GeriEğitim Okul yaşında Avrupa’ya yaklaştık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Okul yaşında Avrupa’ya yaklaştık

Milli Eğitim Bakanlığı’nın girişimiyle Meclis’te kabul edilen yasal düzenleme sonucunda 2019-2020 eğitim-öğretim yılından itibaren okula başlama yaşında değişiklik yapıldı. Değişiklikle birlikte, 66 ay olan ilkokula başlama yaşı 69 aya çıktı. Buna göre, eylül ayı sonunda 69 ayını dolduran çocuklar, yeni öğretim yılında ilkokula başlayacak. Öğrencilerin gelişim düzeylerine göre okula erken veya geç başlama hakkı verilmesiyle ilgili yönetmelik de hazırlanarak yürürlüğe girdi.

Okul yaşında Avrupa’ya yaklaştık

Uluslararası alanyazın (literatür), ilkokula başlama yaşı olarak 6 yaşı (72 ay) öneriyor. Avrupa ülkelerinin çoğunluğunda ilkokula başlama yaşı altı, ancak Finlandiya ve Estonya gibi PISA skorları yüksek olan bazı ülkelerde ilkokula başlama yaşı yediye de çıkabiliyor. Değişen okula başlama yaşıyla Türkiye, Avrupa ülkelerinde yaygın ilkokula başlangıç yaşı olan 6 yaşa, hala aşağısında olmasına rağmen, biraz daha yaklaşmış oldu.

‘DEĞİŞİKLİK OLUMLU’
Uzmanlara göre, altı yaş öncesinde çocuklar ilkokul birinci sınıf yerine okul öncesi eğitimde olmalılar. Bunun sebeplerinden biri, 6-7 yaşın zihinsel gelişimde önemli bir dönüm noktası olması. Jean Piaget’nin bilişsel gelişim evrelerine göre, 2-6/7 yaş ‘İşlem Öncesi’, 6/7-11/12 yaş ise ‘Somut İşlemsel Dönem’ olarak tanımlanıyor. Bu evreler, çocuktan çocuğa farklılık gösterebiliyor. Kimi çocuk, Somut İşlemsel Dönem’e 6 yaşta geçerken, kimisi yedi yaşta geçebiliyor. İşlem Öncesi Dönem’de çocuklar kendi bakış açılarını diğer insanlarınkinden ayırt etmekte ve neden sonuç ilişkilerini anlamakta zorlanırlar. 6-7 yaşta başlayan Somut İşlemsel evredeyse artık çocuk zihinsel işlem yapmaya, mantıksal düşünmeye hazır hale gelir. Bu somut işlemler, obje ve eylemleri zihinde birleştirme, ayırma, dönüştürme ve sıralama gibi becerileri kapsar. Bu sebeple, çocukların bu becerileri edinmeye başladığı minimum yaş olan 72 aydan önce ilkokulda değil, gelişim evrelerine uygun ihtiyaçlarını karşılayacak olan okul öncesi eğitimde olmaları öneriliyor. Okula başlama yaşının 66 aydan 69 aya çekilmesi, bu anlamda çok büyük bir fark olmasa da başlangıç için önerilen 72 aya daha yakın olması adına olumlu bir değişiklik. Diğer yandan, çocukların gelişiminin bütüncül olarak gözetilmesi ve bu değişikliğin yanında ilkokuldan önce okul öncesi eğitime yönlendirilmeleri de son derece önemli.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ALMAYAN DEZAVANTAJLI
Çocukların ilkokul öncesinde okul öncesi eğitime başlamaları bilişsel, duygusal, motor ve özbakım becerilerinin gelişmesi ve ilkokula hazırlanmaları açısından son derece önemli. Ekim 2018’de açıklanan 2023 Eğitim Vizyonu’nda, Milli Eğitim Bakanlığı, 2020’de 5 yaş için okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirileceğini belirtti. Bu hedef, çocukların daha ilkokula başlamadan fırsat eşitsizliği sebebiyle aralarında gelişim ve başarı farkı açılmasının önüne geçebilir.  Fakat, erişim arttılırken, eğitimin niteliğinden de ödün verilmemeli. Erken çocukluk eğitimi alanında çalışan uzmanlar, okul öncesi döneminin okula hazırlık ve uyumda önemine işaret ediyor. 5 yaşında okul öncesi eğitime devam etmiş bir çocuğun, motor, dil, sosyal, duygusal, özbakım becerileri gelişiyor. Çocuk, kalem tutabilen, artık daha uzun süre dikkatini koruyabilen, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen, ailesinden ayrılmayı deneyimlemiş ve bir topluluğun kurallarına uyma gibi konularda gelişmiş bir birey olarak okula başlıyor. Okul öncesi eğitimi alma imkanı olmamış bir çocuksa, ilkokula yaşıtlarına göre dezavantajlı olarak başlamış oluyor. Bu farkın öğrenme deneyimlerine ve akademik performanslarına yansıması da doğal hale geliyor.

Yakın zamanda sonuçlarını aldığımız LGS (Liseye Geçiş Sınavı), ABİDE (Akademik Başarıların İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) gibi sınavların sonuçları üzerinde yapılan analizler de fırsat eşitsizliğine dikkat çekiyor. Öğrencinin başarısını etkileyen faktörler arasında ailenin sosyo-ekonomik yapısının; ailenin eğitiminin, evdeki imkanların da olduğu görülüyor. Zorunlu, ücretsiz ve nitelikli okul öncesi eğitim, farklı imkanlara sahip ailelerden gelen çocukları gelişimlerinin daha erken bir evresinde eşit koşullarda bir araya getirerek fırsat eşitliğine de katkı sağlayacaktır.

İLERİKİ YAŞLARA DA YANSIMASI VAR
Eğitimciler ve psikologlar, özellikle 0-6 yaş döneminin çocuk gelişiminde önemini vurguluyor. Okul öncesi eğitimin, çocukların zihinsel, sözel, davranışsal ve sosyal-duygusal gelişimlerini olumlu etkilediği biliniyor. Araştırmalar bu etkilerin, okul hayatıyla sınırlı olmadığı, ilerleyen yaşlarda da sürdüğü yönünde bulgular sunuyor. Çocuğun 3 yaştan itibaren, ancak özellikle 5 yaşta, temel becerilerini geliştirmesine imkan tanıyacak uyaranlarla çevrili, oyun ve yapılandırılmış serbest zamana, yaşıtlarıyla sosyalleşme şansına erişebildiği, uzman bir yetişkin tarafından gelişiminin takip edildiği bir eğitim ortamında olması, eğitim hayatının yanında ileriki yaşamı için de son derece önemli. Aynı zamanda, okul öncesi eğitim, gelişim için oldukça kritik olan bu yaş aralığında, ebeveynlerin uzmanlara erişimlerini sağlayan bir araç olması açısından da değerli.

Eğitim Reformu Girişimi, yıllardır, en az bir yıl okul öncesi eğitimin nitelikli, ücretsiz ve zorunlu olarak tüm çocuklara erişilebilir hale getirilmesini savunuyor. Okula başlangıç yaşının büyütülmesi ve okul öncesi eğitime verilen önemin artması, çocuk gelişimi ve eğitim politikaları alanlarında yapılan çalışmalar ışığında değerlendirildiğinde sevindirici.

GÖZDE ERTEKİN KİMDİR?
Gözde Ertekin, Koç Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik ile Psikoloji çift anadal programını tamamladı. TEGV’deki stajının yanı sıra, gelişim psikolojisi, sosyal etkileşim ve moleküler nörobiyoloji gibi alanlarda çalışan araştırma laboratuvarlarında deneyim kazandı. London School of Economics’de Sosyal ve Kültürel Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. Tezi için, çocukların çizdikleri resimleri analiz ederek, onların gözünden kız ve erkek oyuncaklarını anlamaya çalıştı. Eğitime olan ilgisini gönüllülük çalışmalarında fark eden Gözde, kariyerine Eğitim Reformu Girişimi’nde (ERG) araştırmacı olarak başladı.

 

 

 

 

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle