GeriEğitim İkiz annesi olmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İkiz annesi olmak

Hamileyken doktor ilk muayene sırasında, “bir sürpriz var” dediğinde, “ikiz mi?” diye sordum. Ben hep ikiz sahibi olmak isterdim. Bir şeyi çok isteyince olur derler ya hani, işte öyle.

İkiz annesi olmak
refid:26345084 ilişkili resim dosyası

O nedenle bu haber eşimde yarattığı şok etkisini bende yaratmadı, sanki bu haberi bekliyormuş gibiydim. (Bu arada yanlış anlaşılmasın doğal ikizler, tüp bebek değil, herkes soruyor da bu soruyu o yüzden açıklama gereği duydum) Haberi alır almaz şimdi ikizlere kim bakacak telaşı başladı. Çünkü tekiz olsaydı annem bakacaktı. Şu an 1.5 yaşında olan Ali ve Defne’ye ben işteyken bakıcımız Emine Hanım ve annem beraber bakıyorlar. Anladık ki ikiz bebeklere tek kişinin bakması mümkün değilmiş. Zaten ikiz çocuk sahibi olmanın da en zor tarafı bu, aynı anda aynı ihtiyaçları olan iki bebeğe yetememek. İkisi ağladığında hangisiyle ilgileneceğinizi şaşırmak, ikisi aynı anda acıktığında onları aynı anda beslemek, aynı anda uyutmak mesela...

En zoru uykudur. Genelde birini siz uyutursunuz diğerini bir başkası, bazen yan odadan diğerinin ağlama sesi gelir, (he zaman değil hasta olduğunda) illa annesini ister, ama kucağınızdaki de uyumak üzeredir bırakamazsınız, sonra dayanamayıp diğerine gidersiniz kucağınızdakini de uyandırırsınız ve ikisini birden kucağınıza alıp uyutmayı denersiniz, bazen işe yarar, ikisini aynı anda uyutursunuz, o zaman kendinizi büyük bir zafer kazanmış gibi hissedersiniz. Ama bazen olmaz, anneanne, baba, teyze kimse artık o, ona dönüp, “ben birini uyutayım gelip diğerini alırım sen oyala, ağlatmamaya çalış” der, içiniz sızlayarak odadan çıkarsınız. Bir yerde, belki de birkaç yerde okudum, uzmanlar şöyle diyordu, çalışan annelerin, bir anne yedeğine ihtiyacı olurmuş, başından beri çocukla ilgilenen, yanında olan. Biz de bu kişi anneanne. O olmasa halimiz nice olurdu, bilmem.

Neyse hadi ikisini de uyuttunuz diyelim, bizimkiler gecede hala 3’er 4’er defa kalkıyorlar. Biri uyandığında, diğerini uyandırmasın diye hemen uyanını odadan kaçırırsınız ama bazen başarılı olamazsınız, artık çok geçtir, diğeri de uyanmıştır ve evde bir kaos başlamıştır bir anda. Bazen 2 saatlik uykuyla zombi gibi işe gelir, etrafınızda “gece hiç uyuyamadım” diyenlere, tekiz çocuk sahibi olup sürekli şikayet edenlere gülümseyerek kafa sallarsınız.

İkiz annesi olmak

88’de 1 ihtimali tutturmuşsunuz bir kere

Bir de size akıl vermeye çalışanlara sinirlenirsiniz, “bizim oğlanı bırakıyoruz karyolasında uyuyor sen de alıştırsana”, e iyi de bende iki tane var, sence bir farklılık yok mu? Uzaktan, anlatmayla kimse anlamaz ne gibi problemler yaşadığınızı. Sizinle 3-5 saat geçirsinler o zaman anlarlar. Eve birisi geldiğinde giderken, şu cümleyi mutlaka duyarsınız, “Allah sabır versin, işin zor!” Bu dönemde ikiz çocuk sahibi arkadaşlarınız varsa en çok onlar anlar halinizden. Fakat zor olduğundan çok çok daha güzeldir ikiz çocuk sahibi olmak. Bir ayrıcalıktır. Siz 88’de 1 ihtimali tutturmuşsunuz bir kere.
İkizlerinizin olacağını öğrendiğiniz andan itibaren bunun bir mucize olduğunun farkındasınızdır. Aynı anda iki bebek sahibi olmak, aynı anda bir kızınızın bir oğlunuzun (veya ikiz kız, iki oğlan) olması tarif edilemez bir mutluluk, büyük bir mucizedir.

En keyiflisi iki farklı karakterin aynı anda büyümesine tanık olmaktır. Sürekli şekilden şekile girmelerini, her daim etrafta koşuşturmalarını, yeni bir şeyler öğrenmelerini, onların günden güne büyümelerini izlemek paha biçilemezdir. İşten eve gelince ikisi birden kucağınıza atlar, siz ikisine aynı anda kucak açar, aynı şekilde sararsınız. 1 yaşından sonra birbirleri ile yerde boğuşmaları, babaları ile kovalamaca oynamaları, etrafta cıvıl cıvıl bir oyana bir buyana koşuşturmaları en güzel anlarındandır.
Çocuklarınızla sokağa çıktığınızda her geçenden “maşallah” kelimesini duyarsınız, bütün dikkatler üzerinizdedir ve duyduğunuz gurur ikiye katlanır. Kendinizi büyük bir iş başarmış gibi hissedersiniz.
İkiz sahibi olanlara etraftan “bir çocuk daha yapsanıza” tarzında baskılar olmaz, hatta “sen işi bitirmişsin, bir daha çocuk yapmazsın” bile derler. Yani bana şu ana kadar en çok 2-3 kişi bir çocuk daha yaparsın demiştir ancak, onların da isimlerini yazdım bir kenara.
İkizleri olup da aynı zamanda bir çalışan olmanın en zor tarafı ise “acaba büyümelerini kaçırıyor muyum, şimdi çocuğumun bana ihtiyacı var” şeklindeki endişeler ve vicdan azapları. Ama bu tüm anneler için geçerli.

Kaynakların yüzde 47’si eğitime

Ben yine şanslıyım çünkü çocuklarımı güvendiğim kişilere anneme ve bakıcımız Emine Hanım’a emanet ediyorum. Anne olmak ne zor değil mi, önce çocuklarınıza bakarsınız, sonra hafta içi 7x24 ikiz torunlarınıza!
İşteyken veya herhangi bir nedenden çocuklarınızdan ayrı iseniz bin bir türlü felaket senaryosu yazarsınız. Bu tüm anneler için geçerlidir herhalde. Ya başlarına şu gelir, ya bu olursa. Endişeler hiç bitmez. Yine bizimkiler evde, ama biraz daha büyüyüp sokağa çıktıklarında ne yapacağız bakalım.
Peki ya kreşe gitme yaşları geldiğinde ne olacak? Nasıl ve kime emanet edeceğiz bilmiyorum. Ben bu konuda çok acele etmek istemiyorum, imkanlar el verdiği ölçüde çocukların evde bakılması taraftarıyım. Tabii vakti gelince oyun sınıfına, kreşe gidecekler ama çalışma şartlarından dolayı tam gün kreşe giden çocuklara da üzülüyorum.

Henüz ciddi bir kreş araştırmasına girmedim, daha var diyorum. Ama ufak ufak da eşe dosta soruyorum, siz nereye gönderiyorsunuz, memnun musunuz diye. Ve tabii internetten de yavaş yavaş araştırmalara başladım. Bir kere fiyatlar korkunç, hem de daha anaokulundan. Tabii benim için fiyatlar hep x2. Karı-koca çalışıyorsunuz diyelim birinin maaşı komple bir çocuğun eğitimine gidiyor. İki çocuk varsa ne olacak? Birçok kişi bu sebepten ikinci çocuğu yapmıyor, “nasıl bakıcam, nasıl okutucam” diyor.

Geçenlerde bir araştırma geldi, 306 ebeveyn ile yapılan bir araştırmaya göre Türk anne babalar, kaynaklarının yüzde 47’sini çocuklarının eğitimine ayırmayı planlıyormuş, katılımcıların yüze 57’si çocuklarının eğitimi için para biriktirmeye daha erken başlamadıkları için pişmanmış.
Bana göre yaptığımız güzel işlerden biri, çocuklar doğar doğmaz onlar adına bireysel emeklilik (BES) yaptırmak oldu, ufak ufak biriktirmeye başladık, ne demişler damlaya damlaya göl olur. BES’in çocuklar üniversiteye başladığında iyi bir kaynak olacağını umuyoruz.
Dediğim gibi ufaktan tedbirimizi alıyoruz ama maddiyat konusunda ben çok kasmıyorum. Özel okula gidemezse iyi bir devlet okulu bulunur elbet. Herkes imkanları ölçüsünde elinden gelenin en iyisini yapıyor çocukları için pek tabii. Gelecek konusunda misal, işsizlik, ülke ekonomisi mevzularında pek iç karartmaya gerek yok.
Tüm anneler için en büyük mutluluk çocuklarının öncelikle sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyüdüklerini görmek. Gerisi bir şekilde hallolur. Buradan tüm annelerin anneler günü kutlu olsun, hep evlatlarının güzel günlerini görsünler.

İkiz annelerinin en çok maruz kaldığı sorular
-Tek yumurta mı, çift yumurta mı?
-Tüp bebek mi?
-İkisi aynı anda mı acıkıyor?
-Biri diğerini uyandırıyor mu?
-Ailede ikiz var mı?
-Biri kız biri erkek mi? (Biri pespembe, diğer masmavi giyinmiş olsa da)
-Sütün ikisine de yetiyor mu?

Yeni annelerin duymaktan bunaldığı sözler
-Kuçağa alıştırma, hep kucak ister (en sinir olduğumdur, her bebeğin kucağa ihtiyacı var pek tabii)
-Sütün var mı?
-Onu yedir, bunu yedir
-Üşür bu çocuk, sıkı giydir
-Çok ince eleyip sık dokuyorsun tarzı iğnelemeler

Sosyal medyada yakın dönemde paylaşılan yandaki şu fotoğraf olayı özetliyor:

İkiz annesi olmak

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle