Eğitim Haberleri

    Eğitimde lider ülkelerin başarı sırrı

    Yrd. Doç. Dr. Sertel ALTUN - Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi
    29.05.2017 - 09:04 | Son Güncelleme:

    Eğitim sitemini diğer sistemlerden ayıran en önemli fark, çıktısının diğerlerinin girdisini oluşturması olarak özetlenebilir. Eğitim sisteminde ne kadar nitelikli birey yetiştirirseniz, diğer sistemlerin de girdisi o derecede kaliteli olur.

    Japonya’nın 1945 yılında yıkıcı bir savaştan çıkmasına rağmen kısa sürede toparlanmasının temel nedeni eğitime verdiği önemden kaynaklanıyor. Almanya örneğinde de aynı tabloyu görüyoruz. Finlandiya’nın eğitim sistemine verdiği önem ve toplumun kalkınmasında eğitimin rolü “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” başlıklı kitapta çok güzel dile getiriliyor. G20 Zirvesi’ndeki ülkeler sıralamasında listenin başında yer alan ülkelerin eğitim sistemlerinin de güçlü olması tesadüf olmasa gerek. “Peki eğitim işini iyi yapan ülkelerin eğitim sistemlerinin temel özellikleri neler?” sorusuna cevap aradığımızda aşağıdaki özellikler karşımıza çıkıyor:

    Öğrencilerin bireysel farklılıklarına önem veren sistem: İnsanlar birbirinden farklı özelliklerde doğar. Eğitim sistemi öğrencilerin bu farklılıklarını desteklediği ölçüde başarılı oluyor. Öğrencileri birbirine benzeten değil, getirdiği bireysel özellikleri destekleyen ve geliştiren eğitim sistemleri öğrencide fark yaratabiliyor. Okullar, her öğrenciyi aynı noktaya getirmeyi dile getirirken iddialı olduklarını düşünüyorlar. Oysa öğrencileri birbirine benzeten okul sistemleri onların bireysel farklılıklarını yok sayan tek düze okul olduklarını ilan ettiklerini fark etmezler.

    Öğretmeni destekleyen bir yapı: 21’inci yüzyıl becerileri olarak tanımlanan işbirliği, problem çözme, yaratıcılık, iletişim becerilerini öğrencilerimizde geliştirmek istiyorsak onları yetiştiren öğretmenlerin de bu becerilerle donatılmış olması gerekiyor. Bir aileyi düşünelim, bir anne aile içindeki kararlarda söz sahibi değilse yetiştirdiği çocuğun özgür olması düşünülemez. Bir öğretmen de özgür ve demokratik bir okul ortamında değilse, sınıfındaki öğrencilerine özgür ve demokratik bir ortam sağlaması çok da mümkün değil. Öğretmenler pasif olarak değil, aktif olarak gelişirler. Bu nedenle öğretmenin hizmet içinde kendisini geliştirmesine fırsat verecek eğitim olanakları sağlanmalı. Ayrıca bu eğitimlerin uygulamalı olmasına ve sınıftaki etkinliklere yansımasına fırsat verilmeli.

    Toplumla bütünleşmiş bir eğitim sistemi: İlerlemeci felsefe “okul hayatın kendisi olmalıdır” düşüncesini savunuyor. Bu düşünceden hareketle okul hayatın kendisi ise, okuldaki etkinlikler öyle bir şekilde düzenlenmeli ki, çocuk hayatta karşılaşabileceği her durumu bu ortamda görebilsin. Hayatla bütünleşmiş bir eğitim sistemi, çocuğun hayatı anlama ve yorumlama becerisini geliştirir.

    Eğitim sistemlerini başarıya götüren önemli anahtarlardan biri, okullara bu özelliklerle bütünleşmiş kendi öğrenme sistemlerini oluşturma ve uygulama fırsatının verilmesidir. Okullar, onları var eden ülke çapındaki temel değerleri korumak ve öğrencilerine kazandırmak koşuluyla; içinde bulunduğu toplumun sosyo-kültürel özelliklerini, öğrencilerin bireysel farklılıklarını ve ihtiyaçlarını dikkate alan öğrenme sistemlerini belirlediği ölçüde onlara dönük bir öğrenme ortamı yaratabilir. Peki okullar kendi öğrenme sistemlerini nasıl belirleyebilir? İşte bu noktada, aşağıdaki altı temel süreçlerin takip edilmesi önerilebilir:

    1 - Kurum bazında ortak değer ve vizyon/misyon belirlenmesi: Okullar öğrenme sistemlerini belirlerken öncelikle öğrencilere kazandırmak istedikleri değerlerini oluşturmalı ve buna dayalı vizyon ve misyonlarını belirlemeliler. Bu işi yöneticiler, uzmanlar, öğretmenler, mezun öğrenciler ve öğrenci temsilcilerinin birlikte yapması gerekiyor.

    2 - İhtiyaç analizinin yapılması: “Okulun sahip olduğu insan gücü ve donanımı vizyon ve misyona ulaşmak için ne derece yeterli?” sorusuna cevap vermek için ihtiyaç analizi yapmak gerekir. “Yönetim yerliliği nedir? Öğretmenler sayı olarak yeterli midir? Mesleki yeterlikleri ne durumda? Öğrencilerinin bireysel farklılıkları nedir? Eğitim hizmetini destekleyen birimler var mı ve bunlar yeterli mi? (Rehberlik, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme ve teknoloji geliştirme ofisi vb.). Okulun fiziksel olanakları ne durumda? Gerekli donanıma sahip mi?”

    3 - Öğretimin yürütülmesinde ortak sorumluluğun alınması: Okulun öğrenme sistemlerinin oluşturulması, uygulanması ve sonuçlar konusunda okul içinde bulunan tüm paydaşların sorumluluk alması gerekiyor. Bu süreçte çıkan eksiklik ve aksaklıklarda herkesin üstüne düşen sorumluluğu alması lazım.

    4 - Öğrenme odaklı işbirliği: Bu sürecin en can alıcı noktasını bu aşama oluşturuyor. Çünkü öğrenme sistemi hazır bir şekilde ilgili kişilere verilmez. Öğrenme sisteminin belirlenmesi ve eğitim süreçlerine entegre edilmesi tüm paydaşların katılımı ve katkıları ile mümkün. Örneğin, öğrenme sistemlerinin ders etkinliklerine entegre edilmesinde öğretmenler birlikte çalışmalı. Birbirlerinin deneyimlerinden istifade ederek ortak ders planları hazırlamaları sağlanmalı 

    5 - Paylaşım ortamlarının yaratılması: Haftada bir zümreler bir araya gelip birlikte hazırladıkları planların sınıftaki uygulamaları ile ilgili geri bildirim paylaşımlarında bulunmaları sağlanmalı. Sınıfta işleyen ve işlemeyen noktaların nedenleri tartışılmalı. Ayda bir okuldaki tüm paydaşlarla bir araya gelip sonuçlar ele alınmalı ve gerekirse öğrenme sistemi ile ilgili revize çalışması yapılmalı. 

    6 - Ürünlerin ortak alana kaydedilmesi: Öğrenme sisteminin eğitime entegrasyonunda ortaya çıkan öğrenme planları, rehberlik çalışmaları, ölçme değerlendirme sonuçları herkesin ulaşabileceği çevrimiçi ortama kaydedilmeli. Bu kayıtlarda mutlaka sonuçların değerlendirmeleri yer almalı. Bu değerlendirmeler, bir sonraki yıl daha nitelikli bir öğrenme ortamı oluşmasını sağlayacaktır.

    Okullar bu şekilde bir öğrenme ortamı oluşturduklarında, öğretmenler mesleki gelişimleri için inisiyatif ve sorumluluk alır, öğrenci odaklı öğrenme ortamları yaratırlar. Öğretmenler ve yöneticiler arasında işbirliği artar, okul içinde ve okullar arasında güçlü iletişim ağları oluşur. Ayrıca bu sitem çocuğun bireysel farklılığı ve ihtiyacı üzerine kurgulandığı için çocuğu ve veliyi mutlu kılar.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı