GeriEğitim Sınava hazırlıkta iyi-kötü stres dengesi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sınava hazırlıkta iyi-kötü stres dengesi

Sınava hazırlıkta iyi-kötü stres dengesi

Öğrenci performansı için stres olumlu veya olumsuz olabiliyor. Örneğin, optimum (ideal) seviyedeki stres öğrenciyi motive ederek performansını artırabilir, bu nedenle olumlu stres olarak tanımlanıyor. Ancak, olumsuz olarak adlandırılan aşırı stres ise öğrencinin verimli ders çalışmasını engelleyerek başarısızlığına neden olabiliyor.

Stresin zamanla ulaştığı optimum noktası performansı istenen düzeye getiriyor ve bu noktada öğrenciler en iyi performans düzeyinde ders çalışıyor ya da sınava hazırlanıyor. Kısacası, herhangi bir işte iyi bir sonuç elde etmek için belli bir heyecan düzeyine, yani olumlu strese ihtiyaç var. Bu belli düzey aşılırsa öğrenci daha az başarılı, daha çok endişeli, yorgunluk ve yanılmaya daha yatkın oluyor.

Stres az mı, çok mu diye ayırmak zor gelebilir. Bu noktada optimum düzeyde stres yaşayan öğrencilerin enerji kaybı yaşadığı ama hâlâ ders çalışmaya ve sınava motive olduğu görülüyor. Aşırı, yani olumsuz stres yaşayan öğrencilerin tükenmişlik ve motivasyon kaybı yaşadığı gözlemleniyor. Yani öğrencinin olumlu ya da  olumsuz stres yaşadığını motivasyon düzeyine bakarak anlayabiliriz. Bu noktada,  öncelikle öğrencinin yaşadığı stres olumlu mu yoksa olumsuz mu diye anlamak gerekiyor. Bunda en belirleyici nokta da, “öğrencide stres yüzünden çalışmaya yönelik motivasyon kaybı mı var, yoksa öğrenci çalışmaya ve sınava daha mı motive oluyor” diye en görünen belirtiler gözlemlenmeli. Eğer öğrenci stres yüzünden çalışmıyorsa olumsuz, yani aşrı stres durumu olduğu söylenebilir. Bu noktada ailelerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin yapması gerekenleri sıralamak lazım.

Önce ailelerin neler yapabileceğine bakalım: 

DUYGULAR BULAŞICIDIR
Sağlıklı yaşam konusunda model olun. Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi, düzenli uyuması ve egzersiz yapması (yürüyüş olabilir) konusunda örnek olmaya çalışın. Az ya da niteliksiz uyku ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarını düzenlemeden olumsuz stresle baş etmek mümkün değil. Onun kaygılarını ve endişelerini eleştirmeden, hemen çözüm bulmaya çalışmadan kalpten dinleyin. Koşulsuz sevin, kabul edin. Çocuğunuza başarı koşulu koymayın. Başarısızlığında da onu aynı derece seveceğinizin garantisini baştan verin. Çocuğunuzu kusurlarıyla sevin. Mükemmel olmasını beklemeyin, bu beklenti onun olumsuz sınav stresi yaşamasına neden olacaktır. Olumsuz duygularınızı ona bulaştırmayın. Duyguların bulaşıcı olduğunu, sizin çocuğunuzla ilgili endişe, kaygı ve streslerinizin çocuğunuzu daha da stresli hale getirdiğini unutmayın. Eğer siz sürekli çocuğunuzun performansı ve geleceği ile ilgili endişeli ve kaygılıysanız çocuğunuzun da aşırı stres yüklenmesine neden olursunuz. 

ÖĞRETMENLERE: ONLARI KIYASLAMAYIN
Bu konuda öğretmenlere düşen görevler de var. Öncelikle öğrencilere gerçekçi ve yapabilecekleri hedefler belirleyin. Her öğrenciden aynı başarıyı beklemek gerçekçi değil. Onun kişisel özelliklerini, geçmiş eğitim deneyimlerini, ilgi ve yeteneklerini gözeterek hedefler belirmesine yardımcı olun. Öğrencileri kıyaslamayın. Sınıf içinde başarılarını karşılaştırmayın. Her öğrenci biriciktir. Her öğrencinin farklı, güçlü ve zayıf yanları olabilir. Onların başlangıç noktasını dikkate alarak süreç içinde geldikleri düzeyi değerlendirin.

ÖĞRENCİLERE: ÇOK KONU+AZ ZAMAN=STRES
Sınav stresinden direkt olarak etkilenen öğrencilerin yapabileceklerini de şöyle özetleyebiliriz:

1- Stresinizi tanıyın: Öncelikle stresinizin nedenini araştırın, yani neden stresli hissettiğinizi belirleyin. Aileniz mi, öğretmenleriniz mi, yoksa yakın arkadaşınız mı? Bu tespite bağlı olarak çözüm yollarını değerlendirin.

2- Alternatifler bulun: Stres kaynaklarınızdan kurtulmak için alternatifler bulun. Örneğin, “sınava geç kalacağım” duygusu sizde stres yaratıyorsa, 30 dakika daha önce hazırlanın, sizi stres yapan arkadaşlarınız varsa onlardan uzaklaşın.

3- Erken hazırlanmaya başlayın: “Çok konu+az zaman= Stres.” Bu nedenle sınava yönelik hazırlanmaya erken başlayın, son güne kalan hazırlık stresin seviyesini arttırır.

4- Bol bol tekrar edin: Tekrar edilen bilgiler tıpkı üzerinden tekrar tekrar kalemle geçtiğiniz çizgi gibidir. Tekrar tekrar aynı çizgi üzerinden geçmek en silik yazıyı bile net görünür hale getirir. Tıpkı bunun gibi tekrar ettikçe zihninizde silik bilgilerin bile koyulaştığını, net bir şekilde aklınıza geldiğini göreceksiniz.

5- Tek konuya odaklanın: Ders çalışırken konsantre olarak bir defada bir konuyla ilgilenin. Aynı anda birkaç şeyle ilgilenmek stresinizi artırabilir.

6- Çalışmaya kendinizi güçlü hissettiğiniz konulardan başlayın: Ders çalışırken özgüveninizin düştüğü anlarda önce çalışmaya kendinizi güçlü bulduğunuz konulardan başlayın. Özgüveninizi tazeleyip, kendinizi zorluklarla baş edebilecek kadar iyi hissettiğinizde kendinize güvenmediğiniz hatta korktuğunuz konularda çalışmaya başlayın.

7- Mola verin: Stresiniz kontrol edemeyeceğiniz seviyeye geldiğiyse bir mola verin. Ama molanın süresi belli olsun ve bunu aşmamaya özen gösterin.

8- Ruminasyon yapmayı bırakın: Sürekli olumsuz yaşantılarınızı ve daha önceki başarısızlıklarınızı düşünmek, yani ruminasyon yapmak yerine, daha önce başardıklarınızı düşünüp o başarıları nasıl elde ettiğinizi hatırlayın. Bugün de başarmak için geçmiş başarılarınızdan ilham alın.

9- Başarıyı hayal edin: Başarıyı ve bunun size neler sunabileceğini hayal edin. Ders çalışmakta motivasyon kaybı yaşadığınızda neden çalışmaya başladığınızı ve hedefinizi hatırlayın. Örneğin amacınız iyi bir üniversitede okumak ise sınavınızın istediğiniz gibi geçtiğini ve orada okuduğunuzu hayal edin.

10- İsteklerinizi önceliklendirin: Anlık istekleriniz için asıl amaçlarınızdan uzaklaşmayın. Örneğin, anlık isteğiniz sosyal medyada arkadaşlarınızla sohbet etmek olabilir bu noktada kendinize ulaşmak istediğiniz ana amacınızı (üniversite okumak, iyi bir kariyer vb.) hatırlatın.

11- Profesyonel yardım alın: Bir süredir stresle başa çıkamıyorsanız ve bunun başarınızı engellediğini düşünüyorsanız mutlaka psikolojik danışmanlardan profesyonel yardım alın.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle