GeriEğitim Çocuğuma sınav baskısı yapmaya çalıştım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuğuma sınav baskısı yapmaya çalıştım

Ortaokul 8’inci sınıfta okuyan öğrenciler eğitim öğretim yılı başında sistem değişikliğiyle karşı karşıya kaldılar. Önce belirsizlikten dolayı stresli bir dönem yaşansa da, açıklandıktan sonra hemen yeni sisteme adapte oldular. Bu nedenle sınav sonucu ne olursa olsun, çocuklarımızın çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Tabii bunda öğretmenlerimizin payının ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Çocuğuma sınav baskısı yapmaya çalıştım

Eğitim öğretim yılı başında bütün 8’inci sınıf öğrencileri ve aileleri çoktan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavlarına hazırlanmaya başlamıştı. Bir önceki yıl düzenlenen sınavda 15 bin öğrencinin tüm soruları doğru yanıtlayarak tam puan alması ve bu sebeple okul yerleştirmelerinin diğer kriterlere göre yapılması, sınavın niteliği konusunda güvensizliğe neden olsa da kimse kaldırılmasını beklemiyordu.

Bir sabah bütün ülke TEOG’un kaldırıldığı haberiyle büyük bir şaşkınlığa uğradı fakat bunun mümkün olmadığı ve lise girişi için mutlaka bir sınav yapılması gerekeceği ortadaydı. Nitekim çok geçmeden bir sınav yapılacağı kesinleşti ve yeni sistemin detayları yavaş yavaş belli olmaya başladı. Her şey olacağına varacaktı elbette. Bütün çocuklar aynı ve eşit durumdaydı. Ama yine de insandık işte. Kaygılanmamak elde değildi. Ahlar-vahlar, serzeniş ve şikâyetler ister istemez tüm çevremizde bir müddet devam edecekti ve etti de...

EN BÜYÜK PAY ÖĞRETMENLERDE
Ancak Türk toplumunun benzersiz uyum kabiliyeti kısa zamanda kendisini gösterdi. Bir-iki ay içerisinde tüm serzenişler birdenbire kesildi. Çocuklar yeni sisteme ve sorulara o kadar çabuk uyum sağladılar ki, velilerin susmaktan başka çaresi kalmadı. Sanki aynı sistem yıllardan beri uygulanıyordu. Sınav sayısının teke düşürülmesi çocukları önemli ölçüde rahatlatsa da hiç şüphesiz en büyük pay öğretmenlerimizdeydi. Bu kadar kısa zamanda çocukları yeni sisteme ve sorulara yönelik hazırlamak insanüstü bir çaba ve özveri gerektiriyordu. Bu durum eğitim alanındaki tüm sorunlarımızın gerçek çözümünü de gösteriyordu aslında. Ulu önder Atatürk de zaten, “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” sözüyle gerçeği en kesin ve açık şekliyle ortaya koymuştu.

SONUNDA BASKI YAPMA YANLIŞINDAN DÖNDÜM
Öte yandan bu sınav döneminde çocuklarla ilişki konusunda doğruyu ve yanlışı, yapılması ve yapılmaması gerekenleri çok iyi bilmeme rağmen bir veli olarak soğukkanlılığımı tüm çabalarıma rağmen ancak mart ayı ortasına kadar koruyabildim. Aile baskısı konusunda herkesin bildiği ve benim de çevremde şahit olduğum bazı örnekler çocuğun hem bugünü hem de geleceği adına kaygı verici boyuttaydı. Ben de, bir canavara dönüşmesem de, artık oğluma çalışması, test çözmesi gerektiği gibi konularda önce uyarılara, sonra ısrar ve hatta ufaktan baskıya dahi başlamıştım.

Neyse ki, kısa bir zamanda aklın ve sağduyunun yardımıyla çevre baskısı ve yıkıcı hırsa teslim olmadan bu girdaptan kurtulduk. Açıkça görmüştük ki, aslında hiçbir müdahalede ve hatta uyarıda dahi bulunmamak çok daha etkili ve faydalıydı. Oğlum kendi kapasitesi, eksikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi programını yapıyor, zamanını planlıyor ve çalışmalarını tamamlıyordu. Benim müdahalem, çalışma ve öğrenme verimliliğini artırmıyordu, tam tersine zaten kendisinin yaptığı işleri benim uyarım üzerine yapmaya ve ben uyarmadıkça harekete geçmemesine neden oldu.  Kolay olmasa da yanlıştan dönebildim. Bu konudaki uyarıları, desteği ve yol göstericiliği için eşime de ne kadar teşekkür etsem az.

ÖNEMLİ BİR DENEYİM
Öyle hissediyorum ki, bu sayede sınava hazırlık süreci, sınav sonucundan bağımsız olarak, oğlum ve hatta tüm ailemiz bakımından hem akademik hem de kişisel ve psikolojik olarak hayat boyunca yararlanacağımız çok önemli bir deneyim oldu. Bu tecrübeyi o kadar değerli buluyorum ki, sınav sonucu ne olursa olsun oğlumu şimdiden çok ama çok başarılı kabul ediyorum. Hatta sadece oğlumu değil, bütün sınava girecek öğrenciler bence çok başarılı. Çünkü eğitim öğretim yılı başında yapılan değişiklik ve ardından yaşanan süreci elbette öğretmenlerinin desteğiyle atlatarak, yeniden sınava odaklanıp ders çalışmaları en büyük sınavları oldu. Bu süreci başarıyla atlatan öğrencilerin hayatta da başarılı olacağına şüphem yok.

Tabii öğretmenlerimizin desteğinin dışında, oğlumun tutkuyla bağlı olduğu basketbol başta olmak üzere günlük aktivitelerine ve arkadaşlarıyla geçirdiği zamanlara aynı şekilde devam etmesi, bu dönemi en az stresle atlatmasına yardımcı oldu. Ayrıca oğlumun sosyal medya, cep telefonu veya tablet bağımlılığının olmaması belki de bu dönemdeki en büyük şansımızdı. Dilerim tüm çocuklarımız mutlu ve faydalı bireyler olarak kendi kişisel yetenek, eğilim ve tercihleri doğrultusunda bir eğitim hayatı sürebilsin, topluma ve insanlığa katkıda bulunabilsinler.

ÖVGÜ İNAL KİMDİR?
1974 doğumlu Övgü İnal,1996 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi/ Dokümantasyon ve Enformasyon Bölümü lisans eğitiminden mezun oldu. Uzun yıllar devam eden özel sektör iş hayatının ardından 2009 yılında evden çalışarak, çevre dostu projeler kapsamında yeni bir marka oluşturdu. 2013’te ikinci üniversite kapsamında İstanbul Üniversitesi AUZEF/Sosyoloji Bölümü lisans eğitimini tamamladı ve ‘Aile Danışmanı’ unvanı aldı. Ataşehir Gönüllüleri Türk Sanat Müziği korosunda musiki çalışmalarında bulunan İnal; evli ve iki çocuk annesidir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle