GeriEğitim Eğitimi düzenleyen tasarı komisyonda tartışılıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eğitimi düzenleyen tasarı komisyonda tartışılıyor

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, eğitim alanında temel altyapı ve erişim sorunlarını önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, gelecek dönemde başta eğitimin kalitesini yükseltmek olmak üzere, eğitimde örnek alınan ülke olmayı amaçladıklarını bildirdi.

Eğitimi düzenleyen tasarı komisyonda tartışılıyor

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nı, alt komisyon raporu üzerinden görüşmeye başladı. Yılmaz, tasarının sunumunu yaparak, getirilen düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Daha iyi bir eğitim vermek için komisyon gündemine getirdikleri, eğitim camiasını ilgilendiren tasarıya katkılarından dolayı teşekkür eden Yılmaz, halkın eğitimine ilişkin kendilerinden beklentilerinin yüksek olduğunu söyledi. Yılmaz, bu nedenle atılacak adımın herkesi ilgilendirdiğini ve atılacak her adım hakkında, herkesin söyleyecek sözü olduğunu söyledi.     

ÖZGÜRLÜKÇÜ, ÜRETKEN VE REKABETÇİ BİR EĞİTİM SİSTEMİ

Yılmaz, eğitimin, bugüne kadar görev yapan her Cumhuriyet hükümetinin programında özel yer aldığına işaret ederek, 65’inci Hükümet Programı'nda da eğitimin, 6 temel çalışma alanından biri olarak belirlendiğini anımsattı. İnsani kalkınma hedeflerinin temelini eğitimin oluşturduğuna değinen Yılmaz, eğitimin, ülkenin geleceğine yönelik yapılan yatırım olduğunu dile getirdi. Yılmaz, Türkiye'nin çağdaş uygarlık seviyesi üzerine çıkma hedefini gerçekleştirecek yegane sürecin eğitim olduğuna dikkati çekerek, "Bu alanda temel gayemiz insanımızın yaşam kalitesini yükseltmek, ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünyayla rekabet edebilir donanıma kavuşturmak. Bu ise hayat boyu süren bir çalışmayı gerektirir. Bilgi tabanlı, ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, özgürlükçü, üretken ve rekabetçi bir eğitim sistemini oluşturmak istiyoruz" diye konuştu.     

TASFİYE VE MAĞDURİYET YOK

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, tasarının getirdiği yenilikler hakkında komisyon üyelerine bilgi verdi. Tasarıyla Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’ndan, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na geçiş öngörüldüğünü belirten Yılmaz, bugünün yönetim anlayışı gereği olarak, eğitim sistemi denetiminin tek elden yürütülmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, böylelikle eğitim hizmetlerinin sunumundaki hataları en aza indirmeyi, hizmetler arasındaki farklılığı gidermeyi, hizmet sunumunda hedeflenen kalite düzeyini yükseltmeyi amaçladıklarını anlattı. Yılmaz, düzenlemenin, kamuoyunda yansıtılmaya çalışıldığı gibi bir grup maarif müfettişini tasfiye ve mağdur edilmesi amacında olmadığını söyledi.

YÜKÜ ÇEKEN BİRİMİM GÜÇLENDİRİLECEK

Bakanlığın, kamuda çalışan toplam personelin üçte birini bünyesinde barındırdığını, nüfusun yaklaşık dörtte biri olan öğrencilere de doğrudan hizmet verdiğini aktaran Yılmaz, her yıl sadece atama ve yer değiştirme işlemleri açısından yarım milyonun üzerinde başvuru aldıklarını vurguladı. Yılmaz, her yıl 1 milyon 300 bin öğrencinin temel eğitimden, ortaöğretime geçmek için sınava girdiğini, sınav ve yerleştirme işlemlerini bakanlığın yaptığını, yaptıkları her idari işlemlerinin yargı denetiminde yürüdüğünü, hukuk devletinin gereğinin de bu olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Herhangi bir uygulamamızla muhatap olan, bizden talepte bulunan herkesin, her çalışanımızın ya da hizmet sunduğumuz her insanın yargıya başvurma hakkı var. Tüm bunlar göz önüne alındığında halen 200 bin üzerinde derdest olan dava mevcut. Hukuki iş ve işlemleri bizim iş yükümüze denk olmayan, diğer bakanlıklardaki yapıyla yürütüyoruz. Bu nedenle tasarıyla Hukuk Müşavirliğimizi, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırarak, bünyesinde oluşturacağımız uzmanlaşmış dairelerle ve ekiple, takım ruhu içinde daha hızlı, sağlıklı bir hukuk hizmetini yürütmeyi amaçlıyoruz. Yapılan her sınavda itirazlar oluyor, buna ilişkin, talep, itiraz ve yargılama sürecini ivedilikle takip etmek durumundayız. Hiçbir hukuksuzluğa meydan vermeden, kimsenin hak kaybına uğramasına neden olmadan yerleştirme işleminin süresinde yapılması gerekiyor. Bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilatının yükü çok ağır. Bu yükü çeken birimimizi, güçlendirmek istiyoruz."     

ÖZEL SEKTÖRÜN PAYI YÜZDE 12’YE ÇIKACAK    

Yılmaz, Türkiye'de özel sektörün eğitimdeki yerinin arzu edilen düzeyde olmadığını dile getirdi. Özel okullaşma oranının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğunu, 2015- 2016 öğretim yılında bu oranın yaklaşık yüzde 7 şeklinde gerçekleştiğini belirten Yılmaz, bakanlığın stratejik planında 2019 sonuna değin bu oranı yüzde 12'ye çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Tasarıda birçok ilde devlet ve vakıf üniversitesi kurulmasının öngörüldüğünü anımsatan Yılmaz, farklı iller içinde üniversite talepleri geldiğini ifade etti. Yılmaz, "Komisyonun uygun görmesi halinde bu üniversiteleri çekmek istiyoruz. Daha sonra hep beraber değerlendirip, önümüzdeki dönemde bu üniversiteleri kuracağız" dedi.     

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ders sayısının Avrupa'dan daha fazla olduğunu belirterek, "Belki ders sayısının azaltılması lazım. Okulun içindeki öğrenciyi o dersten çıkartıp, diğer derse koşturur hale getirmemek lazım. Oyunla eğitimi, dinlenmeyi bir arada götürüp, daha iyi bir eğitim vermek gerekir. Müfredatın sadeleştirilmesi lazım" dedi.

Bakan Yılmaz, tasarı üzerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.     

Hiçbir dönemde, Ağustos 2016'da öğretmen ataması yapacaklarını söylemediklerini belirten Yılmaz, eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile bizzat konuştuğunu, "Benim böyle bir açıklamam yok" dediğini aktardı. Milli Eğitim Bakanlığı’nca öğretmenler tarafından seminer döneminde incelenmesi istenen kitaplar arasında Alevilere yönelik eleştirilerin yer aldığı Nurettin Topçu'nun kitabının bulunduğuna yönelik haberler üzerine Yılmaz, sadece Topçu'nun değil, Peyami Safa, Oğuz Atay, Çiğdem Kağıtçıbaşı, Jean-Jacques Rousseau'nun kitaplarının da olduğunu kaydetti.     

Kitaptaki, o tabire katılmadığını bildiren Yılmaz, Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların ortak noktalarının, ayrıldıkları noktadan çok daha fazla olduğunu anlattı. Yılmaz, "Sünni meşrepli Alevi" olduğunu söylediğini, başka hiçbir yerin camisinde Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin'in isminin yazmadığını, bunun sadece bu coğrafyanın kültürüne ait olduğunu söyledi.     

Yılmaz, bütün kardeşlerine, Alevi kardeşlerine, "Milli Eğitim Bakanlığının incelemesinden geçen ister romanlar olsun, kendisini farklı yerde veya inanç gruplarında kimliklendirip, Türkiye'nin genel milli eğitim politikalarından rahatsız eden ibareler varsa, lütfen getirin değiştirmeye hazırız." dediğini vurguladı. Yılmaz, "Biz ortak, birlikte yaşayacağız. Farklılıklarımızı görsek dahil, zenginlik olarak göreceğiz. Başka ülke, başka gidecek yerimiz yok." dedi.     

 

"RÜYALARA SANSÜR KOYACAKLAR..."    

Doğru, iyi bir şey yapacaklarını söylediklerinde buna inanılmasını isteyen Yılmaz, niyetlerin okunmaya çalışıldığını söyledi. Yılmaz, Arif Nihat Asya'nın, "Sessizce düşünsek duyacaklar bir gün / Olmazları olmuş sayacaklar bir gün / Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün" dizelerini okudu.     

Yılmaz, eğitimde çok iyi şeyler yaptıklarını, ancak daha yapılması gerekenlerin bulunduğunu dile getirdi.     

PISA'da ülkelerin ortalama matematik performans puanlarındaki değişimde, Türkiye matematikte 2013'te 423 ortalama puan, 2012'de 448 puan aldığını bildiren Yılmaz, PISA 2012 sonuçlarına göre 12 ülkede ortalama matematik performans puanlarında en fazla artış gösteren ülkelerin Brezilya, Tunus, Meksika, Polonya ve Türkiye olduğunu, matematikte iyi bir noktaya geldiklerini söyledi.     

 

"TAŞ BİLE DEĞİŞİR"    

Yılmaz, öğretmen adayların aldıkları sınav sonuçlarına göre, Şubat 2017 döneminde atama yapılacağını bildirdi.     

Eğitimin yap, boz tahtasına döndüğü eleştirilerine yanıt veren Yılmaz, insanın olduğu yerde mutlaka değişimin olduğunu dile getirdi. Yılmaz, "Bu kurumlar taş gibi değildir. Taş dahil yağmur, hava, su, yelden değişir. Kendi yaptıklarımızı değiştiriyoruz. Ama hukuk yaşayan olgudur. İhtiyaçları kısmen karşılamadığı oranda düzenleme yapmak asli görevimiz" dedi.     

Yılmaz, "OKS, LGS'den iyidir; SBS, OKS'den iyidir, şimdi de TEOG, SBS'den iyidir. Bunu yap, boz şeklinde değil daha iyi, daha güzeli arama gayreti olarak görmek gerekir" değerlendirmesinde bulundu.     

İmam hatip lisesinin, talep olmadan açılmaması gerektiğini dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:
"Müşterisiz meta zayidir. Kimse evladını göndermez, o zaman otomatikman kapanır. Geçmişte böyle olduğu dönemler yaşandı. Halkın talebi doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı okul açacaktır, halkın talebi olmadığı durumda hiçkimseye bir dayatma yapabilmesi mümkün değil.     

Müfredat konusu, seçim beyannamemizde de var. Müfredatın sadeleştirilmesi lazım. Ders sayımız Avrupa'dan daha fazla, belki ders sayısının azaltılması lazım. Okulun içindeki öğrenciyi o dersten çıkartıp, diğer derse koşturur hale getirmemek lazım. Oyunla eğitimi, dinlenmeyi bir arada götürüp, daha iyi bir eğitim vermek gerekir diye düşünüyorum."    

Tasarının görüşmeleri maddeler üzerinde devam ediyor.     

Yorumları Göster
Yorumları Gizle