GeriEğitim İki ülke, iki dil, tek üniversite: Türk-Alman Üniversitesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İki ülke, iki dil, tek üniversite: Türk-Alman Üniversitesi

Türkiye ile Almanya arasındaki bilimsel, kültürel ve teknolojik işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulan Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ), öğrencilere iki dilli bir eğitim imkanı sağlıyor. Bir devlet üniversitesi olan TAÜ’de lisans düzeyindeki bütün programlarda, birinci yabancı dili Almanca olan liseler için özel bir kontenjan da bulunuyor.

İki ülke, iki dil, tek üniversite: Türk-Alman Üniversitesi

Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında öğretilen yabancı dil, uluslararasılığı sağladığı gerekçesiyle genellikle İngilizce oluyor. Gerek üniversite gerekse mezun sayısı her yıl katlanarak arttığından, mezunları diğerlerinin önüne geçirecek önemli değerlerden biri de, üniversite eğitiminin sağladığı mesleği farklı bir dilde yapabilme yetisi. Özellikle son birkaç on yıldır Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel ilişkiler dikkate alındığında Almanca’nın Türk mezunlarına çok farklı açılımlar sunabilen, özel bir dil olduğu anlaşılıyor. Günümüzde dünyanın en güçlü teknoloji, otomotiv, ilaç, beyaz eşya şirketlerinin bazıları Alman menşeli. Pek çoğunun Türkiye’de merkezlerinin veya fabrikalarının bulunduğu bu firmalarda istihdam edilebilmek için Almanca bilgisi şartı aranıyor. Konu hukuk bağlamında ele alındığında ise, çağdaş Türk Hukuku’nun bazı dallarının oluşumunda Alman Hukuku’nun kaynak olarak kullanıldığı görülüyor. Bu noktada Almanca dil bilgisi, özellikle akademik kariyer hedefleyen hukuk mezunlarına çok değerli kaynaklara erişim imkanı sağlıyor.

TAÜ EĞİTİM DİLİ ALMANCI OLAN BİR DEVLET ÜNİVERSİTESİ
Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ), Türkiye ile Almanya arasındaki bilimsel, kültürel ve teknolojik işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuş bir devlet üniversitesi. Ancak ülkemizdeki diğer devlet üniversitelerine nazaran farklı özelliklere sahip. Söz konusu farklılıklar, üniversitenin kuruluş amacına uygun bir şekilde faaliyet göstermesini garanti altına alma hedefinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Yönetim yapısı farklı. Üniversite bünyesinde rektör, dekan ve bölüm başkanı düzeyinde faaliyet gösteren Alman uyruklu yöneticiler bulunuyor ve üniversiteyi, aynı düzeydeki Türk yöneticilerle birlikte yönetiyorlar.

2- Eğitim dili lisans düzeyinde Almanca olarak belirlenmiş olup hukuk fakültesi, kültür ve sosyal silimler fakültesi dışında yüzde yüz Almanca eğitim veriliyor.  Hukuk fakültesi ile kültür ve sosyal bilimler fakültesinde ise eğitim dilinin ağırlıklı Almanca olması kararlaştırıldı. Bu durum zorunlu Almanca hazırlık sınıfı eğitimini beraberinde getiriyor. Üniversitede Almanca’nın yanı sıra İngilizce eğitimi de veriliyor. Böylece öğrencilerin iki yabancı dil bilerek eğitimlerini tamamlamaları hedefleniyor. Aynı zamanda bu durum, öğrencilerin çok dilli ve uluslararası bir ortamda eğitim almaları sonucunu doğuruyor.

3-  Lisans düzeyindeki bütün programlarda, Almanca eğitim veren liseler (birinci yabancı dili Almanca olan Anadolu liseleri) için özel bir kontenjan ayrılması söz konusu. Belirtilen liselerden mezun olan öğrenciler de üniversite giriş sınavına giriyor ancak bu öğrenciler, ‘kendi aralarında yarışmak’ suretiyle TAÜ’nde belirlenen kontenjanlardan yararlanma imkânına sahip oluyor.

ALMAN ÖĞRETİM ÜYELERİ DERS VERİYOR
4- Almanya tarafında Alman üniversiteleri ve DAAD’nin katılımı ile ‘TAÜ Konsorsiyumu: K-TDU’ kurulmuş olup; Alman tarafı TAÜ’ye karşı sorumluluklarını bu konsorsiyuma üye 36 üniversite aracılığıyla yerine getiriyor. Böylece Alman tarafının desteği kurumsal bir kimliğe kavuşturulmuş ve sürekliliği garanti altına alınmış durumda.

5- Beş fakültemizin her biri ve bir yüksekokul için Almanya’da bir ‘koordinatör üniversite’ belirlenmiş olup; her bir üniversite sorumlusu olduğu fakültede yürütülen eğitim ve araştırma faaliyetlerinin ilgili fakülteyle birlikte yürütülmesi görevini üstlenmiş durumda. Bu bağlamda eğitim faaliyetlerine ilişkin sorumluluğun en az yüzde 30’luk kısmı koordinatör üniversite tarafından yürütülüyor. Üniversiteye gerek sürekli olarak kalacak şekilde ve gerekse İstanbul’a düzenli aralıklarla gelip ders vermek üzere Alman öğretim üyeleri gönderiliyor. Böylece öğrencilerimize uluslararası ve çok dilli bir ortamda eğitim imkânı sunulması garanti ediliyor.

6- Üniversitemiz, Alman Eyalet Eğitim Bakanları Konferansı (KMK) düzenlemesine göre, Almanya’da denkliği tanınan Türk üniversitesi olarak kabul ediliyor. Bu sebeple mezunlarımız, Almanya’da diledikleri üniversitede doğrudan yüksek lisans eğitimine başlama imkânına sahip.

7- Yürütülen işbirliği çerçevesinde öğrencilerimize, TAÜ diploması yanında Alman partner üniversite diploması (‘double degree’ veya ‘joint degree’ biçiminde) verilmesi de planlandı. Bu çerçevede öğrencilerimiz, mezuniyetlerinde çift diploma elde etmek üzere DAAD ve Mevlana Değişim Programı kapsamında sağlanan burslarla (aylık yaklaşık 500 €) bir sene süreyle Almanya’ya gönderiliyor ve başarılı olanlar her iki üniversiteden de diploma alma imkânına sahip kılınıyor.

8- Bütün bölümlerde eğitim içeriği, topluma ‘kendine yeterli bireyler kazandırma’ hedefi doğrultusunda oluşturuldu; öğrencilerimize her an inisiyatif alma becerisi kazandırılması temel amaç olarak belirlendi.

ALMAN ŞİRKETLERİNDE STAJ İMKÂNI
2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı’nda üç lisans ve iki yüksek lisans bölümü açılmak suretiyle başlayan eğitim faaliyeti, halihazırda 13 lisans, 6 yüksek lisans ve 1 doktora programıyla devam ettiriliyor. Türk-Alman Üniversitesi’nin lisans düzeyindeki eğitim programını ayrıcalıklı kılan özellik, teori ile uygulamanın bir araya getirilmiş olması. Öğrencilere doğru rehberlik yapılabilmesi ve interaktif eğitimin desteklenmesi amacıyla sınıf mevcutları küçük tutuluyor, bu sayede öğretim üyesi ve öğrencilerin birbirleriyle aracısız iletişim kurmaları sağlanıyor. Üniversitenin Türkiye ile Almanya’daki üniversiteler ve ekonomi dünyasıyla gerçekleştirdiği sıkı işbirliği, bir yandan teori ve uygulamanın çift taraflı olarak aktarılmasını sağlarken, diğer yandan öğrencilere meslek hayatını tanıma/tanıtma imkânı sunmuş oluyor.  Özellikle Türkiye’de faaliyet göstermekte olan Alman sermayeli şirketler, üniversitenin en önemli ortakları konumunda ve bu kuruluşlarda sağlanan öğrenim ve staj imkânları eğitim sisteminin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

ÖĞRENCİLER KULÜPLERLE SORUMLULUK KAZANIYOR
TAÜ, sosyal faaliyetlerin de en az teorik eğitim kadar önem arz ettiğinin bilincinde. Bu anlayışla öğrenci kulüplerinin kurulması teşvik ediliyor, kulüpler üzerinden öğrencilerin de sorumluluk üstlenmesi destekleniyor. Halihazırda kurulmuş 26 öğrenci kulübü bulunuyor. Bazı kulüpler odaklarına kültürel, sanatsal ve sosyal çalışmaları alırken kimi kulüpler öğrencileri mesleki anlamda geliştiren yapılanmalar olarak ortaya çıkıyor. Örneğin; hukuk öğrencilerinin kurduğu Pro Bono Hukuk Kulübü, oluşturduğu projeler temelinde başarılı çalışmalara imza attı, gerçekleştirdiği ‘Çocuk Üniversitesi Projesi’, Türkiye Hukuk tarafından ‘Yılın Hukuk Projesi 2016 Ödülü’nü aldı. Kulüp üyeleri, 2018 yılında da Prof. Dr. Abdülkadir Arpacı adına düzenlenen 1. Doktrinsel Münazara Yarışması’nı birincilikle bitirerek üniversiteye bir ödül daha kazandırdı. Industrie 4.0 Kulübü ise İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenerek, dünyadan ve Türkiye’den sanayicileri, öğrencileri, girişimcileri, yatırımcıları, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, AR-GE ve bilim teknoloji merkezlerini bir araya getiren Türkiye İnovasyon ve Girişimcilik Haftası’nda yer alarak, Berlin Teknik Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirilen Akıllı Üniversite, Cube Factory, Lego Bus, NRK (Nöroadaptif Robot Kontrolü) adlı projelerini tanıttı.

PROF. DR. HALİL AKKANAT KİMDİR?
1966 yılında Adıyaman’da doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Mersin’de tamamladıktan sonra 1985 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden dört yılda mezun oldu. Mersin Barosu’nda 1990’da tamamladığı avukatlık stajından sonra aynı yıl hakimlik stajına başladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde özel hukuk alanında yüksek lisans yaparken aynı fakültenin Medeni Hukuk Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1994 yılında yüksek eğitimini tamamlayarak gittiği Almanya’da 6 ay süreyle dil kursuna katıldı. Aynı yıl başladığı doktora eğitimini 2000 yılında tamamladı ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandı. Doktora eğitimi esnasında DAAD bursu ile Heidelberg-Mannheim-Hamburg Üniversitelerinde bilimsel araştırmalar yaptı. 2005 yılında Medeni Hukuk Doçenti unvanını aldı. 2011 yılında ise aynı kürsüye profesör olarak atandı. Akkanat 2011’de Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlık görevine, Aralık 2012’de ise aynı üniversitede Rektör Vekilliğine getirildi. 2014 Ocak ayında Türk-Alman Üniversitesi’ne Rektör olarak atanan Akkanat, Nisan 2018’de aynı göreve ikinci kez atandı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle