GeriEğitim Bakan Selçuk: Hedefimiz teori ve pratiği bir araya getirmek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bakan Selçuk: Hedefimiz teori ve pratiği bir araya getirmek

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Tasarım-Beceri Atölyeleri'yle temel hedeflerinin teori ve pratiği bir araya getirmek, çocukların duygu, düşünce ve eylem olarak bütünsel gelişmesine hizmet etmek olduğunu belirtti. Selçuk, "Tasarım-Beceri Atölyeleri'nin okullarımızda yaygınlaştırılmasında mesele sadece malzeme ve inşaat meselesi değil. Bizim bir mantalite değişikliği iddiamız var, bunun için de eğitim ve toplumun bütün paydaşları bu çalışmayı sahiplenmeli" dedi.

Bakan Selçuk: Hedefimiz teori ve pratiği bir araya getirmek

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla Yapracık Bilge Kağan İlkokulu’nda düzenlenen Tasarım Beceri Atölyeleri (TBA) Tanıtım Programı'na katıldı. Güzel bir başlangıca şahitlik ettiklerini belirten Selçuk, büyük bir heyecanı birlikte paylaştıklarını söyledi.

Selçuk, "Uzun yıllardır hayal ettiğim, eğitim sistemimizin paradigmal olarak dönüşümüne katkı sağlayacak. Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için tüm okullarımızın bu tür atölyelerle donatılması ve çocuklarımızın eğitimi bütünsel olarak alabilmesi fırsatını sağlayacak. Bunu Türkiye’nin her yerinde yapabileceğimizi göstermek için de bu güzel güzide okulumuzu seçtik. Bütün çabamız kültür, sanat, spor, bilim ve hayat becerilerinde çocuklarımıza derinlikli bir bakış açısı sunmak ve onların ellerini kullanmalarına fırsat vererek teori ve pratiği birleştirmek. Esas hedefimiz çocuğun tabiatına hürmet etmek ve onu bir hiza taşı olarak alıp takip etmek. Uzun yıllar boyunca bu atölyelerle yapılan çalışmalar, bu kurgunun oluşmasını sağladı" diye konuştu.

'TEMEL HEDEFİMİZ TEORİ VE PRATİĞİ BİR ARAYA GETİRMEK'
Bakan Selçuk, aylardır hem bakanlık hem de sivil toplum kuruluşları, özel kuruluşlarla çok yoğun bir çalışma yürüttüklerini, çok ciddi bir Ar-Ge sürecinin gündeme geldiğini anlatarak, Bilge Kağan İlkokulu'nun da bu çalışmalarından ilk meyvelerinden biri olduğunu söyledi. Başka okullarda da bu çalışmaların başladığını belirten Selçuk, şöyle devam etti:
"Tasarım-Beceri Atölyeleri'yle temel hedefimiz teori ve pratiği bir araya getirmek, çocuğun duygu, düşünce ve eylem olarak bütünsel gelişmesine hizmet etmek. Çocukların sadece bilgi yüklenicisi olarak eğitimle karşılaşması onların tek yönlü gelişmesine ve hayatı bütünsel olarak kucaklamasına dair bazı sorunları ortaya çıkartabiliyor. Burada çocukların eylül ayında okula geldiklerinde eğitime yeniden ısındırmanın uzun süre aldığını biliyoruz ama bu faaliyetler, Tasarım-Beceri Atölyeleri çocuklarımız için bu işleri çok kolaylaştıracak diye düşünüyoruz.

Bu, öğretmenlerin değerli katkılarıyla gerçekleşecek. Atölyeler aslında çok uzun vadeli bir gelecek yatırımı. Çünkü bununla aslında mesleki eğitimi de önemsiyoruz. Çocukların meslek seçimine katkıda bulunuyoruz. Çocukların kendilerini keşfetmesini, yeteneklerini fark etmesini de sağlamış oluyoruz. İlgi ve yeteneklerine saygı göstererek onlara sınıf içi uygulamalarda zengin ortamlar sağlıyoruz."

'ATÖLYE FİKRİNİN ÖZÜNDE ÜRETİM KADAR GÜÇLÜ İLETİŞİM BECERİLERİ KAZANDIRMAK DA VAR'
Bu çalışmanın  "e-Portfolyo", 'okul profili değerlendirmesi' gibi başka projelerle de etkileşim halinde olmasının daha nitelikli bir şekilde süreceğini gösterdiğini belirten Selçuk, uygulamanın pilotlama dönemini çok önemsediklerini söyledi. Selçuk, herhangi bir iş ve işlemi bütün Türkiye'ye aynı anda yapmayı hiçbir zaman tercih etmediklerini vurgulayarak, "Öncelikle imkanlarımızı görelim, neler yapabiliyoruz, neleri başarabiliyoruz, nerede eksikliklerimiz var, bunları görelim ve daha sonra Türkiye’ye yavaş yavaş yaygınlaştıralım düşüncesindeyiz. Bu nedenle pilot ve ulusal ölçekli uygulama basamaklarını izliyoruz.. Amacımız uygulama boyunca okulları desteksiz bırakmamak, sürekli olarak gelişimlerine katkı sağlamak, uzaktan eğitim materyalleriyle de bazı destekleri devam ettirmek. Atölye fikrinin özünde üretim kadar iş birliği, sebat, güçlü iletişim becerileri kazandırmak da var. Çünkü biz çocukların bilgi olarak gelişiminin önemli olduğunu düşünüyoruz ama şahsiyet olarak gelişiminin daha değerli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

'ÜRETİM TEMELLİ BİR BAKIŞ AÇISI SÖZ KONUSU'
Bir çocuğa hayatta duruş, enerji sağlayan en önemli şeylerden birinin şahsiyet duruşu olduğunu belirten Bakan Selçuk, şöyle devam etti:
"Bu anlamda da inşa faaliyetini yapıyoruz diyebiliriz. Sebat sahibi, dirayetli, dayanaklı, güçlü çocuklar için bu tür faaliyetler hayat becerileri anlamında çok değerli. Atölyelere girdiğinizde örneğin ahşap atölyesinde her çocuk için ayrı bir tornavida, zımpara vesaire koymuyoruz. İş birliği ve ekip halinde çalışmaları için bunları paylaşmalarını çok önemsiyoruz. Bu anlamda da bir aidiyet ortamının gelişmesine doğrudan ve dolaylı olarak katkıda bulunuyoruz. Temelde getirdiğimiz en önemli farklılıklardan birisi de disiplinler üstü bir bakış açısı.

Bu şu açıdan önemli; biz bütün dersleri çok ayrı ayrı olarak ele alıyoruz. Aslında bilimin, sanatın, kültürün hiçbir sınırı yok ama biz matematikte sadece sayı ve formül işi olduğunu düşünemeyiz. Dilin matematiği veya matematiğin dili yok mudur? Şunu biliyoruz; birçok öğrencimiz sayıda geçen kelimeleri ve bağlamı anlamadığı için matematikte çaresiz kalıyor, hayatla ilişkilendiremediği için bazı sorunlar yaşıyor. Atölyelerde yapacağımız çalışmalarda aslında bu ilişkiyi bütünleşik olarak göreceğiz. Bütün atölye çalışmaları bütün derslerle doğrudan doğruya ilgili ve bağlantılı. Bununla beraber üretim temelli bir bakış açısı söz konusu."

Selçuk, bütünlüğü sağlamak için bütün derslerin birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu ifade etmeye çalıştıklarını anlatarak, Raffaello'nun eserlerinde sadece resim yapmadığına, Mimar Sinan'ın eserlerinin sadece mimari bir eser olarak okunamayacağına, Piri Reis'in sadece bir haritacı değil mühendis olduğuna, Oğuz Atay'ın aslında bir mühendisken mükemmel bir romancı olduğunu söyledi. Steve Jobs'un işinin de sadece teknoloji olmadığını belirten Selçuk, "Bütün bunlar bize şunu öğretiyor; hayat bir bütündür ve biz çocuklarımıza bu fotoğrafı bütün olarak göstermek zorundayız. Öğretmenlerimiz dünyaya, çevresine bütüncül baktığında öğrenciler de bu bütünlüğü kavrama imkanına sahip oluyor" dedi.

Bütün öğretmenlerin atölyelerde bazı eğitim faaliyetlerine katılmasını amaçladıklarını, şu an atölyelerde iş başı eğitime alınan öğretmenlerin çok mutlu olduğunu söyleyen Selçuk, şunları anlattı:
"Tasarım Beceri Atölyeleri'nin okullarımızda yaygınlaştırılmasında mesele sadece malzeme ve inşaat meselesi değil. Bizim bir mantalite değişikliği iddiamız var. Bunun için de eğitim ve toplumun bütün paydaşları bu çalışmayı sahiplenmeli. Bunun binlercesinin bütün okullarımızda çok kısa sürede yaygınlaşacağını göreceksiniz ve şu anda Türkiye’de bütün okullarımızda bu atölyelerin yaygınlaşması için o kadar büyük talep var ki? Bütün şehirler biz kendi imkânlarımızla bunu yaygınlaştıralım diyorlar ama biz bunun bir standart çerçevesinde yürümesini çok önemsiyoruz. Herkes kendi bakış açısına göre bir atölye yapmak yerine bir milli çerçevesi olsun ve onun üzerinde devam edelim istiyoruz.

Tasarım Beceri Atölyeleri'nde emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma, öğretmenlere teşekkür ediyorum. Desteği için çok değerli hanımefendiye özel teşekkür ediyorum. Çünkü varlığı bizi burada çok güçlendiriyor ve bu meselenin aslında bir çocuk meselesi olduğunu, çocukların hayatına, tabiatına saygı göstermenin nasıl insani ve ilahi bir vazife olduğunu bize gösteriyor. Önemli bir kırılmanın eşiğindeyiz. Nesiller ertelemeye gelmez. Düşünmek, tasarlamak, üretmek için buradayız."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle