GeriEğitim En mutlu anılarımda notalar vardı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En mutlu anılarımda notalar vardı

En mutlu anılarımda notalar vardı

Hayatımda elde edemediğim her şeyin ya yerini çok daha iyi fırsatlara bıraktığını ya da birkaç ay veya birkaç sene sonra gerçek olduğunda bana verdiği mutluluğun çok çok daha büyük olduğunu gördüm. Gençlere verebileceğim naçizane tavsiye, cesaretinizi kırmaya çalışanlara, hayallerinizi gerçekleştirecek güce sahip olup olmadığınızı en iyi kendinizin bileceğini hatırlatın ama sözlerinizle değil, çalışkanlığınızla!

Doksanlarda doğmuş bir çocuk olarak uzun süre Hogwarts’tan kabul mektubu bekledikten sonra, geç de olsa bir ‘muggle (harry potter’da büyücülük becerileri olmayan kişi)’ olduğumu kabullenip asa ile büyü yapılan başka bir meslek olan film müziği besteciliğine yönelmeye karar verdim! Çocukluğum oyun oynamak ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki yarı zamanlı eğitimim nedeniyle piyano ve solfej çalışmak arasında bölündüğü için müziğe biraz kızgındım; ama her şeye rağmen en mutlu anılarımın içinde daima notalar vardı. Beste yapabildiğimi fark ettiğimde ise, bütün yelkenler suya indi ve tekne Berklee College of Music’e doğru yol aldı.

ETRAFTAKİ HERKES GERÇEKLEŞMİŞ BİR ‘HAYAL’
Bir okul düşünün… Etrafınızda gördüğünüz herkes gerçekleşmiş bir ‘hayal’ ve her öğrenci dünyada en çok istediği şey orada olmak olduğu için orada. O kadar farklı ülkeden, o kadar farklı kültür aynı anda müzik yapıyor ki; her ders her prova ayrı bir festival, ayrı bir bayram! Akşamın 22.00’sinde bitmeyen masterclasslardan (usta sınıfı) ve konserlerden başınızı alıp biraz piyano çalışmaya gidiyorsunuz, bu defa da yan odada saksafon çalışan çocuk ya da keman çalan kız tanışmamanıza rağmen size eşlik etmeye başlıyor ve birden arkadaş olup, kendinizi beraber şarkı yazarken buluyorsunuz. Saat 24.00’ü vurup da Külkedisi’ne dönüşmeden önce ödevlere başlamanızın imkânı, ihtimali yok; çünkü etrafta değerlendirilecek o kadar fazla fırsat var ki!

KOCAMAN BİR AİLE OLUYORSUNUZ
Video oyunu korosu mu ararsınız, müzik terapisi okuyup otizmli çocukları iyileştirmek üzerine makale yazan şarkıcılar mı? Yoksa kanser hastalarına pozitif enerji aşılamak için emar seslerini dijital ortamda enstrümana dönüştürüp pop şarkılarına entegre etmeyi öğreten hocalar ve ünlü müzisyenlerle beraber verebileceğiniz konserler mi? Binbir müzikal aktivitenin içinde bir bakmışsınız adını bile telaffuz etmeyi tam beceremediğiniz yüzlerce kişiyle kocaman bir aile olmuşsunuz! Okulu çevreleyen sokaklarda dersten derse koşarken aynı tutkuları ve heyecanları paylaştığınız o kadar fazla insana rastlıyorsunuz ki, bir önceki gece sabahlara kadar belgesel müziği yazmaktan hiç uyumamış bile olsanız hayranı olduğunuz arkadaşlarınızın enerjisi size daha da çok çalışma isteği veriyor. Hatta müzikallerde gördüğünüz çatal bıçak gürültüsüyle başlayan ve bütün yemekhanenin katıldığı dev şarkılar bile günlük hayatın bir parçası!

MESLEK SEÇİMİNDE PUAN YERİNE ‘TUTKU’ ÖNE ÇIKSIN
Hayatımda elde edemediğim her şeyin ya yerini çok daha iyi fırsatlara bıraktığını ya da birkaç ay veya birkaç sene sonra gerçek olduğunda bana verdiği mutluluğun çok çok daha büyük olduğunu gördüm. En büyük beklentim mesleklerin üniversite sınavında alınan puana göre değil de, gerçekten tutkulu olunan alana göre seçilmesi; çünkü insan ancak o zaman dilediği hayatı yaşamak için pes etmeden çalışabilir ve istisnasız her gün büyük bir sevinçle uyanabilir.

Ben de zaman zaman her insan gibi işimde ne kadar iyi olduğumu ve bulunduğum yerde olmayı hak edip etmediğimi sorguluyorum. Hatta her geçen gün projelerin ertelenip iptal olduğu, verilen kararların birilerinin zevklerine ve duygularına dayalı olduğu bir sektörde umutsuzluğa kapılmak daha kolay. Ama er ya da geç bununla başa çıkmayı da öğreniyorsunuz. Benim için bu negatif düşünceleri en minimal düzeyde tutmanın tek yolu çok çalışıp kendime olan güvenimi her geçen gün yeniden kanıtlamamda yatıyor.

BAŞARILARINIZ SİZİ TEMBELLEŞTİRMESİN
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda benim gibi hayallerinin peşinden koşan gençlere verebileceğim naçizane tavsiye, başarılarınızın sizi tembelleştirip yavaşlatmasına ya da kusurlarınızın sizi durdurmasına izin vermeyin. Cesaretinizi kırmaya çalışanlara ise, hayallerinizi gerçekleştirecek güce sahip olup olmadığınızı en iyi kendinizin bileceğini hatırlatın; ama sözlerinizle değil, çalışkanlığınızla!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle