GeriEğitim Bir ‘mat’ ile hayatları değişti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir ‘mat’ ile hayatları değişti

Darüşşafaka öğrencisi Ceylan Eroltu, evde satranç oynayabileceği birini bulamayınca annesine öğretti. İlk maçta kızını mat eden anne Gülşah Eroltu, kendini geliştirerek antrenörlük belgesi aldı. Eşini kaybeden ev kadını Eroltu, bu belgeyle hayatını kazanmaya başladı. Şimdi satranç sayesinde üç çocuk okutuyor. Anne Eroltu ve satrançta dünya şampiyonluğunu hedefleyen kızının hikâyesi hayranlık uyandırıyor.

Bir ‘mat’ ile hayatları değişti

Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) tarafından İş Bankası sponsorluğunda Antalya Granada Otel’de düzenlenen ‘Türkiye Küçükler, Yıldızlar ve Emektarlar Satranç Şampiyonaları’na bu yıl 2 bin 636 sporcu ve aileleriyle birlikte toplam 7 bin kişi katıldı. 7’den 70’e her yaş grubundan sporcunun yarıştığı turnuvada, annesine satranç öğreterek onun antrenör olmasını sağlayan, kendisi de turnuvalarda derece alan Darüşşafaka öğrencisi Ceylan Eroltu’nun ve prematüre doğduğu için yürüme güçlüğü çeken, ancak satranç sonrası özgüvenle yürümeye başlayan Yusuf Kaya’nın hikâyesi dikkat çekti.

‘SATRANÇ HAYAT GİBİ’

Darüşşafaka öğrencisi Ceylan Eroltu evde satranç oynayabileceği birini bulamayınca kendisine rakip yaratacağını bilmeden annesine satranç öğretiyor. Ev kadını anne Gülşah Eroltu, kızının ısrarlarına kayıtsız kalmıyor. İlk maçta kızını mat edince Ceylan gözyaşlarını tutamıyor. Anne kızın bu çekişmesi Ceylan’ın satranç turnuvalarında dereceler almasına, anne Eroltu’nun bir meslek sahibi olmasına kadar uzanıyor.

Küçük yaşta babasını kaybeden, İstanbul ve Hatay il birincilikleri ile bölge birincilikleri olan 15 yaşındaki Ceylan Eroltu, hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Sınıf öğretmenim sayesinde sekiz yaşında satrançla tanıştım. Bir süre sonra babamı kaybettim. Bütün akrabalarımın karşı çıkmasına rağmen annem geleceğim için beni Darüşşafaka sınavlarına soktu. Böylece İstanbul’a gittim. Orada da satranca devam ettim. Satranç oynayan erkeklerin sayısı çok fazla. Kızların da yapabileceğini göstermek istedim. İki yıl hiç derece elde edemedim. Pes etmedim, hırs yaptım. Bırakmadım. Sonra ilk kez bir Türkiye şampiyonunu yendim, özgüvenim geldi. Satrancı kendi hayatımla bağdaştırıyorum. Hedefim Avrupa ve dünyada derece yapmak.”

‘YAS TUTMA İMKâNIM OLMADI’

Hatay’da yaşayan anne Gülşah Eroltu ise şu anda satranç sayesinde hayatını kazanıyor. Eşi vefat edince çocuklarına tek başına bakan Eroltu, satranç serüvenini şöyle anlatıyor:

“Ceylan 4’üncü sınıfa kadar Hatay’da okuyordu. Babasını kaybettiği yıl Darüşşafaka’yı kazandı. Eşim hayattayken antrenörlük belgesi almak istedim. Ama o, ‘Küçük çocuk var. Bu saatten sonra ne yapacaksın’ diye istemedi. Vazgeçmedim, seminere katıldım. Hatta eşim sertifika aldıktan sonra ‘Çekmeceye koydun, bak yine işe yaramadı’ demişti. Ancak bir yıl sonra onu kaybettim. O kayıptan sonra herkes bize destek oldu, ancak hayatımıza da karıştılar. Ben bunun önünü kapatmak için ne iş yapabilirim diye çok düşündüm. Yas tutma gibi bir imkânım da olmadı. Çocuklarım benden feyz alsın diye hemen toparlandım. Antrenörlük belgem vardı, en iyi iş bu diye düşündüm. Yaşadığım ilçede anaokulunda işe başladım. O günden sonra hem maddi hem de kendime güven açısından güçlendim. Benden desteğini esirgeyenler şimdi takdirle izliyor. Biri lise 4’e, diğeri 7’nci sınıfa giden iki oğlum daha var. Ev kadınıydım, ama tüm enerjimi çocuklarıma harcıyorum. Onları çalıştırırken kendimi de geliştiriyorum. Çocuklarımla aramdaki çağ ve yaş farkını engellemek için kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Satranç benim için bir yaşam oldu. Öğrencim Damla Şeb, 10’uncu olarak 7 yaş kızlarda milli takım sporcusu oldu.”

‘EVE HAPSOLMUŞTUM’

- SEKİZ yıldır satranç oynadığını anlatan Yusuf, şunları söylüyor:

“Eve hapsolmuştum. Canım sıkılmaya başlamıştı. Babama ‘Ben bir şey yapamayacak mıyım’ demiştim. Dayım satranç getirdi. Babam ve dayımla pratik yaptık. Arhavi’de polis memuru Hamza Albayrak’ın projesiyle satranç derslerine başladım. Eskiden arkadaşlarım oyun oynarken pencereden onlara bakıyordum. Canım sıkılıyordu. Ben de satranç tahtasıyla oyun oynuyordum. Sonunda arkadaşlarım da satranca başladı. Artık onlar beni izliyor. Satranç bana çok şey kattı. Yeni arkadaşlarım oldu. Baktım ben de başarılı olabiliyorum. Özgüvenim geldi. Bu özgüvenle fizik tedaviye başladım. Şimdi kendi başıma yürüyebiliyorum.”

SATRANÇLA GELEN ÖZGÜVENLE YÜRÜDÜ

Turnuvaya katılanlardan biri de 14 yaşındaki Yusuf Kaya. 2005’te prematüre doğan Yusuf, Arhavi’de polis memuru Hamza Albayrak’ın projesiyle satranç derslerine başladı. Satrançtaki başarısını gördükçe özgüveninin yerine geldiğini söyleyen Yusuf, egzersiz, yüzme çalışmaları ve kamp organizasyonlarına da katılarak yürüyüşünü geliştirdi. Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay, Yusuf’un üç yıl önce turnuvaya babasının kucağında geldiğini, şimdi ise yürüyerek katıldığını söylüyor. Yusuf, yaş grupları turnuvalarında her yıl birinci oluyor.

‘BAŞARILI OLUNCA DAHA DA SARILDI’

Babası Osman Kaya, oğlunun satranç yolculuğuyla ilgili şöyle konuşuyor:

“2005 yılında oğlum Yusuf, çok aceleci davranarak zamanından 2.5 ay önce dünyaya geldi. Doğduğunda 1 kiloydu ama çok güçlü bir çocuktu. Öyle ki 2.5 ay yoğun bakımda kaldı, bu süreçte 3-4 zorlu hastalığın üstesinden geldi. Ancak bu sırada beynindeki bazı hücreler zarar gördü. Bunlar, Yusuf’un yürümesiyle ilgili olan organlarını kontrol eden hücrelerdi, ama o pes etmedi ve önce Allah’ın izni, sonra da annesinin özverisi ve satranca olan ilgisi sayesinde bu problemleri aştı. Yusuf’tan daha iyi durumdaki çocukların, başkalarına muhtaç olduğunu ve yaşıtlarının yaptıklarını gerçekleştiremedikleri için hayata küstüklerini görüyorum. Yusuf satrançta başarılı olunca ona daha da sarıldı ve ‘Benim de başarılı olduğum şeyler var’ diyerek hayata daha sıkı tutundu. Şu anda gerek biz ailesinin gerekse çevrenin gurur kaynağı.”

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle