GeriEğitim Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Eğitimin kendisini hızla dönüştürmesi gerekiyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Eğitimin kendisini hızla dönüştürmesi gerekiyor

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, TRT Radyo 1’e konuk oldu. Gelecekte işlerin en az dörtte üçünü robotların yapacağını söyleyen Bakan Selçuk, “Çocuklar son derece zeki bir çevreyle baş başa kalacak. Bize diyecekler ki, ‘Siz bizi neye hazırladınız?’ Fabrikasyonlardaki üretim sistemleri, teknolojinin dijital dönüşümüne baktığımızda, eğitimin kendisini hızlı şekilde dönüştürmesi gerekiyor” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Eğitimin kendisini hızla dönüştürmesi gerekiyor

TRT Radyo 1’de Dijital Dünya programına konuk olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitimin ekonomiyle çok bağlantılı olduğunu söyleyerek, eğitimin kendini hızlı şekilde dönüştürmesi gerektiğini belirtti. Bakan Selçuk’un açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:
Eğitim ekonomiyle çok bağlantılı. Başlarda eğitim kurumunun yapısal dinamikleri ile sanayi birebir örtüşüyor. Sanayi, 'Benim üretim tezgahlarımda şu becerilere sahip bireyler yetişsin, buna uygun okullar olsun' diyor. Mesleki okullar da böyle bir yapıya bürünüyor. Ancak tarım toplumundan sanayi, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte, bir sorun oluşmuş. Bilim ve teknoloji değiştiği halde okullar daha geleneksel kaldı. Örneğin meslek okullarının atölyeleri, dışarıdaki son derece dijitalleşen altyapıya rağmen geleneksel yapıda. Şimdiki okullar daha çok proje odaklı mekan tasavvuru var. Öğretmenler ister istemez bu dijital dünyayla hem özgeçmişleri, hem eğitim itibariyle tam olarak donanma fırsatına sahip olamadığı için geçmiş yüzyılın öğretmen tasarımıyla yetiniyorlar. Ancak bambaşka bir gençlik geliyor.

ÇOCUKLAR 'SİZ BİZİ NEYE HAZIRLADINIZ?' DİYECEK
İnsanlık tarihindeki üç büyük kırılma-tarım, sanayi, bilgi-sonra, yeni bir kırılma geliyor. Bu insan beynine yazılımın yüklendiği, damarlarında yüzlerce nanorobotun dolaştığı yeni bir bedenlenme imajinasyonundan söz ediyoruz. Bu bütün üretim sistemlerini etkileyecek bir şey. İşlerin en az dörtte üçünü robotların yaptığı, çevrenin zekasının fışkırdığı... Çevre zekası, etrafımızdaki araçlar, gereçler, ulaşım, nesne anlamında ne varsa zekası artıyor. Çocuklar son derece zeki bir çevreyle baş başa kalacak. Bize diyecekler ki, siz bizi neye hazırladınız? Fabrikasyonlardaki üretim sistemleri, teknolojinin dijital dönüşümüne baktığımızda, eğitimin kendisini hızlı şekilde dönüştürmesi gerekiyor.

Kapatın defterleri, hafızanızı ölçen bir sınav yapacağız, diyerek bunu kotaramayız. Büyük bir işsizlikten bahsediyorum. İnsanların dörtte üçünün işsiz kalacağı bir durum bu. Ancak eğer soruyu yanıtlarsak bu kadar vahim olmayabilir. İnsanlar robotların yapamayacağı şeyi yapacaklar. Robotlar, kendilerini yapmakta sorun yaşıyorlar, dönüşümlerini sağlamakta. Çünkü bu da Ar-Ge gerektiriyor. Sanat gibi alanlarda robotların insanla yarışması mümkün değil. 

EĞİTİM SADECE İŞ BECERİSİ KAZANDIRMAK DEĞİL
Bugün 21'inci yüzyıl becerisi diye inovatif olma, ekip çalışması gibi birçok beceriler sıralanıyor. Eğitim her zaman jenerik becerilere muhtaç. Çünkü bu, Da Vinci’ye de yaramıştır, bizim de bugün işimize yarıyor. Eğitimin doğasını tartışmak lazım. Eğitim özellikle belli kuruluşların söylediği gibi ticarete, üretime yardımcı olan birey yetiştirmekten bahsetmiyoruz. Biz ekonominin gerekleri için nesil yetiştirmekten söz etmiyoruz. İnsani vasfın kemale ermesin yolculuğundan söz ediyoruz. Aksi halde bu sadece işe girecek çocukların becerisini arttırmakla sınırlı olurdu. Robotik olurdu. Eğitimin her bir insanın yaradılışında, her insanın içinde yer alanın açığa çıkarılması olarak bakmak lazım.

SINAVI AMAÇ OLMAKTAN ÇIKARMALIYIZ
Türkiye’de eğitim, araç olması gereken sınavın amaç olduğu bir ülke. Sınav şu anda amaç haline gelmiş. Aslında araç olması lazım. Bizim sınavı tekrar araç haline getirmemiz lazım. Bunun için eğitim sisteminde okullar arasındaki imkan farklarının azalması lazım. Yoksa sadece belli okullara gitme talebi devam eder. Azalırsa o zaman şu ya da bu okul fark etmez. Birinci sorun bu. Birinci sorunun B şıkkı da; okullar arasındaki öğrenme farklarının azalması. Örneğin, iki çocuk da 7’nci sınıfa gidiyor ancak bazı okullar arasında ciddi öğrenme farkı var. Bu azalmalı. Yoksa sınav amaç olmayı sürdürür. Türkiye bunu yapabilir, 2023 Vizyon dokümanıyla neyi, nasıl, hangi parayla yapacağımızı açıkladık.

BİLİM VE EĞİTİM ÇIKIŞINA İHTİYACIMIZ VAR
Bulunduğumuz coğrafyada bizim barınmamız için ciddi bir bilim ve eğitim çıkışına ihtiyaç var. Bu hamaset, nutukla olacak iş değil. Bilimle, metotla olacak iş. Bizim oluşturacağımız ekosistemin artık bir anlam seti olarak eğitim niye vardır, sorusuna cevap vermesi lazım. Eğitim bu ülkedeki her çocuğun uluslararası niteliklere sahip olarak, bir birikime sahip olmasının yolunu açmaktır. Biz bunu yapabiliriz ama yatırım bütçemizin tamamına yakının inşaata harcıyoruz. AB ülkelerinin tamamına yakınını AR-GE’ye harcıyorlar. Çünkü derslik ihtiyaçları yok. Türkiye’nin artık sınav illetinden kurtulması lazım.

ÖĞRETMENE YATIRIM YAPILMALI 
Hiçbir ülkenin eğitim niteliği öğretmenin niteliğini aşamaz. Bina, teknoloji olmasa da nitelikli öğretmen her yerde türev, integral öğretir. Önemli olan öğretmen niteliği. Öğretmen şahsiyet oluşturma maddesi. Güçlü şahsiyeti olan öğretmen güçlü şahsiyet yetiştirir. Öğretmene yatırım yapmak gerek. Ona önem vermeliyiz. Asıl mesele öğretmenin öğrenmesi. Öğretmenlik bir çocuğu bir şey öğretmek değil, kişinin kendi öğrenme serüvenidir. Olgunlaşma sürecidir. İyi bir öğretmenin koridordaki yürüyüşü bile bir derstir.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle