GeriEğitim Bilgisayar oyunlarıyla İngilizce öğrenin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bilgisayar oyunlarıyla İngilizce öğrenin

Bilgisayar başında oyun oynarken çocuğunuzu hiç izlediniz mi? Önyargılarınızı bir dakikalığına kenarda bırakarak, ama dikkatle ve özenle? Gerçekten tam olarak ne hissettiğine, nasıl bir süreçten geçtiğine, kendisini tam anlamıyla nasıl ifade etmeye çalıştığına tanık oldunuz mu? Bunların hiçbirini yapmaya gücünüz ve sabrınız yok mu? O halde bu yazıdaki önerileri anlamlı bulmama ihtimaliniz son derece yüksek.

Bilgisayar oyunlarıyla İngilizce öğrenin

Bilimsel verilerle damıtılmış ancak pratik önerileri de bünyesinde barındıran bu yazıda, temel olarak bilgisayar oyunlarından aslında korkmamamız gerektiğini, aksine yabancı dil öğrenimi söz konusu olduğunda bu oyunların çocuklarımızın yabancı dil gelişimine son derece olumlu katkılar sunduğunu ele alacağız.

Buyurun başlayalım.

BİLGİSAYAR OYUNLARI ÇOCUKLARA NE SAĞLAR?
Bilgisayar oyunları, çocuklarının sosyalleşmelerini olumsuz yönde etkileyebileceğinden endişe duyan ebeveynlerin son yıllarda sıklıkla şikâyet ettiği konulardan biri. Bazı aileler, çocuklarının çevrimiçi ortamda geçirdikleri zamanı azaltmanın yollarını arıyor. Ancak bilgisayar oyunları oynayan çocuklar hakkındaki tüm araştırmaların kasvetli bir tablo çizmediği de unutulmamalı. Aksine oyun oynamanın inanılmaz derecede faydalı bir eğitim aracı olabileceğini de düşündüren çok sayıda araştırma bulunuyor.

Birçok okul, öğrencilerin kendi öğrenim süreçlerine yönelik heyecan ve ilgilerini arttırmak için akıllı tahtalar, tabletler ve mobil uygulamalar gibi teknolojilerden yararlanıyor. Bunlara ek olarak öğrenciler arasında popüler olan bilgisayar oyunları; detayları görme, ekip çalışması, problem çözme, karar verebilme, perspektif alma, olaylara farklı açılardan da bakma gibi çeşitli becerilerin yanı sıra eğitsel anlamda da sayısız fırsat sunuyor.

EBEVEYNLERİN RAHATSIZ OLDUĞUNU BİLİYORUZ
Eğitim bilimleri dünyasında günümüzün öğrencilerini betimlemek için sıklıkla kullanılan 'dijital yerliler' kavramını ortaya atan Marc Prensky, 21 yaşına kadar çocukların yaklaşık olarak 10 bin saatini bilgisayar oyunu oynayarak geçirdiğini söylüyor. Öte yandan, ailelerin çocuklarının bilgisayar oyunlarıyla bu kadar çok zaman geçirmesinden rahatsız olduğunu da biliyoruz. Bu durumda ebeveynlerin bir tehdit olarak gördüğü bilgisayar oyunlarını istesek de istemesek de hayatımızın önemli unsurlarından biri olarak kabul etmek ve bu gerçeklikle nasıl yaşayabiliriz aşamasına geçmek durumundayız.

ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Türkiye’de yapılan araştırmalar, ailelerin çocuklarının bilgisayar oyunlarından uzak durması için çeşitli önlemler aldığını gösteriyor. Dahası, ailelerin bilgisayar oyunlarıyla ilgili eğitsel ortamlar söz konusu olduğunda bile olumsuz kanılara sahip olduğu, ancak bu olumsuz kanıların değişmesi için çeşitli yönlendirilmelere ihtiyaç duydukları ve bunlar sayesinde olumsuz kanılardan uzaklaşmalarının mümkün olduğu biliniyor.

BİLGİSAYAR OYUNLARI VE YABANCI DİL ÖĞRETİMİ
Önceleri sınıflardaki teknolojinin yararlı olduğu ve bunu kullanmak için hiçbir stratejinin bulunmadığı ileri sürülürken, bazı öğrencilerin sınıfta olmayı neden bir bilgisayar oyunu oynamaya tercih edebileceğini ve bir öğretmenin bu teknolojiyle hangi dil öğrenim alanlarını iyileştirebileceği üzerine çarpıcı bulgular bulunuyor. Dil öğrenme ortamının oyunlaştırma (gamification) ve buna benzer uygulamaları kullanmak için çok uygun olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda, oyun oynamanın öğrenciler için motive edici olduğu, işbirliği gibi sosyal becerilerin, planlama ve organizasyon gibi üst becerilerin geliştirilmesinde fayda sağladığını biliyoruz.

Düzenli olarak bilgisayar oyunu oynayan öğrencilerin dile maruz kalma oranının yüksek olmasından dolayı bilgisayar oyunu oynamayanlardan dinleme ve konuşma becerileri daha gelişmiştir. Burada kastedilen her ne kadar sanal bir ortam olsa da öğrencilerin bu ortamdan geçiş yaparak doğal ortamlarda kendilerini daha rahat ifade etmelerine olanak tanınıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yürütülen uzun soluklu projelerde de ortaya konulduğu üzere, bilgisayar oyunlarının öğrencilerde iletişim kurma isteği noktasında bir bilinç uyandırdığı, daha fazla etkileşim imkânı sunduğu ve yabancı dilde üretimi her boyutta desteklediği görülüyor.

Özellikle çocukların bilgisayar oyunlarındaki sürecini yakından takip eden araştırmacıların uzun yıllar süren çalışmaları da, bize benzer şeyleri söylüyor. Bilgisayar oyunlarını eğitsel olarak kullanan gruplardaki öğrencilerin telaffuzlarında gözle görülür bir iyileşme gözlendi. Danimarka’da yedi yaşında bir çocuğun sadece bilgisayar oyunları oynayarak ve Youtube videoları izleyerek akıcı bir şekilde İngilizce konuştuğu haberi de son derece ilginç bir olay olarak karşımızda duruyor. 

Bilgisayar oyunları hem hedef dilin etkin bir şekilde kullanılmasına olanak tanıyacak bağlamları yaratıyor hem de iletişim kurma isteği ve motivasyon gibi kavramları da destekliyor. Bunun uygulamadaki en çarpıcı örneklerinden biri şu: Bilgisayar oyunlarının dil öğrenimi sürecindeki yeri üzerine bir yazı hazırladığımı söylediğim bir akademisyen arkadaşım da kendi çocuğunun bilgisayar oyunu oynama serüvenini anlattı bana. Bu sene ülkenin en saygın üniversitelerinden birinden mezun olan çocuğunun bilgisayar oyunu oynaması, özellikle annesi tarafından (pek çoğumuz gibi) her zaman büyük bir tepkiyle karşılanmış. Ancak çoğunlukla bu oyunların etkisine bağlanabilecek şekilde çocuğunun İngilizcesi hep çok iyi olmuş. Bugünlerde Amerika’daki hangi üniversitede yüksek lisans yapacağını araştırıyor.

ÇOĞU ZARAR AZI KARAR
Bilgisayarların dil eğitiminde ilk kez kullanılmaya başlandığı dönemden beri bilgisayar oyunlarının pedagojik yönlerinin üzerinde ısrarla duruldu. Popüler kültür tarafından sadece bir eğlence aracı olarak değerlendirilmesine rağmen, eğitim (education) ve eğlence (entertainment) kelimelerinden türetilen ve son yıllarda çok yaygın bir şekilde kullanılan ‘educatainment’ kavramında da önerildiği üzere eğitsel faydalarını göz ardı etmek pek mümkün değil. Bunun doğal bir sonucu olarak da bilgisayar oyunlarının her eğitim seviyesindeki dil sınıflarında kullanılması daha yaygın bir uygulamaya dönüşüyor. Yabancı dil öğrenim kuramlarıyla uyumlu bir hale dönüşen bilgisayar oyunları dil öğrenim sürecinde faydalı olabilir.

PEKİ VELİLER NE YAPMALI?
- Çocuğunuzla birlikte bilgisayar oyunu oynamayı deneyebilirsiniz.
- Oyun oynamanın çocuğunuz için çok eğlenceli bir uğraş olduğunu kabul etmelisiniz.
- Tutarlı olmak zorundasınız. Bilgisayar oyunlarına çocuğunuz diğer sorumluluklarını yerine getirdikten sonra izin verilmeli.
- Dopamin salgısının en yüksek olduğu zaman diliminde (yani çocuğunuz bilgisayar oyununun başındayken) oyunu bırakmasını söylememelisiniz. Yanına gidip onunla oyun oynayarak, onu oynarken izleyerek bu süreci onunla birlikte sonlandırabilirsiniz.
- Bilgisayar oyunlarına erişimin otomatik bir hak değil, kazanılmış bir ayrıcalık olduğunu çocuğunuza hissettirmelisiniz.
- Çocuğunuzun kaç saat bilgisayar oyunu oynadığının hesabını tutabilirsiniz.
- Oynadığı oyunun özelliklerini internetten bulup okuyabilirsiniz ve çocuğunuzla bunun üzerine sohbet edebilirsiniz.

Elbette bu yazının başında da belirttiğim üzere bilgisayar oyunlarının hem olumlu hem olumsuz boyutlarına dikkat etmekte fayda var. Eminim ki bu zamana kadar ‘bilgisayarın modemini kapatmaktan’ tutun da ‘oyun oynadığı kişilerin gerçek kişiler olmadığını söylemeye’ kadar pek çok yöntem denediniz. Ancak çocukların özellikle dil öğrenimi bağlamında sayısız fırsatı da ellerinin tersiyle itmelerini istemediklerine inandığım veliler için bu küçük adımlar belki de bu konuda bir kanı değişikliğine yardımcı olabilir.

PROF. DR. CEM BALÇIKANLI KİMDİR?
1980'de İstanbul’da doğan Prof. Dr. Cem Balçıkanlı, 2003'te Gazi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. Sonrasında aynı üniversitede yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamladı. Doktora eğitimi sırasında 2008-2009 yılları arasında Fulbright bursuyla Florida Üniversitesi, Avrupa Araştırmaları Merkezi’nde Türkçe okutmanı olarak görev yapan Balçıkanlı, 2013'te doçent, 2019'da da profesör unvanını aldı. Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülen ‘öğretim programı yazımı’, ‘hizmet içi eğitim’, ‘içerik oluşturma’ çalışmalarında bulundu. Uluslararası yayınevleri tarafından yayımlanmış kitaplarda bölümleri, uluslararası endekslerde taranan dergilerde makaleleri, uluslararası konferanslarda sunulan bildirileri ve çeşitli dergilerde eğitim içerikli yazıları bulunan Prof. Dr. Balçıkanlı, 2011'den beri ESCI endeksinde taranan The Journal of Language Learning and Teaching (jltl.com.tr) isimli derginin editörlüğünü yürütüyor. Halen Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle