GeriEğitim 'Öğrenciler daha bilinçli tercih yapıyor'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Öğrenciler daha bilinçli tercih yapıyor'

YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş tarafından hazırlanan raporda, özetle şu bilgiler yer aldı: "Üniversite sistemi tek tipçi anlayıştan ziyade; günümüzün gereklerine uygun, özerk ve hesap veren, araştırma, eğitim, bölgesel ve uygulama ağırlıklı çeşitlilik temelinde farklılaşmış bir sistem olarak yapılandırılmalı. Son yıllarda kontenjanların dolmaması yükseköğretimde değişimin gerekliliğini gösteren çok önemli bir gösterge. Öğrenciler, tercihlerini daha bilinçli yapmaya başladı."

'Öğrenciler daha bilinçli tercih yapıyor'

İlke İlim Kültür Eğitim (İLKE) Derneği'nin eğitim, yönetim, yükseköğretim, dış politika, iktisat, kültür ve sosyal politika alanlarında Türkiye için gelecek vizyonu oluşturacak Geleceğin Türkiye'si Raporları çalışmaları kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş tarafından hazırlanan Geleceğin Türkiye'sinde Yükseköğretim raporu, açıklandı.

Derneğin Yürütme Kurulu Başkanı Lütfü Sunar, İLKE Derneği olarak bünyelerinde bulunan İLEM, YEKDER ve. İGİAD gibi kendi alanlarında nitelikli ve öncü çalışmalar yapan kurumlarla birlikte güçlü bir toplumun inşası sürecinde etkin bir rol oynamayı önemsediklerini belirtti. Bu tavırla geçen yıl 'Geleceğin Türkiye'si' projesini başlattıklarını anlatan Sunar, projeyle birlikte sürekli değişimin yaşandığı bir dönemde artı geleceği konuşmanın daha kritik bir önemi haiz olduğuna dikkati çekmek istediklerini söyledi. Sunar, politika notları ve takip raporlarıyla farklı boyutlarıyla eğitim meselesini ele almaya devam ederken, eğitimin başka bir önemli boyutu olan yükseköğretim meselesini derinlemesine incelediklerini belirtti.

206 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMUNDA 7 MİLYON 560 BİN 371 ÖĞRENCİ
Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, Türkiye'de yükseköğretim sisteminin büyüklük bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girdiğini, yükseköğretimdeki öğrenci sayısının dünyada yaklaşık 100 ülkenin, Avrupa'da ise yaklaşık 20 ülkenin nüfusundan daha fazla olduğunu söyledi. Erdoğmuş, 1980'li yılların başında yükseköğretimde 28 devlet üniversitesi, 20 bin 333 öğretim elemanı ve 322 bin 320 öğrenci bulunduğunu belirterek, bugün 129 devlet, 72 vakıf ve 5 vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere, toplam 206 yükseköğretim kurumunun Türkiye'de yer aldığını anlattı.

Öğrenci sayısının 3 milyon 98 bin 497 örgün, 789 bin 185 ikinci öğretim, 3 milyon 586 bin 216 açık öğretim ve 86 bin 423 uzaktan öğretim olmak üzere, 7 milyon 560 bin 371'e ulaştığını anlatan Prof. Dr. Erdoğmuş, üniversitelerde, 25 bin 560 profesör, 14 bin 841 doçent, 38 bin 372 Dr. öğretim üyesi, 46 bin 790 araştırma görevlisi ve 35 bin 560 öğretim görevlisi olmak üzere toplam 161 bin 123 öğretim elemanının görev yaptığını söyledi.

Öğrenciler daha bilinçli tercih yapıyor


'YÜKSEKÖĞRETİMDE DEĞİŞİM KAÇINILMAZ NOKTAYA GELDİ'

Yükseköğretimde sayısal büyümenin artık nitelik ve kaliteye doğru dönüşmesini gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erdoğmuş, şöyle konuştu:
"Söz konusu dönemlerde araştırma ve yayın sayılarında da artış gerçekleşti ve Türkiye dünya sıralamasında 18-20 bandında bir aralığa oturdu. Bu düzey Türkiye'nin sosyo-ekonomik gelişimi ve dünyadaki ağırlığının artması için yeterli değil. Yükseköğretim kurumlarının değişimi ve geleceğe hazırlanması kaçınılmaz görünüyor. Konunun stratejik bir yaklaşımla ele alınması ve değişim sürecinin dünyadaki gelişmeler ve Türkiye gerçeklerini dikkate alarak yönetilmesi gerekiyor.

BİLGİ ÜRETİMİ VE ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ ARTTI
Bilgi üretimi ve araştırmanın, ülkelerin rekabet gücü için önemi arttı. Yükseköğretimde kitleselleşme, öğrenci sayısındaki artış, öğrenci çeşitliliği ve farklılaşan öğrenci talepleri yeni bir durum yarattı. Yaşam boyu öğrenme ve tamamlama sürelerinin uzaması, önceki kazanımlar ve yetkinliklerin kabul edilmesi (kredilendirilmesi),dijital öğrenme ortamlarının ve geleneksel eğitim yöntemleri ile harmanlanması, eğitim ve öğretimde içerik ve tasarımın birlikte kullanımını zorunlu kılıyor.

Üniversitelerin ağırlıklı olarak ekonomik ve teknolojik çıktıya odaklanarak entelektüel kazanımları ihmal etmesi eğilimi doğdu. İşlerin/mesleklerin değişen doğası, öğrencilerin danışmanlık ihtiyacı, mezunların istihdam sorunu oluştu. Uluslararasılaşma, öğrenci hareketliliği ve denklik konusu önemli bir konu oldu. Kalite geliştirme ve akreditasyon, yönetişim ilkelerini uygulamak ve hesap verebilir olmak gelişme için kaçınılmaz oldu. Yükseköğretimin finansmanı, sürdürülebilirlik ve gelir çeşitliliği sağlamak en önemi sorunlardan birisi haline geldi.

KURUMLARA GENİŞ BİR KURUMSAL ÖZERKLİK VERİLMELİ
Uzun bir geçmişe ve köklü bir geleneğe sahip üniversiteler, değişimin en zor gerçekleştiği kurumlar. Bu geçmiş ve geleneğin, üniversitenin hem en güçlü hem de en zayıf yönünü oluşturuyor. Uzun yıllar içinde oluşmuş derin, sistematik ve güvenilir bilgi, üniversiteye güç katarken; sahip olduğu bu öz güven ve gelenek, aynı zamanda değişime direnç veya geç cevap vermeyle sonuçlanabilir. Fakat karşı karşıya kalınan değişim ve gelişmeler, yükseköğretimde değişimi zorunlu kılıyor.

Yükseköğretimde yapılacak değişimde, Türkiye'nin önceliklerine odaklanmış, çok boyutlu ve uzun vadeli temel bir stratejik çerçeve, değişime rehberlik etmeli. Üniversite sistemi tek tipçi bir üniversite anlayışından ziyade; günümüzün gereklerine uygun, özerk ve hesap veren, araştırma, eğitim, bölgesel ve uygulama ağırlıklı çeşitlilik temelinde farklılaşmış bir sistem olarak yapılandırılmalı. Yükseköğretim kurumlarını yapılandırırken, kurumlara geniş bir kurumsal özerklik verilmeli.

Stratejik tercihlerini yapabilmeleri ve kendi önceliklerini tespit edebilmeleri için, özerklik ve hesap verme dengesi kurulmalı. Üniversitelerin günümüzde ulaştığı büyüklük ve çeşitlilik, üniversitelerde yönetim ve yöneticilik konusunu yeniden ele almayı, akademik ve idari yöneticilerin yönetim görevlerine deneme-yanılma yerine hazırlıklı gelmesini sağlamak gerekir. Uzmanlık kariyeriyle yönetsel kariyer ayrıştırılmalı. Yönetsel görevler için bu görevlerin gerektirdiği ehliyet, liyakat, tutum, bilgi ve beceri atanma kriteri olmalı.

Üniversitelerin yapılandırılması sürecinde yükseköğretim üst kuruluşlarının, adem-i merkezi yapılanarak yetkilerini üniversitelere devretmesi gerekiyor. Bu kuruluşların, yükseköğretim alanına yönelik öngörü ve gelecek projeksiyonları oluşturmaya odaklanması çok önemli.

ÖĞRENCİLERE DEĞER KATAN BİR YÜKSEKÖĞRETİM KURULMALI
Son yıllarda kontenjanların dolmaması, yükseköğretimde değişimin gerekliliğini gösteren çok önemli bir gösterge. Artık üniversite tercihlerinde öğrenciler, daha bilinçli seçim yapmaya başladı.

Açık öğretim öğrenci sayısı fazlalığı ve ikinci bölüm okuyanların sayısındaki artış yanında, yüksek lisans ve doktora öğrenci sayısındaki artışın düşük kalmasının da ayrıntılı olarak incelenmesi gerekiyor. Üniversitelerin öğrencilere kültürel, felsefi, sosyal ve sanatsal bakış açısı katma ve istihdama yönelik mesleki bilgi beceri kazandırması, önemli ve gerekli. İstihdam konusunda işverenlerin öğrencilerden beklediği becerilerle öğrencilerin kendilerinden beklendiğini düşündükleri beceriler konusundaki farklı algılamalar dikkat çekiyor. Bu bağlamda öğrencilerin kendi farkındalıklarını arttıran ve çalışma hayatında gerekli, gerçekçi mesleki becerilerin kazandırılması konusunda kariyer danışmanlığı oldukça önemli hale geldi.

YÜKSEKÖĞRETİMDE FİNANSMAN SORUNU GELECEK İÇİN ÖNEMLİ BİR SORUN
Kamu kaynaklarıyla finansmanını sağlayan yükseköğretim kurumları, eğitim öğretim kalitesinin arttırılması ve nitelikli araştırmalar yapılabilmesi için daha fazla finansmana ihtiyacı duyuyor. Bu nedenle üniversitelerin sürdürülebilir finansman kaynağı bulmaya yönelik çalışmalar yapması önemli. Üniversitelere dağıtılan kamu kaynakları için belli oranlarda performans kriteri konulması, rekabet oluşturabileceği için faydalı olacaktır. Yükseköğretim kurumları, proje geliştirme, mezunlarla, toplum ve iş dünyası temsilcileriyle ilişkilerini geliştirerek, bağışların arttırılması gibi finansman kaynakları geliştirmeleri gelecekte önem kazanacak."

NASIL BİR YÜKSEKÖĞRETİM VİZYONU?
Prof. Dr. Erdoğmuş, raporda, 2030'lu yıllara doğru yükseköğretimde 'ne yapılmalı?' ve 'nasıl yapılmalı?' sorularına cevap arayan 12 temadan oluşan yükseköğretim vizyonunun ortaya çıktığını belirterek, bu temaları şöyle sıraladı:
"Stratejik bir yaklaşımla yükseköğretimde değişimi yönetmek. Gelenekten geleceğe arayış ve anlamlandırma misyonuna sahip üniversite. Çeşitlilik temelinde yapılanmış yükseköğretim kurumları. Düzenleme ve denetleme kapasitesi yüksek yükseköğretim üst kuruluşları. Öğrenci taleplerine cevap üretebilen bir yükseköğretim sistemi. Öğrencilere değer katan bir eğitim ve öğrenme anlayışı. Yeni kariyer anlayışına uygun danışmanlık hizmeti. Nitelik ve adanmışlığı yüksek akademisyenler. Araştırma ve bilgi üretme kapasitesi gelişmiş bir yükseköğretim ekosistemi. Sosyal ve ekonomik katkı sağlayan yükseköğretim kurumları. Uluslararası hareketlilik ve iş birliklerinde etkin bir yükseköğretim. Sürdürülebilir finansman kaynaklarına sahip bir yükseköğretim."


Yorumları Göster
Yorumları Gizle