GeriEğitim YÖK, Türkiye'yi geleceğin yeni meslek programlarıyla tanıştıracak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

YÖK, Türkiye'yi geleceğin yeni meslek programlarıyla tanıştıracak

YÖK tarafından, Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında seçilen sekiz yeni üniversitenin proje protokollerinin de imzalandığı ‘Türkiye'nin Fırsat Penceresi: Türk Yükseköğretimi’ toplantısı Muş Alparslan Üniversitesi'nde düzenlendi.

YÖK, Türkiye'yi geleceğin yeni meslek programlarıyla tanıştıracak

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında seçtiği sekiz yeni üniversitenin proje protokollerinin de imzalandığı ‘Türkiye'nin Fırsat Penceresi: Türk Yükseköğretimi’ toplantısı Muş Alparslan Üniversitesi'nde düzenlendi. Toplantıya, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan ve YÖK Başkan Danışmanı Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi çerçevesinde seçilen ve bölgedeki bazı üniversitelerin rektörleri de katıldı. Törende imzalanan protokollerle Ardahan, Artvin Çoruh, Batman, Bitlis Eren, Gümüşhane, Hakkari, Kilis 7 Aralık ve Osmaniye Korkut Ata üniversitelerinde de ‘dijital dönüşüm’ başlatıldı.

SARAÇ'A SÜRPRİZ BERAT
YÖK Başkanı Yekta Saraç'a, toplantıda bölge üniversitelerine yaptığı katkılardan ve bilim hayatını şekillendiren yeni projelerinden dolayı Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki 26 üniversite rektörünün imzaladığı teşekkür beratı takdim edildi. Kendisine sürpriz olan berat için rektörlere teşekkür eden Saraç, görevini yaparken doğru işler yapmaya çalıştıklarını, bu süreçte de rektörlerle ekip olduklarını söyledi.

‘ÜNİVERSİTELERİN BÖLGESEL KALKINMADAKİ ROLÜ ÖNEMLİ’
YÖK'te üniversitelerin bölgesel kalkınmada değişen rolü üzerinde önemle durduklarını belirten Saraç, bu kapsamda 10 üniversitenin ‘bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler’, 11 asıl beş aday üniversitenin de ‘araştırma üniversiteleri’ olarak belirlendiğini anlattı.

‘ALTIN ÇAĞI AKLIMIZDA TUTUYORUZ’
Saraç, konuşmasında toplantının da adı olan ‘fırsat penceresi’ kavramına değindi. ‘Demografik fırsat penceresi’ kavramının, ekonomik, siyasal ve sosyal boyutları ile ülkelerin geleceğini etkileyen, demografik dönüşüm sürecinde nüfus artış hızı azalırken, çalışma çağındaki nüfusun artması ve yüksek sayılara ulaşması olarak tanımlandığını söyleyen Saraç, bu nüfusun ülkenin ekonomik büyüme potansiyeline ve gelişmesine yol açtığını yani demografik temettü için bir temel oluşturduğunu belirtti.

Türkiye'de toplam nüfusun yüzde 68'inin 15-64 yaş arasında çalışma çağında olduğunu anlatan Saraç, nüfusun yüzde 23.4'ünün 15 yaşından küçük, yüzde 9'unun ise 65 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğunu söyledi.

YÖK Başkanı Saraç, konuşmasına şöyle devam etti:
"Türk yükseköğretimi olarak Türkiye'nin yakaladığı demografik fırsat penceresi avantajını fevkalade iyi değerlendirmemiz gerektiğinin ciddiyetle farkındayız. Ülkedeki çalışma çağındaki bu nüfus çalışma, üretme ve kazanma potansiyeline sahip. Eğitimde nicelik yerine niteliğe yoğunlaşma fırsatı ortaya çıktı. Yükseköğretim politikalarını oluştururken bu altın çağı aklımızda tutuyoruz.

BİRÇOK YENİ MESLEK TANIMI HAYATA GİRDİ
Endüstri 4.0 olarak da adlandırılan kavram, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilerin endüstriyel makinelere entegre edilmesini hedefliyor. ‘Her şeyin interneti’ olarak da değerlendirebilecek bu çalışmalar, büyük veri analitik araçlarını da kullanarak makineler arasındaki işbirliğinin verimliliğini, ürün ve hizmet kalitesini arttırmak adına yeni üretim metotları oluşturmayı amaçlıyor. Böylece birçok yeni meslek tanımı da hayata girdi.

Ülkeler, bu alandaki çalışmalarını ‘endüstriyel internet’, ‘ileri üretim programları’, ‘akıllı üretim liderliği koalisyonu’, ‘toplum 5.0 planı’ ve ‘inovatif İngiltere’ gibi isimlerle sürdürüyor.

Dördüncü sanayi devrimiyle birlikte yapay zeka ve makine öğrenimi, robotik, nanoteknoloji, genetik ve biyoteknoloji gibi daha önce ayrışmış olan alanlardaki gelişmeler artık hep birlikte gelişiyor ve birbirlerini güçlendiriyor. İş ve akademi dünyasının verilerine göre, 2022'ye kadar olan süreçte teknolojiye bağlı gelişen veri analistleri ve veri bilimciliği, yazılım ve uygulama geliştiriciliği, e-ticaret ve sosyal medya uzmanlığı gibi mesleklere talep artacak.

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2018 yılı raporunda yer alan araştırmalar, önümüzdeki dört yıl içinde yapay zeka ve makine öğrenimi uzmanlığı, büyük veri uzmanlığı, bilgi güvenliği analistliği, insan-makine etkileşimciliği tasarımı, robotik mühendislikler ve blok zinciri uzmanlığı gibi yeni teknolojileri anlama ve bunları uygulamaya yönelik mesleklerin de ortaya çıkacağını belirtiyor. Dünya Ekonomik Forumu bu raporu çeşitli şirketlerde 15 milyondan fazla çalışanla yaptığı analizlerle ortaya koydu.

Bütün süreci bu toplantıda genç ve dinamik nüfusa sahip geleceğe dair iddiaları olan ülkenin hedeflerine ulaşması, nesilleri kaliteli bir eğitim-öğretim sistemiyle buluşturmak ve geleceğe dair hedeflerde geç kalmamak amacıyla söylüyorum.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından net olarak tanımlanan matematik, fen, bilgi ve iletişim teknolojileri, finans ve kültürel okur-yazarlık yeteneklerinde gelişme ana hedef olarak gösteriliyor. Artık, okur-yazarlık kavramı bilinen anlamından farklı bir mahiyete büründü. Burada klasik anlamdaki okur-yazarlıktan farklı olarak bilişim, kültür, finans gibi konularda ilgili alanın temel işlemlerini yürütebilmek ifade ediliyor.

YÖK olarak var olanlara ilaveten bu yıl çeşitli üniversitelerde ‘bilgi güvenliği teknolojisi’, ‘yapay zeka mühendisliği’, ‘uluslararası ulaştırma sistemleri’, ‘yazılım geliştirme’, ‘dijital medya’ gibi programlar başlattık. Gelecek yıl akademisyenlerin önerileriyle önlisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde bu programları arttıracağız. Bununla ilgili ciddi bir süreç başlattık. Bir, iki ay içinde ulusal ölçekte bir kongre düzenliyoruz, çalışma grupları oluşturacağız ve önümüzdeki yıl yeni mesleklerle yükseköğretim sistemini ve Türkiye'yi tanıştırmayı bekliyoruz.

Etkinliğe katılan 27 üniversitede toplam 9 bin 863 öğretim elemanı bulunuyor. Bu 27 ilin iş dünyasıyla akademi dünyasının bir araya gelerek, birlikte çalışarak, yürütecekleri araştırma yapısının, o illerdeki bölgesel kalkınmaya, ekonomik büyümeye ciddi katkılar vermesini bekliyoruz.

Bölgesel kalkınmada ana rol o bölgenin üniversitelerine ve onların yaratacakları ekosisteme, işbirliklerine bağlı. Bölgesel imkânları ve gelişme alanlarını bir arada değerlendirerek üniversitelerin bölgeye hizmetlerinin önem kazanması ve başarılı olmasıyla ilgili yoğun çalışmalar yapıyoruz.

Bu projenin yürümesinde valilerin, belediye başkanlarının, üniversite rektörlerinin ve öğretim üyelerinin, bölgesel ve yerel kalkınma ajanslarının sivil toplum kuruluşlarının uyum içinde çalışmasının çok ciddi önemi ve katkısının bulunuyor. Bu, bir birlikte çalışma projesi."

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle