GeriEğitim Bekir Okan: Sınavlar çağın şartlarına uymalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bekir Okan: Sınavlar çağın şartlarına uymalı

Bekir Okan: Sınavlar çağın şartlarına uymalı

Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Yükseköğretim Meclis Başkanlığı yapan Bekir Okan, turizm, inşaat, enerji dışında son yıllarda eğitim yatırımlarına ağırlık verdi. Okan, sanayici olmasına rağmen en büyük keyfi eğitim ile ilgili yatırımlardan aldığını belirterek, “Eğitimi seviyorum” diyor. Okan, “Üniversite yerleşmesi de dahil, sınav sistemini çağın şartlarına uygun hale getirmemiz gerekiyor. Eğitimde köklü bir değişim gerekiyor. Öğrenciler yöneleceği alanları puanlarına göre değil yetenek ve isteklerine göre belirlemeli” diyor. Bekir Okan ile eğitim dünyasını konuştuk:

Bekir Okan: Sınavlar çağın şartlarına uymalı

Sanayicisiniz, ama son yıllarda eğitim yatırımlarınız arttı.
Neredeyse 50 yıldır iş dünyasının içindeyim. Aslen sanayici iş adamıyım ama kökenim eğitimci. Çünkü, Ankara Gazi Üniversitesi Matematik Bölümü mezunuyum. 6 ay kadar öğretmenlik yaptım, daha sonra kendi işimi yapmam gerektiğine karar verdim. O dönemlerde diğer şehirlerde özel dershaneler açılıyordu ama Gaziantep’te dershane yoktu. 1971’de eğitime ilk yatırımımı yaparak Gaziantep’in ilk özel dershanesini açtım. Gıdadan inşaata, tekstilden turizme Türkiye ve Kazakistan’da milyar dolar değerinde yatırımlarda bulundum. Türk turizmine ilk “her şey dahil” sistemini kazandırdım. Son yıllarda ağırlık verdiğim eğitim sektörü, zor ama keyif aldığım bir sektör. Her yerde öğrencilerimle karşılaşmak mutlu ediyor. Eğitimi de seviyorum.

İş dünyasının bir parçası olarak, istediğimiz düzeyde yenilikçi, girişimci, entelektüel, analitik düşünen üniversite mezununa ulaşamadığımızı; bir yandan da işsizlik probleminin ülkenin en büyük sıkıntılarından biri olmaya devam ettiğini gördük. İş dünyasının içinden bir bakışla bu özelliklere sahip gençler yetiştirmek için Okan Üniversitesi’ni kurduk. Sonra gördük ki bu işe üniversiteden çok daha önce başlamak gerekiyor, bu nedenle Okan Koleji’ni hayata geçirdik. İkinci okulumuz Ataşehir’de eğitime başlıyor. 14 bin metrekarelik kapalı alanda kurulan okulumuzun fiziki imkanları çok iyi. Üniversitemiz de Türkiye’nin en büyük, en donanımlı kampüslerinden biri. Diğer üniversitelerin de kampüslerini geliştirmeleri ve bir vizyonla hareket etmeleri gerekiyor.

Üniversitenin üniversite olması için iyi bir kampüsü olmalı. İçinde öğrenci yurdu, laboratuvar, spor tesisleri barındırması öğrencilerin rahatı için gerekli. Tuzla Kampüsümüz böyle. Ayrıca Kadıköy, Bahçelievler ve Mecidiyeköy’de de kampüslerimiz var. Üniversite sanayi işbirliğine çok önem veriyoruz. TÜBİTAK ve Avrupa Kalkınma Ajansı ile çalışıyoruz. Ciddi projeler yapıyoruz. Amerika’daki üniversitelerin gelirlerin yüzde 60’ı yapılan projelerden geliyor. Bizde de Ar-Ge bölümü çok ciddi çalışır, bunu çok önemsiyoruz. Hem hocalarımız, hem de öğrencilerimiz proje üzerine çalışıyor, sanayiye de katkı sağlıyorlar. Güçlü kadro ve üniversitede başarıya endeksli bir takım olmak, farklılık yaratmak gerekiyor. İngilizcenin yanında Rusça, Çince veya Arapça dillerinden birini ikinci dil olarak öğretiyoruz. Türkiye’de girişimcilik dersini ilk biz başlattık. Bütün öğrencilerimiz bu girişimcilik dersini teorik ve pratik olarak almak zorunda. Türkiye’nin en önemli başarılı iş adamlarını davet ediyoruz. Ben de iş dünyasından geldiğim için kırmıyorlar beni ve üniversitemize geliyorlar. Nasıl başardıklarını anlatıyorlar. Biz, bütün öğrencilerimizin girişimci olmasını istiyoruz.

TOBB Türkiye Yükseköğretim Meclis Başkanlığı yaptınız 12 yıl boyunca, sizce yükseköğretimin en önemli sorunu nedir?
Öğrenciler istediği üniversitede istediği bölüme giremiyor, bu sınav sistemini düzeltmek ya da kaldırmak gerekiyor. Vakıf üniversitelerinin çoğunun kaynağı devletten sağlanıyor. İyi hocaların birçoğu alınıyor. Eğitimde en önemli sorunların başında İngilizce geliyor. Öğrenciler mezun olduğunda donanımlı yetişmediği için işsiz kalabiliyor. Üniversiteler bunun için de kariyer merkezi açmalı. Nitelikli elemana her zaman ihtiyaç var.

Çok sayıda üniversite açıldı, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Biraz hormonlu büyüme var. Herkesin kampüs, yurt, laboratuvarı ve güçlü kadrosu olması lazım. Örneğin biz tıp fakültesi açtık ama simülasyon merkezinden laboratuvarlarına içine 5 milyon dolar yatırım yaptık. İyi bir şey yapmak isteseniz pahalı oluyor. Her ilde üniversite açarken hocanın olup olmadığına, laboratuvar kurulup kurulmadığına da bakmak gerekiyor. Tıp fakültesi olan bir üniversitenin mutlaka bir hastanesi olması gerektiğini düşündük. 2016 yılında Okan Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesini açtık. 50 bin metrekare kapalı alana sahip bir hastane. Öğrencilerimiz burada pratik eğitim alıyor, mezunlarımızı öncelikli tercih ediyoruz iş alımlarında. Öte yandan Mecidiyeköy ve Tuzla’da diş hastanelerimiz var.

GENÇLER GİRİŞİMCİ OLMALI
Gençler, toplumla fazla ilgilenmiyorlar. Teknoloji ile haşır neşirler. Ancak, bunların iyi yönlendirilmesi lazım. İngilizceyi çok iyi öğrenmeliler. Girişimci olmalılar. En önemlisi de önce kendilerini, sonra aile ve ülkelerini iyi düşünmeli ve bunun için çok çalışmalılar. Girişimciliğe çok önem verdiğim için Türkiye’nin ilk girişimcilik dersini İstanbul Okan Üniversitesi’nde başlattık. Birbirinden değerli isimler kampüsümüze gelip öğrencilerimize girişimciliğin, başarının sırlarını anlatıyor. Piyasada en çok ihtiyaç duyulan meslek mühendislik, işletme, psikoloji, sağlık ve pilotaj bana göre. Gastronomi mezunları da çok iyi iş bulabiliyor. Üniversiteler, öğrencileri yaşama hazırlamak gerekiyor. Çocuklar, üniversiteyi bitiriyor ama dilekçe dahi yazamıyor. Hazırlık sınıfından itibaren kariyer yaşam dersleri verilmeli. Bizde bu dersler var. Hatta yüzme, tenis, dans gibi geniş yelpazede hobilerini geliştirmelerini istiyoruz. Bu dersleri almayanları mezun etmiyoruz. Çocukların kendine özgüvenlerinin, sosyal yaşamlarının iyi olması için bu dersler şart.

AKADEMİSYENLER TEKNOLOJİYİ VE İNGİLİZCEYİ ÇOK İYİ BİLMELİ
Öğrencilerin çağdaş ve uluslararası birey olarak yetişebilmesi için akademisyen ve eğitim sektöründeki yöneticiler de öncelikle bu seviyede olmalı. Akademisyenler teknolojiyle iç içe, İngilizce uluslarararası araştırmaları okuyabilmeli, kendisi de İngilizce yazabilmeli. Bunlar eğitim alanında çalışan yöneticiler için de geçerli. Okullarımızda anasınıfında İngilizcenin yanında Çince de öğretiyoruz. Kendine güvenen, girişimci ruhlu, çağdaş, uluslararası bireyler yetiştiriyoruz. Akademisyen ve yöneticilerimizin de bu seviyede olması şart.

Kimdir?
Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı ve Okan Üniversitesi kurucusu Bekir Okan, 1950 yılında dünyaya geldi. 3 yaşındayken babasını kaybedince 11 yaşındayken buz satarak başladığı ticaret hayatından büyük başarılara imza attı. 21 yaşındayken 1971 yılında Gaziantep’in ilk dershanesini kurdu. Sanayiciliğe ise Beslen marka fabrikası ile adım attı. 1980’de şirket merkezini İstanbul’a taşıdı. 1983’te Okan Dış Ticaret Şirketi’ni kurdu ve bu şirket ile Cezayir, İran, Irak, Azerbeycan, Suudi Arabistan, Türkmenistan, İsviçre, Amerika, SSCB gibi birçok ülkeye ihracat yaptı. 1986 yılında Marko Polo Tatil Köyü’nü açtıktan sonra aynı yıl tekstil sektörüne de girdi. SSCB’nin dağılmasının ardından Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinde yatırım yaptı. Okan, önce Türkmenistan’daki anahtar teslimi makarna fabrikası, ardından Kazakistan’daki Sultan Makarna fabrikasını inşa etti. Daha sonra çok sıkı dostu olacak olan Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in teklifiyle Sultan Makarna fabrikasını satın aldı. Nazarbayev’in Astana’da yeni bir başkent kurma kararı, Bekir Okan’ın bugün büyüklüğü 1 milyar doları aşan Kazakistan yatırımları için bir dönüm noktası oldu. İş hayatı boyunca okullar, yurtlar yaptıran, başarılı öğrencilere burslar veren Bekir Okan, 1982’de Okan Kültür Eğitim ve Spor Vakfı’nı, 1999’da Okan Üniversitesi’ni kurdu.

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle