.

    Rapordaki en dikkat edici noktalarından birisi ülkemizde Finlandiya mucizesi olarak anlatılan başarının aslında bir verimlilik başarısı olduğu gerçeğidir. İşte Finlandiya’yı halk arasındaki tabiriyle gözümüzde büyütünce dünyanın en iyi performans gösteren eğitim sistemi yapan etkenleri öncelikle araştırmamız sonra da öğrenmemiz bir o kadar zorlaşıyor ya da dar ve demode kalıplara indirgeniyor.

    Doğru soruları sormayı öğrenmeliyiz

    Verimlilik Endeksi Raporu’nu daha iyi anlamanın, arkasındaki araştırma-soruşturma motivasyonunu içselleştirmenin ülkemizde eğitimle ilgili bazı soruları sormaya başlamadan çok da mümkün olmadığını düşünüyorum. O kadar sorulmamış, dikkat buyurunuz cevapsız bırakılmış değil, sorulmamış soru var ki, bu ve benzerleri raporları o soruları sormaya başlamadan okumaya kalkışmak sadece elimizde çokça bulunan dipsiz çukurlar, kara delikler ve “bunlara ne ihtiyacımız var” tarzı “verimsizlik” doğuran tepkilere yol açıyor.

    Öncelikle doğru soruları sormayı öğrenmemiz şart. Verimsizlik Endeksi ve benzeri yüzlerce araştırma doğru soruları bulmak için okunmayı bekliyor. Ama dünya eğitim tartışmalarındaki en güncel bilgileri aktaran çalışmaların yüzde 95’i yabancı dillerde. Ülkemizdeki eğitimcilerin ise yüzde 99’u bu metinleri okuyabilecek yabancı dil seviyesinden çok uzak. Ne yaman çelişki değil mi? Ama bu çelişki 2023 vizyonu ile ne denli örtüşüyor, yabancı bağımsız gözlemcilerin “verimsiz ve etkisiz” olarak ölçtükleri eğitim sistemiyle bu hedefler başarılabilir mi? “Verimsiz ve etkisiz” eğitim sistemimiz sürdürülebilir mi? Bu soruları ne ilk ne de son kez sorduğumun ben de farkındayım. Dedim ya amaç doğru soruyu sorabilmek arayışı. Bahane dünyası...

    (@goyucel) / gyucel@yenidiplomasi.com


    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı