GeriEğitim Yaşamdan kopuk bilgiler vermeyin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yaşamdan kopuk bilgiler vermeyin

Çocuklara bir öğretim programıyla ilişkilendirerek bir şeyler öğretmenin yolu, öncelikle onların yaşam alanlarıyla yakından ilgilenmekten ve buralardan veri toplamaktan geçiyor. Çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu konular belirlenerek bunların öğretim programlarına yansıtılmalı.

Yaşamdan kopuk bilgiler vermeyin

Alkım, 6'ncı sınıf öğrencisi. Anne-baba akademisyen; özel bir kolejde pahalı bir eğitim alıyor. Alkım’ın sosyal bilgilerden sınavı var; çalışması gereken ünite 'İpek Yolunda Türkler'. Benim saydığım kadarıyla en az altı kez anne ve baba tarafından sınav olduğu ve çalışması gerektiği Alkım’a hatırlatıldı.

Alkım gördüğüm en zeki çocuklardan biri ve hatırlatmaları ustaca yönetmeye çalıştı. Ancak, ilgilendiği ve ilgilenmekten çok keyif aldığı bir bilgisayar oyunuyla meşgul. Ne ile uğraştığına öylesine bir göz attığımda, boş bir adada çevreye en az zarar verecek biçimde nasıl bir koloni yaratılacağına yönelik bir oyun olduğunu gördüm. Gerçekten keyifliydi; Alkım’a sorduğumda, neleri niçin yerleştirdiğini ve doğru kararlar için aldığı puanları anlattı.

Bu arada ben de merak edip Alkım’ın çalışmak zorunda olduğu ‘İpek Yolu’nda Türkler’ ünitesinin alt konularına göz attım. Konu başlıkları şöyle: Destan yazanlar, asker millet, ipek yolu, çöle inen nur, Türk büyükleri kendini anlatıyor… Alkım’a bu konuları niçin öğreniyorsun diye sordum. Yanıt ilgi çekiciydi: Sınavı geçmek için!..

Amerikalı eğitimci Glasser, hiyerarşik olarak çocukların hangi bilgileri öğrenmeye yatkın olduklarına dair öğretmenlere verdiği tavsiyelerde dört başlıktan bahseder: Her hangi bir yaşam becerisiyle doğrudan ilişkili bilgi; öğrencilerin öğrenme arzusu gösterdikleri bilgi; öğretmenin özellikle yararlı olduğuna inandığı bilgi ve sınavlar için gerekli bilgi.

YAŞAMDAN KOPUK BİLGELER
Oysa ki okul programı (müfredat) incelendiğinde genellikle ‘bir yaşam becerisiyle doğrudan ilişkili bilgilerin’ yer aldığı konulara programda en az yer verildiği kolayca görülebilir. Yoğun olarak ele alınan konular ise başkalarının, onlar için yararlı olduğu varsayılan, çoğu yaşamdan kopuk ve onların gerçeğinden uzak bilgilerden oluşuyor.

Devleti yönetenlerin, anne-babaların, öğretmenlerin istediği için öğrenmek durumunda oldukları bu bilgiler çocukların ilgisini çekmiyor, çekemiyor. Çünkü çağdaş yaşamın getirdikleri-gerçeği çok başka… Bu gerçekle öğretilenler örtüşmediğinde çocukta öğrenmeye karşı inat gelişiyor; ebeveynleri ve öğretmenleriyle çözülmesi çok zor çatışmalar çıkabiliyor. İşin dramatik yanı da ‘yavrularımızın’ başarılı olması için tüm olanaklar sağlansa bile, yine de okul düzeneğinden dolayı hayatından bezmiş, anlaşılma çabası içerisinde olan mutsuz çocukların oluşması…

ÇOCUKLARIN İHTİYAÇ DUYDUĞU KONULAR BELİRLENMELİ
Çocuklara bir öğretim programıyla ilişkilendirerek bir şeyler öğretmenin yolu, öncelikle onların yaşam alanlarıyla yakından ilgilenmekten ve buralardan veri toplamaktan geçiyor. Çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu konular belirlenmeli ve bunlar öğretim programlarına yansıtılması ve bu oluşumun, okul-öğretmen yoluyla çocuklara nasıl kazandırılması gerektiğinin hesabı yapılmak durumunda.

Çağın uzağında bazı konuların zorlamayla eğitim programlarında yer alması anlamsız. Öğretilen bilgilerin işe yaraması ve öğrenenin yaşamını kolaylaştırıcı, topluma uyum mekanizmasına hizmet edici nitelikte olması çok daha önemli. Ancak bu sayede ‘okul görmüşlerin’ diğerlerine göre olumlu fark yaratması sağlanabilir. Böylece okul, toplumda saygınlığını koruyan ve giderek artıran bir kurum olma özelliğini gösterebilir. 

Bilgiye ulaşma ve merak edilenlerin öğrenilmesi hiçbir zaman günümüzde olduğu gibi kolay olmamıştı. Çocukları, onlara anlamsız gelen bilgileri ders diye çalıştırmaktan ve okulu kaçılacak yer olmaktan kurtarmak, olsa olsa, sunulacak bilgilerin onları ilgilendirmesiyle ve keyif alacakları biçimde onlara servis edilmesiyle mümkün.

DOÇ. DR. TUNCAY AKÇADAĞ KİMDİR?
12 yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okullarında sınıf, müzik ve rehber öğretmenliği yaptı. 1998-2004 yılları arasında MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü’nde eğitim uzmanlığı ve komisyon başkanlıkları, kalite yönetimi birim sorumlusu ve yöneticilik görevlerinde bulundu. On Dokuz Mayıs Üniversitesi’nde dört yıl öğretim üyesi olarak görev yaptı. Öğretmen Akademisi Vakfı’nda uzman eğitici olarak, ‘Öğrenen Lider Öğretmen’, ‘Eğitim Yöneticilerini Geliştirme Projesi’, ‘Eğiticinin Eğitimi’ projelerinde yurdun tüm illerinde öğretmen, okul yöneticisi ve eğitim denetçileriyle pek çok sayıda eğitimleri tasarladı ve gerçekleştirdi. University of Lower Silesia, Wroclaw, Poland’da misafir öğretim üyesi olarak dersler verdi. ‘Etkili Sınıf Yönetimi’, ‘Türk Eğitim Sistemi’ ve ‘Okul Yönetimi’ kitaplarında bölüm yazarlıkları, ‘İyi Öğretmen Doğru Okul’ adlı kitabı bulunuyor. ‘Sınıfta Pekiştireçlerin Kullanımı’, Öğretmenin Yöneticilik ve Liderlik Becerileri), Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi, İletişim Becerileri, Öğretim Liderliği Temelli Okul Modelleme, Alternatif Eğitim Modelleri, Farklılaştırılmış Eğitim, Farklılaştırılmış Denetim, Örgüt Psikolojisi, Eğiticinin Eğitimi-Yetişkin Eğitimi gerçekleştirdiği bazı eğitimlerin başlıkları. Halen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle