GeriEğitim Z kuşağı, okula uyumda hassas ve kırılgan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Z kuşağı, okula uyumda hassas ve kırılgan

Yeni bir yere alışmak, her çocuğun bir an zorluk yaşamasına sebep olur. Ancak, bu zorluğun süresini ve derecesini geçmiş olumsuz yaşantılar ve sahip olunan bazı özellikler (içe kapanık, utangaç, sessiz olma gibi) arttırabilir.

Z kuşağı, okula uyumda hassas ve kırılgan

Okula uyum sürecinde de neden bazı öğrencilerin diğer öğrencilere göre daha uzun süreli ve yoğun olarak okula uyum sorunu yaşadığı bu bakış açısıyla ele alınmalı. Yani, buna göre uzun süreli ve yoğun şiddetle okula uyum sorunu yaşayan öğrencilerin aslında başka psiko-sosyal sorunları olabileceği dikkate alınmalı.

Anne-baba ile güvensiz bağ kuran, anne-babaya bağımlı, aile de fiziksel ve sözel şiddet gören, anne-babası çok kavga eden ya da az iletişim kuran, abi-ablası tarafından dışlanan, geçmişte taciz yaşayan ya da erken dönemdeki okul deneyiminde -özellikle de kreşte- öğretmen ya da arkadaşlık ilişkilerinde zorbaca davranışlara maruz kalan çocuklar, okula uyum problemleri konusunda risk grubundadır.

UYUM BUZ DAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜ
Bu çocukların okula uyum süreci diğerlerine göre daha sancılı olabilir. Aslında, okula uyum sorunu buz dağının görünen yüzü olabilir ve derinlerde daha birçok farklı sorun yatabilir. Bu noktada, üç haftadan uzun süren ve mide ağrısı, baş ağrısı, uykusuzluk gibi fiziksel semptomların baş gösterdiği çocukların okul psikolojik danışmanının desteği ve yönlendirmesiyle daha kapsamlı ele alınması öneriliyor.

Erken dönemdeki okul yaşantısında, özellikle de kreşlerde çocuklar öfkelerini doğru ifade etmeyi bilmedikleri için vurma, ısırma gibi davranışları sergileyebiliyor. Okulda bu tür davranışlara sıklıkla maruz kalan öğrenciler yeni bir okula başladıklarında diğerlerinden daha fazla stres yaşayabilir. Çünkü yeniden bu tür davranışlara maruz kalmaktan endişe duyabilir. Bu nedenle ilköğretim 1. sınıfa başlayacak öğlencilerde bu tür kaçınma davranışları ve korkular olabilir. Velilerin bu tür bilgileri önceden öğretmenle ve psikolojik danışmanla paylaşmaları sürecin daha iyi işlemesine yardımcı olacaktır. Bu tür zorbaca davranışa maruz kalan öğrencilerin kendilerini bir yetişkin gözetiminde hissetmesi ve öğrenciye güvenli alan sağlanması öğrencinin okulla ve sınıfla ilgili tereddütlerini daha hızlı aşmasına neden olacaktır.

KRİSTAL ÇOCUKLARIN DURUMU
Günümüzde okulun ilk günü çocuğu öğretmene teslim edip “Eti senin kemiği benim” demek çok çok gerilerde kaldı. Bunun yerine, Z kuşağı çocukların her şeyiyle fazlaca ilgili olan helikopter anne-babaları, okulda da aşırı koruyucu ve kontrolcü davranıyor. Bu durumda kristal çocukların okul yaşantısında da çok hassas, duygusal ve kırılgan olmalarına temel oluşturuyor. Genel olarak, Z kuşağı öğrenciler, çok küçük olumsuz davranış ve tutumlarda bile kendilerini öğretmenleri tarafından reddedilmiş hissedebiliyor. Örneğin, tüm hafta öğrenciye ilgisi yüksek olan bir öğretmen, birkaç saat öğrenciyle diğer günlere nazaran daha az göz kontağı kurduğunda bile çocuk hemen öğretmeni tarafından reddedildiğini hissedebiliyor ve yoğun hayal kırıklığı yaşayabiliyor.

Kristal öğrenciler, öğretmenlerin küçük bir engellemesi ile karşılaştıklarında bile, çok kırılgan oldukları için küsüp, kendi kabuklarına çekiliyor. Örneğin, sınıf kurallarına uygunsuz bir şekilde davranan bir öğrenci, öğretmeni tarafından uyarıldığında kendini engellenmiş hissetmekte, muhtemelen küsüp öğretmenle iletişimi keserek kendi kabuğuna çekilebiliyor.

ÖĞRETMEN VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLARA ÖNERİLER
- Z kuşağı hakkında bilgilerinizi güncelleyin.
- Helikopter (çocuğu yerine sorumluluk alıp çok fazla ilgilenen) anne-babaların temel özelliklerini bilin.
- Hassas, duygusal ve kırılgan öğrencilere nasıl davranmanız gerektiğini gözden geçirin.
- Yeni nesil öğrencilerle aynı dili konuşabilmek onların ilgili alanlarını tanıyın. Örneğin; çocukların çoğu şu an Youtuber’ ya da VLogger denilen video blogger’larını takip ediyor, siz de youtuber/Vlogger’ ları küçümsemek yerine izleyip bağ kurmak için fikir alın. Oynadıkları bilgisayar oyunlarını en an bir kez oynayın. Unutmayın, empati benzer yaşantılarla artar.

DOÇ. DR. ASLI BUGAY SÖKMEZ KİMDİR?
Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez lisans eğitimini Ankara Üniversitesi’nde; doktorasını Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladı. Florida State Üniversitesi Aile Enstitüsü’nde araştırmacı olarak ‘sağlıklı romantik ilişkiler’ ve ‘affetme’ konularında çalışmalarda bulundu. ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Tutum ve Nedenleri’ başlıklı araştırması ile Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM) Proje Ödülü’nü kazandı. Portekiz’de düzenlenen Information Integration Theory and Functional Measurement Konferansı’nda en iyi sunum ödülüne layık görüldü. Ayrıca Aslı Bugay Sökmez’in, kayıp ve yas terapisi ve aile ile evlilik terapisi alanlarında uzmanlıkları bulunuyor. Şu an ODTÜ Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez affetme, ruminasyon, eşli ruminasyon ve okul ikliminin psikolojik etkileri konularında çalışmalar yapıyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle