GeriEğitim OECD’den okulöncesi eğitim için öneriler: Öğretmene de öğrenciye de söz hakkı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

OECD’den okulöncesi eğitim için öneriler: Öğretmene de öğrenciye de söz hakkı

OECD’nin yayınladığı ‘Erken Çocukluk Eğitimine Yardımcı Olmak’ raporuna göre, kaliteli bir okul öncesi eğitiminin yolu öğretmene özerklik, teknolojiyle uyumlu müfredatlar ve çocuğu merkeze alan bir eğitim anlayışından geçiyor. Raporda öğrenciye ne yapacağını söyleyen didaktik bir eğitim anlayışının çocukların sosyal ve duygusal becerilerini engelleyebildiği vurgulanıyor.

OECD’den okulöncesi eğitim için öneriler: Öğretmene de öğrenciye de söz hakkı

OECD yayınladığı raporla erken çocukluk eğitiminde kaliteyi arttırmak için ipuçları paylaştı. ‘PISA patronu’ olarak bilinen OECD Eğitim Direktörü Andreas Schleicher’in imzasını taşıyan rapora göre, erken çocukluk eğitiminde niteliğin artması için öğretmenlere otonomi ve çalışmalarını yapabilmelerine uygun yer, zaman verilmesi gerekiyor. Ayrıca çocuğu merkeze alan bir öğretim de, sosyal ve duygusal becerilerin gelişimini sağlıyor. Raporda kaliteli okulöncesi eğitimin ipuçları özetle şöyle sıralanıyor:

Kaliteli bir okulöncesi eğitim için buna en uygun eğitimci adaylarının dikkatini çekmek gerekiyor. Bunun yolu sadece makul bir gelir sunulmasından geçmiyor. Aynı zamanda öğretmen ve okul yöneticilerine özerklik verilmesi de vurgulanıyor. Bununla birlikte öğretmenlerin çalışma yapabilmeleri için uygun yer ve zaman da sağlanabilmeli.

ÇOCUĞU MERKEZE ALAN BİR EĞİTİM

Erken çocukluk eğitiminde ‘çocuk-merkezli’ ve ‘didaktik’ öğretim olarak iki yaklaşım tartışılıyor. Bulgulara göre, iki yöntem de becerilerin gelişmesini sağlayabilir. Bazı eğitimciler bunları bir arada kullanmayı da tercih edebiliyor. Araştırmalar erken yaşlarda çocuk merkezli eğitim yaklaşımın daha verimli olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşımda çocukların aktivitelerde söz hakkı oluyor, problem çözmeleri destekleniyor. Öğretmenlerin akademik açıdan baskın olduğu didaktik yöntemde ise çocukların okuma, yazma ve bazı alanlardaki becerileri gelişebiliyor. Ancak öğrenci merkezli öğretimde özellikle duygusal ve sosyal zekâda ilerleme hızlanıyor. Bu öğrenme yaklaşımında çocuğun yaratıcılığı, bağımsız hareket edebilme becerileri, özgüveni ve insiyatif alabilme özellikleri de daha iyi bir düzeye geliyor. Ayrıca didaktik bir eğitimin çocukların bu becerileri kazanmasını engeleyebildiğini ortaya koyan araştırmalar da var. Buna göre motivasyon, ilgi düzeyi ve kendi kendini düzenleyebilme becerileri de olumsuz etkilenebiliyor.

TEKNOLOJİLERE UYGUN ÖĞRETİM PROGRAMLARI

Bugün okulöncesi eğitim düzeyindeki çocuklar kitaplardan çok kendilerini dijital cihazlara daha yakın hissediyor. Bu nedenle anaokulunda da bilgi ve iletişim teknolojilerini sınıflara daha fazla getirmek yararlı oluyor. Ayrıca öğretim programlarının, öğrenci ve öğretmenlerin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduracak ve teknolojinin verimli kullanımına destek olacak şekilde yeniden geliştirilmesi gerekiyor. 

İLKOKULA VE GELECEĞE HAZIRLAMALI

Okulöncesi eğitimde iyi tasarlanmış bir ilkokula geçiş olmalı. Çoğu OECD ülkesinde bu geçişin sorunsuz olması için ulusal düzeyde politikalar var. Bu eğitim düzeyinde çocuğun gelecek okul hayatına ve yaşama hazırlanması için pedogojik yaklaşımlarla çerçeveler belirlenmeli.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle