GeriEğitim '2 milyar dolarlık üniversitelerle rekabet ediyoruz'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'2 milyar dolarlık üniversitelerle rekabet ediyoruz'

Üniversite kayıtları sona erdi. Adaylar zor bir dönemin ardından artık üniversite kapısını aralıyor. Türkiye’nin en yüksek puanlı öğrencilerini alan Boğaziçi Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan ile üniversiteleri konuştuk.

'2 milyar dolarlık üniversitelerle rekabet ediyoruz'

Prof. Dr. Özkan, “Dünya ülkeleri lider üniversitelere yatırım yaparak, sanayide sıçrama yapıyor. Bizde ise bütçesel anlamda pasta küçülmesi ile öğrenci sayılarının belli üniversitelerde yoğunlaşması dikkat çekiyor” diyor. Rektör Prof. Dr. Özkan, üniversite harçlarının kaldırılmasının ardından ekonomik olarak zorlandıklarını söylüyor. Sosyal adalet anlamında harçların kaldırılmasının çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, olumsuz etkilenen üniversite kaynaklarını da güçlendirecek stratejiler geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor: “Harçlara bağlı yıllık kaybımız yaklaşık 20 milyon TL’nin üzerinde. Zorlukları ancak ek ödeneklerle aşabiliyoruz.” Prof. Dr. Özkan, üniversitelerle ilgili şu bilgileri veriyor:

ÜNİVERSİTE SAYISI ARTTI, BÜTÇE DÜŞTÜ

“Üniversite stratejilerine iyi bakmalıyız. Türkiye’deki üniversite sayılarını arttırdık, aslında çok da değil. Amerika’da 5 binden fazla yüksek öğretim kurumu var. Bunların en fazla 100’ünü bir çırpıda sayabiliriz. Ancak Türkiye ölçeğinde maalesef aktarılan kaynaklar henüz Amerika’daki ilk 100 üniversitenin çok gerisinde. İlk 100-200’de rekabet ettiğimiz üniversitelerin yıllık bütçeleri 1.5-2 milyar dolar ve üzerinde. Bizimki 100 milyon dolar düzeyindeyken 50 milyon dolar düzeyine düştü.

2 milyar dolarlık üniversitelerle rekabet ediyoruz

PASTA KÜÇÜLDÜ, İYİ PLAN YAPMALIYIZ

Kurdan ve enflasyondan, bütçe küçülmelerinden de etkilendik. Pasta küçüldü, ayrıca pay da azaldı. Çünkü üniversite sayısı arttı. Bu şartlarda bizlerin çok büyük sıçramalar yapması çok kolay olmasa da ek ödeneklerle üstün kalitemizi ve başarılı çıktılarımızı sürdürebiliyoruz. Zorluklara rağmen ülke olarak yine de önemli başarılara imza atıyoruz. Hem bizim hem de birçok üniversitemizin yayın sayısı, projeleri artıyor. Bunda devletimizin farklı programlar uygulayıp desteklemesi, özveriyle çalışan dünya çapında başarılı akademisyenlerimizin katkısı çok büyük.

Ülke stratejisi içinde sıralamalarda çok kolaylıkla en üst üniversitelere yaklaşmamız mümkün. Sadece Türkiye için değil, benzer açılımlar farklı ülkelerde de var. Bunun en yakın örneği Çin ve Rusya. Bu iki ülke kaynaklarını belli sayıda lider olarak belirlediği üniversitelere aktararak altyapısını inanılmaz derecede hızla güçlendirdi. Yakın zamanda bu üniversitelerin adlarını daha da çok duyacağız. Çin, seçtiği 15-20 üniversiteyi lider üniversite olarak konumlandırdı ve bahsettiğimiz milyar dolarlık bütçelerle onları destekliyor. Çin üniversiteleri şu anda Amerikan üniversitelerinin önüne geçme yolunda hızla ilerliyor. Bunun örneklerini de bu yıl gördük. Çok sayıda Çin üniversitesi ilk 50-100’e girmeye başladı. Somut hedeflerle ilk 100’e girmek için 1.5-2 milyar dolar düzeyinde yıllık bütçelerle üniversitelerini fonluyorlar. Bunun doğal bir etkisi olarak da üniversitede üretilen çıktılar sanayiye doğrudan girmeye başladı. Bu sabır isteyen bir süreç.

BİLGİYE YATIRIM SANAYİYE AKAR

Bilginin geliştiği yere yatırım yapılırsa 5-10 yıl içerisinde bu sanayiye doğru akar. Yani bugünden yarına olacak bir şey değil. O birikimin, tecrübenin etkileşimin olabilmesi gerekiyor. Zaten Çin’in sanayisi oldukça ilerlemiş durumda. Ülkemizde de bu stratejinin uygulanması için çok önemli bir adım atıldı ve araştırma üniversiteleri ilan edildi. Bu anlayış ileriye taşınırsa çok önemli hedeflere varmamız mümkün.

Belli sektörlerde, bölgesel kalkınmaya yönelik uzmanlık alanlarındaki üniversitelere kaynak aktarımında da daha erken başlayan olumlu bir sürecimiz var, bu sayede bu üniversitelerimizde çok önemli atılımlar yapıldı. Bu programlar başarılı oldu. Araştırma üniversiteleri içinse yeni destekleyici programlar çıkıyor. Araştırma üniversitesi ilan edildikten sonra henüz içeriği dolmaya başladı. Ama dolan miktar da bütçe kısıntıları, kur kaybı vesaireye baktığımız zaman onu karşılayacak düzeyde değil. İlgili bakanlarımız, Strateji ve Bütçe Başkanı ile görüşmelerimiz devam ediyor. Onlar da durumun farkındalar ve bu eksikliği giderecek politikalar geliştirme gayretindeler.

Bütçe dışında araştırmacı insan kaynağının desteklenmesi amacıyla çok önemli programlar uygulanmaya başlandı. YÖK’ün 100/2000 programı, TÜBİTAK 2232 programı bize ciddi destek sağladı. Halen 100/2000 Doktora Programı’ndan 52 öğrencimiz destek alıyor. TÜBİTAK sanayi işbirliği programı ile sadece üniversitemize 16 kişi geliyor. Bunlar eskiden olmayan destekler ve görmezden gelinmemeli. 

SEYAHAT HARCAMALARI SIFIRA DOĞRU GİDİYOR

“ÖZERKLİK yapısı gözetilmeden yapılan harcamalar, üniversite için çok elzem olan seyahat harcamaları gibi kalemler birdenbire sıfıra doğru gidiyor. Oysa öğretim üyemin uluslararası görünürlüğü önemli. Uluslararası alanda olması, yaptığını anlatması, işbirlikleri kurması gerekiyor. Bunlar tabii liyakatla yapıldığı zaman anlamlı, aksi halde turistik geziye dönme endişesini de anlamak mümkün. Kısıtlamalar bunu engellemek için yapıldı belki. Ama burada, özellikle başarılı üniversitelere inisiyatif bırakmalı. Neyse ki şu ana kadar üniversitenin ürettiği diğer kaynaklardan, hocalarımızı mağdur etmeden konferans katılımlarını son iki yıldır sağlayabiliyoruz. Hatta arttırdık biraz. Bunu yaparken vakfımızın, araştırma ve TÜBİTAK projelerimizin çok önemli desteği oldu. Onların birim ve kurum paylarını araştırma amaçlı kullanabildik. TÜBİTAK kurum payları olmasaydı çok zorlanabilirdik. Her şeye rağmen ümitliyiz ve gayretle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. TÜBİTAK 2232 lider araştırmacıların Türkiye’de çalışmasını destekleyen program kapsamında en çok dönüş yapılan kurum olduk. Yurtdışından Türkiye’ye ve üniversitemize gelen çok değerli isimler var. Bunlar ümit verici gelişmeler.”

EĞİTİMİN DE MALİYETİ VAR

“ANAYASA’DA kamu üniversitelerinin özerk bir yapısı var. Bu özerkliği destekleyici daha fazla uygulamaya ihtiyaç var. Üniversitenin bütçesi merkezi kaynaktan geliyor. Kendi gelirini üretmek için eskiden harç sistemi vardı. O kaldırılınca çok önemli bir öz kaynağını kaybetti kamu üniversiteleri. Doğrudan merkezi bütçeden planlanır hale geldi. Bu bir şekilde telafi edilmeye çalışıldı, yine de gelir kaybı oldu. Tabii ki ücretsiz eğitim sosyal adalet ve sosyal devlet adına önemli. Ancak bu eğitimlerin de bir maliyeti var. O maliyeti ödeyebileceklerden almak için strateji geliştirmeliyiz. Belki harç sistemini getirip bunu katkı payıyla beraber destekleyip bir şekilde ödeyebilecek öğrencilerden de makul oranda ücret alınmalı. Ödeyemeyecekler için karşılıksız burs ya da sıfır faizli kredi sistemi oluşturarak, onların da haklarını koruyarak bir politika geliştirmeliyiz. Bunun sonucunda öğrencilerimize daha kaliteli, uluslararası rekabetçi, ileri düzeyde bir akademik ortam sunarken, dünyanın her yerinden üst düzey akademisyen ve araştırmacı çekecek bir ekosisteme kavuşabileceğiz.”

BUNU DA ATLATACAĞIZ

“HARÇLARDAN olan kaybımız yıllık yaklaşık 20 milyon TL’nin üzerinde. 9-10 yıl önce 4B’den sözleşmeli memur statüsüne geçiş yapılırken söz konusu personelin maaşlarını devlet, üniversitenin özgelirinden karşılamasını uygun buldu. Bu maaşlardan olan kaybımız 10 milyon TL düzeyinde. Üniversitemizin ihtiyacı olan, atılım yapabilecek düzeyde ek ödenek ise yıllık 50-60 milyon TL civarında. Bütçemizin üzerine ek 50-60 milyon TL olduğu zaman minimum ihtiyaçları karşılayıp, yeni yatırımları yapabileceğiz. Öğrencimizin yemeği, personel servisleri gibi çok temel harcamalarımızı dahi ek ödenek olmadan yapmamız mümkün değil. Bu desteği kısmen de alabiliyor olmamız tek tesellimiz. Bunun devamı, öğrencimizin ve personelimizin başarısı için çok önemli. Maddi özerklik, hem gelir hem kullanım serbestliği anlamında önem taşıyor. Tasarrufsa biz de yapmalıyız. Bu sürece destek vermeliyiz. Zor dönemler olabilir, bundan daha zor dönemler de geçirdik. 2000’ler öncesi daha büyük kısıtlamalar da oldu, atlattık. Bunu da atlatacağız.”

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle