GeriEğitim Okullardaki tehlike: Doping ilaçları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Okullardaki tehlike: Doping ilaçları

Okullardaki tehlike: Doping ilaçları

Son zamanlarda özellikle liselerde, derste konsantrasyonu sağladığı gerekçesiyle bazı ilaçları kullanan öğrencilerin sayısı hızla artıyor.

Sınavla girilen, 'zor okul' diye tabir edilen liselerin ve özellikle tıp ve diş hekimliği gibi ders yükü fazla olan fakültelerin öğrencileri, eğitimcilere göre leblebi gibi 'sakinleştirici' ya da 'konsantrasyon sağlayıcı' diye nitelendirilen ilaçları kullanıyorlar. Kiminin sınavda başarılı olmak, kiminin stresle baş etmek, kiminin de derse konsantre olabilmek için başvurduğu bu ilaçlar ne yazık ki bazı hekimler tarafından kolayca reçeteye yazılıyor, hatta bazı eczanelerden de reçetesiz el altından veriliyor.

REKABETÇİ ANNELER PEK SEVİYOR
“Sınava hazırlanıyorum”, “Tez yazıyorum”, “Notumu yükseltmek istiyorum, dersi dinleyemiyorum” şikâyetleriyle hekimlere koşan 14-21 yaş arası gençler kendileri ilaç almakla kalmıyor, başarılarının formülünü bunlara bağlayıp arkadaşlarına da hararetle öneriyorlar. Kulaktan kulağa yayılan bu 'doping' ilaçları yüzünden eğitimciler çok kaygılı.

ABD ve Avrupa’da özellikle üniversite öğrencileri arasında yaygın olan bu ilaçlar tartışma yaratırken bazı yerlerde de amacı dışında kullanımları yasaklanmış durumda. Ancak ülkemizde de rekabetçi anneler ve başarı odaklı öğrenciler nedeniyle maalesef hızla yaygınlaşıyor. Çünkü genellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı olanlara verilen bu ilaçların uyarıcı etkileri var. Bu yüzden özellikle proje ve sınav dönemlerinde tercih ediliyorlar. Ama yan etkileri bir hayli fazla. Hiç araştırılmadan, etrafa da şeker gibi tavsiye edilen bu ilaçları uzmanlar “beyin dopingi” olarak nitelendirip yan etkileri nedeniyle karşı çıkıyorlar.

Öte yandan eczacılar bu tür ilaçların el altından satılamayacağını söyleyerek şu açıklamayı yaptılar:
"Eczacılara gelen ilaçlar karekod dediğimiz bir takip sistemine sahiptir. Yani ilacın ne zaman nerede üretildiği, hangi depo basamaklarından geçerek eczaneye ulaştığı bellidir. Eczaneden çıkışı da aynı şekilde takip edilir. Kırmızı reçete dediğimiz özel bir reçeteye sahip olan bu ilaçları da psikiyatri uzmanı ya da çocuk psikiyatri uzmanı yazdığı zaman sadece verebiliyoruz. El altından reçetesiz vermemiz mümkün olmadığı gibi reçetenin onayı da anında sağlık bakanlığının renkli reçete sistemi üzerinden verilmektedir. Bu da sahte reçetenin önünü kesen bir uygulamadır. Aksi takdirde karekod eczanenin üstünde görülecek ve rutin denetimde eczanenin ilaç kasasında olmadığı zaman ceza almasına sebep olacaktır. Bu cezalar basit para cezaları değil eczacının uyuşturucu satışı ile yargılanması gibi ağır cezalardır. Etik olarak hiçbir meslektaşımın bunu yapacağına inanmadığımız gibi yapma olasılığımız da bulunmamaktadır."

‘HEKİM DENETİMİ OLMADAN KULLANMAYIN’
Psikiyatrist Prof. Dr. Yankı Yazgan, bakın bu tür ilaçlara karşı öğrencileri ve aileleri nasıl uyarıyor:
“Stimülan grubu ilaçların odaklanma ve konsantrasyondan sorumlu beyin sistemlerinin işleyişini düzenleyerek dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuklara ve gençlere, sorunlarının kontrolü için katkısı olmakta. Bu grup ilaçları sınav performansını arttırmak amaçlı kullanımın bir yararı olması için çocukta teşhis edilmemiş bir DEHB olması dışında pek açıklaması olmaz. Ancak insanlar kendilerine yararı olacağına inandıkları şeylerden yarar görmeye yatkınlar, oysa doktorlar ilaçları verirken hem dikkat ve odaklanma ile ilişkili davranış sorunları yaşayan, hem de bundan hayatı ciddi şekilde etkilenen kişilere reçete ediyorlar. Başarı düşüklüğü dikkat ve odaklanma dışında birçok etkene bağlı olabildiği için bunlar araştırılmaksızın faydalı sonuç verecek bir tedavi planlanamaz. Bu araştırmayı bir hekim yaptıysa ve tedavi önerdiyse bunun yararını izlemek aile ve okulun rolü. Ancak ailenin not yükseltici amaçla ve durumun ne olduğuna bakmaksızın hekim denetiminde olmadan ilaç kullandığı durumlar uygun değil.”

HARİTA MÜHENDİSLERİNE KOLEJLERDEN 100 MİLYON LİRA
MİLLİ Eğitim Bakanlığı İnşaat Emlak Daire Başkanlığı ağustos ayı sonunda özel okullara önemli bir yazı gönderdi. Bütün okulların inşaat ruhsatı fotokopisi başta olmak üzere arsa bilgileri, vaziyet planı, binaya ait fotoğraflar, duvar ölçümleri, koordinatları ve imar planı ile harita mühendisi onaylı krokisinin bir CD’yle il milli eğitim müdürlüğüne gönderilmesini istendi. Son tarih olarak 15 Ekim belirlendi. Devlet okulları ve özel okulların bu işlemleri bir an önce yapması talep edildi. Devlet okullarından henüz ses çıkmadı. Ama özel okullar dertli. Çünkü bu kararı duyan harita mühendisleri kolejlerin kapısını çalmaya başladı. Türkiye’de yaklaşık 9 bin özel okul var. Bütün bu işlemler için en küçük okulun bütçesinden bile en az 10 bin TL çıkacak. Büyüklüklerine göre maliyet 20-25 bin TL’yi de bulacak. Harita mühendisleri için kolejlerden toplamda yaklaşık 100 milyon TL’lik yeni bir kazanç kapısı oluştu.

Özel okullar, zaten okul açılış izinlerini alabilmek için zamanında Milli Eğitim Bakanlığı’na bu bilgileri verdiklerini iddia ediyorlar. Kuşkusuz aralarında en büyük zorluğu çekenler de yabancı okullar. Çünkü 100 yıllık binalarının bu bilgilerine ulaşmaları pek de kolay değil. Şimdi harıl harıl arşivlerinde belgeleri arıyorlar. Bazıları Bakanlık’a giderek durumu yetkililere anlattı. Şimdi yanıt bekliyorlar. Ama İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı ısrarlı; bürokrasiyi azaltmak amacında olduklarını, kaynakların verimli kullanılması için bu tespitlerin yapıldığını belirtiyorlar.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle