GeriEğitim Nasıl, ne için ve ne tür bir insan yetiştireceğiz?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nasıl, ne için ve ne tür bir insan yetiştireceğiz?

Nasıl, ne için ve ne tür bir insan yetiştireceğiz?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), başarıyı yakalayabilmemiz için öncelikle bütün eğitimimizin ana su deposu, kaynağı olan eğitim felsefemizi daha da netleştirmesi gerekiyor. Çünkü eğitimde yol haritamızın belli olması için öncelikle ‘nasıl, ne için ve ne tür bir insan yetiştireceğiz?’ sorusuna felsefi olarak cevap vermek lazım.

Eğitim sistemimizin dünyada hak ettiği yeri alabilmesi ve mevcut kaynaklarımızı en üst düzeyde kullanıp; dünyada eğitimin başkenti olabilmemiz için felsefi bir zemin üzerinden temellendirmek ve anlamlandırmak zorundayız. Eğitime ancak felsefi olarak yaklaşarak öğrencilerimize hangi değerleri, bilgileri öğreteceğimizi, evrensel anlamda onlara hangi bilgileri vereceğimizi ana hatlarıyla belirleyebiliriz.

Eğitim felsefesi bakanlık tarafından genel müdürlüğü kurulması gerekecek kadar hayati değerde. MEB ancak böylelikle; Türkiye’nin eğitimini felsefi bir tutum ve yöntemle ele alabilir, eğitim alanını meydana getiren yöntemleri sorgulayıp, çözümleyebilir. Amaçlarını, eğitimi belirleyen temel etkenleri ancak eğitim felsefesiyle inceleyebilirsiniz. Immanuel Kant’ın söylediği üzere, insanın sadece eğitimle insan olabildiğini düşündüğümüzde eğitime yön veren felsefesinin de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış oluyoruz. Bu kadar önemli olan eğitim felsefesinin, felsefenin bir alt dalı olduğunu düşündüğümüzde, eğitim felsefesinin de aynı felsefe gibi ontolojik (varlık), epistemolojik (bilgi), etik (ahlak) ve politik boyutları bulunuyor. Ontolojik ve epistemolojik boyutlar eğitim felsefemizin teorik; etik ve politik yönler ise pratik yönlerini oluşturuyor. İşte bakanlık, tüm bu yönleri kavrayarak ülkemizin eğitimini daha iyiye götürebilir.

MEB, EĞİTİM FELSEFESİYLE NE YAPABİLİR?
MEB, eğitimin ne olduğunu, ölçütlerini, felsefesini eleştirel-kavramsal ve normatif boyutlarıyla ortaya koyabilir. Eğitimin anlamları eğitim felsefesiyle ortaya konularak; ne anlaşılması gerektiği klasik-eleştirel ve sorgulayıcı eğitim felsefelerinin ışığında anlatılabilir. Tarihsel süreç içerisinde üç ana eğitim felsefesinin sistemlere komple ya da parça parça hâkim olduğu görülüyor. Bu temel eğitim felsefesi yönelimleri, klasik, analitik ve eleştireldir. Eğitim felsefesinin en eskisi olan klasik yönelim; normatif ya da buyurucu diye de adlandırılıyor. Bunun başlıca temsilcileri; Platon, Locke, Rousseau ve Kant’tır. Bu bir yanıyla da idealist, realist, spirütülast, natüralist, kültürel, pragmatist ve bireyci yaklaşımları da kapsayan klasik eğitim felsefesidir. Yani; klasik yönelim klasik eğitim felsefelerinde vücut bulur, somutlaşır.

ÇAĞIMIZA YAKIN OLAN HANGİSİ?
Klasik yöntemden  sonra dünya eğitim sistemlerinde daha çağdaş olan analitik ve kritik-eleştirel eğilim kendini hissettirdi. 20’nci yüzyıl Anglosakson felsefesine dayanan analitik eğitim felsefesi, eğitimle ilgili önerilerde bulunmak yerine;  temel kavramlarını açıklığa kavuşturmaya, analiz etmeye, çözümlemeye çalışır. Son olarak da; kritik yani eleştirel eğitim felsefesi ise ideolojilerin yarattığı yanılsamaları ortadan kaldırmaya çalışır. Yani; ideolojilerin sınıfların çıkarlarını yanlış temsil eden, eğitimde fırsat eşitsizliklerine yol açan maskelerini düşürmeye çalışır. Bu yönüyle eleştirel eğitim felsefeleri daha adil bir toplum yaratma amacındadırlar.

MEB GÜÇLÜ BİR EĞİTİM FELSEFESİNE YASLANMAK ZORUNDA
MEB, yerel ve evrensel değerleri dengeleyen bir eğitim felsefesi ortaya koyabilmek için gerek kendi eğitim tarihimize ve eğitim felsefemize; gerekse de klasik, analitik ve eleştirel eğitim felsefelerine daha fazla hâkim olmak zorunda. Platon’un ‘Devlet’indeki, Locke’un ‘Eğitim İle İlgili Bazı Düşünceler’indeki, Rousseau’nun ‘Emile’sindeki, analitik ve eleştirel eğitim felsefelerinde anlatılanlar yerel kültürümüzle sentezlenerek; eklektik bir eğitim felsefesi ortaya konma zorunluluğu ortada. MEB nasıl, niçin ve ne tür bir insan yetiştireceğiz, sorusuna felsefi yanıt verip; eğitimimizi meydana getiren kavramları, sorunları sorgulayıp çözümlemek ve eğitimimizin ontolojik, epistemolojik, etik ve politik boyutlarını ortaya koyabilmek için eğitimimizi güçlü bir eğitim felsefesine dayandırmak zorunda. Unutmayalım, Immanuel Kant’ın söylediği üzere, insan sadece eğitimle insan olabilmektedir.

ŞAHİN AYBEK KİMDİR?
1977’de Malatya’da doğdu. Ortaokul ve liseyi Malatya Akçadağ Öğretmen Lisesi’nde yatılı olarak okudu. İki yıl Almanya’da Goethe Enstitüsü’nde dil eğitimi aldı. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Felsefe Grubu Öğretmenliğini bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Daha sonra doktora çalışmalarına başladı. Dokuz yıl özel öğretim kurumlarında eğitim yöneticiliği ve öğretmenlik yaptı.

Çeşitli kurumlara ve kişilere siyaset danışmanlığı görevlerinde bulundu. Dergilerde yazarlık ve yayın kurulu üyeliği gibi görevler üstlendi. Bu arada üniversitelerde görevlendirme ile dersler verdi. Siyaset felsefesi, siyaset sosyolojisi, eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi gibi temel alanlarda araştırmalar yapıp dersler vermeyi sürdürüyor. Farklı kurumlar için siyasal iletişim-örgütlenme ve propaganda teknikleri, vücut dili, NLP, retorik ve konuşma sanatı, verimli ders çalışma yöntemleri, anne-baba ve çocuk iletişimi, stres ve başa çıkma yolları, zaman yönetimi, dost kazanma ve ikna etme yöntemleri gibi konularda seminerler verdi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle