GeriEğitim İngilizce öğretmen alımlarında dört dil becerisi ölçülecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İngilizce öğretmen alımlarında dört dil becerisi ölçülecek

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni İngilizce öğretmeni alımlarını okuma, konuşma, yazma, dinleme dört dil becerisine dayalı bir sistemle yapacaklarını söyledi. 

İngilizce öğretmen alımlarında dört dil becerisi ölçülecek

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni eğitim öğretim yılındaki eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, bundan sonra İngilizce öğretmeni alımlarını okuma, konuşma, yazma, dinleme dil becerisine dayalı bir sistemle yapacaklarını açıkladı. Yeni dönemde öğrencilerin ders dışındaki sosyal, sportif ve sanatsal etkinliklerinin akademik olarak nasıl değerlendirileceğine ilişkin değerlendirmelerde Selçuk, bir çocuğun düşünsel, duygusal ve fiziksel olarak bütünsel gelişmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.   
Bu bütünlüğü sağlamak için bir altyapı gerektiğine dikkati çeken Selçuk, sosyal, duygusal özelliklerle ilgili bir modül hazırlayıp bunu devreye soktuklarını belirterek şunları söyledi: 

“Biz, hep şuna inanıyoruz. Eğer birden bire bu sosyal, duygusal çalışmaların, birtakım sportif sanatsal çalışmaların hemen bu sene bir objektif yapı, optimizasyon süreci yaşanmadan nota, karneye geçirilmesi söz konusu olursa, velilerimizi bir kaosa sürükleriz diye düşünüyoruz. Yani belirli kriterler netleşmeden bu tür bir şeyi Türkiye’de karneye yansıyacak şekilde yansıtmamız doğru değil. Biz, önce buna bütün toplumu hazırlamaya çalışıyoruz.

Her öğretmen çocuğu tanıyabilmek için bir tabloya sahip ve çocukla ilgili yetenekler, ilgiler, beceriler, sosyal faaliyetler, uluslararası yarışmalardaki başarılar, sanatsal, sportif aktiviteler burada bulunuyor. Bu, belli bir süre sonra şuna dönüşecek, bunların notlandırılması ya da karneye yansıması biçiminde de hayata geçmesi söz konusu olacak.

ÖĞRETMEN EĞİTİMİ İÇİN BİR SENEYE İHTİYACIMIZ VAR

Yeni modelde ders çeşidi azaldı, belli bir alanda derinleşme imkanı arttı. Yeni modelde öğretmen yetiştirilmesi önemli. Yeni sisteme göre, öğretmen eğitimi için bizim bir seneye ihtiyacımız var. Öğretmenler hazır olmadan, biz onlara desek ki ‘Müfredat değişti hadi bunu yapın’, böyle bir şey olmaz. Bu durumda müfredat değişikliğinin başarısız olacağını biliyoruz. O yüzden de bu sene derslerde değişiklik yok.

YABANCI DİL EĞİTİMİNDE OKULA GÖRE MÜFREDAT YAPMAK İSTİYORUZ

Yabancı dil öğretiminde, müfredatı iyileştirmek istemiyoruz, yeniden okula göre müfredat yapmak istiyoruz.  Mevcut müfredatta bütün derslerdeki öğretim biçimi aynı. Yani yöntem ve teknik olarak söylüyorum, yani turizm, fen lisesine, sosyal bilimlere farklı değil, yöntem ve teknik açısından sorun var. Öğretmen yetiştirme açısından problem var. Bizim, ‘young learners’ dediğimiz küçük çocuklara yönelik öğretmen yetiştirmede görüştüğümüz yüzlerce akademisyen, yeni bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu söylüyor. Bir taraftan öğretmen yetiştirmenin ele alınması, bir taraftan da belirli düzeylerin sorgulanması gerekiyor.

Bizim CEFR dediğimiz Avrupa dil portfolyosuyla ilgili Common European Framework denilen bir çizelge var. Bu çizelgeye yöre ‘A1, A2, B1, B2, C1, C2’ seviyeleri var. Bizim 8’inci sınıfın sonunda çocuğun A2’ye ulaşılması gibi bir hedefimiz var. Bazı okullarda A2 seviyesi düşük gelebilir, B1 ya da A1, A2 istenebilir. Yani paradigmal bir eleştiri getirmeye çalışıyoruz. Biz mevcut sistemin tümünün metodik olarak sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz. ‘Biz öğretmenimizin eğitimini iyileştirirsek bu iş çözülür’ meselesi bu kadar basit değil. Burada daha derin bir problem alanı var.

YÖK İLE BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORUZ

Yabancı dil eğitimine ilişkin uluslararası kuruluşlar ve üniversitelerle görüştük, konuyu uzmanlarla birlikte ele aldık. Bizim çözümümüz şu. Biz diyoruz ki konu fazla mı, konuyu azalt. Bir çocuğun A-2 seviyesinde değil de A-1 seviyesinde mi? O zaman ona göre düzenleme yap müfredatta. Pilot okullar aldık bu sene, haftaya başlıyoruz. Ne yapıyoruz burada? Uluslararası kuruluşların önerdiği yöntemlerden farklılaşarak bu ülkeye özgü bir yöntem ve sistem üzerinden çalışıyoruz.

Yeni öğretmen alımlarında, İngilizcede okuma, konuşma, yazma, dinleme 4 dil becerisine dayalı bir sistemle öğretmen alacağız. Dolayısıyla okulun da ihtiyacı olan öğretmeni almakla ilgili de bir altyapı çalışıyoruz. İkinci aşama şu, biz YÖK ile bir çalışma yapıyoruz. 6 tane eğitim fakültesi aldık, bunu da henüz deklare etmedik. Bu 6 eğitim fakültesinin öğretmen yetiştirme modeliyle ilgili farklı bir yol haritası belirledik. Bu yol haritasına bağlı olarak da bu okullarımızın bizim öğretmen yetiştirme geleneğimize göre yeşermesi ve gelişmesi için tedbirler alıyoruz.   
Yabancı dille ilgili öğretmen eğitimi, müfredat, ilkokul, ortaokul seviyesinde nasıl yapılacağına ilişkin pilot çalışmalar, bu sene mart sonuna kadar tamamlanmış olacak. Bu sene zaten pilot uygulamaları yaptık, geri bildirimlerimizi aldık, eksiklilerimiz var, zafiyetlerimizi gördük. Bu eğitim öğretim yılında buna uygun, ikinci pilotu, yani ön pilot değil de mevcut pilotu yapmaya başlıyoruz. Pilot uygulamalar, İstanbul, Ankara ve iki ilde daha... Onun sonucunda da bir sonraki öğretim yılı için Türkiye’de duruma göre büyük pilot dediğimiz 20 il gibi ya da Türkiye uygulaması dediğimiz bir duruma geçmeyi planlıyoruz.

YABANCI DİLLE EĞİTİME KARŞIYIM

Sadece liselerde değil, genel olarak yabancı dille eğitime karşıyım. Yükseköğretim seviyesinde de diğerlerinde de. Önemli olan yabancı dili öğrenmek, yabancı dille eğitim almak değil. Bazı derslerde, bazı özel durumlarda bu tür spesifik şeyler, çalışmalar yapılabilir. Bu uluslararası projelere hazırlanan, birtakım dünya standartlarında belli çalışmaları yapan, belli konulardaki belli çocuklarımızla ilgili olabilir. Önemli olan bizim onlara yabancı dil konusunda ne kadar kaliteli bir eğitim verip vermediğimiz."

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle