GeriEğitim Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Özkan: Farklılıklarla bir arada yaşamayı sağlamalıyız
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Özkan: Farklılıklarla bir arada yaşamayı sağlamalıyız

Boğaziçi Üniversitesi’nin 19’uncu Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, öğretim üyesi alım kriterlerinin daha iyi ve daha bilimseli hedefleyerek güncellediklerini, en temel ilkelerinin ise liyakata dayalı bir sistem kurup, sürdürmek olduğunu söyledi. Prof.Dr. Özkan,“Vicdanınız rahat veilkeli iseniz, çok daha güçlü oluyorsunuz. Liyakatı aşikar bir aday karşımıza geldiğinde onların süreçlerini de daha güçlü, inanarak ve içtenlikle yürütüyoruz. Üniversitemizin başarısında, Türkiye’deki problemlerden bizim daha az etkilenmemizinnedeni liyakat esaslı olmamız etkili oluyor. Bize başvuranların politik ve dünya görüşünden ziyade alanındaki uzmanlığına önem veriyoruz. Farklılıkları bir arada yaşamayı sağlamalıyız. Bilimsel üretkenliğin önemli bir katalizörü farklı bakış açılarından doğan sorulardır” diyor.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Özkan: Farklılıklarla bir arada yaşamayı sağlamalıyız

Başucu kitabınız değişti mi?
Göreve geldiğimde fizik kitabı okuyordum, şimdi arakademik ekip kurma stratejileri üzerine kitaplara merak sardım. Bazı temel ve sınanmış uygulamaların üniversitemizin genlerine işlemişçesine adeta otomatik uygulandığı görmek sevinidirici. Ancak bazı detaylar da var ki eksik kaldığında, kayda girmediğinde bir sonraki nesiller unutabilir, atlayabilir. Bu bakışla üniversitede atama, yükselme kriter ve süreç ve stratejilerimizi de göz önüne alarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçiriyoruz. Son zamanlarda, aday olan ve geçen yıl aldığımız öğretim üyelerimiz dünya çapında alanlarında öncü öğretim üyelerinin aramıza katıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu anlamda cazibe merkezi olmaya devam ediyoruz. Her pozisyona 60-70 çok iyi aday başvuru yapıyor. İyi sonuç alıyoruz, ancak her zaman iyi süreçlerin de iyileşme alanı vardır. Gelişme alanımız her zaman olacak. Ben en iyisini yapıyorum demek her zaman başarının karşısındaki en büyük tehdit. Daha iyi yapmanın her zaman yollarını aramalı. Senatomuz da bu nedenle el birliği ile atama yükseltme sürecini ele aldı. 1,5 yıldır da kriteleri daha iyiye çekmek için çabalıyoruz. Yeni kriterleri belirledik.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Özkan: Farklılıklarla bir arada yaşamayı sağlamalıyızNedir bu kriterler?
Akademik başarı ve deneyimi ölçmeye çabalıyor, nesnel ve nicel kriterlere bir daha bakıyoruz. Yayın sayısı, eğitim- öğretim ve araştırma deneyimi, geldiği kurumda yaptığı katkılar ve bize ne sağlayabileceğini tek tek ölçen objektif ve sübjektif değerlendirmeler var. Önemli ilkeler arasında, kişiye özel pozisyon üretmemek, bir strateji içinde ihtiyacı belirlemek ve kriterleri kişilerden bağımsız olarak belirlemek ve en iyi adayı kazanabilecek şeffaf süreçleri izlemek yer alıyor. Bu süreçlerde aldığımız öğretim üyesinin bize katkısı sorgulanmalı. Bu yaklaşımla birimlerimizin de stratejik planlarını daha uygulanabilir şekilde ele alabilmeyi sağlıyoruz. Sadece kriterler yeterli değil. Aynı zamanda o kriterleri nasıl uyguladığınız da önemli yani şeffaflık, liyakatın belgelenmesi şart.

Zor değil mi?
Tam tersi çok daha kolay. Her şeyden önce vicdanınız rahat. Vicdanınız rahat ve ilkeli iseniz, ben ve hocalarım çok daha güçlü oluyor. Belgeleri dökümante edip, liyakatini ispatladıkları bir adayı önerdiklerinde onlar da adayı çok daha güçlü savunabiliyor. Üniversitemizin başarısında Türkiye’yi etkileyen problemlerden daha az etkilenmemizde liyakat esaslı olmamız etkili oluyor. Bize başvuranların politik ve dünya görüşünden, yaşam tarzlarından ziyade alanındaki uzmanlığına önem veriyoruz. Farklılıkları bir arada yaşamayı sağlamalıyız. Özellikle akademik, bilimsel araştırma yapan bir kurumda sorgulamak, dinlemek, farklı görüşleri ortaya çıkartmak gerekiyor. Böyle bir ortam aynı zamanda araştırmada da daha atılımcı, bilimsel yeteneği daha da geliştirici bir ortam oluşturur. Hem bizim için böyle hem de öğrenciler için böyle. Çünkü öğrenciler de farklı kültürlerden, geçmişlerden geliyor. Hepsi her zaman başarılı, yetenekli olsalar da başlangıçta çok da açık olmayabiliyorlar. İnsanları gruplara koymak onların detaylı zenginliklerini görmeye çalışmaktan çok daha kolaydır. Üniversiteye girdiklerinde kendilerini birey olarak ne kadar önem verildiğini gördüklerinde, akademik olarak gelişiyor, dünyaya açılma potansiyeli kazanıyorlar, sonra onlar da değişiyor, olumlu etkileniyor. Kendi değerlerinden ödün vermeden, değerlerine değer katarak mezun oluyorlar. Boğaziçi mezunlarını farklı kılan en önemli özelliklerden biri de budur.

Liyakatın pek de önemsenmediği bir dönemden söz ediliyor.
Bana ne YÖK’ten ne de siyasi liderlerden, hükümetten hiçbir şekilde şu kişiyi alacaksın, şu atamayı yapacaksın gibi baskılar gelmedi. Bölümlerimizde, birimlerimizde önerdiğimiz isimler, adaylar tabii ki güvenlik soruşturmalarından geçiyor. Nadiren de olsa orada takılmalar olabiliyor ama bu bir baskı değil. Onun dışında hiçbir şekilde bizim atama, yükseltme süreçlerimize karışılmıyor. Bazen bürokratik ve teknik nedenlerle şu alanlarda şu kadar öğretim üyesi olmadan şunu almazsınız gibi gerekçelerle, tamamen teknik nedenlere dayalı zorluklar yaşayabiliyoruz. Ama bunu da YÖK’le istişare ederek, ihtiyacımızı anlatarak aşmanın yollarını bulabiliyoruz. Bazen uzun sürüyor, bazen biraz daha hızlı oluyor. Yani bizim sıkıntılarımız teknik açıdan diyebilirim.

Türkiye’nin en başarılı öğrencileri bizde
Sınavlarda ilk 1000’e girenlerin 764’ü bizde. Diğer başarılı öğrenciler tıp ve hukuk bölümlerine giriyorlar. Bizde ikisi de yok. Olsaydı büyük ihtimalle ilk 1000’in en az 950’sini alırdık diye tahmin ediyorum. Bu tabii tesadüfen olan bir şey değil. Öğrenciler de neyi neden seçtiklerini çok iyi biliyorlar. Özellikle ilk 1000’e girenler çok bilinçli tercih yapıyorlar. Şu anda hukuk ve tıp bölümlerini rakip olarak değil bütünleyici olarak görüyorum. Ama ABD ve İngiltere üniversitelerini rakip olarak görüyorum. Onların da ilk 50 içinde olanlarını dikkate alıyorum.

Yabancı öğretim üyesi bulmakta sıkıntı yaşıyoruz
Bize yabancı öğretim üyesi çekmekte bir sıkıntı yaşamıyoruz. Darbe girişimi ve öncesindeki 2016’daki Ankara’daki elim bomba olayı nedeniyle Türkiye’nin akademik ortamına daha önceden rahatlıkla gelen kesimlerde çok büyük bir endişe oluştu. Ancak bu öğretim üyesi düzeyinde daha az. 100’e yakın yabancı uyruklu öğretim üyemiz var. Terör korkusu dışında yabancı öğretim üyelerinin dolar bazında maaşları son beş yıl içinde neredeyse yarıya düştü. Bu konuda iyileştirme yapmamız gerekiyor. YÖK nezdinde onunla ilgili girişimlerimiz de var. Özellikle Amerikalı öğrenciler için de sıkıntı büyük. Türkiye’ye gelen öğrenci sayısı 2016’dan 2018’in başına kadar sürede sıfır oldu. Daha önce bu sayı 500 düzeyindeydi. Amerika’da kongre üyeleriyle görüşme fırsatı bulduğumuzda bu durumu gündeme getirdik. Aldığım bilgilere göre her şeye rağmen 40 lisans öğrencisinin 22’si Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etti.

Kimdir?
1964’te Eskişehir’de doğan Prof. Dr. Mehmed Özkan, 1986’da Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü onur derecesiyle tamamladı. Yüksek lisans ve doktorayı ABD’de Vanderbilt Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde “Akıllı Robotlar ve Robotik Cerrahi” alanlarında yaptı. ABD-NIH ve Japon endüstrisine yönelik projelerde de görev aldı. Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi (VUMC), Nörolojik Cerrahi Anabilim Dalında, stereotaktik ve robotikcerrahi planlama sistemlerinin geliştirilmesinden çalıştı.1992deTokyo’ya geçen Özkan, araştırmalarına Bridgestone, Japonya, Mekatronik Bölümü’nde üst düzey araştırmacı oldu. Yapay sinir ağlarının robot kontrolü amacıyla kullanılması üzerine çalıştı. 1995’te Boğaziçi Üniversitesi’nde Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü Biyomedikal Elektronik Anabilim Dalına geçti. 2007’de Boğaziçi Üniversitesi Eğitimde Üstün Başarı ödülünü aldı. Yazarları arasında yer aldığı 84 akademik yayını 653 atıf aldı. 2005-2012 yılları arasında TÜBİTAKTEYDEB- ELOTEG Yürütme Komitesi üyesi, 2012-2015’te TÜBİTAK TEYDEB-TEMEG yürütme kurulu üyeliği yaptı. 2012-15 arası Avrupa Komisyonu FP7 ve H2020 programları kapsamında obotik alanında proje değerlendirme komisyonlarında görev aldı. 2015-16’da KÜSİ İstanbul Çalışma Gurubu temsilcisi, 2012-2016 Türk Patent Enstitüsü Marmara Bölge Koordinatörü görevlerini yürüten Özkan, 2017 yılında TÜBA üyesi oldu. 2012-16 Boğaziçi Üniversitesi Rektör Danışmanlığı, 2016’da Rektör Yardımcılığı, 2016’dan bu yana Boğaziçi Üniversitesi Rektörü olan Özkan, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi Teknopark AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı yapıyor. Özkan Ekim 2018’den beri TÜBİTAK Yönetim Kurulu
üyesi. Özkan aynı zamanda Türk Japon Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle