GeriEğitim 2018’de eğitimin odağı öğretmen
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

2018’de eğitimin odağı öğretmen

Geride bırakmak üzere olduğumuz 2018 yılında oldukça yoğun bir eğitim gündemi vardı. Siyasi partilerin 2018 seçim bildirgelerinde geniş bir yer bulan eğitim vaatlerinde ve seçimi takip eden süreçlerde ülkemizin geleceği için nitelik artırmaya yönelik eğitim politikalarının gerekliliğinin altı sıklıkla çizildi. Prof. Dr. Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanı olarak görevlendirilmesiyle başlayan yeni dönemde ise bu gereklilik 2023 Eğitim Vizyonu olarak karşılık buldu.

2018’de eğitimin odağı öğretmen

Eğitimde planlanan dönüşümün ilk üç yılıyla ilgili hedefleri kapsayan 2023 Eğitim Vizyonu'nun öğretmenler özelindeki vurgusu ise oldukça dikkat çekici. Öğretmenlerin 'ana aktör' olarak tanımlandığı Vizyon Belgesi'ne yönelik yapılan tüm açıklamaların ortak noktası, eğitimde hedeflenen dönüşümün ancak ve ancak öğretmenlerin işbirliği ve desteğiyle mümkün olduğudur. Bu noktada 2018 yılında 'öğretmen' odağında gerçekleşen düzenlemeleri hatırlamak, ilgili politikaların gideceği yönü öngörebilmek adına önemli ipuçları verebilir:

LİSANS PROGRAMLARI GÜNCELLENDİ
YÖK, mayıs ayında 25 öğretmen yetiştirme lisans programını güncellediğini duyurdu. Bu güncellemeyle birlikte bazı derslerin adı, tanımı, haftalık saati ve kredisi değişti. Birçok dersin içeriği güncellendi, bazı dersler programlardan çıkarılırken, yeni eklenen bazı dersler de bu programlara devam eden tüm öğrenciler için zorunlu hale getirildi. Güncellenen lisans programlarının yüzde 30-35’ini öğretmenlik meslek bilgisi, yüzde 45-50’sini alan eğitimi ve yüzde 15-20’sini genel kültür kategorisindeki dersler oluşturdu. Böylelikle öğretmen yetiştirme lisans programları arasında ortak bir çekirdek müfredat belirlendi.

Oldukça geçerli gerekçelerle güncellenen programların uygulamadaki hazırlık süreci ise pek çok eğitim fakültesi için sancılı geçti. Fakülteden fakülteye değişen mevcut altyapı, insan kaynağı ve imkân farklılıklarıyla birlikte, güncellenen programlar için ders tanımlarının temel konu alanlarını ve yapılacak uygulamaları açık olarak yansıtacak biçimde yapılmaması gibi sebepler fakülte planlamalarında çeşitli zorlukların yaşanmasına neden oldu. Yapılan düzenlemelerin öğretmen adaylarının niteliğine olumlu etki edebilmesi için süreçteki belirsizliklerin giderilmesi ve desteğe ihtiyaç duyan fakültelere çeşitli inisiyatifler sağlanması gibi seçeneklerin sunulmasına ihtiyaç var.

PERFORMANS RAFA KALKTI
2017 yılında 'Öğretmen Strateji Belgesi' ile gündeme gelen öğretmen performans değerlendirme sistemiyle ilgili 12 ilde pilot uygulama yapıldı. Performans değerlendirmede temel alınacak 'Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri' açıklandı ve şubat 2018’de 'Öğretmen Performans Değerlendirme Yönetmeliği Taslağı' paydaşların görüşlerine sunuldu. Ancak, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk göreve geldiğinde düzenlemeyi işlevsiz bulmaları sebebiyle uygulamayacaklarını söyledi. Böylece, öğretmen performans değerlendirme sistemi rafa kalktı.

TEDMEM olarak gerçekleştirdiğimiz Yönetmelik Taslağı incelemesinde öngörülen performans değerlendirme sisteminin söylemde mesleki gelişim amacını benimsediğini ancak eylemde sadece hesap verebilirlik üzerine kurgulandığını tespit etmiştik. Performans değerlendirme sisteminin yönetmelik taslağındaki haliyle uygulamaya alınmaması oldukça yerinde bir karar olmakla birlikte, sistemde öğretmenlerimizin mesleki gelişim ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik ihtiyaç bakidir. Şüphesiz ki eğitimde öğretmen performansının ve bu performansla doğrudan ilişkili olan eğitimin kalitesinin geliştirilmesi için etkili bir performans değerlendirme sisteminin tasarlanması ve uygulanması gerekiyor. Bunun için öncelikle performans değerlendirmenin anlamı ve amacı konusunda bir kavramsal uzlaşıya ve öğretmenlerin mesleki gelişimini önceleyen ortak bir anlayışa ihtiyaç duyuluyor.

ATAMALARDA UÇURUM BÜYÜYOR
Türkiye’de öğretmen olarak atanmayı bekleyenlerin sayısıyla ilgili en yakın veriyi KPSS’de Eğitim Bilimleri testine giren aday sayısı veriyor. Buna göre 2018 yılında öğretmen olarak atanmayı bekleyenlerin sayısı 416 bin 485. Ulaşılan son resmi rakamlara göre ise Türkiye’de öğretmen açığı 153 bin 640. Öte yandan, 2010 yılından beri 40-50 bin kontenjan arasında değişen öğretmen atamaları 2017 ve 2018 yıllarında 20 binli kontenjanlara düştü. Özetle 2018 yılında öğretmen olarak atanmaya dair umut besleyenlerin sadece yüzde 5’i atanabildi.

Bununla birlikte, bazı bölgelerde hem norm kadro fazlası olan öğretmen sayısı hem de öğretmen ihtiyacı yüksekliği dikkat çekiyor. Örneğin Ankara’da 5 bin 169 öğretmen ihtiyacı varken norm fazlası öğretmen sayısı 5 bin 739. Bu durum sadece büyük şehirlerle sınırlı değil. Türkiye genelinde 41 bin 654 norm fazlası öğretmen bulunuyor.

Veriler öğretmen yetiştirme ve atamada arz-talep uçurumunun her geçen gün büyüdüğünü, mevcut kadroların ise dengeli ve etkin kullanılamadığını gösteriyor. Ülkemizin öğretmen ihtiyacı projeksiyonu da dikkate alındığında öğretmen seçme ve yetiştirme yöntemlerinde bir yaklaşım değişiklik ihtiyacı söz konusu.

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU GELİYOR
2018’in son çeyreğinde eğitim gündemini en çok meşgul eden konu 'Öğretmenlik Meslek Kanunu' çalışmaları oldu. Bugün Türkiye’de sadece kamuda görevli öğretmen sayısı 1 milyona yaklaşmışken, öğretmenlerin ihtiyaçlarına cevap verecek bir meslek kanununun olmaması önemli bir eksiklik. Bununla ilgili bir hedef Vizyon Belgesi'nde yer alıyor. Bakanlık da bu konuda çalışmalar yürütüyor. TEDMEM olarak bu yöndeki çalışmalara katkı sunması amacıyla biz de bir öneri metni hazırlayıp kamuoyuyla paylaştık. Öğretmenlik mesleğinin hakları, sorumlulukları ve mesleki standartlarının tutarlı ve bütünlük içinde yer aldığı bir meslek kanunun bir an önce yürürlüğe konmasını temenni ediyoruz.

Son söz;
Vizyon Belgesi'nde de ifade edildiği gibi “Her eğitim sistemi öğretmenlerin omuzlarında yükselir ve öğretmeninin niteliğini aşamaz.” 2019’un öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin her anlamda iyi olma hallerinin dikkate alındığı bir yıl olması dileğiyle…

DR. SABİHA SUNAR KİMDİR?
TEDMEM'de Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Koordinatörü olarak görev yapan Sabiha Sunar, 2007 yılında ODTÜ Kimya Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 2013 yılında ODTÜ Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi bölümünden doktora derecesini alan Sabiha Sunar doktora araştırmaları icin 2010-2011 yılları arasında University of York'ta misafir araştırmacı olarak bulundu. 2013 yılından beri TEDMEM bünyesinde çalışan Sunar'ın fen eğitimi ve egitim politikalarına ilişkin pek çok çalışması var.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle