GeriEğitim Muhsin Ertuğrul
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Muhsin Ertuğrul

Tiyatroya adanan bir ömür

Muhsin Ertuğrul
refid:6465121 ilişkili resim dosyası

 MUHSİN ERTUĞRUL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

 

Muhsin Ertuğrul, 5 Mart 1892 tarihinde Istanbul’da doğdu. Hariciye Nezareti veznedarlarından Hüseyin Hüsnü Bey’in, Alman asıllı ikinci eşi Fatma Dilruh’tan olan altı çocuğunun en küçüğüydü. Tefeyyüz Mektebi’nde, Darüledep’te, Soğukçeşme ve Toptaşı rüştiyelerinde, Mercan Idadisi’nde okudu. Babasıyla birlikte izlediği meddah, karagöz, ortaoyunu ile Osmanlı Dram Kumpanyası temsilleri onda tiyatro merakı uyandırdı.

 

Türk tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmeni Muhsin Ertuğrul, daha çok Türk tiyatrosunun gelişmesindeki öncü çalışmalarıyla modern Türk tiyatrosunun kurucusu olarak tanınır.

 

Burhanettin (Tepsi) Kumpanyası’nın Erenköy’de sahneye koyduğu Sherlock Holmes oyununda "Bop" rolüyle sahneye ilk adımını attı (30 Nisan 1910). Reşat Rıdvan ve Burhanettinbeylerin sahibi olduğu Odeon Tiyatrosu’nda "Sahne-i Milliye-i Osmani" adı altında oynadıkları Dreyfüs, Othello, Gülnihal, Mürebbiye, Haydutlar ve daha başka oyunlarda çeşitli rollere çıktı. Muhsin Ertuğrul, tiyatro oyunculuğu yaptığı ailesi tarafından öğrenilince evden ayrıldı; bir daha da dönmedi.

 

Muhsin Ertuğrul 1911 yılında, Vahram Papazyan ve Istanbul’a gelen Fransız topluluklarının etkisiyle, tiyatro görgüsünü geliştirmek üzere Paris’e gitti. Çeşitli Fransız topluluklarını, ünlü oyuncuları (bu arada uzunca bir süre etkisinden kurtulamayacağı Mounet-Sully’yi) ve Paris’e gelen Rus topluluklarını izleme fırsatı buldu. 1912’de Istanbul’a döndü. Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları adı altında bir topluluk oluşturarak Hamlet’i sahneledi; hem oyunu yönetti, hem de bu oyunda Laertes rolünü oynadı. 1913 yılında yeni bir topluluk kurarak Eugne Brieux’nün Simone, P. Autier’nin Fener Bekçileri, Mark Twain’in Şikago Çiftçisi adlı oyunlarını yönetti. Bu arada Şehzadebaşı’nda bir sinema salonu kiraladı; orada film gösterdi, oyunlar oynadı. Birkaç ay sonra gene Paris’e gitti. Ilk yayımlanan tiyatro yazısını Şehbal dergisine Paris’ten gönderdi (23 Kasım 1913). Jacques Copeau ve AndrZ Antoine’ın çalışmalarını yakından izledi.

 

1914 yılında Istanbul’a döndü. Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları adlı yeni bir topluluk ile H. Bernstein’ın La Griffe’ini Fahişe, E. Brieux’nün Le Bercaeu oyununu Büyük Hata adıyla Türkçe’ye uyarladı ve sahneledi. Bu arada "Darülbedayi-i Osmani"nin kuruluş çalışmaları Reşat Rıdvan Bey tarafından başlatılmıştı. Darülbedayi’nin sınavlarını kazanan Muhsin Ertuğrul, öğrenci olarak girdiği bu kurumda, kısa sürede yardımcı öğretmenliğe getirildi. 1915 yılında Darülbedayi’nin devamlı temsil kadrosuna alındı. 1916 yılında Çürük Temel ve Hisse-i Şayia’daki oyunlarıyla ilgiyi topladı. Aynı yıl izin alarak Berlin’e gitti; film stüdyolarında, tiyatro topluluklarında figüranlık ve sahne işçiliği yaptı; provaları izledi. Alman tiyatro adamı Albert Bassermann’ın etkisiyle H. Ibsen ve A. Strindberg’in oyunlarını inceledi. Max Reinhardt’la tanıştı, onun çalışmalarını izledi.

 

1917’de Tahsin Nahit’in Bir Çiçek Iki Böcek adlı uyarlamasını, H. Fahri Ozansoy’un Baykuş adlı manzum dramını, H. Kistemaeckers’ten uyarladığı Uçurum’u sahneledi ve bunlarda rol aldı. Ağustos ayında izin alarak yeniden Berlin’e gitti. 1918’de Istanbul’a döndü. Edebi Tiyatro Heyeti adında bir özel topluluk kurdu, Ramazan ayı boyunca temsiller verdiler.

 

Muhsin Ertuğrul 1919 Ağustos’unda kurulan Beyoğlu Musiki Akademisi’ne estetik, mimik ve inşat dersleri vermek üzere çağrıldı. Darülbedayi’ye döndü. Oyun seçimindeki anlaşmazlıklar ve yönetimdeki karşıklıklar nedeniyle kısa süre sonra bu kurumdan ayrıldı.

 

1921 yılında Darülbedayi’ye bu defa rejisör olarak girdi. Harap Yurt, Karanlık Kuyu oyunlarını yönetti. Önemli roller oynadı. Tiyatro yönetiminin ve konu seçiminin sanatçılara bırakılması yolundaki isteklerine yönetim tepki gösterdi ve Behzat Haki (Butak), Emin Beliğ, Ercüment Behzat (Lav) ve Onnik Binemeciyan’la birlikte Darülbedayi’den çıkarıldılar. Almanya’ya, sonra Avusturya’ya gitti. Strindberg’in Baba’sını (Fadren) ve Kistemaeckers’in Sürgün adlı oyununu Kasırga adıyla Türkçe’ye çevirdi. Shakespeare’in Othello’sunu sahneye koydu. Leonid Andreyev’in Misly adlı eserini Ihtilal adıyla Türkçeye aktardı.

 

1924-1925 tiyatro sezonunda yine Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları adlı bir topluluk kurarak Şehzadebaşı’ndaki Ferah Tiyatrosu’nda çeşitli oyunlar sahneye koydu. Türk tiyatrosunun en ilerici ve en sanatsal evrelerinden birini oluşturan bu dönemde yerli yazarlara, takım oyunculuğuna, işbölümüne önem verilen örnek bir çalışma düzeni gerçekleştirildi. Türkiye’de ilk defa öğrenciler için indirimli matineler bu dönemde düzenlendi, tiyatro bilgisi veren ücretsiz broşürler dağıtıldı. Parasızlık nedeniyle beş ay sonra dağılan bu topluluk, bu süre içinde 23 değişik oyun sahneledi.

 

Muhsin Ertuğrul, topluluğun dağılmasından sonra Sovyetler Birliği gezisine çıktı. Sovyet Eğitim Komiseri Lunaçarski ile tanıştı. Moskova’da bütün tiyatrolara girme izni aldı. Stanislavski, Nemiroviç-Dançenko, Tayrov, Meyerhold, Ayzenştayn ve yazar Tretyakov’la tanıştı. Onların çalışmalarına katıldı.

 

1927’de Darülbedayi’nin sanat yönetmenliği görevini üstlendi. Sahne çalışmalarını düzen altına alan yönetmenlikler hazırladı ve uygulamaya koydu. 1949’da Devlet Tiyatrosu’nun genel müdürlüğüne getirilinceye kadar sürdürdüğü çalışmalarla, Darülbedayi tam bir şehir tiyatrosu kimliği kazandı. Provaların disiplin altına alınması, titiz oyun seçimleri, oyunların tam saatinde başlaması, izleyicilerin uygarca oyun izlemeleri bu dönemde Türk tiyatrosuna yerleşti. Seyircilerin tiyatro kültürünü geliştirmek amacıyla Nisan 1930’dan başlayarak düzenli program dergisi yayımlanmaya başladı. Dergi daha sonra adını Türk Tiyatrosu olarak değiştirdi. 1927’de kurulan Sanayi-i Nefise Birliği’nin (Güzel Sanatlar Derneği) Tiyatro Bölümü başkanlığına getirildi. 1928’de Darülbedayi sanatçılarıyla başarılı bir Kahire turnesi yaptı. Amerika gezisine çıktı. Orada temsiller vermekte olan Japon No Tiyatrosu ünlü sanatçısı Miçuri Toyama’dan çok etkilendi.

 

1930’da Tiyatro Meslek Okulu’nun açılmasına öncülük etti. Daha sonraları Belediye Konservatuvarı’na dönüşecek olan bu okulda öğretmenlik yaptı. Tiyatro sanatına katkıları için 1931’de Almanya’da Goethe Madalyası verildi. 1933’te Behzat Butak’ın jübilesini yaparak Türkiye’de jübile geleneğini de Muhsin Entuğrul başlattı.

 

1934’te Joseph Marx’ın başında bulunduğu Belediye Konservatuvarı’nda ders vermeye başladı. Kurmayı tasarladığı çocuk tiyatrosu konusunda incelemeler yapmak üzere Moskova’ya gitti. Sovyet Çocuk Tiyatrosu’nun kurucusu Natalya Satz ve Profesör Arkin’le görüştü. Stanislavski’yi Ankara’da kurulacak Devlet Konservatuvarı’nda danışmanlık etmesi için davet etti. Stanislavski’nin benimsediği bu çağrı çeşitli nedenlerle gerçekleşemedi.

 

1935-1936 sezonunda Istanbul Şehir Tiyatrosu’nda Türkiye’deki ilk düzenli çocuk oyunlarını başlattı. Gençliğe yönelik öğrenci matinelerinde klasik tiyatro eserlerini ve Türk yazarların oyunlarını tanıtıcı temsiller verdirdi. Carl Ebert’in getirtilmesiyle kurulan Ankara Devlet Konservatuvarı’nda tiyatro öğretmeni olarak göreve başladı. 1938’de Ebert ile anlaşmazlığa düşerek bu görevinden ayrıldı. 1940’ta Emekli Sahne Sanatkárları Derneği’nin kurulmasına öncülük etti.

 

1941’de Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yeniden sahne derslerine girmeye başladı. 1943’te eşi tiyatro sanatçısı Neyyire Neyir’i kaybetti. 1946’da Ingiltere’ye gitti. Bir bale okulu kurulması için Ingiltere Kraliyet Balesi yöneticisi ünlü koreograf Ninette de Valois’nın Istanbul’a çağrılması için girişimlerde bulundu. Paris ve Berlin’deki tiyatro çalışmalarını izledi.

 

OYUNCU VE YÖNETMENLİKTEN TİYATRO YÖNETİCİLİĞİNE İÇİN TIKLAYIN


Yorumları Göster
Yorumları Gizle