GeriEğitim Eşitlik için üniversiteler sorumluluk almalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eşitlik için üniversiteler sorumluluk almalı

Üniversitelerimizdeki kadın akademisyen sayısının yıldan yıla artışını memnuniyetle gözlemliyoruz. 1980’li yıllarda kadın öğretim elemanı oranı yüzde 28’lerde iken bu oran 2000’lere geldiğimizde yüzde 36’lara ulaşıyor. Günümüzde ise kadın öğretim elemanı oranı yüzde 45’lerde.

Eşitlik için üniversiteler sorumluluk almalı

Türkiye genelinde kadın öğretim elemanı sayısı 30 yıl içinde yaklaşık olarak yüzde elli artış gösterdi. Bu artış içerisinde özellikle yardımcı doçentler ve araştırma görevlilerinin sayısı, diğer unvanlardakine kıyasla daha fazla. Vakıf üniversitelerinde, devlet üniversitelerine göre daha fazla kadın akademisyen olması da bu olumlu gelişmede rol oynuyor. Seneler bazında Türkiye özelinde gözlemlediğimiz bu artış, Avrupa ülkelerine kıyasla da ortalamanın üzerinde. Üniversitelerimizdeki kadın akademisyenlerin sayılarının yükselmesinde tarihi ve kültürel nedenler elbette mevcut. Cumhuriyetin ilk yıllarında başöğretmen olarak Atatürk’ün akademide ve memuriyette kadınlara eşit haklar verecek politikalar yürütmesi, Cumhuriyet yıllarında açılan ilk üniversitelerin kadın öğrencileri almak için sarf ettiği özel çabalar bunlardan yalnızca birkaçı.

ÇOK AZ SAYIDA KADIN, AKADEMİDE YÖNETİCİ POZİSYONUNDA
Her ne kadar başka ülkeler ile karşılaştırıldığında bu mirastan ve kadın akademisyen sayımızdan övgüyle bahsetsek de yönetimde söz sahibi kadınların oranı farklı sektör ve iş kollarında olduğu gibi yükseköğretim kurumlarımızda da oldukça düşük. Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, şirketlerde üst düzey ve orta kademe yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14 seviyelerinde iken güncel veriler bu oranın yüzde 16-17 seviyelerinde olduğunu gösteriyor. 2018 yılına gelindiğinde Türkiye’de sayısı bir milyonu aşan öğretmenlerimizin de yarısından fazlası kadın. Buna rağmen okullarımızda yönetici pozisyonunda kadın oranı yüzde 10 seviyelerinde. YÖK sistemine kayıtlı öğretim elemanı istatistiklerine göre profesörlerin yüzde 29’u kadın iken, kadınların akademide yönetici pozisyonda göreve katılımları ile ilgili verilere bakıldığında tablo maalesef daha da kötü. Türkiye’deki rektörlerin yüzde 8ini kadın rektörler oluşturuyor. Araştırmaların ve istatistiklerin de gösterdiği gibi çok az sayıda kadın, akademide yönetici pozisyonunda bulunuyor.

KADINLARIN AKADEMİDE EŞİTLİĞİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ
Dünyanın karşı karşıya olduğu çevresel, siyasi ve ekonomik sorunlara evrensel hedefler oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ortaya konulan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’ni, Özyeğin Üniversitesi’nde beş ana disiplinler üstü araştırma ve eğitim kümesi olarak gündemimize aldık. Bunlar, “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme, Enerji, Sürdürülebilir Kentler ve Yapılaşma, Toplumsal Eşitlik ve Kırsal Kalkınma.” Bu kümeler altında topluma hizmet vermek amacıyla bilimsel araştırmalar yürütüyor, üretilen bilgiyi paylaşarak çözüm odağı ve katma değeri yüksek uygulamaların hayata geçirilmesi için çalışıyoruz. Üniversitemizin 10’uncu yılını kutladığımız 2018-2019 akademik yılında Toplumsal Eşitlik kümesi ile eşitliğin farklı açılımlarının tartışıldığı bir dizi etkinlik gerçekleştiriyoruz. İlk olarak EWORA (Avrupa Kadın Rektörler Derneği)  ile birlikte 3’üncü Türkiye Kadın Rektörler Toplantısı’nı üniversitemizde gerçekleştirdik.

ORTAK BİR PLATFORM
Yükseköğretimde ve karar verme düzeyinde kadın akademisyen sayısını artırmak için stratejiler geliştirmek amacıyla kurulan EWORA, kadın rektörlerin ve akademisyenlerin önündeki yatay ve dikey engelleri aşabilmeleri için çalışmalara öncülük ediyor.Gerçekleştirdiğimiz Türkiye Kadın Rektörler Toplantısı’na halihazırda görevde olan ve daha önce Rektör olarak görev yapmış olan yirmiye yakın kadın rektör katılım gösterdi. Yine aynı gün farklı üniversitelerde yükseköğretimde cinsiyet eşitliği konusunda yürütülen projelerle ilgili bir panele de ev sahipliği yaptık. ‘Türkiye’deki Üniversitelerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Eylemler ve Planlar’ başlıklı bu panel ile, hem panele katılan üniversiteler özelinde yapılan durum değerlendirmelerinin hem de akademide kadının rolünü arttırmayı hedefleyen  eylem planlarının paylaşılmasını amaçladık. Ev sahipliği yaptığımız toplantı ve panel ile,  toplumsal cinsiyet eşitliliği konusunda yükseköğretim kurumlarının uygulayacağı eylem planları için ihtiyaç duyulan bilgi ve deneyim paylaşımı ile bunun devam edebilmesi için gerekli olan ortak bir platformu oluşturduğumuza inanıyorum. 

ERKEKLER İNCELENMİYOR
Bu kapsamda, cinsiyet temelli eşitsizliklerin adının ‘kadın sorunu’ olarak konulması örneğinin de gösterdiği gibi, erkeklerin göz ardı edilmememesine ve sorunun olduğu kadar çözümün de önemli paydaşı olan bir grubun görünmez taraf olmamasına özen gösterilmesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye’de kadın araştırmaları alanında yürütülen niceliksel ve niteliksel pek çok çalışma olmasına karşın, erkeklerin rol ve tutumlarını inceleyen çalışmalar yok denecek kadar az. Yürütülen öncü çalışmaların belli yaş gruplarına odaklandığını, ‘babalık’ ve ‘hane reisliği’ gibi konular ekseninde yürütülmekte olduğunu görüyoruz. Erkeklik çalışmalarının tüm yaştan erkeklerin rol ve tutumlarını bir araştırma, inceleme, eleştiri nesnesi olarak ele alması cinsiyet temelli eşitsizliklerin kökenine inebilmek ve sorunun çözümü için tarafların uzlaşacağı ortak adımlar atılabilmek için çok önemli ve gerekli. Dolayısı ile kadınlara odaklanan ve onlar tarafından yürütülen araştırmaların, erkeklere odaklanan ve onların da paydaş olduğu araştırmalarla desteklenmesi, hatta bu iki perspektifin iç içe geçirilmesini önemsiyoruz. Erkeklerin eşitsizlikleri görebilen, değişime destek vermeye istekli kişiler olmaları, toplumsal cinsiyet eşitliğine giden yolda, çözüme doğru daha hızlı adımlar atılmasını sağlayacak.

Tüm bu istatistik ve yürütülen bilimsel çalışmalara bakıldığında, üniversiteler ve üniversitelerdeki yöneticiler olarak üzerimize daha fazla sorumluluk almamız gerektiğini görüyoruz. Kadınların akademik alanda yönetici olarak göreve gelmeleri konusunda atılacak adımlara, bütünsel bir bakış açısı ile ortak çalışmalar yürütecek platformlara, sivil inisiyatiflere ve elbette devlet politikalarına ihtiyaç var. Ayrıca, geleceğin Türkiye’sinde söz sahibi olacak bugünkü neslin, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçli bir duyarlılıkla yetişmesi adına cinsiyetçi değer ve yargıların ele alındığı ders, seminer, bilgilendirme ve farkındalık yaratma politikaları da her daim gündemimizde.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle