GeriEğitim Ar-Ge’ye en az yüzde 1 ayırmayan vakıf üniversitelerine kontenjan artışı yok
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ar-Ge’ye en az yüzde 1 ayırmayan vakıf üniversitelerine kontenjan artışı yok

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, "Vakıf üniversitelerimizin yükseköğretim sistemine katma değeri yüksek çıktılar sunacağı bazı kararlar aldık. Bu kapsamda, toplam öğrenci gelirinin en az yüzde 1'i kadar Ar-Ge bütçesi ayırmayan vakıf üniversitelerinin kontenjan arttırma talepleri, değerlendirmeye alınmayacak" dedi.

Ar-Ge’ye en az yüzde 1 ayırmayan vakıf üniversitelerine kontenjan artışı yok

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Genel Kurulu'nda, vakıf üniversitelerinin yükseköğretim sistemine katma değeri yüksek çıktılar sunacağı bazı kararlar aldıklarını belirtti. Saraç, "Bu kapsamda, toplam öğrenci gelirinin en az yüzde 1'i kadar Ar-Ge bütçesi ayırmayan vakıf üniversitelerinin kontenjan artırma talepleri, değerlendirmeye alınmayacak" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'ndeki 'bazı vakıf üniversitelerinin kazanç odaklı çalıştıklarına' dair sözlerini hatırlatan Saraç, bunun, millet tarafından kabul edilen gerçeklerin en üst düzeyde uyarısı olduğunu söyledi. TBMM'de kabul edilen 11. Kalkınma Planı'nda da vakıf yükseköğretim kurumlarıyla ilgili Ar-Ge ve öğretim üyesi yetiştirme konularında YÖK'e düzenleme görevinin verildiğini belirten Saraç, şöyle konuştu:
"Dolayısıyla YÖK olarak, vakıf üniversiteleri hatta genelde tüm yükseköğretim sistemine yönelik 11. Kalkınma Planı'nda öngörülen kaliteyi yükseltici tedbirler alınmasında eskiden olduğu gibi süreci devam ettirirken, yenilikçi birtakım kararlar da almamız gerekti.

Bunlar arasında vakıf yükseköğretim kurumlarıyla ilgili bazı verileri kamuoyuyla  paylaştık. Sistemi en iyi değiştirecek unsur şeffaflıktır. Yeni YÖK olarak, yöntemimizin en önemli vasfı şeffaflık. Devlet ve vakıf üniversitelerinde tüm verileri kamuoyuyla paylaştığınızda sistem kendi kendini iyileştirebiliyor. İki sene önce yayımladığımız vakıf üniversiteleri raporunda kütüphanelerin durumunu ortaya koyduk. Bu raporun ardından bazı vakıf üniversitelerinin neredeyse hiç kütüphanesinin ya da kitabının olmadığı hususu kamuoyunun tepkisini çekince, vakıf üniversiteleri bu konuda girişimlerde bulundu ve kitap sayısı bir sonraki raporda da görüldüğü gibi ciddi sayılara ulaştı. Bunun yanında vakıf üniversitelerinde fiziki mekanlarına ilişkin şeffaflık sonucu yine iyileştirmeler oldu. Getirdiğimiz kriterlerle fiziki mekanların genişletilmesi süreci başladı. Dolayısıyla yeni YÖK'ün yöntemi, sonuç üretiyor.

Kamu kurumları kadar anne, baba ve gençlerin de sonraki hayatlarını üzerine inşa edecekleri kurumlarla ilgili bilgiye ulaşma hakkı bulunuyor. Birtakım olumsuz verilerin de üstünü örtme gibi bir duruma asla yönelmeyecekler.

AR-GE BÜTÇESİ AYIRMA ŞARTI GELDİ
Vakıf üniversitelerimizin yükseköğretim sistemine katma değeri yüksek çıktılar sunacağı bazı kararlar aldık. Vakıf yükseköğretim kurumlarının Ar-Ge faaliyetlerinin arttırılması, öğretim üyesi yetiştirmeleri ve eğitim öğretim kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlayacak bu kararlar, 2020-2021 öğretim yılı için vakıf üniversitelerinin kontenjan artırma taleplerinin değerlendirmesinde dikkate alınacak.

Toplam öğrenci gelirinin en az yüzde 1'i kadar Ar-Ge bütçesi ayırmayan vakıf üniversitelerinin kontenjan arttırma talepleri değerlendirmeye alınmayacak. 4'üncü sınıfı bulunan her bir lisans programı için, tıp, diş hekimliği ve eczacılık için ayrıca düzenlemeler olduğundan bunlar hariç, en az iki araştırma görevlisi istihdamını zorunlu olarak isteyeceğiz. Eğer araştırma görevlisi istihdam edilmiyorsa, genç bilim insanları adayları eğer vakıf üniversitelerinde yer bulamıyorsa bu programların kontenjan arttırma taleplerini gündeme almayacağız. Vakıf üniversitelerinin kontenjan taleplerinin değerlendirilmesi için 4'üncü sınıfı (son) bulunan programlar için dört öğretim üyesinin istihdamı zorunlu olacak. Bu şartları biz elbette ki devlet üniversiteleri için de arayacağız. Ayrıca araştırma görevlisi istihdam şartından, lisans üstü öğrencilerinin toplamının yüzde 30'unu ücretsiz olarak okutan ve yetiştiren vakıf üniversiteleri muaf olacak.

VAKIF MYO'LARA YENİ DÜZENLEME
Bunun yanında vakıf meslek yüksekokulları (MYO) ile ilgili iyileştirici, kaliteyi yükseltici bir dizi kararlar da aldık. MYO'lara son iki, üç yıldır temayül arttı. Aday öğrenciler tercihlerinde bu programlara daha fazla yer verdi. MYO'larla ilgili düzenlemelerimizin sonuç vermeye başlaması bizi mutlu ediyor. YÖK olarak bu programlardaki eğitim öğretimin niteliğini yükseltici yeni birtakım kararlar da almamız gerekiyor.

Bu kapsamda öğretim elemanlarının nitelik ve nicelik açısından kalitesinin yükseltilmesi, ikinci olarak da eğitimin bir parçasının uygulamalı hale getirilmesi teşvik edilecek. Diğer taraftan aldığımız kararlarla kontenjanı 80 ve üzerinde olan MYO'ların önlisans programlarında kadrolu öğretim elemanı sayısını üçten dörde çıkardık. Bunun yanında önlisans programlarındaki öğretim elemanlarından beceri sahibi uzmanların yanı sıra en az ikisinin tezli yüksek lisans veya birisinin doktora derecesine sahip olması şartı getirdik. Bundan sonra programların kontenjanlarının artış taleplerini bu çerçevede değerlendireceğiz.

SINIRSIZ LİSANS ÜSTÜ ÖĞRENCİSİNE SON
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'bazı vakıf üniversitelerinin ticarethaneye' dönüştüğüyle ilgili uyarısı rasyonel bir zemine dayanıyor. Bazı üniversitelerin YÖK'ten lisans üstü program izni aldıktan sonra, akademisyen sayılarına göre dünyanın hiçbir yerinde makul görülmeyecek sayıda öğrenci kabul etti. Bu durum öğretimde niteliği düşürdü. Bu durum ayrıca bazı yabancı ülke bakanları YÖK'e gelerek bana şikayette bulunduğu hususlar arasında yer alıyor. Özellikle İstanbul'daki bazı üniversitelerimizin akademisyen sayısı yetersizken bir ülkeden lisans üstü programlarına 400, 500 öğrenci kaydedilmesinden şikayet ediliyor. Bu durum üniversitelerimizin tanınırlığını da zorlaştırıyor. Bu istemeyeceğimiz durum, ayrıca işini düzgün yapan ve ülkenin kalkınmasına da katkı sağlayan vakıf üniversiteleri için haksızlık oluşturuyor. Onlar da bu durumdan şikayet ediyor ve düzeltilmesini istiyor.

Tezli yüksek lisans ve doktora programlarından her birine en çok 15, tezsiz yüksek lisans programlarına ise en fazla 30 kontenjana kadar öğrenci alım ilanının ilgili vakıf üniversitesi tarafından yapılması uygulamasına devam edilecek. Ancak bu rakamlardan fazla öğrenci alınmak istenmesi halinde bunun YÖK'ün iznine bağlanmasına karar verdik. YÖK de altyapı dışında nitelik ve nicelik yönünde akademisyen yeterliliklerini de gözeterek bu hususta karar verecek. Bu kararla lisans üstüne yönelik nitelik artırıcı tedbirlerin alınması noktasında YÖK olarak cesaretli bir adım attık.

YABANCI ÖĞRETİM ELEMANLARINDAN DAHA FAZLA YARARLANILACAK
YÖK Başkanı olduğumda üniversitelerdeki 48 bin olan yabancı uyruklu öğrenci sayısı 172 bine ulaştı. Bu büyük bir başarı. Uluslararası öğrenci sayısını arttıran pek çok unsurdan istifade ettik ve hedef odaklı uluslararasılaşma kapsamında bir planlama yaptık. Uluslararası öğrenci sayısını arttırmak, o ülkedeki yabancı uyruklu akademisyen sayısının arttmasıyla da ilişkili. Biz doktora düzeyinde aradığımız altı asgari kadrolu öğretim görevlilerinden ikisinin yabancı uyruklu olabileceği kararını da aldık. Bu kararlar yabancı uyruklu öğrenci sayısının artmasına da katkı sağlayacak."

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle