GeriEğitim İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerim

Öğretim üyesi kimliğimizle ilerlediğimiz kariyer yolculuğumuzda misafir öğretim üyesi olarak üniversitelerde ziyaretlerde bulunmamız, araştırmalar yapmamız ve dersler vermemiz profesyonel gelişimimizi destekleyen en önemli süreçlerden biri.

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerim

Eğitim fakültelerinde öğretmen adaylarımızın okul odaklı uygulama yapmalarının önemini vurgulayan akademisyenler olarak bizler okul ziyaretlerini kendi profesyonel gelişimimiz için bir yol olarak görmekte miyiz? Doktora sonrası danışmanım, yönetim kurulunda görev yaptığım ISATT kurucularından Prof. Dr. C. Clark’ın, e-Posta yoluyla dünyanın dört bir yanından akademisyen olarak görev yapan öğretmen eğitimcisi olarak bizlere yönelttiği soru çok anlamlı:“… Eminim şu anda hepiniz bilgisayar başında önemli çalışmalara imza atıyorsunuz. Öğretmen eğitimi alanında makaleler ve kitap bölümleri yazıyorsunuz. Dersler veriyorsunuz, toplantıdan toplantıya geçiyorsunuz. Sınırlı zaman içinde koştururken kendi gelişiminize zaman ayırıyor musunuz? Öğretmen adaylarınızın ruhlarını beslemeye çalışırken kendi ruhunuzu besliyor musunuz?”

Bu sorular yıllarını eğitime adamış bir öğretmen/akademisyen olarak kendime ayna tutmamı sağlayan itici güçlerden biri. Okul yöneticilerine ve öğretmenlere çeşitli platformlarda ayna tutmaya çalışırken, okullarımızı çoğu zaman sadece öğretmen adayı öğrencilerimiz için klinik uygulama alanları olarak görme yanılgısı ile iç içe olduğumuzu üzülerek deneyimledim. İlk etapta çoğumuz “Ben böyle görmüyorum. Okul uygulamaları, projeler ve benzeri çalışmalar benim için de bir gelişim fırsatı sağlıyor” şeklinde içinden geçirecektir. Sizlere sorum; En son ne zaman bir günden fazla bir süre ile okulda kendi gelişiminiz için bulundunuz? Profesyonel gelişiminiz için okul ortamını klinik bir alan olarak deneyimlediniz?

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerim
LAS TARİHİ VE KÜLTÜRÜ
Öğretmen eğitimi ve eğitim yönetimi alanında çalışmalar yapan bir akademisyen olarak bu yıl misafir öğretim üyesi olarak bir ay boyunca  Leysin Amerikan Lisesi’nde ‘klinik deneyimde’ bulunma fırsatına sahip oldum. Dünyanın 50 farklı ülkesinden gelen öğrencilerin yatılı öğrenim gördükleri bu okul, tarihi, kültürü ve gelenekleriyle ‘okul yönetimi’ ve ‘okul kültürü’ derslerinde anlattığımız konuların uygulamada nasıl gerçekleştirildiğini gözlemleme ve deneyimleme fırsatını bana sağladı. İsviçre’nin en ayrıcalıklı okulları arasında yer alan Leysin Amerikan Okulu, 58 yıl önce kurulmuş ve 3’üncü Kuşak Ott ailesi tarafından yönetiliyor. Okul yönetiminde dikkatimi çeken en önemli nokta kurucuların okuldaki süreçlerde aktif görev alması oldu. Yemek saatlerinde öğretmenlerle bir arada olmaları ve informal sohbetlerde bulunmalarını, ailelere karşı sorumluluk olarak şu sözlerle aktarıyor kurucu Dr. Steve Ott: “Ailelere karşı sorumluluğumuz var. Ailemizle bir arada olmak bizler için önemli.”

LAS’e kayıtlı her öğrencinin bir ‘fakülte ailesi’ var. İlgili öğretim üyesi öğrencinin her sorunu ile ilgilendiği gibi, onunla beraber aile paylaşımlarında da bulunuyor. Ott ailesinin her bir ferdinin de sorumluluğunda ‘fakülte ailesi’ olarak rol aldığı bir öğrenci var. Öğrenciler, fakülte aileleriyle zaman zaman okul dışı etkinliklerde de bulunuyorlar. Öğrencilerin farklı dil, din ve kültürden gelen arkadaşlarıyla birlikte çalışmaları büyük önem taşıyor. Okulun yönetiminde yıllardır süregelen bir gelenek ‘öğrencilerin liderliği’ olmuş.

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerimSORUMLULUK SAHİBİ GENÇLER YETİŞİYOR
Okulun en fazla vurguladığı değerler ‘sorumluluk sahibi, tutkulu ve yenilikçi’ gençler yetiştirmek. Bu kapsamda, öğrencilere sunulan seçmeli dersler bu becerilerin desteklenmesine yönelik kurgulanmakla beraber tüm derslerde disiplinler arası bakış açısı da öne çıkıyor. Örneğin, tasarım dersinde dönüşüm materyalleri ile çalışmalar yaparlarken, çevre ve sosyal sorumluluk anlayışını global boyutta aktarmaya çalışıyorlar. Bu kapsamda, mart ayında yapılacak Global Day etkinliğine tüm öğrenciler kendi eserleriyle katılıyorlar. Öğrenciler ilgi alanlarına göre güney Afrika’da dezavantajlı bir bölgedeki öğrencilerin yaşamında fark yaratmaya ilişkin bir projede çalışırlarken, diğer taraftan çevrelerine duyarlı ‘global vatandaş’ (global citizenship) olmalarına yönelik destek veriliyor. LAS’te öğrenci liderliği şu aşamalardan oluşuyor:

- Kendi kendine liderlik
- Liderleri takip etmek
- Akran liderliği
- Paylaşılan liderlik

Öğrencilerin gelecekte bulundukları çevreye ‘fark yaratan’ bireyler olarak yetiştirilmelerine yönelik okulun tüm aşamalarında sosyal sorumluluk sahibi olarak aktif rol alıyorlar. TILE (Technology, Innovation, Leadership and Entrepreneurship) sohbetler dizisini, okulun 11’inci sınıf öğrencisi Hermes önerdiğinde, bu konuda tüm sorumluluk kendisine verildi. TILE’da konuşmacı olarak ön hazırlık süreçlerinde Hermes’in mentoru Dr. Magnuson’a  sorular yönlendirdiğimde, konunun Hermes tarafından yönlendirildiğini ve kendisinin yorum yapmasının doğru olmadığını söyledi. Bir an düşündüm, böylesi önemli bir etkinlikte ben kendim aynı davranışı ne kadar sergileyebilirdim. Akademik yönetici olarak öğrencilerimle iş birliği içinde çalışırken ve  öğrenci etkinliklerini gerçekleştirirken, çoğu zaman mükemmeli yakalamak  amacıyla sonuç odaklı davranırken arkadaki büyük resmi görmeyebildiğimizi düşünerek içim sızladı. 

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerimARAŞTIRMA YOLUYLA DESTEKLENME
Okuldaki en önemli yenilikçi çalışmalardan biri Dr. Paul Magnuson tarafından kurulmuş olan ‘Öğretmen Araştırma Merkezi’ (Teacher Research Center), birçok okul ve eğitim fakültesine örnek olabilecek özgün bir model. Benim LAS’te misafir öğretim üyesi olarak bulunmam da bu modelin önemli bir boyutu olan ‘misafir öğretim üyeleri’ kapsamında gerçekleşiyor. LASER (Leysin American School Educational Research) öğretmenlerin araştırma yoluyla desteklenmeleri felsefesine dayanıyor. ‘Misafir öğretim üyeleri’ (visiting scholars), ‘öğretim üyesi öğretmenler’ (resident scholars) ve ‘öğretmen adayı öğretmenler’den (teacher candidates) oluşan üç gruptaki öğretmen profiline odaklanıyor. Kısa bir bilgi vermek gerekirse, öğretmenlere profesyonel gelişim fırsatları araştırma odaklı gelişecek ortamlar sunularak sağlanıyor. Benim gözlemlerime göre ‘katılımcı eylem araştırması’ yönteminin bazı adımlarının kullanıldığı bu süreçte, öğretmenlerin kendi derslerinde her türlü yenilikçi uygulamaları gerçekleştirmelerine ve bu deneyimleri çeşitli platformlarda paylaşmalarına yönelik fırsatlar veriliyor. Her yıl hazırladıkları ve okul etik kurulunun onayıyla hayata geçirilen projeler kapsamında, öğretmenler, konferanslara katılma, makaleler sunma ve farklı ülkelerde öğretmenlere seminerler vermek gibi çeşitli akademik çalışmalarda bulunuyorlar. ‘Öğretim üyesi öğretmenlerle’ yaptığım görüşmelerde, LAS’te bu uygulamadan memnun olduklarını ve bu modelin okula aidiyet duymalarını desteklediğini paylaşmışlar.

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerimHAFTADA İKİ GÜN ÖĞLEDEN SONRA ‘KAYAK GÜNÜ’
LAS’in en önemli değerlerinden biri, öğrencilerin farkındalıkları yüksek olan sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak. Bu kapsamda haftada iki gün öğleden sonra ‘kayak günü’ olarak değerlendiriliyor. Alp Dağları’na çıktığınızda, farklı seviyelerden kayakçı öğrencilerin kayak öğretmenleri mentorluğunda gruplar halinde seyretmelerini izlemek benim en sevdiğim manzaralardan biri oldu. Okulun içinde kurulmuş olan ‘güvenli giriş birimi’ öğrencilerin dağlardan güvenli dönüşlerini garanti altına alacak her türlü güvenlik önemini alıyor. Bununla birlikte öğrencilerin telefonlarındaki ve kayak montlarındaki cipler, öğrencilerin güvenliği açısından önemli. Bu süreçte yüzme, tenis ve benzeri sporlar da küçük dağ kasabasında sağlanan spor imkanlarının geniş olması spor ve sağlıklı gençler argümanımızı doğruluyor. Hava güneşli olduğu zamanlarda okulda ‘kayak günü’ ilan edilmesine şahit oldum. Öğretmenler ve okul yöneticilerinin büyük bir çoğunluğunun pistlere çıktığı bu günlerde karların üzerinde öğretmen ve öğrencilerin birlikte spor yapmalarının ne kadar güzel olduğunu deneyimledim. Kayak günüyle eğitim ortamının karlı pistlere taşınmasını deneyimlemek, eğitimin her yerde nasıl gerçekleşebildiğini görebilmemin en güzel resmi oldu. Öğretmeninden (farklı branşlar ve yaş gruplarından) öğrencisine tüm çalışanların pistlere geçmesi okuldaki ortak spora dayalı kültürün bir göstergesi iken aynı zamanda ‘iş birliği, takım çalışması ve problem çözebilme’ becerilerinin de en güzel örneği. Bu beceriler sınıf ortamında akademik olarak ustalıkla ele alınsa da doğal ortamda ve hayatın doğal akışı içinde öğrencilerin gerek kendi aralarında gerekse öğretmen ve yöneticileriyle ‘iş birliğine dayalı güzel bir sinerji’ oluşturmalarını sağlıyor.

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerimAİLEYLE DOST OKUL KÜLTÜRÜNÜN KURULMASI ÖNEMLİ
İsviçre’nin en gözde kayak merkezlerinden birinde dünyanın en ayrıcalıklı kampüslerine sahip LAS’de görev yapmak isteyen nitelikli öğretmenlerin bulunması tahmin edeceğiniz gibi zor değil. Okulun birinci önceliği kurumu tanıyan ve kurumda uzun soluklu görev yapacak öğretmenlerin istihdamının sağlanması. Görüşme yaptığım öğretmenlerin bir bölümü okuldaki yıllarının ne kadar hızla geçtiğini vurguluyor. Akademisyen bir anne olarak dikkatimi çeken en güzel nokta, görev yapan öğretmen-yönetici annelerin ‘ev-okul dengesini’ sağlayabilmelerine yönelik her türlü desteğin verilmesi oldu. Tüm öğretmenlere kampüs içinde ailelerinin büyüklüğüne göre ev imkanları sağlanırken, çocuklarına bakacak ‘au pair’ler için de ayrı daireler veriliyor ve au pairlere aileye dayalı okul kültürünün önemli bir üyesi olarak, konaklama, yemek vb. temel ihtiyaçların sağlanmasının yanında,  Fransızca dil dersi, kayak dersi desteği ve kütüphanede araştırma yapma gibi okulun tüm imkanlarından faydalanmalarına yönelik her türlü destek mekanizması kuruluyor. Rekabetçi ortamın her geçen gün bizleri içine aldığı ve her geçen gün ‘iş odaklı olma’ yolunda en fazla ailemizden ödün verdiğimiz çalışma ortamlarımızda, okul kurucuları ve yöneticileri olarak göz önüne almamız gereken önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Küçük yaşta çocukları olan çiftlere sağlanan ‘esnek çalışma programı’ da anne ve babaların ‘okul ve özel yaşam dengesini’ kurabilmelerine yönelik çok önemli bir strateji olarak dikkatimi çekti. Benzer şekilde spor salonunda öğretmen ailelerin çocukları için özel etkinliklerin düzenlenmesi çocukların mutlu olmasından öğretmen ailelerin mutlu olmasına bir zincir şeklinde olumlu sonuçları okula yansıyor. Her hafta yapılan spor etkinliklerinde öğretmen çocuklarına profesyonel eğitmenler tarafından mentorluk yapılıyor. Böylelikle okulun yerleşke alanı ve eğitim fırsatları, okulun öğrencilerine olduğu kadar öğretmenlere ve onların ailelerine de sunuluyor. Bu uygulamanın en önemli sonuçları, okulda uzun yıllardır görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin varlığından açıkça görülebiliyor.

İsviçre Leysin American School’daki deneyimlerimCESARETE İHTİYACIMIZ VAR
Bu paylaşımı yaparken ülkemizde bu uygulamaları gerçekleştiren okullarımızın ve öğretmenlerimizin hakkını da teslim etmem gerektiğinin farkındayım. Ancak, eğitim fakültelerinde görev yapan akademisyenler olarak bizler böylesi gözlem ve deneyimlere ne kadar zaman ayırıyoruz? Ben satırlara sığması mümkün olmayan deneyimlerimi bohçama biriktirdim ve biriktirmeye devam ediyorum. Bu dönem üniversitemde  öğretim üyesi olarak ders verip, IB PYP sertifika programında öğretmen yetiştirirken, İstanbul’da uluslararası saygınlığı olan liselerimizden birinde IB dersini vereceğim. Lise düzeyinde IB’nin en önemli derslerinden birini vermek benim için yeni bir macera olacak. Böylelikle sahnenin her iki tarafını görme şansına sahip olacağıma inanıyorum. Sahnede hep önlerinde yer almaya alışmış öğretim üyeleri olarak, arada sahnenin arka tarafına (esas önemli saha olan okula) geçip ne kadar etkili öğretmenler olabildiğimizi deneyimlememize yönelik bu fırsatlara ihtiyacımız ve cesaretimiz olması gerektiğini düşünüyorum.

PROF. DR. ÖZGE HACIFAZLIOĞLU KİMDİR?
Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu, lisans derecesini İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında Bilkent Üniversitesi’nde bölüm birincisi olarak tamamladı. Yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden ve doktora derecesini Marmara Üniversitesi’nden Eğitim Yönetimi alanında aldı. 2008-2009 yılları arasında, ‘eğitim liderliği’ alanında doktora sonrası araştırma yapmak amacıyla, Arizona State Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Beykent Üniversitesi’nde İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışan Dr. Hacıfazlıoğlu, 2000-2013 yılları arasında, Bahçeşehir Üniversitesi’nde çeşitli akademik yönetim pozisyonlarında görev almakla birlikte, Eğitim Fakültesi’nde kurucu dekan yardımcılığı görevinde bulundu. 2013-2018 yılları arasında İstanbul Kültür Üniversitesi’nde, Eğitim Fakültesi’nin kuruluş sürecinde dekan yardımcılığı ve vekil dekanlık olmak üzere akademik yönetim görevlerinde yer aldı. Dr. Hacıfazlıoğlu’na, 2012 yılında Boston’da Wheelock College tarafından verilen, ‘Uluslararası Rektörlük Ödülü’ kapsamında bir ay misafir öğretim üyesi olarak çalışmalar yaptı. 2019 yılında İsviçre’de Leysin American School’da misafir öğretim üyesi olarak bulunan Dr. Hacıfazlıoğlu, ulusal ve uluslararası okul geliştirme projelerinde aktif olarak görev alıyor. Ulusal ve uluslararası makaleleri ve kitap çalışmaları bulunan Dr. Hacıfazlıoğlu, Uluslararası Öğretmen Eğitimcileri Birliği’nin (ISATT-International Study Association of Teachers and Teaching) uluslararası ilişkilerden sorumlu koordinatörü olarak birliğin yönetim kurulunda görev yapıyor. Halen Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi’nde Profesör öğretim üyesi ve Eğitim Yönetimi ana bilim başkanı olarak görev yapıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle