GeriEğitim Bakan Yardımcısı Denemeç: Eğitimde dönüşümü yavaş yavaş gerçekleştireceğiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bakan Yardımcısı Denemeç: Eğitimde dönüşümü yavaş yavaş gerçekleştireceğiz

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç, Türkiye’deki eğitim sisteminin son derece büyük bir sistem olduğunu ve Avrupa’daki küçük ölçekli eğitim sistemine sahip ülkelerle kıyaslanmaması gerektiğini söyledi. Denemeç, "Eğitimde dönüşümü yavaş yavaş gerçekleştireceğiz" dedi.

Bakan Yardımcısı Denemeç: Eğitimde dönüşümü yavaş yavaş gerçekleştireceğiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde okulların fiziki donanımlarını yerinde inceleyen Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç, Cunda Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Eski Kız Meslek Lisesi'nde açılan doğa sergisi, tarihi Gazi İlkokulu binası ile Küçükköy’deki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı teknoloji atölyesini gezdi. Türkiye'nin eğitim ölçeği çok büyük olan bir ülke olduğunu belirten Denemeç, "18 milyon öğrencisi; 1 milyon öğretmeni; 130 bine yakın okul binası var. Bu kadar büyük bir ölçekte eğitim veren bir ülkeyi, bazen bu alanda çok küçük ölçekte olan Finlandiya, Singapur gibi ülkelerle kıyaslıyorlar. Ondan sonra da bir sürü eleştirel yorumlarda bulunuyorlar. Bizim eğitim sistemimiz içerisindeki sadece Suriyeli ve diğer yabancı çocukların toplamı 680 bin. Bu rakam Finlandiya’daki tüm eğitim sistemindeki öğrenci sayısıyla eşit” dedi.

Türkiye’de bu kadar geniş ve büyük kitleye belirli bir standartta eğitim verebilme kapasitesiyle bu kabiliyete sahip olabilmenin çok önemli olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı Reha Denemeç, konuşmasına şöyle devam etti:
“Kıyasladığınızda Türkiye’nin bugün tabii ki sorunları var. Fiziki imkânlar anlamında, okul imkânları anlamında tabii ki eksiklikleri olmakla birlikte hiçbir çocuğumuz açıkta değil. Güvenli bir ortamda, yetişmiş, eğitim almış öğretmenlerin nezaretinde eğitimlerini görebiliyorlar. Milli eğitimde yöntemleri yavaş yavaş güncellemeye ve değiştirmeye çalışıyoruz. Burada iki sıkıntı var. Bir tanesi, maddi olarak sistemin çok büyük olmasının beraberinde getirdiği mali bir külfet var. Bunu bir anda yapabilmek mümkün değil. Bu kadar büyük bir sistemi bir anda değiştirmekte doğru değil. Dönüşümü yavaş yavaş yaşatmak lazım. Onu da yaşıyor zaten Türkiye. Şimdi bunu yaparken, dediğim gibi maddi imkân ve kitlenin büyük olmasından dolayı hızlı yapmamız mümkün değil. Ama şunu gözlemliyoruz. Tabii bu bizim kendi gözlemimiz de değil, dışarıdan yapılan gözlemler. Mesela Ayvalık, Türkiye’nin gelişmiş bölgelerinden biri. Yani buradaki imkânları ülkemizin bazı yörelerinde yakalayabilmemiz pek mümkün olmuyor. Ama buna rağmen bir örnek olarak birçok yerde söylüyorum. Bu bizim gözlemimiz değil. Bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında Ağrı’nın küçük bir ilçesine giden bir bankanın yöneticileri söylüyor. Orada çocuklarımız taşımalı sistemle eğitim görüyorlar. ‘Bir baktık ki’ diyorlar, ‘Çocukları arabalar getirdi. Ondan sonra pat pat öğlen yemekleri geldi. Ondan sonra servis araçları geldi çocukları götürdü.’ Böyle bir organizasyonu sağlayabilmek bile büyük bir beceri gerektiriyor”

TAŞIMALI SİSTEME 3.6 MİLYAR HARCIYORUZ
Türkiye’de taşımalı olarak eğitim verilen çocuklara senede 3.6 milyar liralık harcama yaptık. Yani taşıt masrafıyla onların yemeklerini vermekle bizim bütçemiz 120 milyar liraya yakın ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 900 bin öğretmenimiz var. Özel okullarımızdaki öğretmenlerle bu sayı 1 milyonu buluyor. O yüzden de kendimizi kritik ederken, bu konularda biraz daha toleranslı olmakta fayda var. Mutlaka eksikliklerimiz var ama eldeki imkânlarla yapılacakların en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Daha ileriye götürmek mümkün değil mi? Tabii ki de mümkün.”

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle