GeriEğitim Kaygınızı çocuğa bulaştırmayın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kaygınızı çocuğa bulaştırmayın

İster ilkokula yeni başlamış olsun, ister okula geri dönen olsun, tüm çocuklar şu anda birçok farklı duyguyu yaşıyor. Kimi heyecanlı, kimi kaygılı, kimi meraklı, kimi özlemle arkadaşlarına ve öğretmenlerine kavuşmak istiyor. Yaz tatilinde nispeten düşük ritimde, esnek ve rutinin kırıldığı aile hayatlarımızın yanına, kurumsal hayatlarımızı oluşturan okul veya iş yerlerini ekliyoruz eylülle birlikte.

Kaygınızı çocuğa bulaştırmayın

- Özellikle okula yeni başlayan çocuklar için okullar korkutucu bile olabilir. Kime ne danışacağını, nerede ve nasıl ihtiyaçlarını gidereceğini, bir yandan yapmak istedikleri, bir yandan grup içinde uyumlu hareket etmek zorunda kalması, yeni ve bilinmezlerle doludur. Okula geri dönen çocukların da aklında bolca kaygılı sorular olabilir: ‘Acaba arkadaşlarımla bıraktığım yerden aynı keyifle arkadaşlığımı sürdürebilecek miyim, bu sene matematik dersi nasıl geçecek, basketbol takımında oynayabilecek miyim?’ Okula başlamanın ve uyumun bazı çocuklar için çabuktan halledilen, bazıları için ise daha uzun bir süreç olduğunu biliyoruz. Onların bu süreci rahat ve huzurlu geçirmeleri için ebeveynlerin neler yapması gerekiyor?

- Öncelikle kendi kaygılarının üstesinden gelmeyi ve sakinleşmeyi öğrenmeliler. Geçenlerde bir tanıdığımla çocuklarla ilgili konuşurken şöyle dedi: “O kadar çok soru soruyorlar ve tek konuştuğumuz okul, artık benim karnıma da kramplar girmeye başladı.” Kaygı zaten böyle bulaşıcı bir şey. Ama çocuklarımızın birçok duyguyla harmanlanmış ruh halini, ancak sakin kalarak durultabiliriz. Bunun için sakin bir ses tonu ile sorularına cevap vermek ve sorularına bir cevap bulamadığınızda ise “Başladığında görürsün” demek yerine “Arkadaşlarınla konuşmak ister misin?” veya “Geçen seneyi hatırlıyor musun?... olmuştu. Şimdi de benzer bir şey olabilir” diyerek tahminler yürütmesini sağlamak iyi olabilir.

- Sorularına sakince cevap vermek yetmeyebilir. Okul alış verişlerini son dakikaya bırakmamak, onun hazırlanırken kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Son dakika hazırlıkları stresi arttırır. Bu stresle, kavgalar gürültüler kopabilir. Her şeyi bir anda almak da aynı şekilde iyi bir fikir olmayabilir. Erken başlanan ve zamana yayılan bir hazırlık süreci çocuğunuzun kendisini iyi hissetmesini sağlayacak, kaygı düzeyini aşağıya çekecektir.

- Küçük yaşlar için, okulla ilgili okuyacağınız kitaplar onları okullarda neler olup bittiğiyle ilgili bilgilendirir. Bu kitapları tercih ederken sadece bilgi değil, duyguları ve okuldaki sosyal yaşantıyı da içine alan hikayeler olmasına dikkat edin. Kitabın kahramanı, sınıf kurallarını hatırlayamayınca kendisini nasıl hissetti? Öğretmeni konuyu anlatırken anlamadığında öğretmeni ona nasıl yardımcı oldu? Arkadaşları onu oyuna almadığında bu sorunu nasıl çözdü?

- Çocuğunuzun zamanında başlama, kurallara uyma, rutini takip etme gibi konularda hassas olduğunu düşünüyorsanız, ona bu konularda yardımcı olun. Okula zamanında gitsin ki stres yaşamasın, kitapları yanında olması gerekiyorsa, bunu ona hatırlatın. Çocuğunuz bu tür zorunluluklara kolay alışamıyorsa, ondan hemen düzene uyumasını beklemeyin. Okulun ilk günlerinde 9-5 rutinini çok düzenli takip etmeyebilirsiniz. Burada korkulacak bir şey yok. Zamanla alışılacaktır.

- Okulun rutinleri ile ilgili bilgi sahibi olun. Ders çizelgesini ve günlük akışı bilin. Ne zaman hangi ders kitabı isteniyor, ne zaman veli toplantısı var, okulun istediği kırtasiye gereçleri neler…bu konulara ne kadar çok hakim olursanız çocuğunuz da kendisini o kadar rahat hissedecektir.

- Birçok çocuk okula umutla başlıyor. Merakla okulda geçireceği güzel vakitleri düşlüyor. Ama okulun bir de ciddi sorumluluk beklentisi var. Öğretmenler dinlenecek, ödevler yapılacak, sınıfa zamanında gelinecek. Ve okul günleri uzun ve yorucudur. Keyif içeren hayaller, hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Bu durumda ebeveynler ve öğretmenlere çok iş düşüyor. Ebeveynlerin “Sen artık büyüdün, tabii ki bu sorumlulukları yerine getireceksin” demekten kaçınmaları, öğretmenlerin de okulu hayal edilen keyifli bir yer olmaktan uzaklaştırmamaları gerekli. Okul, çocuğun içinde olan öğrenme hazzını yaşatmalı, okulun severek gelinen bir yer olması içim tüm yetişkinler çaba göstermeli.

- En azından ilk gün “Bugün okul nasıl geçti” sorusunu sormayın. Zaten bunu öğrenmenin çok farklı yolları var. “En heyecan duyduğun anı anlat”, “Öğrendiği en ilginç şey neydi bugün”, “Bugünkü okul gününü değiştirmek istesen neyi değiştirirdin” gibi birçok yaratıcı soru üretebilirsiniz.

- Eleştiri tonunuzu ve beklentilerinizi düşük tutun. Başarısızlık yaşadığında, (bu sadece matematik problemi çözememek değil, bir kavgadan sonra arkadaşıyla barışamaması da başarısızlık duygusu yaşamasına neden olabilir) hataların her zaman olabileceğini, bunların telafi edilebileceğini ve bunun için zamanı olduğunu ona hatırlatın.

- Çocuklarınızı sosyal ortamlarda nasıl davranması gerektiği ile ilgili hazırlayın. Teşekkür etmek, rica etmek, yardıma ihtiyacı olan birine yardım önermek, paylaşmak, sırayla konuşmak, sırasını beklemek gibi sosyal beceriler, okul hayatında ve sonrasında çok işe yarayacaktır.

- Ebeveynler olarak öğretmenlerle kurulan sıkı ilişki ve işbirliği çok önemlidir. Okul bize biz okula yabancı olamayız. Okul bahçesinden çocuklarımızı alıp, okulun kapısına çocuklarımızı bırakamayız. Veya bunun tam tersi, okulun her yaptığını sorgulayıp, sürekli talep edemeyiz. Hem öğretmenler hem ebeveynler bilgi akışını çok iyi sağlamalı, eğitimle ve çocuklarla ilgili konularda birbirlerini desteklemeliler. Bu durum sadece okul başladığında değil, tüm yıl devam ederse okulda keyif ve başarı bir arada yaşanacaktır.

VELİLER İÇİN KISA NOTLAR
- Okula uyum zor bir süreç olabilir ama imkansız değil, sakin kalın.
- Kendi kaosunuzu kendiniz yaratmayın. Okul alış verişini erkenden yapın veya sürece yayın.
- Okullarla ilgili bol kitap okuyun. Duyguları konuşun.
- Her çocuk kendi hızında bu süreci tamamlayacaktır. Siz de çocuğunuzun hızına uyun.
- Okul rutinlerini bilin. Bu donanım çocuğunuzun kendisini güvende hissetmesini sağlar.
- Keyifle başlanan okul, keyifle devam etsin. Çocukların üzerine aşırı yük bindirmeyin. Okulu ve öğrenmeyi keyif alınan bir şey olmaktan çıkarmayın.
- Çok soru sorup, beklentileri yüksek tutup, beklentiler karşılanmayınca eleştirmeyin.
- Ona yardımcı olacak sosyal becerileri erken öğretin ki hem okulda hem hayatta esenliği olsun.
- Öğretmenlerle iş birliği kurun. Hem başlarken hem sonrasında.

DR. ÖĞRETİM ÜYESİ MİNE GÖL-GÜVEN KİMDİR?
1997’de doğan Dr. Öğretim Üyesi Mine Göl-Güven, İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunu. Ardından 2001’ Syracuse Üniversitesi Çocuk ve Aile Araştırmaları Bölümü’nden yüksek lisansını aldı. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretimi Bölümün’de de doktora yaptı.   2006’da Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Mine Göl-Güven, okul ve program değerlendirmeleri, hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen eğitiminde uzmanlaştı. Yetişkinlere çocuklarla olan ilişkilerinde olumlu tutum ve davranışlar kazandırma, gelişime uygun çevre oluşturma, eğitim programları ve malzemeleri geliştirme gibi konularda araştırmalar yapıyor ve sivil toplum kuruluşlarıyla uygulamalı çalışmalar yürütüyor.

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle