GeriEğitim Beyin cerrahı Dr. Ali Zırh’tan gençlere: ‘Bir şeyin uzmanı olun’
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beyin cerrahı Dr. Ali Zırh’tan gençlere: ‘Bir şeyin uzmanı olun’

Beyin cerrahı Dr. Ali Zırh’tan gençlere: ‘Bir şeyin uzmanı olun’

Dr. Ali Zırh, Türkiye’de beyin pili denince ilk akla gelen isimlerden. Çocukluk yıllarında kaleciliğe merak saran, şimdi beyin cerrahı olan Dr. Ali Zırh, tıpta farklı bir uzmanlık seçerek kariyerine yön verdi. John Hopkins Hastanesi’nden Toronto Üniversitesi’ne kadar dünyada birçok hastane ve üniversitede klinik çalışmalara katılan, parkinson hastalarına taktığı beyin pili ile tanınan Dr. Zırh tıbbı tercih etme sürecini ve bu alanda kariyer yapmak isteyen gençlere önerilerini anlattı:

Beyin cerrahı Dr. Ali Zırh’tan gençlere: ‘Bir şeyin uzmanı olun’

HÂLÂ KALEYE GEÇEBİLİRİM

Çocukluğum biraz içine kapanık, biraz kilolu, bol ders çalışma ile biraz da “ana kuzusu” modunda geçti. Hani şu mahalle maçlarında takıma alınmak için illa futbol topu olması ve topunu getirmesi gereken çocuklar vardır ya... Onlardandım işte. Tabii hep de en az tercih edilen yere, kaleye geçerdim. Mükemmel bir kaleci oldum. O zamanlarda da akıl oyunlarını sever, penaltı atan oyuncunun yüzünden ya da bakış ve mimiklerinden hangi köşeyi seçeceğini tahmin etmeye çalışır, çoğunlukla da başarılı olurdum. Mahalle maçlarında bana penaltıdan gol atmak neredeyse imkânsız gibiydi. Hâlâ bugün bile ilerleyen yaşıma rağmen benim diyen takımın kalesini geçip koruyabilirim. Tabii beyin cerrahisi ameliyatı yapan ellerle şimdi kaleye geçmek ne kadar akıllıca olur, onu da bir düşünmek lazım.

İlk ve ortaokul yıllarımda haylazlık da yapsam, derslerimi hiç aksatmaz, hep takdirname almayı da başarırdım. Ortaokul ve lisede fen bilimlerinde çok başarılıydım ve derslerimi de çok sevdiğim için hep en yüksek notları alıyordum. Liseyi birincilikle bitirdim. Üniversite sınavında ilk 50’ye girerek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. Beyin cerrahisine ilgi duydum. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. “Beyin Cerrahisi Uzmanlığı”nın da artık pek bir önemi olmadığını idrak ettiğimden uzman olduktan sonra ilgi alanım olan “Fonksiyonel Beyin Cerrahisi” üst ihtisasını yurtdışında birçok merkezi ziyaret ederek yaptım. Toronto Western Üniversitesi Fonksiyonel Nöroşirürji bölümünde, Johns Hopkins Üniversitesi Fonksiyonel Nöroşirürji’de çalışarak üst ihtisas yaptım. 1997’de Türkiye’ye dönerek Amerika’daki merkezlerden sonra ilk kez ülkemizde “Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği” ile hareket bozukluklarında beyin ameliyatlarını yapmaya başladım ve hâlâ da aynı işi yapıyorum.

HER AMELİYAT BENİM İÇİN YENİ BİR YOLCULUK

Yaptığım vaka sayısı bini geçse de her ameliyat benim için yeni bir macera, yeni bir yolculuk, yeni bir sınanma. Her ameliyat bir başka hastaya ve ailesine yaşam kalitesi katma yönündeki mücadelemin bir başka raundu. Ve hâlâ her ameliyatta öğrendiğim o kadar çok şey var ki.. Derler ya “eğitim başkalarının hatalarından, tecrübe kendi hatalarınızdan öğrendiklerinizdir” diye. Hata yapmıyorsunuz ama her yaptığınızdan yeni bir şey öğreniyorsunuz ve her ameliyat sonrasında önünüzde yeni ufuklar açılıyor.

EN İYİSİ OLUN

- Mutlaka sevdiğiniz işi yapın. Bu mesleğin gecesi gündüzü yok. Ailelerinizden, çocuklarınızdan çaldığınız zamanları başka insanlara sağlıklarını geri kazandırmak için harcıyorsunuz. (Ha bu arada 12 ve 9 yaşlarında iki kızım var). Sevdiğiniz işi yaparsanız hiç çalışmak zorunda kalmazsınız. Ben mesleğimi çok seviyorum. Her sabah 05.15’te kalkıp 06.00’da evden çıkacaksınız ve 06.30’da hasta bakmaya, o hastaların beyinlerine taktığınız pilleri programlamaya başlayacaksınız. Haftanın 6 günü ve kesintisiz akşama kadar bunu yapacaksınız. 7’inci gün sabahını da daha fazla okuyup bilgi sahibi olmaya ayıracaksınız. Bu ancak siz “hobi”nizi yapıyorsanız mümkün.

- Daima çok çalışın ve kendinizi geliştirin. Rakibiniz ya da geçeceğiniz bir önceki “siz” olun. Başarının çalışmadan önce geldiği tek yer sözlüktür, hiç unutmayın.

- “Bir şey”in uzmanı olun. Genelde her şeyi “bir miktar” bilin. Ama “bir şeyi” çok iyi, hatta herkesten iyi bilin. Hani derler ya, ayak başparmağının doktoru olun, ama en iyisi siz olun.

- Daima araştırın ve ufkunuzu genişletmeye çalışın. Karşınızda duvar varsa duvara bakmayın. Ve o duvarı asla bir engel olarak görmeyin. “Arkasında ne vardır acaba” diye düşünmeye çalışın ve mutlaka da “duvarın öteki tarafına” ulaşacak şekilde hayatınızı ve çalışmalarınızı planlayın.

- İmkânsız kelimesini lügatınızdan silin. İmkânsız kelimesinin içerisinde bile imkân olduğunu unutmayın. Kendi kızlarıma da yaşam felsefesi olarak öğretmeye çalıştığım bir slogan var: “Birisi sizi yutsa bile iki çıkış deliğiniz var, asla vazgeçmeyin!..”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle