GeriEğitim Ceza aslında bir ödüldür
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ceza aslında bir ödüldür

Ödül ve ceza, doğal olmayan ya da zorlama durumları teşvik etmek için kullanılır… Jokey, atının üstüne atlamadan önce ona bir parça şeker verir. Arabacı,  emirlerine itaat etmesi için atını kırbaçlar. Yine de bu iki at, kırların özgür atları kadar iyi koşamaz.Maria Montessori

Ceza aslında bir ödüldür

Bilim ve teknolojinin hızla değiştiği günümüzde eğitime bakış açımızda da birtakım değişmelerin olması kaçınılmaz. Eğitimcilerin, açıklayacağım nedenlerden dolayı ödül ve cezaya ilişkin uygulamalarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğine inanıyorum.

Yakın zamana kadar hemen bütün eğitimciler bütün uzmanlar cezanın caydırıcılık vasfından dolayı çocukların eğitiminde mutlaka kullanması gerektiğini savunurlardı. Dr. Marvin Marshall’ın öncülüğünü yaptığı yeni eğitim anlayışıyla, ödül gibi cezanında asla çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmaya ve eğitimciler tarafından kabul görmeye başladı.

CEZA NEDİR?
Cezanın kısaca tanımını yapacak olursak; ceza, sadece verenin tatmin olduğu verilenin üzüldüğü ve acı çektiği bir disiplin yöntemidir. Cezanın etkisiyle öğrenciler yanlış davranışlarından vazgeçselerdi okullarda giderek artan disiplin olayları olmazdı. Tam aksine cezanın çocukta şiddet duygusunu ve saldırgan tutumu ortaya çıkardığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

CEZA NASIL ÖDÜL OLUR?
Cezanın nasıl ödül olduğu konusuna gelince. Burada bu yazıyı okuyan herkesin gözlerini kapayıp düşünmesini istiyorum. Bir yanlış yaptınız ya da bir kusur işlediniz. Bunun üzerine de ilgili kişi sizi odasına davet etti kusurunuzdan dolayı size bağırdı çağırdı ve bir ceza verdi. Ne oldu? Yaptığınız yanlışın bedelini ödediniz dolayısıyla da ödeştiniz. Böylece o yanlışınızdan dolayı bir sorumluluk duymanıza bir pişmanlık duymanıza gerek kalmadı. Aksine o kişiye karşı içinizde bir öfke kin oluştu.

ÇOCUĞUNUZLA ÖDEŞMEYİN
Şimdi olaya farklı açıdan yaklaşalım. Yaptığınız yanlışın ya da kusurun karşılığında ilgili kişi sizi çağırdı. Bağırıp çağırmak yerine size sitem etti. Yanlışınız üzerinde düşünmenizi istedi. Sonuçta o kişiye karşı bir mahcubiyet ve pişmanlık duygusuyla oradan ayrıldınız. Aynı zamanda yaptığınız yanlışın sorumluluğu da üzerinizde kaldı. Yani ödeşemediniz. Bu da sonrasında sizin çok daha dikkatli olmanızı sağlayacaktır.

Eric Mcdermott bu konuyla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor:
“Mahallemizdeki restoranın elektrik şarteli uzanabileceğimiz bir yerdeydi. Bir gece kardeşimle gidip şarteli indirdik tüm restoranı karanlıkta bıraktık. Babam olayı duyduğu halde bizi cezalandırmadı. Babamın restoran sahibine karşı duyduğu mahcubiyet, üzüntü, bizi alacağımız cezadan çok daha fazla etkilemişti. Keşke babam bize ceza verseydi, bugün hala o olayın mahcubiyetini yaşıyor olmazdım.”

Bu konuda Kahlil Gibran şu soruyu sorar: “Peki pişmanlıkları, yaptıklarından daha büyük olanları nasıl cezalandıracaksınız?”
Bir anaokulunda veliler, akşam çocuklarını almak için okula geç gelmeye başlar. Bu sorunu çözmek için; okul, veliler için bir ceza uygulaması başlatır. Geç kaldıkları her saat için veliler belli bir para ödemek zorundadır. Ama bu ceza sistemi tam ters sonuç verir. Kısa süre sonra veliler daha geç gelmeye başlar. Neden? Velilere verilen mesaj bellidir. Parayı ödediğin sürece geç gelebilirsin. Veliler ‘geç gelsem de cezasını öderim, bir şey olmaz’ mantığıyla daha sorumsuz davranmaya başlamışlardır. Yani ceza onlar için bir ödül olmuştur.

CEZANIN ETKİSİ KISA SÜRELİDİR
Sonuç olarak ceza, korku ve baskı sonucu kısa süreli olarak yanlış davranışı bastırsa da kalıcı olumlu hiçbir etkisi olmaz. Aksine çocukta kızgınlık, nefret, intikam, karşı koyma, yalan söyleme, mazeret üretme gibi olumsuz duygular geliştirir. Çocuk psikiyatristi Dr. H. Ginott, “Cezayla yürütülen eğitim, zamanla işlevini kaybeder, çocuk yaptığına pişman olacağına ve suçunu telafi etmesini öğreneceğine intikam hayallerine yönelir” demiştir. Dr. Marvin Marshall’da bu konuda “Cezanın etkisi kısa süreli ve geçicidir. Korku ve baskı sonucu değişim kısa süreli olur. Cezası biten öğrenci cezasını çekmiştir, ödeşmiştir ve artık özgürdür” görüşünü dile getirmiştir.

Peki ödül yok, ceza yok, çocuğunuzun yanlış davranışlar, yanlış alışkanlıklar edinmesini nasıl önleyeceksiniz? Yapılacak iş çocuğu cezalandırıp ödeşmek yerine, onu, yaptığı yanlış üzerinde düşündürmek, mahcubiyet, pişmanlık duymasını sağlamaktır. Böylece yaptığı yanlışın sorumluluğu da çocuğunuzun üzerinde kalacaktır.

ZEKÂİ ÖZGÜR KİMDİR?
Zekâi Özgür, Ankara Bahçelievler Öğretmen Okulu mezunu. Yurdun çeşitli yerlerinde görev yaptıktan sonra 1988 yılında Anadolu Üniversitesi’ni, 390 bin öğretmen arasında Türkiye 8’incisi; Ankara 3’üncüsü olarak bitirdi. Meslek hayatı süresince çalıştığı yörelerde eğitim-öğretimin kalitesinin artmasına katkılar sağladı. Çalıştığı her yerde Anadolu liselerine öğrenci hazırladı. Yüzlerce öğrenciyi Anadolu liselerine yetiştirmeyi başardı. Milli Eğitim Bakanlığı’nca Onur Belgesi, İlköğretim Genel Müdürlüğü’nce iki kez aylıkla ödüllendirme, değişik yıllarda olmak üzere Ankara Valiliği’nce iki takdirname, kaymakamlıkça üç takdirname, iki başarı belgesi ve Ankara İl Eğitim Müdürlüğü’nce 22 teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Sayısız kurs ve seminere katıldı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle