GeriEğitim Liv Koleji CEO’su Devrim Karaaslanlı: Türkiye’nin çözümü eğitimde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Liv Koleji CEO’su Devrim Karaaslanlı: Türkiye’nin çözümü eğitimde

Devrim Karaaslanlı, matematik ve finans üzerine eğitim yaptı, yıllarca finans alanında yönetici olarak çalıştıktan sonra Bahçeşehir ve Doğa Koleji gibi büyük zincir okulların CEO’su olarak eğitim dünyasına girdi. Şimdi yeni kurulan Liv Koleji’nin CEO’su olan Karaaslanlı, Türkiye’nin kurtuluşunun iyi eğitimde olduğunu belirterek, “Türkiye’nin çözümü eğitim. Türkiye’nin yapması gereken genç nüfusunu çok iyi eğitmek. Bu da iyi okullarla, iyi üniversitelerle olacak. Ben daha iyi eğitim sağlayabilirsek gelecek için ümitliyim” diyor. Karaaslanlı ile eğitimi konuştuk.

Liv Koleji CEO’su Devrim Karaaslanlı: Türkiye’nin çözümü eğitimde

İlk kez bir okul kuruyorsunuz.
Üniversitedenmatematik–istatistik bölümümezunuyum. Aslında matematikçi olmak için yola çıkmıştım ama iş dünyası da ilgimi çektiğinden ekonomi– finans okumaya karar verdim, sonra da bu alanda Michigan State Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım. Aynı zamanda matematik bölümünde de hocaydım. İlk işim Amerikan Merkez Bankası’ndaydı. Burada beş yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Vodafone’da dört yıl finans müdürlüğü yaptım. İki yıl Bahçeşehir Koleji’nde finanstan sorumlu genel müdür yardımcılığının ardından 2011’in sonunda CEO olarak göreve devam ettim ve kolejin büyüme hamlesini yönettim. Ardından Doğa Koleji’nde CEO olarak görev yaptım. Bir süre sonra Muharrem Usta ile tanıştık. Ülkemizin en büyük sağlık kurumunu kurmuş, kendisi de bir tıp doktoru olmakla beraber girişimci kimliği ile tanınan Muharrem bey sağlık alanındaki vizyonunu eğitim alanına da taşımak istiyordu. O zamana kadar sıfırdan yaptığım bir iş yoktu. Sıfırdan bir işi oluşturmak çok zordur. Çünkü finansı, muhasebeyi, eğitimi, kurumsal iletişimi, pazarlamayı, insan kaynaklarını bilmek gerekiyor. Biz en çok eğitim içeriğine ve eğitimcilerimize inanarak, sabah akşam çalışarak kolejimizi bir yılda kaliteli eğitimle anılan bir okul haline getirdik. Türkiye’de eğitimde gerçekten katma değer yaratacak kurumlar olması lazım. Hocalarla, akademik kurumlarla, sahadakilerle özgün bir eğitim modeli oluşturduk. Çok da ilgi gören bir program oldu. Şu an için oluşturduğumuz eğitim ortamından memnunuz ve bu kalitenin artarak devam etmesi için çalışıyoruz. Büyüme hedefimiz ise daha kontrollü olacak. İstanbul’da dört yılda sekiz okulumuz olacak.

Liv Koleji CEO’su Devrim Karaaslanlı: Türkiye’nin çözümü eğitimde

Okul kurmak zor mu?
Öncelikle kurucunun sermaye olarak güçlü olması lazım. Erken kayıt döneminde kayıt yaptıran velilerin parasından harcarsanız, zamanıgeldiğinde kiraya, öğretmene, kitaba, kırtasiyeye verecek para bulamazsınız. Türkiye’de eğitim sektöründeki özel okulcuların en büyük problemi nakit akışını yönetememelerinden kaynaklanıyor. Özel okul kurucusunun gelir tablosunu, nakit akışını, bilançoyu iyi okuması gerekiyor. Hem eğitim kalitesinde hem de fiyatta rekabete dikkat etmeli. Okullar 10-15 bin liranın altına kayıt almaya başladılar, o zaman bu iş zorlaştı. Kantinden, kitaptan ve kıyafetten para kazanmayı düşünenlerin olduğu bir sektörde kaliteli eğitimden bahsedilemez. Bunlarla kaliteli eğitim derdinde olanların arasında büyük bir fark var. Bu fark doğal olarak ücrete yansıyor. Velinin bu aradaki farkı tecrübesi etmesi ve çok doğru anlaması gerekiyor.

Siz finansçısınız. Eğitimde para kazanılıyor mu sizce?
Var elbette ama gerçek bir emek var ve kârlılık oranı çok yüksek bir sektör olmadığından ancak çok iyi yönetilirse ekonomik olarak sürdürülebilir bir kârlılık elde edilebilir. Eğitim ücretleri sunulan eğitim içeriği, fiziki imkanlar ve eğitimcilerin kalitesiyle doğru orantılı olmalı. Amerika’da mesela ücretleri 60-100 bin dolar gibi çok yüksek olan okullar da var; daha sıradan, standart eğitim veren, daha ucuz okullar da var. Ama hem yönetici hem de bir baba olarak şunu biliyorum ki aileler için çocuklarının iyi bir eğitim alması her şeyden önde geliyor ve tüm dünyada bu durum aynı. Onun için eğitimin içeriğine ve öğretmene önem vermemiz gerekiyor. Özel eğitim demek kontrolsüz eğitim demek değil. MEB denetleme görevini titizlikle yürütüyor ancak kurucuların finansal güçleri ve eğitime katacakları değer de baştan net bilinmeli. Örneğin YÖK, vakıf üniversiteleri kurulurken teminat ve taahhüt verilmesini şart koşuyor. Benzer sistem özel okullarda da olmalı. Eğitim bir güven meselesidir. Bu güveni tesis ederken finansal güce ihtiyaç duyuyorsunuz zira kaliteli her şey bütçe gerektiriyor. Güven zedelenirse bu özel eğitimciler için hiç iyi olmaz. Bu nedenle ister butik ister zincir tüm özel okullar aldıkları sorumluluğu layıkıyla taşımayı bilmeliler.Siz çok büyük okullarda da çalıştınız. Yeni bir okul ilk kez kurdunuz. Zincir okulla, butik okul arasındaki fark nedir? Butikte özellikle eğitimci standartlarınızı daha üstte tutabiliyorsunuz, en önemlisi de öğrenci üzerindeki ilgi, takip ve kontrol daha fazla. Ama zincir okullarda da iyi öğretmenler alabiliyorsanız, müfredatı doğru bir şekilde uygularsanız hiçbir sıkıntı olmaz.

OKUL MÜDÜRÜ KADAR OKULDUR
Eğitim sektöründe geçirdiğim yıllar sonunda çok emin olduğum bir konu var, o da müdürün önemi.Bir okul, müdürü kadar okul olabiliyor. Velilere de tavsiyem, okul seçerken öncelikle okul müdürüne *baksınlar. Eğer okul disiplinliyse, okul müdürü eğitime, temizliğe, güvenliğe önem veriyorsa, kendi ekibini kurarak doğru yönetebiliyorsa o okula çocuğunu yazdırsınlar. Müdüre güvensinler, güven bağı kuramadıkları bir müdürün yönettiği okula çocuklarını emanet etmesinler. Eğitim Türkiye’nin çözümü. Türkiye’nin yapması gereken genç nüfusunu çok iyi eğitmek. Bunlar iyi okullarla, iyi üniversitelerle olacak. Ben daha iyi eğitim sağlayabilirsek gelecek için ümitliyim. Biz bu işi sadece kendimiz için de yapmıyoruz. Başarılı ama imkanı olmayan çocuklara burs veriyoruz. Çocuklar bizim geleceğimiz, onların başarısı ülkemizin başarısı olacak.

NİTELİKLİ ÖĞRETMEN BULMAK ZOR
Öğretmenlerimizi belirlerken bazı kriterlerimiz var. Ülkemizin seçkin üniversitelerinden mezunolmuş, yüksek lisans yapmış ve yabancı dil hakimiyeti olanları tercih ediyoruz. Kriterlerimize uygun nitelikli hoca bulmak kolay değil. Öğretmen seçiminde gerçekten çok seçici davranıyoruz. Hocalarımızın müfredata uygun içerik geliştirmesini bekliyoruz çünkü iyi bir eğitim kurumu kendi yayınlarını üretebilmelidir. Bu alanda ciddi sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Öğretmenler kaliteli içerik, sınav ve soru tasarlamak zorunda. Bir diğer önemli sorun da temel bilimlerin eğitimde hak ettiği yerden uzak düşmesi. Bu da ülkemizde eğitimde bu kadar problemimizin olmasının nedenlerinden biri. İnsanlar matematik okumuyor, fizik okumuyor, kimya okumuyor. Temel bilimde güçlü hocalarınız olduğunda öğrencilerini de bu güçle yetiştirdiğini görüyoruz.

Kimdir?
Liv Koleji CEO ’su Devrim Karaaslanlı, Michigan State Üniversitesi’nden ekonomi ve istatistik alanlarında yüksek lisans derecesi alarak profesyonel iş hayatına Amerikan Merkez Bankası’nda (FED) başladı. 2001-2005 yılları arasında bu bankanın Kansas City ve Boston birimlerinde ekonomist olarak görev yaptı. 2005 yılında Türkiye’ye dönen Karaaslanlı, Vodafone Türkiye Finans Bölümü’nde üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu. Provus Bilişim - Mastercard’da CFO olarak çalışan Devrim Karaaslanlı, 2012-2016 yıllarında Bahçeşehir Kolejinde CEO olarak görev aldı. 2017 yılında Liv Koleji kurucu CEO ’su olarak başladığı görevini devam ettiriyor

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle