GeriEğitim 10 maddede karneleri okuma yöntemleri
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

10 maddede karneleri okuma yöntemleri

10 maddede karneleri okuma yöntemleri

İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki milyonlarca öğrenci 8 Haziran’da karnelerini alarak yaz tatiline girecek. Anne babalar, çocuklarının karnelerini görmeye hazır mı? Ne yapmayı düşünüyorlar? Karnelere nasıl yaklaşmalı?

Önce bazı araştırma sonuçlarına dikkat çekelim. Amerika’nın Columbia Üniversitesi’nde psikoloji alanında yapılan bir araştırmanın (Mueller Dweck) sonucu bize şunu gösteriyor: Çocukları, gösterdikleri ‘çaba’ nedeniyle değil de ‘zekâ’ gibi yetenekleri üzerinden överseniz, kendilerini geliştirmelerinin önünde bir engel oluşturursunuz! Çünkü yetenekleri üzerinden övülen çocuklar daha çok ‘sonuç odaklı’ hale geliyorlar. Yetenekleri üzerinden övülen çocuklar, çabaları üzerinden övülenlere göre çok daha kolay pes ediyorlar, yaptıkları işten daha az keyif alıyorlar ve başarısızlıkları kendilerindeki bir eksikliğe bağlama eğiliminde oluyorlar.

‘ÇABA’NIN ÖNEMİNİ VURGULAYIN
Genellikle ‘zekâ ve yetenekler’i genetik faktörlere bağlama eğilimi yüksekse de var olan zekâyı kullanma ve performansa dönüştürme ‘motivasyon’a ve çevresel faktörlere bağlı. Çocuk eğer, “Ne yapayım ben bu dersi yapamıyorum çünkü bu konuda zekâm/yeteneğim sınırlı” algısını geliştirirse, çaba harcamaktan vazgeçebilir. Oysa çocukta “çalışırsam başarabilirim” algısı oluşturularak ‘çaba’nın önemi vurgulanmalı. Üstelik Psychological Science dergisinde yayınlanan bir araştırma sonuçları bize şunu gösteriyor: Orta ve üst sınıftan ailelerin çocukları arasındaki zekâ farklılıklarını genlerle açıklamak mümkün, ancak gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları arasındaki zekâ farklılıklarının görülme nedeni ise çevresel faktörler. Virginia Üniversitesi’nden Eric Turkheimer’e göre, “Evde kaç tane kitabın olduğu veya öğretmenlerin ne kadar iyi olduğu; orta ve üst sınıf çocuklarından ziyade, alt gelir düzeyindeki ailelerin çocukları için daha fazla önem taşıyor!”

KARNE NEDİR, NE DEĞİLDİR?
Doğrusu karne, çocuğun eğitim sürecinde bir değerlendirme ve bilgi verme aracıdır ve bize ne yapacağımız konusunda yol göstermelidir. Anne babalar, çocuklarının karnesi üzerinden kendi ebeveynliklerini kanıtlama duygusundan vazgeçmeli! Karnelerin anne baba ve öğretmenler tarafından doğru okunması, değerlendirilmesi ve anlaşılması, karnenin işlevi açısından son derece önemli. Karne öğrencinin ‘başarılı’ ya da ‘başarısız’ olarak etiketlendiği bir belge değil; öğrencinin bulunduğu eğitim ortamında ondan beklenen bilgi ve beceri alanındaki yeterlilikleri ne derece gösterdiğine ilişkin bir değerlendirmedir. Değerlendirmenin işlevi bireye eksikliklerini göstererek geliştirmesi için yapılması gerekenler üzerinde yönlendirebilmektir. Yoksa bu karne, anne-baba-çocuk-öğretmen ve diğer ilgililer arasında bir ‘suçlama-savunma’ aracı değil. Bu nedenle karneler sadece çocuk için değil; öğretmen, okul ve aile için de bir yol göstericidir. Çünkü çocuğun gelişimiyle ilgili olan herkes kendisine, “Bu yetersizlikleri gidermek için ne yapmalıyız” sorusunu sormalı. Peki, anne babalar, çocuğun karnesini nasıl okumalı?

İşte öneriler:

ÖNCE İYİ NOTLARI DEĞERLENDİRİN
1-
Karneyi incelediğinizde önce, gördüğünüz ‘olumlu’ yönler ve iyi notlar üzerinde durun ve bunlarla ilgili memnuniyetinizi belirtin.
2- Kırık notlar hakkındaki sözlerinizi özenle seçin. Örneğin; “Bu derslerden de başarılı olmak isterdin mutlaka, bu durum seni olduğu gibi bizi de üzdü ama daha çok çalışman gereken dersleri görmüş olduk” gibi
3- Çocuğun karnesiyle ilgili kendi duygularını paylaşmasına fırsat verin, duygularını açmaya teşvik edin. Tehditkâr ve kaygıya yol açacak ifade ve yaklaşımlardan kaçının.
4- Daha az başarılı olduğu dersler için ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. “Bu konuda bizden beklediğin desteği bilmek isteriz. Sana bu konuda yapabileceğimiz bir yardım var mı?” Unutmayın anne baba olarak, çocuğunuza her konuda destek olmak ve yardım etmek sizin göreviniz.
5- Çocuğunuza ‘karnesi nasıl olursa olsun’ onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi gerçekçi bir şekilde gösterin. Onun size inanmasını sağlayın.

KİMSEYLE KIYASLAMAYIN
6-
Çocuğunuzun başarısını başka çocuklarla, özellikle de kardeşiyle kıyaslamayın.
7- Unutmayın ‘başarılı’ bir çocuğa sahip olmaktan daha önemli olan; ‘sağlıklı ve uyumlu’ bir çocuğa sahip olmaktır.
8- Çocuğunuzun karnesini başkalarına karşı bir ‘övünme’ ya da ‘utanma’ nedeni olarak kullanmayın. Böyle ifadelerden kaçının. Örneğin, “Bu karneyle konu komşuya rezil ettin bizi!”. “Ben de şöyle göğsümü gere gere çocuğumun karnesini dosta düşmana gösteremeyecek miyim?” gibi ifadeler onun kişiliğini zedeler. Unutmayın çocuğunuz sizin için değil, öncelikle kendisi için çalışmalı.
9- Karneyi çocuğun kişiliğinin bütününe yönelik bir değerlendirme aracı olarak kullanmayın.
10- Karnesi çok parlak çocuklar övülürken, karnesi daha az parlak çocuklar da teşvik edilmeli. Ona, elde edilen sonuç kadar gösterilen çabanın önemli olduğu mesajı verilmeli. 

ONUNLA EMPATİ KURUN
Çocuğunuzu tanımaya, onun yeterli ve yetersiz yönlerini objektif olarak değerlendirmeye çalışın ve bu yönleri için çocuğa doğru ‘geri bildirim’ vererek kendisini gerçekçi olarak kabul etmesine yardımcı olun. Bu nedenle çocuğunuzun farklı ilgi ve yetenek alanlarını keşfedebileceği, farklı etkinlik fırsatları oluşturmaya çalışın. Yeni ve değişik uygulamaları deneyebileceği ortamlarda bulunmasını sağlayın.

Anne babalar olarak kendi öğrencilik yıllarınızı ve karnelerinizi hatırlayıp, çocuğunuzla empati kurmaya çalışın. Unutmayın, çocuğunuzun karnesi anne baba olarak sizin için de bir değerlendirmedir ve her değerlendirme ‘eksikleri gösteren bir bilgi’dir. Siz kendinize, “Bu sonuçlar üzerinde benim katkım ne kadar oldu? Hangi davranışlarımızı değiştirmeliyiz? Biz nasıl bir aile ortamı sağlarsak çocuğumuz daha başarılı olabilir?” diye düşünmeniz için bir fırsat.

TATİLDE ÖDEV VERMEYİN
Okul psikolojik danışmanlarına mesaj: Okullardaki psikolojik danışmanların (rehber öğretmenlerin) mutlaka velilerle görüşerek ilgili açıklamaları yapmaları ve onları doğru yönlendirmeleri gerekiyor. Bu konuda kaygı yaşayan öğrencilerle görüşerek gerekli psikolojik destek hizmeti sunulmalı.

Öğretmenlere mesaj: Tatilin bir dinlenme süreci olduğu düşünülerek öğrencilere ödev verilmemeli. Tatilin dinlenerek, ders ve ödev etkinliklerinin dışında farklı etkinliklerle değerlendirilmesi gerekiyor. Öğrencilere okuma, sinemaya gitme, ailesiyle birlikte sosyal ve kültürel etkinliklere katılması önerilmeli. Öğrenciye sıkıntı verecek ödevler yerine araştırma, inceleme, gözlem yapma olanakları sağlayacak etkinlikler önerilebilir.

Öğrencilere mesaj: Karne sizin sınavlara yansıyan performansınızın göstergesidir; kişiliğinizin değil. Performansınızdan memnun değilseniz, çalışma alışkanlığınızı gözden geçirerek, çabanızı arttırmalısınız. Bunun için tatil dönemi iyi bir fırsat. Kendinize güvenin, başaracağınıza inanın ve eyleme geçerek bunu gösterin!

PROF. DR. BİNNUR YEŞİLYAPRAK KİMDİR?
Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi’nde, yüksek lisansını ve doktora eğitimini ise Hacettepe Üniversitesi’nde tamamladı. 1990 ve1991 yıllarında ABD’de öğretmen eğitimi üzerine post doktora yaptı. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında 1995 yılında doçent, 2002’de profesörlük derecesi aldı. Uzmanlık alanında yazdığı 15 kitabı ve bilimsel dergilerde yayımlanmış 100’den fazla makalesi bulunuyor. Çok sayıda ulusal ve uluslararası kongrelerde bildiriler sundu ve davetli konuşmacı olarak katıldı. Son olarak Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden Eylül 2017 yılında kendi isteğiyle emekli oldu.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle