GeriEğitim Okyanus Kolejlerinin Sahibi Orhan Özbey: 38 yılda 60 bin öğrencim oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Okyanus Kolejlerinin Sahibi Orhan Özbey: 38 yılda 60 bin öğrencim oldu

Okyanus Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Özbey’in eğitim yolculuğu 1979’da İstanbul Beyazıt’ta üniversiteye hazırlık kursu olarak Kültür Dershanesinin ilk şubesini açtıktan sonra biyoloji öğretmeni olarak derslere girmesi ile başladı. 80’li yıllarda üniversite hazırlık dergisi çıkardı, daha sonra sürücü kursları açtı. Üniversite hazırlık yapan bu dershanenin dışında liselere hazırlık dershanesini açtı. 2004’te Okyanus Kolejlerinin ilk şubesini Avcılar’da açtı, bugün 28 şubeye ulaştı. Açtığı eğitim kurumlarının ardından Okyanus Holding’i kuran Özbey 38 yılda 100’ü aşkın okul açtı, bugün 60 bine yakın öğrencisi bulunuyor. Özbey ile eğitim yolculuğunu konuştuk:

Okyanus Kolejlerinin Sahibi Orhan Özbey: 38 yılda 60 bin öğrencim oldu

Okyanus Kolejlerinin Sahibi Orhan Özbey: 38 yılda 60 bin öğrencim oldu- Biyoloji öğretmenisiniz, mesleğe dershanecilikle mi başladınız?
Beyazıt’ta küçük bir binada 3-5 derslikle Kültür Dershanesi ile başladı. Üniversiteye hazırlık eğitimi verdik. Ben hem öğretmenlik, hem yöneticilik yapıyordum. O dönemlerde sobayı yakar, sonra önlüğümü giyer ders anlatırdım. Sürücü kursları ve yayıncılık da yaptınız. Evet. Türkiye’de birçok ehliyeti biz vermişizdir. Üniversite hazırlık için dergi çıkardık. Dershanelerini büyüktük.

- Özel okulculuğa geç mi girdiniz?
Evet. 2002 yılında Doğa Okulları’nda kurucu olarak bulundum. Daha sonra Doğa Okulları fona satılınca ben de Okyanus Kolejleri’ni geliştirdim. Şu an 28 kampüsümüz de 22 bin öğrenci kontenjanımız var. Ayrıca Era Koleji ve Eğitim Bilimleri Kolejleri ile Kültür Temel Liselerinde eğitim veriyoruz.

- Bu kurumlarda ortaklarınız var mı?
Hayır, tek başınayım.

- Eğitimcilikten bir holding kurmuşsunuz, bu işin sırrı nedir?
Ben hiçbir zaman para kazanmak için bu işi yapmadım. Bu işi güzel yapmak istedim. İyi bir öğretmenlik yapayım istedim. Derse girmeyi çok severim. Şu anda gelip, derse gir deseler girerim. Ayrıntılara çok önem veririm. Ekip çok önemli, muhteşem bir ekibimiz var. Çalışkan, candan bir ekip var. Sizin kurduğunuz her zaman sizden daha önemlidir. Kurumda en az işi olanlardan biriyim. Çünkü ekip benden çok daha kurumsal. Böyle insanlar çok var. Böyle insanlara yetki verince her şey yoluna giriyor. Bazı çalışanların benden çok yetkisi var. Bizim 7 binin üzerinde çalışanımız var. Ben kuruma bir eleman aldığımı hatırlamıyorum. Ben sadece gözlemliyorum, sonra genel müdüre şunda cevher var diyorum. Bu kişiye sahip çıkın diyorum.

KARİYER MESLEK LİSELERİ AÇILMALI
Bütün anne-babaların bir kaygısı var. “Benim çocuğum bir meslek sahibi olsun, üniversiteye girsin,” diyorlar. Bütün dertleri bu. Çocuk ilkokulda, ortaokulda, lisede bir meslek sahibi olamıyor. Ama hiç değilse üniversitede olsun. Bunun için de herkes gözünü üniversiteye dikmiş. Ben de diyorum ki; bu endişe bitmez. Bu endişe bitmedikçe de Türkiye rahatlamaz. Bunun çözümü için şu anda mevcut liselerin hepsinin kapanması lazım. Bunların hepsinin ‘Kariyer Meslek Liseleri’ne dönüşmesi lazım.

Temel eğitim ortaokuldur. Temel eğitimini almamış bir öğrenciyi bizim mezun etmememiz lazım. Temel eğitime girdikten sonra, ortaokul son sınıfta bu çocukların hangi mesleklerde olabileceğini saptamamamız gerekir. Sonra bunun sonucuna göre, mimar, doktor, mühendis ne olmak istiyorsa ona göre kariyer meslek liselerine yönlendirelim. Mesela mimarlık kariyer meslek lisesi, tıp kariyer meslek lisesi kuralım. Öğrencinin hangi alana yeteneği varsa, çocuk o alanın kariyer meslek lisesine yönlendirilmeli. Çocuk diyelim ki mimarlık kariyer meslek lisesine gidiyor. Çocuk son sınıfa geldiğinde başarılıysa, üniversiteye yönlendirelim. Değilse ara eleman olur ama hiç değilse mesleği olur.

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN PATLAMASI VAR
Arka plana baktığımızda bütün velilerin çocukları için duyduğu endişeler var. Çocuklarımıza özgüven verelim diyoruz, ama çocuklarımız da özgüven patlaması yaşıyor adeta. Üniversiteye gidecek, evlenecek, iş kuracak. Çocuğunuzun eğer mesleği varsa, özgüveni vardır. Evlenecek ama para yok. İşe girecek ama ne iş yapacak? Eğer meslek edindiriyorsan problem yok. Ama meslek edindiremiyorsan bu ciddi bir sıkıntı. Ben velilere şunu söyleme isterim; Çocuklarınızı bir mesleğe, donanıma sahip olacak şekilde yetiştirin. Hangi mesleğe sahip olursa olsun edinmesi gereken beceriler var. İyi bir anadile sahip olmalılar. Bu ancak kitap okumakla olur. Eğer anadilini bilirsen, yabancı dili de öğrenebilirsin. Çocukların yabancı dili öğrenememesinin altında, anadilini iyi bilmemesi var. Çocukların özgürce düşünmesi çok önemli. Biz çocuğun fikrini de alalım ki, çocuk fikrini söylemeyi öğrensin. Özgür düşünce, temel muhasebe, ana dili kullanmak gibi beceriler çok önemli. Bu konuda birbirimize son derece saygılı olmamız lazım hepimizin. Sorgulayıcı olmak çok önemli.

YETENEĞİ OLAN ÖĞRETMENLİK YAPSIN
Çocuklarımız üniversiteye girerken maalesef bilgilerine göre üniversitelerin bölümlerine yerleştiriliyorlar. Yeteneklerine, kişilik özelliklerine ve ilgilerine göre yerleşmiyorlar. Mesela bir kişi öğretmen olacaksa üç şey aranması lazım, öğretmenlik yeteneği var mı, kişilik özellikleri buna uygun mu ve bu mesleğe ilgisi var mı? Gençler, zorlama bir şekilde öğretmen olmaya çalışıyorlar. Yani öğretmenliğe yeteneği olanlar öğretmenlik yapsın. Türkiye’de üniversiteyi kazanmak çok zor ama mezun olmak kolaydır. Avrupa’da ise üniversiteye girmek çok kolay ama mezun olmak çok zordur. Şunu unutmayalım ki Avrupa’da birileri öğretmenlikle alakalı bir fakülte okuyorsa, mezun olduğu zaman gerçekten tam bir öğretmendir. Ama Türkiye’de durum öyle değil. Türkiye’de mezun olduktan sonra bir kısmı hakikatten tam öğretmendir ama büyük bir kısmı sonradan girdiği okulda deneyimler kazanarak ister istemez öğretmenliği sürdürüyor. Devlet ve özel okul ayrımı olmadan tüm öğretmenler iyi ve çok donanımlı olmak zorunda.

EĞİTİMDE ÇALKALANMA BİR SÜRE SONRA DURULACAK
Eğitimde bir çalkalanma var, bir süre daha şüphesiz devam edecek, sonra durulacak. Eğitimciler yine kendi işlerini yapmaya başlayacak, herkes kendi işine dönecek. Çünkü bu alana farklı meslek mensupları da girmeye başladı. Bu özel okullara çok büyük bir dinamizm getirecek. Eğer bu okullar kendilerini nitelik olarak güçlendirirlerse ayakta duracaklar, güçlendirmezlerse yok olacaklar. Dolayısıyla ayakta kalabilmek için nitelikli iş yapabilme savaşının başladığı bir dönemdeyiz. Özel okullarda zaten büyük ölçüde var olan nitelik biraz daha artmış olacak. Sonuç olarak bu nitelik ve geliştirme anlayışı her daim devam edecek. Nicelik olarak artmanız biraz da nitelikli olmanıza bağlıdır. Eğer bunu sağlayamıyorsanız kurumlarınız artmaz, kısa bir zaman sonrada bitersiniz.

VELİLER ÇOCUKLARDAN DAHA ENDİŞELİ
Veliler çocuklardan çok daha endişeliler. Hastalık derecesinde koruyucular. Çocukların neredeyse özgürlüklerini elinden alıyorlar. Bir diğer tarafta da çocuğu çok özgür bırakanlar var. Her gün öğretmenlerimiz bunlarla uğraşıyor. Bazı veliler de var ki eğitimi yönlendirmeye çalışıyor. Biz bütün velileri dinleriz ama kararlarımızı kendimiz alırız. Çünkü onlar değil, biz eğitimciyiz. Çocuklarının yeteneklerini tespit etsinler, yeteneklerinin dışındaki mesleklere zorlamasınlar. Çocuklarını keşfetsinler, onların mutlu olmaları şart, bunu göz ardı etmesinler.

KİMDİR?
1959 Van Özalp doğumlu, öğretmen kökenli bir işletmeci olan Orhan Özbey, Marmara Üniversitesi Biyoloji ve Kimya Anabilim dalından mezun olduktan hemen sonra eğitim hayatına atıldı. 1979’da Kültür Dershanelerini hizmete açtı. 4 farklı marka altında özel okul ve iki üniversite kurdu. Hayat Alfabesi, Besinlerin Yolculuğu, DNA ve Protein adlı kitapları bulunuyor. Kurucusu olduğu Okyanus Holding iştiraki şirketlerinin halen Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor. Orhan Özbey evli ve 3 çocuk babası.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle