GeriEğitim Dezavantajlı çocuklara yatırım şart
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dezavantajlı çocuklara yatırım şart

Dünyada sınavlarda başarının bir numaralı ülkesi olan Finlandiya’nın ünlü eğitim uzmanı Prof. Sahlberg, Türkiye’ye üç öneride bulundu: Dezavantajlı çocuklara yatırım, okullar arası işbirliği, bireysel öğrenim...

Dezavantajlı çocuklara yatırım şart
refid:28154197 ilişkili resim dosyası

Finlandiya eğitim sisteminin fikir önderlerinden olan ve şu sıralar Harvard Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak ders veren Prof. Dr. Pasi Sahlberg, geçen hafta İstanbul’daydı. Uluslararası sınavlarda hep birinci sıraya yerleşen Finlandiya’daki eğitim sistemini anlattı. Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ başlıklı panelin ardından Hürriyet’e konuşan Prof. Dr. Sahlberg, hem Fin eğitim sistemini özetledi hem de Türkiye’ye önerilerde bulundu.

- Dünyada bir numara olan Fin eğitim sisteminin temelinde ne var?

Bizim içedönük bir sistemimiz var, temel özelliklerimizden biri bu. Tüm öğrenciler aynı tip okullara giderler. Öğrencilerin geçmişlerine, sosyo-ekonomik düzeylerine göre ayrım yapılmaz. Herkes eşit standartlarda eğitim alıyor. Finlandiya’da özel okul yok. Dolayısıyla öğrenciler hep aynı sistemden geçiyor. Okul sistemi herkes için eşit dizayn edilmiş durumda. Ayrıca öğretmenlerin profesyonel olmasını şart koşuyoruz. Öğretmenlik akademisine giriş de çok yüksek standartlar gerektiriyor. Ben dünyanın en iyi eğitilmiş öğretmenlerinin Finlandiya’da olduğunu düşünüyorum.

ROBİN HOOD GİBİ ZENGİNDEN ALIP FAKİRE VERİYORUZ

- Herkese eşit fırsat sunulduğunu söylediniz. Nasıl bir eşitlik bu?

Finlandiya’da okullar merkezi bir yönetime tabi değil. Her belediye o bölgenin yerel ihtiyaçlarına cevap veriyor. Başkent Helsinki’den örnek verelim. Biliyorsunuz çok fazla göç alıyor. Hem göçmen hem de sosyo-ekonomik olarak düşük seviyede aileler var, bu nedenle Helsinki’de eğitime daha çok bütçe ayrılıyor. Buna pozitif ayrımcılık diyoruz. Yani zenginden alıp fakire veriyoruz. Robin Hood gibi.

- Bu sistemin kuruluş süreci nasıldı?

30 sene önce biz de Türkiye ile aynı durumdaydık. 1980’lerin başında öğretmenle için yüksek lisans eğitimi başlattık. 1990’larda da Avrupa’da büyük bir hareket yükseldi. Sadece eğitimde değil, her konuda karar mekanizması yerele indirgendi. İlk olarak öğretmenlere yüksek lisans ve ikinci olarak merkeziyetçilikten çıkma... Üçüncü olarak da çok zeki ve yenilikçi bir fikir oluşturmaya başladık. Güven kültürü geliştirdik. O yıllarda yaşananlar bu dönüşümü getirdi.

- Uluslararası değerlendirmelerde Türkiye alt sıralarda yer alıyor. Türkiye nerede hata yapıyor dersiniz?

Türkiye’nin çok güçlü bir eğitim geleneği var. Birçok öğretmen ve okul müdürü, Türkiye’de bir sınıfı ya da okulu yönetmenin ilginç bir şey olmadığını söylüyorlar. Türkiye, öğretmenin ve öğrenmenin daha ilginç, ilgi çekici ve eğlenceli olacağı bir sistem üzerine çalışmalı. Merkezi sistemden çıkılarak daha esnek bir yapı kurulması gerekiyor. Öğrenim süreci bireyselleştirilmeli.

TÜRK OKUL SİSTEMİ EŞİTSİZ

En önemlisi Türkiye, çok eşitsizlik olan bir toplum. İnanılmaz eşitsiz okul sisteminiz var. Okul sistemi eşit hale getirilmeli. Dezavantajlı çocuklara daha fazla yatırım yapılmalı. Mutlaka bütün okullarda özel eğitim hizmeti sunulmalı. Öğretmenler müfredata karar veremiyor. Her şey merkezden yönetiliyor. Okullar arası rekabet var. Rekabet yerine işbirliği sağlanmalı. Öğrenim süreci bireyselleştirilmeli.

Prof. Dr. Pasi Sahlberg kimdir?

Finlandiyalı Prof. Dr. Pasi Sahlberg, hem öğretmenlik yaptı hem de öğretmen eğitmeni olarak çalıştı. Finlandiya’daki eğitim sisteminin fikir önderlerinden. Uzun yıllar eğitim politikaları danışmanı olarak dünyada yaklaşık 50 eğitim sistemine katkıda bulundu. Okul gelişimi, uluslararası eğitim, sınıf öğretimi ve öğrenimi, sınıf liderliği gibi birçok konu çalışma alanına giriyor. 2012’de Finlandiya’da eğitim ödülü verildi. En çok satan kitabı ‘Finli Dersler: Dünya Finlandiya’daki Eğitim Değişimlerinden Ne Öğrenebilir?’, ‘2013 Yılı Kitap Yazarı’ Ödülü aldı. 2014’te ise İskoçya’da Robert Owen Ödülü’nün sahibi oldu. Halen Harvard Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görevli.

Oyun ve müzik önemli

Finlandiya’da erken çocukluk eğitimine çok önem veriliyor. Bunun için anayasada bir yasamız bile var; erken çocukluk eğitimi her çocuğun hakkı olarak tanımlanıyor. Anayasada çocuk yasası olan tek ülke, benim bildiğim kadarıyla Finlandiya. Çocuklar doğumlarından itibaren ‘gündüz evi’ denilen okullarda eğitim alıyor. Orada okul çağına kadar aynı sınıfta birlikte oturma, sorumluluk alma gibi temel felsefi değerleri öğreniyorlar. Tabii ki harfleri, sayıları da öğreniyorlar ama oyun yöntemiyle. Öğretmen tahtaya yazıp öğretmiyor. Oyunla öğreniyor çocuklar. Oyun ve müzik, Fin eğitim sisteminin en önemli özelliklerinden. ‘Gündüz evleri’nde bilinçli ailelerin çocuklarıyla yaptığı aktiviteleri, öğretmenle yapmış oluyorlar.

Merkezi sistem öğretmenlere güvenmiyor

Finlandiya’da eğitimde, ekonomide, devlette, her şeyde güven önemli. Okullar arasında rekabet yok, işbirliği var. Aileler okullara, öğretmenlere güvenir. Türkiye’de öğretmenler müfredata karar veremiyor. Çünkü merkezi sistem öğretmenlerin bunu yapabileceğine güvenmiyor. Okullar denetlenmezse eğitimin kötüye gideceği düşünülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin şu anda merkezi sistemden çıkıp, okul bazlı müfredat yapılandırmasına gitmesini önermem. Finlandiya’da profesyonel bir ekip var, okullar müfredatlarını yeniliyor. Güven olmadan sistem asla yürümezdi.

Teknolojiye dayalı reformlar hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor

Teknolojinin kesinlikle okullarda hem öğrenmede hem de öğretmede bir yeri var ama teknolojiyi merkeze alan eğitim reformlarında çok hayal kırıklığı yaşanıyor. Benim teorime göre Finlandiya, muhtemelen dünyanın en iyi eğitilmiş öğretmenlerine sahip. Çünkü Fin öğretmenleri öğrencilerin nasıl öğrendiğini anlıyor, aynı zamanda teknolojinin öğrenmede bir çözüm olduğunu düşünmüyorlar. Fin öğretmenleri derslerinde teknolojinin büyük yardımı olduğunu düşündüklerinde sınıfa getirirler. Ama pedagoji her zaman teknolojinin önündedir. Her yerde teknolojiyi öne çıkaran ülkeler başarısız olmuşlardır.

Dezavantajlı çocuklara yatırım şart
Sinema-tiyatro müzesinde eğlenceli atölyeler

Sömestr tatili sonrasında da çocuklar için etkinlikler devam ediyor. İstanbul Beyoğlu’ndaki TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi’nde şubat ayı boyunca kukla, afiş, tasarım atölyeleri düzenleniyor. Tüm atölyeler için en az 3 gün öncesinden rezervasyon yaptırılması gerekiyor. Atölyeler süresince ebeveynler indirimli müze biletinden faydalanabiliyor. Çocuklara refakat eden 1 kişi de müzeyi ücretsiz gezebiliyor. Etkinlikler okul grupları ve en az 5 kişilik özel gruplar için hafta içi ve cumartesi günleri talep edilen saatte gerçekleşecek. Atölye süreleri ise 1.5 saat.

TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi ‘Çocuklar için kuşağı’ Şubat 2015 programı şöyle:

‘Minik Marangozlar’ ahşap oyuncak atölyesi

Nasrettin Hoca, Keloğlan, Pamuk Prenses ve Sinbad’ın birbirinden eğlenceli hikâyeleri eşliğinde ahşap oyuncakları yapılıyor.
Yaş Grubu: 5 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 35 TL

‘Benim Kahramanım’ afiş tasarım atölyesi

Çocuklar, önce Sinema Müzesi gezisinde birbirinden farklı film afişlerini inceleyecek, ardından renkli boyalar ve farklı atölye malzemeleriyle kendi afişlerini tasarlayacak.
Yaş grubu: 5 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 25 TL

‘Kuklasinema’ el kukla atölyesi

Çocukların kukla yapımı ve oynatımı hakkında bilgiler edinecekleri, hayal güçlerini açığa çıkartan, özgür ve yaratıcı bir atölye programı.

Yaş grubu: 5 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 40 TL

‘Body Flipbook’ atölyesi

Çocuklar sinema ve tiyatroda karakter yaratmanın temeli olan makyaj, kostüm ve aksesuarların önemini eğlenerek ve yaratıcılıklarını ortaya koyarak öğrenecek.
Yaş grubu: 4 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 25 TL

‘100 Yıllık Yolculuk’ müze kolaj atölyesi

Müze gezisinde Türk sinema ve tiyatrosunun 100 yıllık yolculuğuna çıkan çocuklar, eski film kameraları ve fotoğraf makinelerini, sinema ve tiyatro afişlerini, set ışıklarını, kömürle çalışan projeksiyon cihazlarını, mikrofonları, tiyatro kostümlerini, sinema ve tiyatronun unutulmaz oyuncularını tanıyacak. Atölyede de kendi müze ve sergilerinin kolajlarını yapacak.
Yaş grubu: 4 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 25 TL

‘Maskeli Tiyatro’ atölyesi

Çocuklar çeşitli malzeme ve boyalarla kendi maskelerini tasarlayacak.
Yaş grubu: 7 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 30 TL

‘Sahne Tasarım’ atölyesi

Çocuklar karakterleri ve mekanlarıyla her detayını kendileri oluşturacakları, yepyeni oyun yaratacakları bir sahne tasarlayacak.
Yaş grubu: 7 yaş ve üzeri
Atölye katılım bedeli: 25 TL

Dezavantajlı çocuklara yatırım şart
Fin okullarında olmayan üç şey

REKABET: Bizim okullarımızda sağlıksız bir rekabet yok. Pazar ekonomisinin kuralları eğitimde işlemiyor. Öğrencilere beşinci sınıftan önce not verilmiyor. Çünkü birinci, ikinci sınıftaki öğrenciye not verince birbirleriyle rekabete giriyorlar. Finlandiya’da temel olarak paylaşma ve yardım etme var. Okullar, öğretmenler işbirliği halinde.

STANDARTLAŞTIRILMIŞ EĞİTİM: Her sınıfta yetenekleri, ilgileri farklı öğrenciler bulunur. Finlandiya’da standartlaştırılmış eğitim yok, bireyselleştirilmiş eğitim var. Tabii ki herkes matematik, tarih öğreniyor ama bütün çocuklar daha kişiselleştirilmiş eğitim alıyor. Çocukların yüzde 30’u özel eğitime tabi ve bireyselleştirilmiş sistemde kendi ihtiyaçları olan şeyleri öğreniyorlar.

TESTE DAYALI SINAV: Dünya genelinde okullar, öğretmenler teste dayalı sınav sistemine göre eğitim veriyor. Finlandiya’da ise sadece lisenin sonunda bir sınav var.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle