GeriEğitim "Türkiye'nin Hawking"i ODTÜ'de
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Türkiye'nin Hawking"i ODTÜ'de

Kas erimesine neden olan hastalığından dolayı boynundan altı tutmayan ODTÜ Fizik Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki Can Özmen'in hayatı, tekerlekli sandalyesi ve ODTÜ’lü araştırmacılarca geliştirilen, sadece gözlerini kırparak kullanabildiği bilgisayarı ile ABD'li ünlü fizikçi Stephen Hawking'in hayat hikayesine benzer özellikler taşıyor.

"Türkiye'nin Hawking"i ODTÜ'de

Spinal Muskuler Atrofi (SMA) adlı hastalığının teşhisi henüz 5 aylıkken konulan İstanbul doğumlu Özmen, sağlık sorunları nedeniyle kısa süre devam edebildiği Nevzat Ayaz Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra üniversite sınavına girdi.     

ODTÜ Fizik Bölümü'nü kazanan Özmen, üniversitenin İngilizce hazırlık programını sadece kendi kendine geliştirdiği dil becerisi sayesinde geçti. Özel tasarım korsesi ile oturabilen ve annesinin yardımıyla kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilen Özmen, sadece gözlerini hareket ettirerek kullandığı, ODTÜ'lü araştırmacılar tarafından geliştirilen bilgisayar teknolojisi ile derslerini takip edebiliyor.     

Özmen'in yaşamı, kendisi için özel geliştirilen bilgisayar ile araştırmalarını sürdürebilen ünlü fizikçi Hawking'in hayat hikayesine benzer özellikler taşıyor. Stephen Hawking, kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Genç yaşta ALS hastalığına yakalanmasının ardından Hawking, tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürdü. Hastalığı nedeniyle sesini de yitiren Hawking'in koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurduğu biliniyor.     

Bilgisayar yazılımları geliştirmeye de meraklı Özmen, bilgisayar ve fiziği bir noktada birleştirerek bilim dünyasına katkı sağlamayı, ünlü girişimci ve mucit Elon Musk'la tanışmayı hayal ediyor.     

Can Özmen yaptığı açıklamada, kas erimesine neden olan SMA hastalığının sürecinin nasıl ilerleyeceğinin tam tahmin edilemediğini anlattı.     

Ortaokula kadar bilgisayarı elleriyle kullanabildiğini ancak hastalığının ilerlemesiyle bu yetisini kaybettiğini ifade eden Özmen, sağlık sorunları nedeniyle lise eğitimine sadece 1 yıl devam edebilmesine rağmen ilk 40 bine girdiği üniversite sınavında ODTÜ Fizik Bölümünü kazandığını, bölümün İngilizce hazırlığını kendi çabasıyla geçtiğini aktardı.      

Fizik bilimini küçük yaşlarından itibaren gizemli bulduğunu dile getiren Özmen, "İlerleyen yaşlarda bilgisayara merak saldım. Bilgisayar mühendisi olursam fizikçilerin yapacağı şeyi yapamayacaktım ama fizikçi olursam yazılım öğrenebilirdim. İkisini aynı anda yapmanın daha mantıklı ve tam istediğim şey olduğunu düşündüm. ODTÜ'yü tercih ederek çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Buraya girdiğim andan itibaren hayatım değişmeye başladı. ODTÜ'deki eğitim, genel seviyenin çok üzerinde" diye konuştu.     

Bilgisayarı geleceğin kapılarını araladı     

Özmen, ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Çağıltay ve ekibi tarafından geliştirilen, her türlü işlemi sadece göz kırpma ile yapabilmesine imkan sağlayan bilgisayarın da kendisi için bambaşka bir geleceğin kapılarını açtığını ifade etti.     

Çağıltay'ın ayrıca ODTÜ'de açık ders projesini yürüttüğünü ve kayıt altına aldıkları dersleri internet üzerinden telafi edebildiğini dile getiren Özmen, "Sağlık sorunlarım nedeniyle derslere sürekli giremiyorum. Uzun süre oturunca çok yoruluyorum. İnternetten dersleri izleyebildiğimden de derse girmiş gibi oluyorum" değerlendirmesini yaptı.     

Bilgisayarın hayatını da çok değiştirdiğine işaret eden Özmen, "Bir mail atmam gerektiği zaman bile mutlaka birinin gelmesini bekliyordum. Şu anda özgürüm. Kendi kendime bilgisayarda neredeyse her şeyi yapabiliyorum. Yakında yazılım dersleri almaya başlayacağım. Bunu yapabilmem için bir bilgisayar kullanmam şarttı. İleriye yönelik hayalim, yazılım konusunda uzmanlaşmak. Fizik bölümünde de yüksek lisans ve doktora yapmak istiyorum. Fizik ile yazılımı aynı anda nasıl kullanabilirim bilmiyorum ama bunu deneyeceğim. Hayallerimi gerçekleştirmek için bu bilgisayara ihtiyacım vardı" diye konuştu.     

En büyük hayalinin ünlü girişimci ve mucit  Elon Musk'la tanışmak olduğunu ifade eden Özmen, "Tabii bunun olma ihtimalinin zor olduğunu biliyorum" dedi.

ODTÜ'de engelliler için şartların iyi olduğunu dile getiren Can, "Şu anda derse erişimde hiçbir sıkıntı yok. Her yerde rampalar, asansörler var. Dezavantajlarımı en aza indirgemek için elinden gelen her şeyi yapan hocalarım var" ifadelerini kullandı.     

Engeli nedeniyle bazı dezavantajlar yaşadığını ifade eden Özmen, "Zorlanıyorsunuz. Gerçekten çok ağır bir bölüm. Dersleri geçmek inanılmaz zor ama şu anda birinci sınıftayım. Bu yıl, kimya ve matematiği de verirsem önümüzdeki sene ikinci sınıfa geçeceğim" dedi.     

Yazılımı geliştiren öğretim üyelerinin "Can'ın bilgisayarı kendilerinden daha iyi kullandığını" söylemeleri üzerine Özmen, "Küçüklükten beri video oyunlarıyla ilgilenince bilgisayara yatkın oluyorsunuz" değerlendirmesini yaptı.     

"Can'ın bedeniyim"      

Anne Naime Özmen ise oğlu Can'a SMA teşhisinin 5 aylıkken konulduğunu, hastalığı öğrendiğinde neredeyse dünyanın başına yıkıldığını hissettiğini anlattı.     

Naime Özmen, "Gerçekten o duyguları yaşadım ama zamanla alıştım. Can'ı hep 'İyi ki hayatıma girmişsin' diyerek seviyorum. Bunu içtenlikle söylüyorum." şeklinde duygularını dile getirdi.     

Can'ın 3 yaşındayken takvimdeki yazıyı okuduğunda şoka girdiğini dile getiren anne Özmen, ardından getirdiği kitabı da okumaya başladığında şaşkınlığının bir kat daha arttığını söyledi.     

Anne Özmen, oğlu Can'ın zeka testinden yüksek seviye çıktığını aktardı. Annesinin bu sözleri üzerine Can Özmen, "Bu testlerin doğruluğu tartışılır, görecelidir. Her seferinde başka sonuçlar alabilirsiniz" değerlendirmesini yaptı.     

Can'ın kitap okurken uzandığında, okuduğu kitaplardaki sayfaları kendisinin çevirdiğini anlatan anne Özmen, "Ama şimdi bilgisayarı ile ders takibi yapabiliyor. Bu Can açısından olduğu kadar benim için de çok iyi oldu. Aslında Can'ın bedeni benim. Can, sadece beynini kullanıyor, beyni dışındaki bedeni de ben oluyorum. Can ile hayatımız bir bütün adeta. Can'ın bedeninde özel bir korse var. Bu korsenin desteğiyle oturabiliyor ancak uzun süre oturamıyor. O nedenle dersleri fazla aksatıyoruz" diye konuştu.     

ODTÜ'deki bazı arkadaşlarının özel dizayn edilmiş yurduna gelerek Can'ı ziyaret ettiğini aktaran anne Özmen, bu zamanlarda ODTÜ'de yürüyüş yaptığını anlattı.     

Gençliğinde okumayı çok istediğini ancak gençlik yıllarında yoksul bir ailede büyüdüğünden okuyamadığını dile getiren anne Özmen, "Okuyamamak hep içimde kalmıştı ama oğlumun sayesinde Türkiye'nin en iyi okuluna girebildim. Bu gerçekten çok güzel bir duygu. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Can'la beraber okuduk. Tek pişmanlığım, ben de eğer Can'la beraber başlamış olsaydım herhalde Can da benim hocam olurdu ve ben de bir diploma alırdım" dedi.     

"Projeyi daha da ileriye götüreceğiz"     

ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Çağıltay ise doktora öğrencisi Mehmet Dönmez  ile ODTÜ'de geliştirdikleri göz hareketleriyle bilgisayarın tüm fonksiyonlarını kullanma yazılımının ilk kullanıcılarından birinin Can olduğunu ve geliştirilen teknolojide Can'ın yönlendirmelerinin büyük önem taşıdığını söyledi.     

Geliştirdikleri teknolojinin dünyada benzer örneklerinin olduğunu ancak maliyetlerinin çok yüksek olduğunu belirten Çağıltay, "Tamamen ODTÜ'de geliştirdiğimiz bu yazılım son derece ucuza üretildi. Bu sistemi, kişiye göre istediğimiz gibi uyarlayabiliyoruz. Başka engelli kişilerin başka ihtiyaçlarına göre de farklı şekilde geliştirebiliyoruz. Yurt dışı yazılımların aksine üzerinde istediğimiz değişikliği yapabilecek yeteneklere sahibiz. Can'ın hayatını kolaylaştırmak için bu teknolojiyi geliştirmek bize daha çok motivasyon veriyor. Projeyi burada bırakmayacağız, Can'ın hayatını kolaylaştırmak için projeyi daha da ileriye götüreceğiz" diye konuştu.     

Geliştirilen teknolojiye ilişkin de bilgiler veren Çağıltay, bir kamera ve ışık kaynağından oluşan hesaplama ile göz hareketlerinin yakalanabildiğini ve bu özellik sayesinde göz hareketi ve kırpmaları ile bilgisayarın çalıştırılabildiğini anlattı.     

Göz hareketleriyle sanal klavyenin açılabildiğini, istenen internet sitesine  bağlanılabildiğini belirten Çağıltay, geliştirdikleri sistemin patentinin alınması için de başvuru yapıldığını söyledi.     

Teknolojinin geliştiricilerinden doktora öğrencisi Dönmez ise göz hareketlerinin bilgisayardaki fare işlevini yürüttüğünü belirterek, "Sistemin geliştiricisiyiz ama Can bizden daha iyi kullanıyor" değerlendirmesini yaptı.

Dönmez, teknolojiye talep olması halinde her engelli için uyarlayabileceklerini sözlerine ekledi.     

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle