GeriEğitim Büyüklere yaz tatili ödevleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Büyüklere yaz tatili ödevleri

Nitelikli bir eğitimi, okul öncesinin de öncesine almamız gerekiyor. Bunun da tek yolu anne-baba eğitimidir. Gerçekten de bir insanı eğitmeye kendisinden başlamak çok geç. Özellikle de ülkemiz için. Anne-baba eğitimi çoğu zaman atladığımız en kritik aşama.

Büyüklere yaz tatili ödevleri

Benim takip ettiğim hiçbir ülkede zorunlu eğitim 5 yaşından önce başlamıyor. Akademik başarıda öne çıkmış ülkelerde bile okul öncesi eğitim; Hollanda, Macaristan, Danimarka’da bir yıl, Polonya ve Lüksemburg gibi ülkelerde ise 5 yaşından itibaren iki yıl zorunlu. Akademik başarısı her zaman örnek gösterilen Finlandiya’da ise okul öncesi eğitim zorunlu değil. İlk 6 ayda beyindeki nöronların birbirleriyle temas ettikleri bölge olan sinapsislerin bağlantı sayıları hızla artarken, bir yaşından sonra bağlantı sayıları hızla düşüyor. 5 yaş ise sinapsis bağlantılarının neredeyse sabitlenmiş olduğu dönemdir. Benzer şekilde dil gelişimi alanı da 5 yaşta neredeyse durağanlaşıyor. Öte yandan problem çözme gibi yüksek bilişsel beceri alanı bir yaştan sonra hızla düşmeye başlayarak 15 yaş civarı sabitleniyor.

Beyinde bütün bunlar olup biterken eğitim bunun neresinde? Eski Türk filmlerinden bilirsiniz mahallede kavga, gürültü çıkar, olaylar olur biter, polis her zaman olaylar bittikten epey sonra gelir. Genel anlamda eğitim ve eğitimin yapılandırılmış formunun verildiği okul da eski filmlerdeki polis gibi beyindeki bütün gelişimler bittikten sonra ortaya çıkmaya çalışıyor.

ATLADIĞIMIZ EN KRİTİK AŞAMA ANNE-BABA EĞİTİMİ
Buradan hareketle nitelikli bir eğitimi okul öncesinin de öncesine almamız gerektiğini söyleyebiliriz. Bunun da tek yolu anne- baba eğitimidir. Gerçekten de bir insanı eğitmeye kendisinden başlamak çok geç. Özellikle de ülkemiz için. Anne-baba eğitimi çoğu zaman atladığımız en kritik aşama. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre ülkemizde yetişkin nüfusun öğrenim yılı ortalaması 7.9 yıl. Bu ortalama Suudi Arabistan’da 9.6, İran’da 8.8, Yunanistan’da 10.5, Finlandiya’da 11.2, Japonya’da 12.5 ve nihayet PISA şampiyonu Singapur’da 11.6 yıl. 25 yaş üstü bireylerin önemli bir bölümünün öğrenci annesi ya da babası olduğu düşünüldüğünde 7.9 yıl öğrenim ortalamasına sahip anne-babaların çocuklarının okul öncesi süreçte istenilen düzeye ulaşmalarının zor olduğu açık.

Peki, eğitimi okul öncesinin öncesine nasıl alacağız? Tabi ki şu ana kadar hep söylenilen “okul öncesi eğitim çok önemli” cümlesinin dışına taşmamız gerekir. Gerçekte eğitimde en önemli basamak anne ve babalarının eğitimidir. Özellikle de ülkemiz için en önemli eğitim basamağı okul öncesi eğitim değil, anne-baba eğitimini içeren ‘halk eğitimi’dir. Verilerden çok fazla sonuç çıkarmak her zaman doğru olmayabilir ancak eğitim kademeleri arasında önem sıralaması yaparsak sıralama şöyle olur:

Halk eğitimi-okul öncesi eğitim-ilkokul-ortaokul-lise ve üniversite.

Doğrusal düşünmenin önüne geçmek amacıyla hemen şunu bilmenizi isterim ki, üniversite eğitimi çok önemli. Ancak ilgili eğitim kademelerinden sizden önce anne ve babanızın geçmiş olması sizin eğitim süreciniz için kritik önemde. Kısaca annenizin babanızın aldığı üniversite eğitimi en az onlar kadar bir sonraki kuşak olarak sizin için de hayati değerdedir.

ÖNCELİK HALK EĞİTİMİNDE
O zaman buradan büyüklere yaz tatili ödevleri başlıyor. İlk ödev; eğitim, öğrenme ve bunun fizyolojik, sosyal ve psikolojik, felsefi boyutlarıyla ilgili araştırmaları yakından takip etmek ve eğitim politikalarını bu veriler doğrultusunda belirlemek. İkinci ödev; nitelikli eğitimi okul öncesinin de öncesine almak için anne-baba eğitimlerini içeren halk eğitimini öne çıkarmak.

İş dünyası son yıllarda çalışanların kişisel özelliklerini ve tutumlarını içeren hassas (soft) yeteneklere sahip olmasını bekliyor. Bu kapsamda herkes için duygusal zekâ, iletişim, azim, kararlılık, direnç, zihinsel esneklik en az işle ilgili teknik yetenekler kadar önemli görülüyor. İşte, okul bakımından sorun tam da burada başlıyor. 2018’de Andreas tarafından çok sayıda araştırma sonucuna dayalı olarak yayımlanan makalede, üniversite mezunlarının iş dünyasının gerektirdiği hassas yeteneklere sahip olmadıkları belirtiliyor. Bu duruma göre; okulun yalnızca bilişsel yetenekleri geliştirmeye çalışırken, hassas yeteneklerin gelişimine yeterince önem verdiğini söylemeyiz. Daha net anlatmak gerekirse okullar dünle kıyaslandığında bugün çevresinde olup biten değişimlere ve beklentilere eş zamanlı olarak cevap vermekte zorlanıyorlar.

The Guardian’da yayımlanan 14 Mayıs tarihli makaleye göre, İngiltere’de bu yıl üniversiteden mezun olanların yüzde 56’sı girişimci olmak istiyor. Bu durumun pek çok nedeni olsa da en önemli nedenlerinden biri iş dünyasının gençlere yeni iş alanları üretmekte zorlanmasıdır. Her düzeydeki okul için yeni bir kriz alanı da tam burada kendini gösteriyor. Geleneksel okul mezununu ücretli bir işe hazırlarken kamu veya özelde ücretli işler bakımından deniz tükenmiş görünüyor. Bu durumda bireyler için girişimcilik yeteneği yalnızca gereklilik değil aynı zamanda bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.

8 YETERLİLİK ALANI

Avrupa Komisyonu (2018) raporuna göre her bir Avrupa ülkesi vatandaşında bulunması gereken sekiz yeterlilik alanı:
1- Anadilinde iletişim
2- Yabancı dilde iletişim
3- Matematik, bilim ve teknoloji yeterliği
4- Dijital yeterlikler
5- Öğrenmeyi öğrenme
6- Sosyal ve vatandaşlık yeterliği
7- Öncü ve girişimci olma
8- Kültürel farkındalık ve kendini ifade edebilme

BAZI YETERLİKLERİN BİR SINAVLA ÖLÇÜLMESİ KOLAY DEĞİL
Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan yeterlik alanlarının bir bölümü PISA, TIMMS, PIRLS gibi farklı küresel sınavlarda kısmen ölçümlenebiliyor. Ancak yukarıda verilen 5, 6, 7 ve 8’inci maddelerdeki yeterlik alanlarının yalnızca bir sınavla ölçülmesi kolay değil. İlk dört madde okulda da nispeten kolay tespit edilebildiği için okullarda yalnızca bu alanlar ölçümleniyor. Geri kalan yeterlik alanlarıyla ilgili sonuca varmak daha zor olduğundan okullar bu alanları ölçüp değerlendirmekten uzaklar. Bu durumda okullar vaktini gerekli olandan daha çok kolay anlaşılabilir yeterlik alanlarını tespit ederek geçiriyorlar. Buradan, kendiliğinden büyüklere bir yaz ödevi daha çıkıyor.

Üçüncü ödev; okul yalnızca bilişsel yeterlikler yerine diğer yeterlik alanlarını da örtük ya da açık programına mutlaka dâhil etmeli ve değerlendirmeli.

Pek çok araştırma mesleklerin bugün bile neredeyse yüzde 90 oranında dijital yeterlik gerektirdiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllardaysa, bireylerin dijital yeterliklere sahip olmadan günlük işlerini bile yapamayacaklarını tahmin etmek zor değil. Dünya Bankası (2018) raporu teknoloji de dâhil olmak üzere okulun girdilerinin öğrenme çıktılarını pozitif yönde etkilemediğini gösteriyor. Bu süreçte okulların öğrenme sürecine teknolojiyi nasıl dâhil edebileceklerini iyi planlamaları gerekiyor. Buradaki zorluk teknolojinin büyük yatırımlar gerektirmesi ve daha okulun kapısından içeri girerken eskimesidir.

Dördüncü ödev ise; öğrenme sürecine teknolojiyi en doğru şekilde nasıl entegre edebileceğimizi planlamalıyız.

ZİHİNDE SORULARLA DOLAŞMAK
Okul ve çevresi bütünüyle değerlendirildiğinde; değişim sürecinde ayakta kalmanın en doğru yolu öğrencilere araştırma yeteneğini küçük yaşlardan itibaren kazandırmaktan geçiyor. Araştırma yeteneği kazanan bireyin bilginin yalnızca bir tüketicisi değil, aynı zamanda bir üreticisi de olacağını öngörebiliriz. Araştırma yeterliği kazanmak demek zihninde sorularla dolaşmak demektir. Öte yandan araştırma yeterliği veriyi bilgiye dönüştürmeyi öğrenmiş olmak demektir. Bu yeteneğe sahip bireyler yalnızca kendilerine sunulanlarla yetinmeyip çevresindeki olayları, sosyal ve fiziksel çevreyi farklı boyutlardan değerlendirebileceklerdir. Bu durum bireyin balık tutmayı öğrenmiş olması anlamına gelir.

Son olarak; ödevlerini yapmayan öğrenciler olduğu gibi ödevlerini yapmayan büyükler de vardır. Üstelik ödevini yapmayan öğrenciler için kısmen de olsa yaptırımlar olmasına rağmen büyükler için yaptırımlar neredeyse yok gibi. Büyükler olarak ödevlerimizi; öğrencileri, eğitimi, bütün dünyayı gözlemleyerek, eğitimle ilgili alan yazını takip ederek ve araştırma yaparak belirlemeliyiz. Ödev yapmamak kadar önemli bir sorun da yanlış ödev yapmaktır. Bu durumda önce, eğitim sistemi için doğru ve öncelikli ödevimizin ne olduğunu tam olarak belirlemeden ödev yapmaya da kalkmamalıyız.

KAYNAKLAR
- Andreas, S. (2018). Effects of the decline in social capital on college graduates’ soft skills, Industry and Higher Education, 32(1) 47–56.

- Avrupa komisyonu (2018).  Proposal for a council recommendation on key competences for lifelong learning,  Brussels.

- Dünya Bankası Raporu (2018). Learning to realize education’s promise, 2018 International Bank for Reconstruction and Development / The World Bank 1818 H Street NW, Washington, DC 20433, www.worldbank.org

- The Guardian (2018). New graduates want to be their own boss – here’s how to do it. https://www.theguardian.com/money/shortcuts/2018/may/14/new-graduates-want-to-be-their-own-boss-heres-how-to-do-it.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle