GeriEğitim CERN Eski Genel Direktörü Prof. Rolf-Dieter Heuer: Bilim evrensel bir barış dilidir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

CERN Eski Genel Direktörü Prof. Rolf-Dieter Heuer: Bilim evrensel bir barış dilidir

Higgs Bozonu’nu (Tanrı Parçacığı) dünyaya açıklayan CERN’ün eski Genel Direktörü Prof. Rolf-Dieter Heuer, Hürriyet’e konuştu : “Bilim artık diplomasi aracı oldu. Bilim evrensel bir barış dilidir. Küresel bilim çalışmalarına artık bilim üzerinde diplomasi kavramı da yerleşti” dedi.

CERN Eski Genel Direktörü Prof. Rolf-Dieter Heuer: Bilim evrensel bir barış dilidir

Dünya çapında bir deneysel parçacık fizikçisi olarak tanınan Prof. Heuer, dünyanın en büyük atom parçalayıcısı olarak bilinen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) sayesinde ulaşılan muhtemel Higgs Bozonu’nu o dönem dünyaya açıklayan isim olarak Boğaziçi Üniversitesi’nde konuşma yaptı. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Eski Genel Direktörü Prof. Rolf–Dieter Heuer, bilimin evrensel bir barış dili olduğunu belirterek, “Küresel bilim çalışmaları çerçevesinde artık ‘bilim üzerinden diplomasi’ kavramı da yerleşti. Halen evrenin yüzde 95’i, maddenin yüzde 70’i karanlıkta. Bu karanlığı açmak için daha ileri düzeyde teknoloji ile araştırma yapılmalı, bunun için de üniversitelerdeki araştırma yatırımlarının artması gerekir” dedi. Uluslararası işbirliğinin bilim çalışmalarında önemli olduğunu belirten Prof. Heuer, CERN’de yürütülen ATLAS ve CMS gibi dünya çapında önemli araştırmalarda Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin önemli katkılar sunduğunu belirtti. Prof. Dr. Heuer, Hürriyet’in sorularını yanıtladı:

6 yıl CERN’deydiniz geriye baktığınızda başarılı oldum diyebiliyor musunuz?

- Hepsine değil ancak birkaç önemli hedefe ulaştığımı söyleyebilirim. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nı tam boyutları ile kullanma konusunda amaçlarımıza ulaştık. CERN’ün dünyaya tanıtılması ve kamuoyunun dikkatini çekme noktasında önemli adımlar attık. Genç insanları bilime ulaştırmak yolunda, bilim ve sanatın bir araya getirilmesi ile ilgili çalışmalar yaptık. En önemlisi ekonomik zorlukların olduğu dönemlerde CERN’ün bütçesini koruyabildik. Higgs Bozonu’nun keşfini söylemiyorum, bunu bir hedef olarak tanımlamak güç. Bu bir keşif ve bunu bize doğa verdi.

BURADA OTURMAMIZI SAĞLAYAN HIGGS BOZONU

Higgs Bozonu’nun bulunması neyin ıspatı, bu hayatımızı nasıl etkileyecek?

- Biz temel bilimlerle ilgileniyoruz. Temel bilimler nasıl yaşadığımızı değiştirmez, dünyayı nasıl gördüğümüzü ve anladığımızı etkiler. Bu keşif bize “nasıl var olabiliyoruz” sorusu ile ilgili önemli ipuçları veriyor. Bunu nasıl yapıyor? En küçük, en temel parçaların kütle kazanmasını sağlıyor. Bunların Higgs alanı ile etkileşmeleri bizim gibi kompozit yapıların var olabilmesine olanak tanıyor. Şu anda burada oturabilmemizi sağlayan da Higgs Bozonu.

CERN’ün çalışmalarını İslam dünyasında nasıl açıklıyorsunuz?

- Tanrıcılık oynama anlayışını sadece İslam dünyasıyla bağdaştırmamalıyız. Bu gibi algılamalar diğer dini gruplardan da gelebiliyor. Buna verilebilecek en doğru cevap, her şey evrende oluyor demek. CERN’de, evrende ne olup bittiğine dair simülasyonlar yapıyoruz. Evrende her ne oluyorsa onu anlamak istiyoruz. Doğanın fenomenlerini keşfetmeye çalışıyoruz. Onu yeniden yaratmıyoruz, sadece evrendeki olayları tekrar ediyoruz. Bunun sonucunda evrende olmayan yeni bir şey çıkmıyor ortaya.

Einstein’ın rüyası gerçekleşti mi? Hemen her şeyin formülüne yaklaştık mı? Sırada ne var?

- Einstein’ın rüyasına ulaşamadık. Açıkçası bu sorunun yanıtını bilmiyorum. Her şeyin teorisine ulaşıp ulaşamayacağımızı da bilmiyorum. Bu bir anlamda felsefi bir soru. Ortada hiçbir bilinmeyen kalacak şekilde bütün kuramları oluşturup oluşturamayacağımız bir felsefi yaklaşım konusu. Buraya ulaşmadık.

CERN’de ışık hızının aşıldığı yönünde haberler doğru mu?

- Hayır. 2011’de teknik bir hata nedeniyle aştığımızı sandık. Birçok elektronik cihazla çalışıyoruz. Burada bir fiber kablo tamamıyla yerine oturmamış. Bunun ölçüm aletinden kaynaklanan bir problem olduğu keşfedildi daha sonra. Bu durum ışık hızının geçildiği ile ilgili doğru veriler okunmamasına neden oldu. Yani ışık hızından daha hızlı gidilemiyor henüz.

CERN’de hiyerarşik bir ortam var mı?

- Hayır. Araştırmada birçok bilim insanı bir arada çalışılıyor. Herkes bir problemle karşılaştığında bir araya gelip çözüm bulmak zorunda. Benim ya da başka birinin tek başına çözmesi mümkün değil. CERN’de bu nedenle hiyerarşi oldukça zayıf. Ben ve diğer yöneticiler araştırmacıları ancak yönlendirebiliriz, problemleri tek başımıza çözemeyiz.

Yükseköğretim derecelendirme kuruluşları Times Higher Education ve QS artık CERN’de çok imzalı makaleleri değerlendirmeye almıyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

- Bu durum araştırmacıların çalışmalarının gerçekten bu sıralamalara yansımasını önlüyor. Çünkü bilim çalışmaları büyüyor ve gittikçe daha da global oluyor. Birçok mühendis ve fizikçi CERN’de araştırmalar için bir araya geliyor. Bunların araştırmalarının dikkate alınması için bir başka yol bulunması şart. CERN’deki bilim insanları çok uzun zaman bu araştırma ve deneylerle ilgileniyor. Onların ortak imza attıkları makaleleri dikkate almazsanız, araştırmalarını görmezden gelmiş olursunuz. Bu doğru değil.

CERN’den ayrıldıktan sonra şimdi ne yapacaksınız?

- Biraz boş zamanım olacağını umuyordum. Avrupa Komisyonu’nun kurduğu 7 kişilik bilimsel danışma merkezine girdim. Nisan ayında ise Alman Fizik Derneği’nin yeni başkanı olarak görev alacağım. Bu, dünyadaki en büyük fizik derneği olarak tanınıyor. 2016’da birçok farklı şapkayı aynı anda takmayı deneceğim. Davetlerle dünyayı dolaşıyorum. Bu da fizik araştırmacıları ve çalışmaları arasında işimi keyifli kılıyor. Ancak, karım izin verirse tüm bunları yapabilirim.

Türkiye’deki akademik camianın CERN’e ilgisini nasıl değerlendirirsiniz?

- CERN’de dünyanın pek çok ülkesinden gelen bilim insanı araştırma yapıyor. Hepsinin ülkelerinden getirdikleri farklı geçmişleri var. Bir CERN direktörünün milletler arasında bir ayrım yapması mümkün değil. Ben direktörken insanı sadece insan olarak gördüm.

Türkiye CERN’e ortak üye olduktan sonra nasıl katkıda bulunabilir?

- Genç bilim insanları için bu çok iyi. Türkiye’deki endüstri artık CERN’deki ihalelere katılabilecek. Bu CERN ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha da geliştirecek.

Avrupa artık ‘her yer’ demek

Evrenin başlangıcı ve dış sınırlarına ulaşmamız gerekiyor. CERN, 1954 yılında 12 Avrupa ülkesi tarafından ‘Barış için Bilim’ sloganıyla kuruldu. Bugün Avrupa (Europe) kelimesini her yer (Everywhere) olarak değiştirdik. Şu anda 21’i üye onlarca farklı ülkeden 4 bin bilim insanı CERN çalışmalarında yer alıyor. Bilim adamları teknoloji ile küresel olarak artık tek bir evren için de çalışıyor. Dünyada bilim bir anlamda diplomasi ve barış anlamına da geliyor. Bilim; dünyanın, teknolojinin ve ekonominin sürdürülebilir olmasını sağlayan araştırmalarla vazgeçilemez bir ortak payda, evrensel bir barış dilidir, desteklenmelidir. Türkiye, CERN’e 2015’te ortak üye oldu. CERN’de yürütülen ve atomun parçalanması ve evrenin gelişimi üzerindeki en önemli araştırmalar olarak kabul edilen ATLAS ve CMS’de Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri de bulunuyor.

Öğrencilere eğitim

CERN’de öğrencilerle yaptığımız çalışmalarda modern fiziği ve öğretim metotlarını uyguluyoruz. Dersler bilim insanları tarafından veriliyor. İlkokuldan itibaren öğrenciler CERN’ü ziyaret ediyor. Onlara küçük görevler veriyoruz. Gençlerin ilgisini bilime çekmekte ve öğrenilmesinde kolaylaştırıcı bir rol oynuyoruz. Yarışmalar düzenliyoruz. Öğrencilerin çeşitli problemler üzerinde çalışmasını destekliyoruz. Yarışmaları kazananlar CERN’de özel yerleri geziyor.

CERN’de 12-13 bin araştırmacı var

Sürekli sayısı değişse de 12-13 bin araştırmacı CERN’de çeşitli alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. CERN’ün 70’den fazla ülke ile işbirliği bulunuyor. 100 farklı milletten araştırmacı var. Hatırladığım kadarıyla 130 Türk araştırmacı CERN’de görev yapıyor. İstanbul ve Ankara’dan birçok üniversite, ATLAS gibi önemli deneylere katkılar sunuyor.

Prof. Rolf-Dieter Heuer kimdir?

Ocak 2009-Aralık 2015 arasında CERN Genel Direktörlüğünü yapan Heuer; Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın (LHC) 2009’da başlatılması ve 2015’te enerji artışının yapılması, Higgs Bozonu’nun keşfedilmesi, CERN Üyeliği’nin coğrafi olarak daha geniş bölgeye yayılması konusunda önemli çalışmalara liderlik etti. Türkiye’nin CERN Ortak Üyeliği de Mayıs 2015’te onun döneminde başladı. Heuer ayrıca CERN’ü bilimin öneminin anlatılması sürecine aktif olarak dâhil eden STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) eğitimine önem veren bir bilim insanı olarak anılıyor. 2004-2008 arasında Almanya’daki DESY laboratuvarında parçacık ve astroparçacık fiziği araştırma direktörlüğünü yapan Heuer, buradaki parçacık fiziği gruplarını LHC’de gerçekleştirilecek iki büyük deneye (ATLAS ve CMS) katılmak konusunda yönlendirdi. Nisan 2016 itibarı ile 60 binin üstünde üyesiyle dünyadaki en büyük ikinci fizik topluluğu olan Alman Fizik Topluluğu’nun (DPG) Başkanlık görevini yürütecek olan Heuer, SESAME (Ortadoğu’da Deneysel Bilim ve Uygulamalar için Elektron Hızlandırıcı Işık) Konseyi’nin Başkanı olarak da görevlendirildi. Avrupa, Asya, Avustralya ve Kanada’daki üniversitelerden birçok Fahri Derece aldı.

 

 

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle