GeriEğitim Öğretmen, çalışan, müdür okula ortak olmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Öğretmen, çalışan, müdür okula ortak olmalı

Bahçeşehir Koleji ve Uğur Okulları’nın İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, eğitim dünyasında ikinci kuşak olarak görevi üstlenenlerden. Yurtdışında finans eğitimi aldıktan sonra babası Enver Yücel’in liderliğinde eğitim kurumlarında göreve başladı. 8 yıl önce kurumun yurtdışı fonlarla satış operasyonunu yürüttü. Şimdi açtığı spor kulübüne altyapıdan öğrenci hazırlayıp, destek veriyor. 234 okulda 155 bini aşkın öğrencisi, 22 bin çalışanı olan büyük bir yapıyı yönetiyor.

Öğretmen, çalışan, müdür okula ortak olmalı

“Eğitimin finansmanını çok sevdim” diyen Hüseyin Yücel, hayalini “Öğretmen, müdür, çalışan, gerekirse kapıda duran güvenlikçinin de okullara ortak olmasını istiyorum” diye aktarıyor. Bahçeşehir Koleji ve Uğur Okulları İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel ile eğitimi konuştuk:

Öğretmen, çalışan, müdür okula ortak olmalı- Eğitime girişinizde babanız mı etken oldu?
Yaklaşık 10-11 yıldır işin içindeyim. Fransa’da ekonomi finans okuduktan sonra Türkiye’ye döndüm. Babam çağırdı “Gel bizim okulların başına geç” dedi. O zamanlar bizim 5 noktada İstanbul, Bursa ve Kocaeli’nde 5 kampüsümüz var. 24-25 yaşlarındaydım. Eğitim aldığım alan eğitim öğretim değil de, finans, tablolar, büyüme üzerineydi. Açıkçası biraz bocaladım. Herkes sabahtan akşama kadar müfredat, rehberlik, öğrenci giriş çıkış konuşuyor. Hiç ilgimi de çekmiyor, üstelik bir bilgim de yok. Birazcık daha işi kavradıktan sonra işi nasıl büyütürüm, yeni okullar nasıl açarım diye düşünmeye başladım. Aslında İstanbul’da ya da diğer büyükşehirlerde bile okul açsanız ilk iki sene muhakkak zarar ediliyordu. Daha sonra yapılan kârdan yeni yatırımlar yapmak oldukça zor. Babamla oturduk, neyimiz var neyimiz yok diye baktık. Tek elimizde olan fındık bahçeleri idi. Onlar da para etmiyordu. Bize sermaye girişi lazımdı. O sırada halka arz diye bir şey aklıma geldi. O zamanlar özel okulların önünde engel yoktu. Ancak, böyle bir girişime büyüklüğümüz yetmiyordu. Buna kafa yorarken yaklaşık 2-3 sene sonra Türkiye’ye çok sayıda sermaye akışı olan yurtdışı fonlarla tanışmaya başladık. Bizim yanımıza gelmeye başladılar. Ben bu süreci yöneterek işe başladım. Bir fonla anlaşma yaptık. Bütün operasyonunu ben yönettim. O fonla okullar açtık. Sonra bu yasaklanınca tekrar hisseleri geri aldık. Bu süreçte 5-6 kampüsümüz 128’e çıktı. Hepsini tabiiki kendime mâl etmem mümkün değil. Ama çok büyüdük. Eğitimi sevdim, ama özellikle eğitim finansman işini ben çok sevdim.

- Ekonomistsiniz, eğitim kârlı bir alan mı?
Türkiye’de hiçbir özel iş kolu devletin üstünden bir yükü almaz. Kamu bankaları vardır, özel bankalar açılırsa zarar görebilir. THY var, özel hava yolları olursa rakip olur. Buna benzer alanlarda özele geçiş olduğunda kamu kârda zarar etmiş oluyor. Ama eğitimde durum tam tersi. Devletin üstünden iki tane öğrenciyi aldığınız zaman devlet maliyetten kurtulduğu gibi kâra da geçiyor. Devlet bir de bunun üstünden vergi alıyor. Böyle bir iş yok dünyada. Örneğin Türk Hava Yolları ‘herkese bedava bilet’ dese özel hava yolu kalmaz. Ya da kamu bankaları ‘0 faizle kredi veriyorum’ dese özel banka kalmaz. Ama özel öğretimde binlerce öğrenci burslarla bedava eğitim alabiliyor.

- Şu aralar bazı okullar kapanıyor. Siz de okul açıyorsunuz?
Her sektörde bu tür şeyler olabilir. Özel okullarda yaşım belki yetmez ama 50 yılda bu şekilde ya da bu şekilde bir kapanma, batış hikayesi duymak mümkün. Belki öğrenci-veliöğretmen işin içinde olduğu için çok konuşuluyor. Derneklerin de açıkladığı gibi 12 bin özel okulda bunun payı yüzde 2-3. Tüm özel okullara kesinlikle mâl edilmemeli. Evet, özel okul açışında kriterler getirilmeli, bu süreç daha sıkı denetlenmeli. Ama bu kriterleri getirip de okul açmayı zorlaştırmamalı. Okul açmanın önü kesinlikle tıkanmamalı. Şu anki ekonomik durumdan herkes etkileniyor. Biz bu yıl 46 okul açtık, şu anki durum olmasaydı belki 60-70 okul açardık.

ÇALIŞANLAR KENDİ OKULUNA GELİYORMUŞ GİBİ SABAH UYANMALI
Yaklaşık 14 bin öğretmenimize özel sağlık sigortası yaptırdık. Onların motivasyona ihtiyacı var. Önümüzdeki dönemde de en büyük hayalim okulların daha da sürdürülebilir olması için öğretmen, müdür, çalışanların, gerekirse kapıda duran güvenlikçinin de okullara ortak olmasını istiyorum. Kütahya’daki Kayseri’deki her yerdeki öğretmen kendi okuluna gidermiş gibi sabah uyanmalı. Sadece kendi maaşını değil, aynı zamanda sene sonunda pirim, kâr payı da almalı. Ekstra bir gelir elde etmeli. Bunun için özel okulların halka arzının sağlanması gerekiyor. Biz yüzde 10, yüzde 15 hissemizi kıdemlerine göre tüm öğretmenlerimize dağıtmak, hediye etmek istiyoruz. Aidiyet duygusunu bu şekilde daha iyi sağlamlaştırabiliriz. En önemlisi böylelikle öğretmenlere ek gelir sağlarız. Bu önerimizi hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Ekonomi Bakanlığı ile paylaştık. İnşallah gerekli izinler verildiğinde bu hayalimizi gerçekleştireceğiz. Sanılanın aksine özel okullar 50 bin 100 bin lira para almıyor. Öyle yüzde 30-50 kâr da yok. Son derece saydam bir şekilde okulların bütün finansal tablolarının halka açılması lazım, herkes gidip rahatlıkla bakabilmeli.

BABAM YETKİYİ DEVREDİYOR VE HER ZAMAN YANIMDA
Güçlü bir babanın yanında yetişmenin tabii ki avantajları daha fazla. Sürekli yanımda akıl fikir veriyor. Ve en önemlisi yetkiyi devrediyor, bunu göstermelik de yapmıyor. Bir işi teslim ettiği zaman arkasında duruyor. Ayrıca o işi kendisi yapmıyor. O yetkiyi veriyor A’dan Z’ye. Her zaman yanımda. Bu işin dezavantajı da var. Bana göre işi sıfırdan kurmak daha kolay, çünkü kaybedecek hiçbir şeyin yok zaten. Ama işler kötü giderse söylenecek şey çok belli. ‘Bunun babası iyiydi, ikinci kuşak geldi mahvetti, zaten belliydi bunun böyle olacağı’ Bu psikolojik olarak çok büyük bir baskı. Ama tabii avantajlı tarafı da sonuçta 40-50 yıllık bir tecrübe, oturmuş bir sistem var. Bunu arkamıza alarak büyüyoru o çok büyük avantaj.

BİR İNSAN EN FAZLA 5 KİŞİYİ YÖNETEBİLİR
Avrupa’nın en büyük eğitim kurumuyuz. Böylesine bir kurumu yönetmek tabii ki zor oluyor. Ben kendimden örnek vereyim. Kendi çalışma arkadaşlarıma hep aynı şeyi söylüyorum. Bir insan en fazla 5 kişi yönetebilir. Bu bilimsel olarak kanıtlanmış. Ve yönetirken de teknik taktik vs. hiç o işlere girmiyorum. Tek bir işimiz var. Biz hizmet sektöründeyiz, hizmet işi yapıyoruz. Hizmet işini de insanı sevmeden yapamaz. İnsan sevmeyen gitsin başka bir iş yapsın. Eğitimde önce insanı sevmeli. Bizim ham maddemiz öğretmen, insan.

BÜTÜN İLLERDE BASKETBOL ALTYAPISINA ÖĞRENCİ ALIYORUZ
3 yıldır basketbol takımımız var. 24 ilde altyapı seçmeleri yaptık. 12-17 yaş arasında 600 oyuncumuz var. Sadece Bahçeşehir Uğur Okulları’na yönelik değil il bazında  seçme yaptık. Durumu iyiolmayanlara burs verdik. Biz içinden 8’ini İstanbul’a taşıdık, barınma hizmeti verdik. Eğitim kurumumuzda hem yetişecek hem de sporlarını yapacaklar. Çocuklara spor yapması için çok çok güzel bir alan açtık. A takımımız süper ligde mücadele ediyor. Genelde yabancılardan oluşan takımımız, şehirlerimizi dolaşıyor. Bu da çocuklara motivasyon oluyor. Geçen sene Mardin ve Diyarbakır’daydık. Orada hazırlık maçları yapıldı. Çocuklar hayatlarında profesyonel bir basketbol maçı izlememişlerdi. Daha da önemlisi bu sene ilk defa Avrupa kupalarına gidiyoruz. Avrupa kupalarında hem Bahçeşehir Koleji’ni hem ülkemizi temsil edecekler. Orada da başarı bekliyoruz. Bunu aidiyet duygusunu arttırmak için yapıyoruz. Çok kolay değil. Bu çocuklar arasında 5 çocuk çıkarsak A milli takıma çok gurur duyarım.

KENDİNİZ İÇİN DEĞİL, ÇOCUĞUNUZ İÇİN OKUL SEÇİN
Velilere önerim, anaokulu ve ilkokulda çocuklarınız için kesinlikle en yakın okulu seçin. Eğer yakın okulda bir sıkıntı yoksa kalkıp da isim, marka vs. diye kapı kapı okul aramayın. Ufacık yaşta çocukların 1 saat servise gelip 1 saat geri gitmeleri kendi okulum için de söylüyorum gerek yok, yazık günah. Göktürk’te oturuyordum, çocuğumu Etiler’e gönderme için 45 dakika gidiş 45 dakika dönüş sürüyordu. Oraya değil de yürüme mesafesinde evime 20 metre uzaklığındaki başka bir okula gönderdim. Birinci sınıfa gelince Göktürk’te okul açamayınca evimi taşıdım, çocuğumu Etiler’deki okuluma gönderdim. Çocukları için okul seçin, kendiniz için değil. Hava atmak için okul seçmeyin, özellikle küçük yaştaki çocukları kendi egolarınızı tatmin etmek için böyle şeylere girmeyin.

KİMDİR?
Bahçeşehir Koleji ve Uğur Okulları İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, 1982’de İstanbul’da doğdu. Saint Benoit Lisesi’nin Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi Ekonomi ve İşletme bölümlerinde lisans eğitimini tamamladı. Üniversiteden 2005’te mezun olduktan sonra Türkiye’ye dönen Yücel, aile şirketlerinde farklı görevler yaptı. 2011’de Bahçeşehir Koleji ve Uğur Okullarının İcra Kurulu Başkanlığını üstlendi. 2017 yılında eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü sporu, öğrencilere sevdirmek için Bahçeşehir Koleji Spor Kulübü Basketbol Takımı’nı kurdu. Başkanı olduğu takım, ilk yılında Süper Lig’e çıktı. Yücel, şimdi “Kurucu Başkan” sıfatıyla takımı desteklemeye devam ediyor. Futbolla da yakından ilgilenen Yücel, 2018 Eylül ayı itibarıyla Beşiktaş Jimnastik Kulübünün Yönetim Kurulu üyesi oldu. Evli ve iki çocuk babası olan Hüseyin Yücel, İngilizce ve Fransızca biliyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle